KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/664
- Karar No
- 2025/329
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
Karar Metni
1.267 kelime·6 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/664
KARAR NO : 2025/329
DAVA
Haksız Rekabet
DAVA TARİHİ : 20/10/2021
KARAR TARİHİ : 15/04/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacının ---- ibareli markası ile ----- adresinde 2019’dan beri hizmet verdiğini, davalının ise yaklaşık 3 ay süreyle davacının yanında sigortalı olarak çalıştığını, daha sonra ----- internet adresinde kendisini ------ marka ve hikayesini oluşturan kişi ve firmanın kurucu ortağı olarak tanıttığını, oysa davalının kurucu ortağı olacak bir limited veya anonim şirket bulunmadığını, davacının yanlış ve yanıltıcı bilgiler vermesi sebebiyle davanın açıldığını belirterek, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin yasaklanmasına, davalının yazılı ve görsel mecralardaki ----- ibaresine ve “kurucu ortakları arasında yer aldım” benzeri ibarelerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davalı ...’ün ----- tohumları,mayalar ve geleneksel ekmek teknikleri üzerine uzun yıllardır çalıştığı, gastronomi ve aşçılık bölümü üniversite öğrencilerine eğitimler ve dersler verdiği, basılmış kitabı ve yakında yayımlanacak kitabı olduğu, dolayısıyla dava dilekçesindeki mutfakta görevli bir kişi gibi profil çizilmesinin doğru olmadığı, ----- markası yönünden ise davalının davacı ve onun eşi ile 2018 yılında tanışığı, davalının çalıştığı ----- tedarik ederken orada çalışan davalı ile ---- ile ilişkisinin olumlu ilerlediği,
sonra 2018 yılında davacı ve eşi ---- ayrılarak davalı ... ile birlikte bir projeye girdikleri, yeni oluşumda davalının oluşturduğu ----- markası ve danışmanlığı ile davacının eşinin Sermayesinin birleştirildiği, ileride limited şirkete dönüşecek beklentisiyle şahıs şirketi olarak kurulduğu, davalı işletmelere ekipmandan reçeteye kadar danışmanlık verdiği için yeni işletmenin onun emeğiyle kurulduğu, tam olarak 14.11.2018 tarihinde ----- Yönetim adı altında platform oluşturulduğu,
yazışmalardan davalının ortaklığının benimsendiğinin görüleceği, davacının ve eşinin sosyal medya hesaplarında davalı ...----- kurucu ortağı ve şefi olarak paylaşımlar yapıldığı, taraflar arasındaki ilişkinin 2019 yılında sona ermesi kararlaştırıldıktan sonra ise Davalı ...’ün, sermaye olarak koyduğu markayı işletmeye devir için marka başvurusu yaparak ardından Marka Başvuru Hakkı Devir Sözleşmesi'ni tanzim ettiği, taraflar arası ilişkinin kesilmesi ile birlikte 19.08.2020 tarihinde ------ internet sitesinde duyurular bölümü açılmış ve bu bölümde davalı ...------ ile bir bağlantısının olmadığının duyurulduğu, buna karşı eposta gönderildiği,
cevap alınamadığı, nihayet noterden gönderilen ihtara gerçek dışı cevaplar verildiği, davacı ile davalı arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olarak nitelenmesinin doğru olmadığı ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER
Sosyal Güvenlik Kurumu ve Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevapları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.03.07.2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir haksız rekabet konusunda uzman bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 11.03.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.Bilirkişi ---- raporunda özetle;---- markasının 2019 yılından itibaren davacı adına tescilli olduğuna, Davanın tarafları arasında 2018-2019 yıllarında birlikte çalıştıkları dönemdeki ilişki ister adi ortaklık ister işçi-işveren ilişkisi olsun,
davalı tarafın ----- markasının kurucularından olduğuna dair beyanlarının “gerçek dışı”, “yanıltıcı” veya “dürüstlük kurallarına aykırı” bir yönünün bulunmadığı, dolayısıyla TTK.m.55’de sayılan haksız rekabet tiplerine ve TTK.m.54/2’de yer alan genel haksız rekabet tanımına uyan bir haksız rekabet halinin tespit edilmediğine, Mahkemenin değerlendirmesi farklı yönde olursa, davacıya ait “-----” markasının davalı tarafça kullanılmasının, web sayfası ve diğer ortamlarda bundan bahsedilmesinin yasaklanabileceğine (TTK.m.56/1 a-b), Tarafların diğer taleplerinin tümüyle Mahkemenin takdirinde olduğuna ilişkin tespitte bulunduğu görülmüştür.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, TTK 56/1-c.maddesi uyarınca haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesi istemlerine ilişkindir. Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlığın davacının dava dilekçesinde iddia ettiği eylemlerden dolayı davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemlerinin bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır.Mahkememizce yapılan yargılamada taraf vekillerini tanıkları dinlenilmiş ve dosya bilirkişiye tevdi edilmesine ilişkin karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından 08/10/2024 tarihli duruşma ıslah için süre talep edildiği, mahkememizce davacı yana 1 haftalık kesin süre verildiği ve sürenin 15/010/2024 tarihinde bittiği, davacı vekili tarafından 16/10/2024 tarihinde eski hale talebi içeren ıslah dilekçesi sunularak "1-6102 Sayılı kanunun 55/1a-2 uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, 2-Haksız rekabet teşkil eden eylemlerin ve özellikle sosyal medya ve davalı yana ait internet sitesinde yer alan ----- ibaresinin ve KURUCU ORTAKLARI ARASINDA YER ALDIM ifadesinin KALDIRILMASINA,
3-6769 Sayılı kanunun 7. Ve 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüzün 6769 Sayılı kanunun 149. Maddesi uyarınca TESPİTİNE, 4-Marka hakkına tecavüz teşkil eden davalı yanın internet sitesi ve sosyal medyadaki kullanımlarının yine 6769 Sayılı kanunun 149. Maddesi uyarınca tecavüz fillerinin DURDURULMASINA," taleplerinde bulunmuş ve mahkememizin görevsiz olduğunu iddiasında bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK'nun 176. Maddesinde "Taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda bir davada sadece usul işlemleri ıslah edilebilecek olup, ıslahla yeni bir dava açılamaz ve istemde bulunulamaz.
Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (6100 sayılı HMK. m. 176). Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır.
Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir ----- Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan, yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir.
İddia ve savunmayı değiştirme ya da genişletme sayılmayan hallerde veya karşı tarafın genişletme ve değiştirmeye rıza gösterdiği hallerde ıslaha başvurmaya gerek olmadığı açıktır.
Yargıtay ---- Hukuk Dairesi ---- Esas ----- Karar sayılı ilamında: "Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır.
(Yargıtay HGK'nun 29.06.2011 tarih, /---- Esas ------ Karar) Bu nedenle başlangıçta dava konusu edilmeyen ----- parsel sayılı taşınmazın ıslahla dava konusu haline getirilmesinin mümkün olmadığı, başka bir ifadeyle dava konusu edilmeyen taşınmazın hukuken; dava konusu edilen taşınmazlara nazaran ayrı bir müddeabih olması nedeniyle ancak ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği açık olduğu halde mahkemece bu husus gözardı edilerek hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan ----- parsel sayılı taşınmaza ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir." şeklinde belirtilmiştir.
(Yargıtay HGK'nun 29.06.2011 tarih, ----- Esas ---- Karar) Gerek öğreti gerekse Yargıtay, ıslah yoluyla davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini, aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Vurgulamakta yarar vardır ki, kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilecektir.
Ancak, bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır.
Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesinde haksız rekabete ilişkin talebine ek olarak marka hakkı bakımından taleplerde bulunduğu görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla bile olsa davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığı, kaldı ki davacı yanın ıslah dilekçesini süresinde sunamadığına ilişkin mahkememizce yapılan araştırmada Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü'nün yazı cevabı gözetildiğinde beyanlar yerinde görülmemiştir. Bu haliyle davacı yanca ıslah dilekçesinin süresinde sunulmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenler haksız rekabet TTK 'da düzenlendiğinden mahkememiz görevli olup, davacı vekilinin görev itirazı yerinde görülmemiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iddia, savunma ve toplanan deliller nazara alındığında bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davalı tarafın ----- markasının kurucularından olduğuna dair beyanlarının “gerçek dışı”, “yanıltıcı” veya “dürüstlük kurallarına aykırı” bir yönünün bulunmadığı,
TTK.m.55’de sayılan haksız rekabet tiplerine ve TTK.m.54/2’de yer alan genel haksız rekabet tanımına uyan bir haksız rekabet halinin tespit edilmediği anlaşılmakla, davacının haksız rekabete ilişkin taleplerinin yerinde olmadığından davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin yatırılan 59,30 TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 87,50 TL harcın düşümü ile geri kalan 468,60 TL harcın davacı taraftan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA ,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA ,
4-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/664, K. 2025/329, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama