İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/602 K.2024/288

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2022/602Karar2024/288Tarih16 Mayıs 2024Okuma22 dk · 4.444 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/602
Karar No
2024/288
Karar tarihi
16 Mayıs 2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.444 kelime·22 dk okuma·16 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/602

KARAR NO : 2024/288

DAVA

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 20/08/2022

KARAR TARİHİ : 16/05/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ----- plakalı aracın davacıya çarpması sonucu 07.10.2020 tarihinde-----İlçesinde meydana gelen kazaya dair davacının İşbu Davaya Konu Kaza Dolayısıyla.

Geçici tam iş göremezlik dolayısıyla uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL tutarındaki alacağın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, Sürekli iş göremezlik dolayısıyla uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL tutarındaki alacağın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini,

Tedavi giderleri dolayısıyla uğramış olduğu maddi zararın fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL tutarındaki alacağın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte, tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini, Davacının çekmiş olduğu elem ve keder dolayısıyla 40.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın işlemiş ve işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı araç maliki ---- şirketinden ve diğer davalı araç sürücüsü ---- müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini,

yargılama harç ve giderleri ile avukatlık dava ve arabuluculuk vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ------. vekilinin cevap dilekçesinde özetle.

Haksız ve mesnetsiz davanın, açıklanan nedenlerle reddine, huzurdaki davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, ödeme ile sorumluluk yerine getirildiğinden davanın reddine, zamanaşımı itirazlarımızın kabulü ile davanın reddine, Sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığından davanın reddine, Davacının sürekli sakatlığı bulunmadığından davanın reddine, Teminat dışı olan bakıcı gideri, geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri, refakatçi ücreti, bakıcı gideri ve sair taleplerinin reddine, Mahkeme Masraf ve Vekalet Ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini.

Aksi halde.

Celp edilmesi gereken delillerimizin toplanmasına, ---- peşin değerli sermaye ve geçici iş görmezlik ödemesi ile ilgili evrakların özellikle celbine, davacının müterafik kusurlarının ayrı ayrı nazara alınmasına, kusur durumu ve zararın tespiti için uzman bilirkişi incelemesi yapılmasına, Gelir iddiasının reddine, dava konusu kazanın iş kazası niteliğinde olduğunun tespiti ile ---- rücuya tabi bir ödeme alınıp alınmadığının tespiti ile her halde bu tutarın tazminat hesabından mahsup edilmesine, denkleştirme nedenlerinin (hatır taşıması,

müterafik kusur vs.) değerlendirilmesine ve indirim takdirine, ticari faiz taleplerinin reddine, herhalde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı----- vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Sair her türlü dava, talep ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla; işbu davanın Müvekkil Şirket bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, talepleri doğrultusunda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı ----- vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Her türlü dava, talep ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla arz ve izah olunan nedenler ile mahkememizin re'sen gözeteceği yahut takdir edeceği sair hukuki nedenlere istinaden davanın reddine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

RAPOR

Bilirkişi raporunda özetle;"Davacı sürücü-Sürücü Belgesiz (Tascilsiz-plakasız motorsiklet sürücüsü) ----- kazanın oluşumunda %75 (Yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü (-----plaka sayılı otomobil sürücüsü) dava dışı ------ kazanın oluşumunda %25 (Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, Savcılığa hitaben hazırlanan 01/02/2021 tarihli Bilirkişi Raporunun kısmındaki sürücülerin kusur durumu ile ilgili değerlendirmeye tarafımızca uyulduğ U (Bilirkişi Raporunda; motorsiklet sürücüsünün ASLİ kusurlu olduğu,

otomobil sürücüsünün TALİ kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir) Bu husustaki hukuki durumun nihai taktir ve değerlendirmesi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacı ------ 07.10.2020 tarihli trafik kazasına bağlı olarak geçici işgöremezlik, sürekli işgöremezlik ve tedavi giderine ilişkin maddi tazminatları kapsamında, Sayın Mahkemeniz nezdinde 20.08.2022 tarihinde açılan iş bu davada, davaya konu maddi tazminata ilişkin taleplerinden davalıların tamamını kapsayacak şekilde feragat ettiğini beyan ettiğinden, davacının cismani zararlarına ilişkin maddi zarar hesabı yapılması mümkün olmadığı,

Davalı ------numaralı Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sorumluluğu bulunmadığı, Davacının manevi tazminata ilişkin talepleri bakımından.

Sayın Mahkemenin taktirinde bulunduğundan bu hususta tarafımızca bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, Davalılardan------ 2020 yılına ait incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, tevid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu.

Davalılardan ------incelenen kayıtlarında Kiralama ile ilgili detay sayfasında, ----- plakalı aracının 07.10.2020 saat 13:03:37 ile 11.10.2020 saat 02:21:26 tarih ve saatleri arasında ----- T.C. kimlik numaralı----- kiralandığı, araç kullanıcısının ------ olduğu.

Davalılardan -----. tarafından---- kesilen kira bedeline ilişkin 11.10.2020 tarihli ----- numaralı 1.248,- TL tutarlı faturanın, davalılardan ------. incelenen ticari defterlerine işlendiği;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.

SULH

Davacı vekili tarafından sunulan sulh dilekçesinde özetle;Davalılardan ------İle işbu dilekçe ekinde sunulan feragatname ve ibraname kapsamında işbu davaya konu edilen manevi tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, maddi tazminat talepleri yönünden sulh olunmuş olunduğunu, sulh sebebiyle maddi tazminata yönelik taleplerinden vazgeçtiklerini bildirmek gerekmiş olduğunu, Maddi tazminata ilişkin sulh olunması sebebiyle taleplerinden vazgeçtiklerinden maddi tazminat talepleri yönünden, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmeksizin karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep etmek gerekmiş olduğunu,Manevi tazminata ilişkin olarak, davalı ----- ve ----- şirketine karşı manevi tazminat taleplerinin devam etmekte olduğunu,

SULH

Davalı ------ vekili tarafından sunulan sulh dilekçesinde özetle.

Bilirkişi raporunda yer alan aleyhe hususlara itiraz ettiklerini, ekte sunulan ibraname ve sulh anlaşması gereği; davacı yan ile sulh sağlanmış; davacı yan ekte yer alan beyanları ile tarafımıza açılan davadan ve fazlaya ilişkin ibraname konusu taleplerinden feragat ederek, müvekkili şirketi İBRA ettiklerini, Davadan feragat nedeniyle karşı vekalet ücreti/yargılama gideri taleplerinin bulunmamakta olduğunu, bu nedenle; sulh anlaşması gereği, davacı taraf ile karşılıklı şekilde avukatlık vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmamakta olduğunu, ekte sunulan sulh anlaşması nedeniyle, maddi tazminat yönünden davanın reddine;

taraflarca bu hususta sulhen anlaşılmış olunduğundan maddi tazminat bakımından vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:

Dava: trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatların tahsili için açılan davadır.

07/10/2020 tarihinde ---- idaresindeki ------plakalı araç ile davacının kullandığı motosiklete çarpması nedeniyle trafik kazası meydana geldiği anlaşılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda;

" a) Davacı sürücü-Sürücü Belgesiz (Tascilsiz-plakasız motorsiklet sürücüsü) ----- kazanın oluşumunda %75 (Yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu,

b) Davalı sürücü (-----plaka sayılı otomobil sürücüsü) dava dışı ------ kazanın oluşumunda %25 (Yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, " yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulduğu görülmüştür.Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 29/03/2024 tarihli bilirkişi raporundaki kusur oranlarına davacı vekili davacıya yüklenen kusur oranının yüksek olmasından kaynaklı; davalı ----- vekili ise davalı sürücüye yüklenen kusur oranın yüksek olmasından kaynaklı itirazda bulunduğu görülmüştür.Kusura ilişkin bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere yapılan itirazların yerinde olup olmadığı irdelenmesi gerekmektedir.

Bilirkişilik Kanununun "Temel ilkeler" başlıklı 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında bilirkişinin, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağı, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağı, üçüncü fıkrasında genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı düzenlenmiştir (Aynı yönde bkz. HMK. m. 279/4 ve CMK. m.67/3).6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51 inci maddesinde, hâkimin tazminatı özellikle kusurun ağırlığını gözeterek belirleyeceği düzenlenmişken,

52 nci maddesinde ise, tazminat yükümlüsünün zarara hafif kusuruyla sebep olmasının sonuçları hükme bağlanmıştır.16 Eylül 2020 tarihinde yayımlanan Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler ve Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartların 27 nci maddesine göre "Kusurun tespiti normatif bir değerlendirmeyle mümkündür ve sadece hâkimin yetkisindedir.

Bilirkişi münhasıran hâkimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda (asli/tali kusurlu, kusursuz, yüzdelik kusur oranı) herhangi bir değerlendirme yapamaz."Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, kusurun asli/tali, kusurlu/kusursuz veya yüzdelik oran üzerinden nitelendirilmesi sadece hâkimin yetkisinde olan hukuki bir konudur. Ancak, uygulamada kusur oranının belirlenmesi teknik konu olarak algılanmaktadır.

Ayrıca alınan raporlarda çoğu kez kusur oranlarının bilirkişilerce farklı belirlenmesi veya ceza yargılamasında asli/tali kusurluluk durumunun tespitinde bilirkişiden bilirkişiye farklı değerlendirme yapılması söz konusu olabilmektedir.Bilirkişilerin öznel değerlendirmeleri sonucunda, raporlarda farklı oranlarda kusur değerlendirmesi yapılmakta, maddi olay aynı şekilde anlatılmış olmasına karşın orantısal değerlendirmelerin farklı yapılması, uygulamada raporlar arasında çelişki olarak kabul edilmektedir.Bu durum yaygın olarak bilirkişiye başvurulmasının temel nedenlerinden biridir.

Hukuki konularda bilirkişi raporu alınması, bu raporlara daha sık itiraz edilmesi nedeniyle birden fazla rapor alınmasına ve yargılamanın uzamasına sebep olmaktadır.Kusur oranının tespiti hususunda özellikle iş kazalarında, trafik kazalarında ve tıbbi uygulama hatalarında; ihlal edilen kural ile meydana gelen kaza/zarar arasındaki illiyet bağı "kusuru", bunun etki derecesi de "kusurun ağırlığını (oranını)" belirler.

İlliyet bağının kurulmasında hâkim teknik yardıma ihtiyaç duyabilir. Bilirkişiden teknik olan bu somut verinin tespiti istenir. Bunun dışında, bir iş kazası veya trafik kazasının oluşumunu açık bir şekilde gösteren kamera görüntülerinin bulunması gibi oluşa ilişkin ihtilaf olmayan hallerde, teknik bir konunun aydınlatılma ihtiyacı da yok ise, bilirkişiye başvurulmaması uygun olacaktır.Elbette,

trafik kazasında tarafların dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlâl edilip edilmediği veya ölümle sonuçlanan bir ameliyat sırasında hastaya yapılan tıbbi müdahalenin tekniğine uygun olarak yapılıp yapılmadığı yahut bir iş kazasında iş sağlığı ve güvenliği kapsamında gerek işçi gerek işveren tarafın üzerine düşen yükümlülükler ile kazanın oluşumuna etki eden faktörlerin belirlenmesi için bilirkişi incelemesine başvurulabilecektir.

Böyle durumlarda bilirkişinin yapacağı inceleme, işin tekniği ile sınırlı olmalıdır. Bunun dışında, bilirkişi tarafından münhasıran hâkimin yetkisinde bulunan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Aksi yöndeki bir tutum, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere tavsiye ve telkinde bulunulamayacağı kuralına aykırılık oluşturacağı gibi bilirkişilik görevinin sınırının aşılması ve bilirkişinin hâkimin yerine geçmesi sonucunu doğuracaktır.Ne hâkimin ne de kusur raporu veren bilirkişilerin elinde bir kusur ölçer veya dünya üzerinde kabul görmüş objektif bir kriter bulunmamaktadır. Tamamen göreceli bir değerlendirme ile kusur raporları verilmektedir.

Hukukumuzda yerleşmiş uygulamada, bilirkişiler somut bir ölçü kullanmadan tamamen mantık yoluyla kendi öznel değerlendirmeleri ve takdirlerini kullanarak belli oranlarla (% 30-%70) veya asli/tali şekilde kusurun oranı veya derecesini belirlemektedirler.

(A) bilirkişisinin % 40'a % 60 kusur oranı belirlediği raporuna itiraz üzerine (B) bilirkişisi % 30'a % 70 kusur oranı belirleyebilmekte hatta % 33'e % 67 gibi kusur oranı değerlendirmeleri yapılabilmektedir. Ancak kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçüler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır.

Kaldı ki, yukarıda anılan Borçlar Kanunu 51 inci maddesi hâkimin tazminatı "özellikle kusurun ağırlığını" dikkate alarak belirleyeceğini emretmektedir. 52 nci maddede ise zarara "hafif kusurla" sebep olunması hüküm altına alınmıştır. Hâkimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır kusur ve hafif kusur için kabul edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir.

Mahkemenin önüne gelen somut olayda bu değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle (zarar görenin ağır kusurunun bulunması halinde illiyet bağının kesildiğini de gözeterek) ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir.Hakim, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi,

başta yargılama sürelerinin kısalması olmak üzere birçok faydayı beraberinde getirecektir.Günümüz modern hukuk uygulaması ve karşılaştırmalı hukukta kusurun belirlenmesi ve derecelendirilmesi-hâkimin bilgisi dışında olan özel ve teknik bilgi gerektiren kural ve normların belirlenmesi hali ayrık tutulmak üzere- tamamen hâkimler tarafından yapılmaktadır.Bu bağlamda, özellikle trafik kazaları, iş kazaları veya tıbbi uygulama hatalarından kaynaklanan davalarda bilirkişi görevlendirmelerinde,

dosyanın niteliğine göre mahkemece illiyet bağı ve kusurun değerlendirmesinde faydalı olacak teknik ve somut verilerin elde edilmesine yönelik sorular sorulduktan sonra alınacak cevaplara göre uyuşmazlık hakkında karar verilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir.Örneğin, bir trafik kazasından kaynaklı uyuşmazlıkta ilk aşamada bilirkişi seçimi yapıldıktan sonra, ikinci aşamada mevzuatın emredici hükümlerine uygun olarak doğru görevlendirme yapılabilmesi için uyuşmazlığın çözümüne yarayacak sorulara cevap aranmalıdır.

Trafik kazasının ileri sürülen iddiadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sürücünün olay sırasındaki işlem ve eylemlerinin, bu konudaki kurallar çerçevesinde kazanın gerçekleşmesine ve zararın oluşmasına etkide bulunup bulunmadığı, kazanın oluşumuna etki eden faktörler, hava, görüş, yol durumu, fren mesafesi, çarpışma noktası, geçiş üstünlüğü, araçtan kaynaklı elektronik veya mekanik bir arızanın kazaya sebebiyet verip vermediği,

zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, olayın meydana gelmesinde üçüncü kişinin eyleminin bulunup bulunmadığı vb. somut olaya göre bilirkişiden cevaplaması istenen sorular sorulduktan sonra alınacak cevaplara göre kusur değerlendirmesinin bizzat hâkim tarafından yapılması sayesinde usul ekonomisine aykırılık teşkil eden uygulamaların da önüne geçilebilecektir.Nitekim, kusur durumunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği yönünde temyiz ve istinaf mercilerinin güncel kararları da mevcuttur:

Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin 09/07/2020 tarihli ve----- sayılı kararında "... BK.53.(TBK.74) maddesinde haksız eylemin "kusur" öğesi konusunda hukuk hâkimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi "kusur bulunup bulunmadığına", öteki "kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye" ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre "kusurun varlığını" araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hâkimi, maddenin ikinci cümlesine göre "kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede" tam bağımsız kılınmıştır.HMK 266 madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hâkim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır.

Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hâkimi, kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır.Buna göre mahkemece kusur konusunda rapor aldırılmasına gerek bulunmayıp dosya kapsamında bulunan delillere göre, davalıya sigortalı araç sürücüsünün de kusurlu olduğu kabul edilerek davalının kusurunun derecesi mahkemece belirlenerek hasıl olacak sonuca göre işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilerek yine kusurun mahkemece belirlenmesi gerektiği hususu vurgulanmıştır.-----Bölge Adliye Mahkemesi -----.

Hukuk Dairesinin 24.03.2021 tarihli ve ------ sayılı kararında "...Nitekim -----. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarih ve ---- esas ve ------ karar sayılı ilamında da SI BK.53.(TBK.74) maddesinde haksız eylemin "kusur" öğesi konusunda hukuk hâkimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi "kusur bulunup bulunmadığına", öteki "kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye" ilişkindir.

Hâkim, kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsızdır.HMK 266 madde (HUMK 275 md.) hükmüne göre de, kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hâkim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır.

Elde edilen teknik bulgulara göre hâkim kusur oranını kendisi belirleyebilir.

Somut olayda da, mahkemece, yasanın işaret ettiği üzere teknik bulguların tespiti amacı ile ----- Üniversitesinden (-----) seçilen uzman bilirkişi kurulundan ve Adli Tıp Kurulu (----) Trafik ihtisas Dairesinden rapor alınmıştır.

Her iki raporda da kazaya ilişkin teknik veriler tespit edilmiş, kusur oranının tespitine yönelik ise ----- alınan raporda davalıların murisinin %25 oranında, davacıya ait otobüsün sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, daha önce alınan raporda davalıların murisinin %1Q0 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesi karşısında aradaki çelişkinin giderilmesi amacı ile ----- rapor alınmış;

----- tarafından da kazaya ilişkin teknik verilere yer verilerek alınan raporda davalıların murisinin %60 oranında, davacının sürücüsünün ise %40 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece ----- raporunda belirtilen kusur oranı esas alınarak karar verilmiştir.

Oysa bütün raporlarda kazanın oluş şekline ilişkin teknik veriler ortak olup sadece kusur oranlarını belirlemede bilirkişi kurulları birbirinden ayrılmıştır.Yukarıda da değinildiği üzere HMK'nın 266. maddesi uyarınca hâkim,

bilirkişilerce tespit edilen kusur oranları ile bağlı olmayıp kusura ilişkin teknik verileri kendisi değerlendirerek kusur oranlarını kendisi belirlemesi" gerektiği açıklanmıştır... "denilerek kusurun mahkemece belirlenmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir.----Bölge Adliye Mahkemesi ----Hukuk Dairesinin 09/02/2021 tarihli ve------ sayılı kararı ile "Davalılar vekili her ne kadar mahkemesince kusur konusunda bilirkişi raporu alınmamasının hatalı olduğunu belirtmiş ise de Yargıtay -----.

HD'nin------sayılı kararında da vurguladığı şekilde HMK 266. maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil, hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hâkim bu oranı kendisi belirleyebilir." gerekçesi ile davalıların istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.

Sonuç olarak dava dosyasındaki tüm belge ve bilgilerin değerlendirilmesi, bilirkişi heyet raporu, savcılık dosyasında mevcut CD inceleme ve çözümleme tutanağı, Yaralanmalı Trafik kazası Tespit Tutanağı hep bir arada değerlendirildiğinde kusurun tespiti normatif bir değerlendirme gerektirdiği, bu değerlendirmenin sadece mahkememizin yetkisinde olduğu, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunda değerlendirmelerinin mevcut olduğu, alınan Bilirkişi Heyet Raporundaki kusur oranlarının mahkememiz vicdani kanaati ile uyuşduğu bilirkişi raporlarının takdiri delil niteliğinde olduğu, somut olayda mevcut verilere göre.

1) Davacı sürücü (Sürücü Belgesiz) -----yönetimindeki tescilsiz-plakasız motorlu bisiklet ile yerleşim yerinde gündüz vakti --- sokağı takiben seyir halinde iken olay yeri kavşak mahalline geldiğinde gereken dikkatini yola vermediği, kavşak şartlarını da dikkate alarak kontrollü ve tedbir alabilecek şekilde seyrine özen göstermediği,

olay yeri dört yönlü kontrolsüz kavşak mahalline geldiğinde istikametine göre sağ taraftaki ---- Caddesi istikametinden gelerek kavşağa giren davalı sürücü ----- yönetimindeki ----- plaka sayılı araca geçiş hakkını vermediği ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84/h (Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama), 57/a (Kavşaklarda Geçiş Hakkı) maddelerini ihlal ederek olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmış olup, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı kazanın oluşumunda %75 oranında (Asli) kusurlu olduğu;

davalı sürücü ----- yönetimindeki----- plaka sayılı araç ile ----- Caddesini takiben seyir halinde iken kavşak şartlarını ve görüş alanını da dikkate alarak kontrollü ve tedbir alabilecek şekilde seyrine özen göstermediği, kontrolsüz şekilde kavşağa girerek olayın meydana gelmesine katkı sağladığı ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/d (Karayolundan faydalananlar, trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar),52/a Hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak (Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken,

dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak) maddelerini ihlal ettiği anlaşılmış olup, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı %25 oranında kusurlu kabul edilmiştir.

Yargıtay ------. Hukuk Dairesi'nin ----- esas ve ----- karar sayılı ilamında. "Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Söz konusu belirlemenin ise ---- Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin----- Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü,

Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir." şeklindeki açıklamalarının ışığı altında----- 07/10/2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı olarak Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde---- Kurumu Başkanlığı -----.

İhtisas Dairesi’nin 27/09/2023 tarih ve ----- sayılı raporu hükme esas alınmıştır.

Maddi Tazminatlar Bakımından;Davacı vekili dava dilekçesinde belirsiz alacak olmak üzere davacının geçirmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı, geçici iş göremezlik, daimi iş göremezlik ve tedavi giderleri olmak üzere üç ayrı maddi tazminat talebinde bulunduğu, safahatta davalı sigorta şirketi ile davacı vekilinin bila tarihli "FERAGATNAME VE İBRANAME" başlıklı belgeyi imzaladıkları, evrakın içeriği incelendiğinde mahkememizin iş bu davası konu edilerek davacının davadan maddi tazminatlar bakımından her üç davalıya karşı davasından feragat ettiği anlaşılmıştır.

Mezkur "FERAGATNAME VE İBRANAME" başlıklı belge davacı vekili tarafından öninceleme duruşmasından önce olacak şekilde 23/09/2022 tarihinde üst yazı ile mahkememize ibraz edildiği, aynı belgenin bu defa 08/05/2023 tarihinde davalı sigorta vekili tarafından mahkememize sunulduğu anlaşılmıştır.

Bu haliyle mezkur bila tarihli "FERAGATNAME VE İBRANAME" başlıklı belgeye hem davacı yan hem davalı sigorta şirketi dayanmaktadır.Sonuç olarak davacı vekili ve davalı sigorta vekili mezkur belgeyi dosyaya sunarak sulh olduklarını bildirdikleri hususu nazara alınarak davacının davalılardan talep ettiği maddi tazminat taleplerine ilişkin sulh protokolü muvacehesinde karar vermek gerekmiştir.Sulh.

HMK'nin 313'üncü maddesi uyarınca görülmekte olan bir davada, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Aynı Kanunun 315'inci maddesi gereğince sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.

Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir. (----- Bam ----.

H.D.------. )Davalı sigorta şirketi vekilinin vermiş olduğu 08/05/2023 tarihli dilekçesinde, tarafların sulh protokolü yaparak bu protokol çerçevesinde davacının feragat ettiğini, bu nedenle davacıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.Davacı vekilinin vermiş olduğu 23/09/2022 havale tarihli dilekçesinde özetle;

tarafların sulh olduğunu karşı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bu yönde hüküm kurulmasını talep etmiştir.Dilekçeler, davacı ve davalı vekilinin beyanı ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, taraflar sulh olduğundan, davanın konusuz kalması nedeni ile Karar Verilmesine Yer Olmadığına dair karar verilmesi gerekmiş olup, bu nedenle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinde.

"Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." şeklinde hüküm tesis edildiği görülmüştür.

Yargılama giderleri yönünden ise HMK 331/1 maddesi gereğince yapılan değerlendirmede, davacının davanın açıldığı tarih itibariyle dava açmakta haklı olduğu, ancak sulh protokolü kapsamında yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması talep edildiği, arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında olduğu, Yargıtay -----.

Hukuk Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamı nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu olduğuna karar verilmiş ise de tarafların karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmaması hususu nazara alınarak arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.

Manevi Tazminat Talebi Bakımından; Davacı yan vekili davada kazaya sebebiyet veren sürücüsü ----- ve araç maliki ----- Şirketi aleyhine açtığı davada manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Dava dilekçesi incelendiğinde davacı için 40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.Dava dosyasında mevcut ----- İlçe Emniyet Müdürlüğü ----- Polis Merkezi Amirliği’nin 04/11/2022 tarihli cevap yazılarına ekli 04/11/2022 tarihli sosyal ve ekonomik durum araştırma zaptında davacı ----- bankacı olduğu, 2022 yılında 5.500 TL gelirinin olduğu, aile evinde ikamet ettiği, bekar olduğu, taşınmazının bulunmadığı, lisans mezunu olduğu belirtilmiştir.

Davalı ----- için hazırlanan SED raporunda; davalı şöforlük işi yaptığı, 2022 yılı gelirinin 5.500 TL olduğu, kendi evinde ikamet ettiği, eşi ile yaşadığı, lise mezunu olduğu tespit edilmiştir.Taraf iddia ve savunmaları, maluliyet raporu, sosyal ekonomik durum araştırma sonuçları ve dosya bir bütün olarak incelendiğinde.

07/10/2020 meydana gelen kazada davacı ---- meydana gelen kazada ( 2918 sayılı K.T.Knın 57/1-a kavşaklara yaklaşırken kavşaklardaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak, dikkatli olmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek) ve davalı sürücü ---- mezkur kanunun 52/1-a aracın hızını, kavşaklara yaklaşırken dönemeçlere girerken azaltmamak şeklinde kusurlu eylemde bulunduğu değerlendirilmiştir.Mahkememiz kanaati ile uyumlu olacak şekilde davalı sürücünün % 25 kusurlu kabul edildiği, kaza nedeniyle davacının yaralandığı, iyileşme süresinin 6 ayı bulacağı, maluliyet oranının % 36 olduğu anlaşılmaktadır.

6098 sayılı borçlar kanununun 56. Maddesi " Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.

Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. " hükmüne haizdir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.

Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

22/06/1966 günlü ve-----sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Yapılan yargılama, toplanan deliller, davacının iddiası ve davalı ----- kazadaki kusur oranı dikkate alındığında davalı sürücünün % 25 kusurlu oluşu, taraflar hakkında ekonomik sosyal durum araştırmaları ve olayın (kazanın) oluş şekli, davacının maluliyet durumu ve oranı hep birlikte incelenip değerlendirildiğinde; huzurdaki davacının bizzat yaralanarak bu olay nedeni ile manevi ızdırap çektiği sabit bulunmuştur.

Olaydaki kusur durumu, olay tarihi, olayın oluş şekli ve gelişimi, davalı sürücünün kusur oranı, eylemin niteliği, olay tarihindeki paranın alım gücü, hak ve nesafet ilkeleri, davacı ve davalının sosyal ve mali durumları bir bütün olarak değerlendirilmiş davacıdaki acı ve elemin bir nebze olsun dindirilebilmesi amacı ile takdiren kısa kararda belirtilen miktarda davacı lehine davalı sürücü ve araç işletini aleyhine manevi tazminata karar verilmiştir.Davalı sürücü ile birlikte davalı araç maliki şirket hakkında da manevi tazminat isteminde bulunulmuş,

araç maliki şirket vekilinin savunmalarında uzun süreli araç kiralama ilişkisinden dolayı müvekkilinin zarardan sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de bilirkişi heyetinde yer alan mali müşavir bilirkişi tarafından davalı araç malikinin kaza tarihini kapsar şekilde aracı 3 günlük kiraya verdiği tespit edilmiştir.Benzer konuya ilişkin olmak üzere ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi'nin----- esas ve------karar sayılı ilamında;

" Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, davalılar arasındaki oto kiralama ilişkisinin uzun süreli değil, kısa süreli olması nedeni ile istinaf eden davalı şirketin işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunması ile gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında, tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşıldığından,

davalı----Şirketi vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçelerin yol göstericiliğinde davalı -----Şirketinin uzun süreli araç kiralamadan kaynaklı işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunmamasına yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir.

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2. maddesinde; "Madde 10–(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2)Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3)Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.

(4)Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.

Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine hükmedilecek nispi vekalet ücreti, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemez." şeklindeki düzenleme gereğince manevi tazminat bakımından vekalet ücreti ayrı değerlendirilmiş ve aşağıdaki gibi hükme bağlanmıştır.19/12/2008 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret tarifesi 3. Maddesinin 2 fıkrasına göre mütesilsilen sorumlu olanlar aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur (-----).

Bu cümleden olmak üzere manevi tazminat davasında takdir edilen tazminat miktarındaki kabul ret sebebi her iki davalı bakımından aynı olduğu için manevi tazminat davasının karşı vekalet ücreti tek vekalet ücreti olarak takdir edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-a Maddi tazminat davasına ilişkin davanın konusuz kalması nedeniyle ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, b-Sunulan sulh protokolü uyarınca taraflar lehine ve aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, c-Maddi tazminat bakımından davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 20.000 TL nin davalı ----- Şirketi ve ----- kaza tarihi olan 07/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

HARÇLAR

3-Alınması gereken 910,80 TL (1.366,20 TL/3*2) TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 140,38 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan bakiye 770,42 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,

MANEVİ TAZMİNAT BAKIMINDAN VEKALET ÜCRETİ

4-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalılar ------ kaza tarihi olan 07/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalılar davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine uyarınca davanın red edilen manevi tazminat miktarı üzerinden 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ----Şirketi ------ VERİLMESİNE,

YARGILAMA GİDERLERİ

6-Davalı-----Şirketi tarafından yapılan 200.00 TL olan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı -----Şirketi' ne verilmesine,

7-1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye İRAD KAYDINA,

8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana İADESİNE,

9----- Kurumunun 24/10/2023 tarih ve ------ numaralı faturası için 3.345,00-TL TL, 'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, karar kesinleştiğinde davacı tarafından ---- Döner Sermaye Saymanlığının----- Şubesindeki ----iban nolu hesabına veya-----Şubesindeki ---- iban nolu iban nolu hesabına fatura bilgileri belirtilerek yatırıldığı ve makbuzu sunulduğu takdirde bedelin tahsiline yer olmadığına,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve karşı davalı ---- vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/602, K. 2024/288, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2022/602
  4. Karar No : 2024/288
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 20/08/2022
  7. Karar Tarihi : 16/05/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Dava
  10. Cevap
  11. Cevap
  12. Cevap
  13. Rapor
  14. Sulh
  15. Sulh
  16. Harçlar
  17. Manevi Tazminat Bakımından Vekalet Ücreti
  18. Yargılama Giderleri
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/602
Karar No
2024/288
Tarih
16 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/602 K.2024/407
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/603 K.2024/699
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/603 K.2024/885
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/604 K.2024/413
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi E.2022/605 K.2024/617
  • İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/606 K.2024/303

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.