İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/609 K.2025/575

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2022/609Karar2025/575Tarih25 Haziran 2025Okuma16 dk · 3.219 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/609
Karar No
2025/575
Karar tarihi
25 Haziran 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.219 kelime·16 dk okuma·8 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/609

KARAR NO : 2025/575

DAVA

Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 24/08/2022

KARAR TARİHİ : 25/06/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalılar, -----06/08/2013 tarihinde birlikte kurduğunu, müvekkilin 06/10/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına kadar şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, ancak bu tarihli yönetim kurulu toplantısında alınan karar doğrultusunda müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden çıkartıldığını, aynı tarihli genel kurul toplantısında alınan karar ile şirket yönetim kurulu üyelerinin TTK Madde 20'da düzenlenen rekabet yasağından vareste tutulmalarına karar verildiği,

işbu karara karşı müvekkil tarafından ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası ile genel kurul kararının iptalini dava ettiğini. ----- karar sayılı karar ile şirket yönetim kurulunun almış olduğu REKABET kararının iptal edildiği, bu toplantının amacının davalılar tarafından 07/11/2017 tarihinde aynı sektörde hizmet vermek üzere kurulmuş olan ----- isimli şirket ile davalıların ittifak halinde.

Müvekkilinin refüze edilmek amacıyla ve kasıtlı olarak müvekkillerin zararına hareket ettiklerini, davalıların 06/10/2017 tarihli genel kurulu müteakip şirketi gayri faal hale getirdiklerini, ---- ŞİRKETİ ve 02/08/2017 tarihinde kurulan ----- ŞİRKETİ ile yönetim kurulu üyesi bulundukları ve müvekkilinin de ortağı olduğu-----ve müvekkilini zarara uğrattıklarını, sürecin devamında ise davalılar tarafından müvekkilinin de ortağı olduğu----- tasfiye olduğu,

olağan üstü genel kurul sonrasında müvekkilinin davalılar tarafından refüze edilmek istenildiğini, şirketin faalişetsiz bırakıldığını ve davalıların aynı sektörde diğer firmalar ile faaliyetlerine devam ederken -----ekonomik bir değer olmaktan uzaklaşmasına sebep oldukları görülmüştür.

Dava tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ve müvekkiline ödenmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde de ikrar ettigi üzere davalılarının dayanak olarak da bahsettikleri 06/10/2017 tarihli olaganüstü genel kurul ve genel kurulda alınan kararın dava açılması lazım gelen sürenin 06/10/2017 olduğunu ve üzerinden 5 yıl geçtiğini, bu durumda davaya konu olayın zaman aşımına uğradığını, davalı müvekkiller 15 yıl evvel internete yükledikleri ----- isimli video ile tanınmışlar ve ünlü oldukları, 15 yıl boyunca davalı müvekkiller beraber reklam , videolar , skeçler yaparak tanınırlıklarını arttırdıklarını ve 06-08-2013 Tarihinde şirketi kurduklarını,

şirketin varlığı veya değerinin sadece davalı müvekkillerin üretken olmalarından kaynaklandığını, davacının şirkete 'yakın arkadaş' olması hasebiyle hisse sahibi olarak alındığını, ancak davacının şirkete girmesinden itibaren bu üretici ortamın bozulduğunu ve henüz yeni istihdam etmeye başladıkları süre zarfında istihdam edilen işçiler bir bir davacı yüzünden ayrıldığını ve işten çıkarıldıklarını, İşçilerin ayrılmaya başladıkları dönemde bozulan iş ortamına ve davacının yarattığı huzursuz ortam nedeniyle şirkete yatırımcı olarak giren şahısların hisselerini devrederek ayrıldıklarını, davalılar ,

davacının olumsuz hal ve davranışları nedeniyle gerek iş kaybına uğradıklarını, söz konusu olumsuz ortamın , davacı tarafından müvekkillere gıyaplarında yaptıkları hakaretler nedeniyle savcılığa taşındığını ancak delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacı , iş yerine dayısı olarak belirttiği kişi ile geldiğini, işçilere hakaret ve tehditlerle iş yerindeki bir takım defterleri aldığını, ayrılması üzerine iş yeri artık çalışılacak ortam olmaktan çıktığını----- isimli şirketin senaryo ve içerik yazarlığı şirketi olduğunu , ... 'nin yönetim kurulu üyesi olduğu ,

günümüz itibariyle de tasfiye edilmiş ve çoktan kapanmış olan ----- isimli şirketin ise sosyal medya ünlülerinin menajerliğini, İnfluencerlara menajerlik sunmak olduğunu, aynı davacının bizzat haksız rekabet mahiyetinde ----- şirketinin tedarik sağladığı , beraber çalıştığı -----isimli şirket ile davacının beraber çalıştığı bilindiğini, ----- sahibi olduğu bilinen ve ---- olarak anılan şirkete ait bilgilerin ticaret odasından celbi ile ilgili şirketin banka hesaplarının istenmesi halinde davacının davasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun tespit edilebileceğini, ------ şirketinin iştigal alanı gözetildiğinde,

davacının davalı müvekkillere atfettiği husus , neden oturup mizah üretmediniz, senaryo yazmadınız gibi afaki bir durum içermekte olup bunun tespitinin mümkün olmadığının ve izah edilen nedenler; öncelikle davacının davasının zamanaşımı itirazımız nedeniyle esasa girilmeden evvel reddine karar verilmesini, aksi halde davacının zararını belirlemesi ve açıklaması hususunda davacıya süre verilerek eksik harcın tamamlatılmasına karar verilmesini ,reeskont faizinin talep edilemeyeceği gözetilerek faiz talebinin reddine, haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, davacının hissedar ortak olduğu dava dışı Tasfiye Halinde ------ isimli şirkette yönetici ortak olan davalıların yöneticinin sorumluluğu kapsamında yönetimde oldukları zaman zarfında şirketi ve dolayısı ile davacıyı zarara uğratacak bir eylemleri olup olmadığı, davacının davalılardan tazmini gerekir bir zararı olup olmadığı, varsa miktarının ne olduğu, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir.

Dava mahiyeti gereği yöneticilerin sorumluluğu kapsamında uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Yönetim kurulu bir kurul organdır. Organ tüzel kişinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle - ile - arasındaki hukuki ilişki bir sözleşme ilişkisi değil organik bağdır. YK da tüzel kişi gibi soyut bir kavram olup kurul organ olarak ona canlılık veren YK üyeleridir. Yk üyeleri ile AO arasında bir sözleşme ilişkisi vardır. Bu sözleşme onlara organ vasfı kazandırır.

GK'un üyenin seçimine ilişkin kararı bir icap görevin üstlenilmesi ile kabul niteliğini taşır. TTK nın 553. Maddesi gereği kanundan yada esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu işlem ve eylemleri ile ihlal eden YK üyeleri verdikleri zarardan dolayı şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur. Sorumluluğun müeyyidesi tazminattır. Eski TTK da olduğu gibi Yeni TTK da da YK üyelerinin sorumluluğu bir kusur sorumluluğudur.

Yk üyeleri ancak şirkete zarar veren işlem ve eylemlerin YK üyelerinin kusurundan kaynaklandığını kanıtlandığı taktirde sorumlu tutulabilirler. Eski TTK 56 ve Yeni TTK nın ilk halinde YK üyelerinin kusurlu olduğu karine olarak kabul edilmişti. Yani sorumluluktan kurtulmak için kusursuzluğunu ispat yükü YK üyelerine düşüyordu. TTK da 26.06.2012 tarihinde kabul edilen 6335 sayılı kanunla yapılan tadilata TTK nın 553. Maddesi değiştirilmiş ve kusur karinesi kaldırılmıştır.

Yeni sistemde zarar doğurucu işlem yada eylemin YK üyesinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıya aittir. Yani artık yeni sistemde önce davacı YK üyesine kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu ispat edecektir. Bu halde YK üyesi zarar doğuran işlemde kendisinden beklenen özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulacaktır. Zarar yoksa sorumluluk da olmaz. Zararın varlığını ve miktarını kanıtlama yükümlülüğü davacıdadır.

Ortaklığın doğrudan zararı ortakların dolayısıyla zararını oluşturur. Örneğin gerçek olmayan kar dağıtımı,gereksiz yatırımlar yapılması, ortaklık vasıftalarının şirket amacı dışında kullandırılması gibi eylemler. Ortaklık mal varlığındaki eksilmeler alacaklıların başvurabilecekleri değerler yığınında bir azalma teşkil edecektir. Bu nedenle alacaklılara da dava hakkı verilmiştir.

Yargıtay ----- HD. 01.12.2016 tarih ---- Sayılı ilamında ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zarara dayalı davalarda hükmolunacak tazminatın kendilerine verilmesini talep etmeleri durumunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Doğrudan doğruya zarar YK üyelerinin fiilleri sonucuna ortakların veya alacaklıların ortaklığın zararından bağımsız olarak gördükleri zarardır.Bu fiillerin ayrıca ortaklığı zarara sokmuş olup olmadığı önem arz etmez.

Doğrudan zarara örnek olarak bir kimsanin kanuna aykırı olarak düzenlenmiş bilançoya güvenerek pay sahibi olması veya paylarını elden çıkarması, sermaye arttırımında ortakların yeni pay alma haklarının ihlal edilmesi, bir ortağın payının kanuna aykırı şekilde iptal edilmesi gösterilebilir. ----- BAM ----- HD. ----- Sayılı ilamında "..Olayımızda ise; davalıların kanuna ve ana sözleşmeye aykırı eylemleri sonucu şirket malvarlığını azaltarak ve yok ederek şirkete doğrudan zarar verdikleri, bu nedenle davacının alacağını tahsil etmesinin imkansız hale geldiği anlaşıldığından,

davacının zararı doğrudan zarar olmayıp dolaylı zarar niteliğinde olduğundan, tazminatın davacıya değil borçlu şirkete ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. .." belirtmiştir. Dolaylı zarar kaspamındaki bir istemin doğrudan zarar olarak istenmesi durumunda red edilmesi gerektiğine dair emsal karar için bkz. Yargıtay -----.

HD. ------ Sayılı ilamı "...Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından ileri sürülen tüm zarar iddiaları Şirketin zarara uğratıldığı, Şirketin malvarlığının davalı yönetici tarafından elden çıkartıldığı, alacakların tahsil edilmediğinin ileri sürüldüğü, dayanılan vakıaların Şirketin doğrudan; ortakların ise dolaylı zararı kapsamında olup, yukarıda açıklandığı üzere dolaylı zararların ancak Şirkete ödenmesi talep edilebilecektir.

Oysa davacı, zararın payı oranında kendisine ödenmesi istemiyle işbu davayı açmıştır.

Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 555. maddesi hükmü uyarınca ortağın “tazminatın Şirkete verilmesi” kayıt ve şartıyla sorumluluk davası açmasının mümkün bulunmasına rağmen davacının zararın müvekkiline ödenmesini talep etmesi karşısında HMK 26 (1) gereği taleple bağlılık kuralı gözetilerek bu gerekçe ile davacının aktif dava ehliyeti olmadığından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir....

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA," belirtmiştir. ( Aynı yöndeki karar için bkz. Yargıtay ---- HD. ------Sayılı ilamı, aynı dairenin ----- Sayılı ilamı ) Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, şirkete ait tüm banka hesap hareketleri celp edilmiş, tanıklar dinlenmiş alanında uzman mali müşavir ve ticaret hukuku profesörü bilirkişiden rapor alınmıştır.

Bilirkişi heyeti raporunda özetle "....1- Dava dışı ------ 2014 ve 2021 yıllarına ait Envanter defterlerinin ibraz edilmediği, diğer defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı,

2- Dava dışı ------- ortaklarının ... , ... , ..., Çalışma Konusunun; ““Her türlü iletişim faaliyetinde bulunmak, her türlü iletişim mecrasında özellikle film ve sair yapımın prodüksiyonunun gerçekleştirmek ve bunların ticareti alanında faaliyet göstermek”” olduğu,

3- ---- Ortaklarının; -----..., Çalışma Konusunun; “Fikir lideri olarak tanımlanan, bir konu üzerinde sahip olduğu bilgi ve uzmanlık ile çevresindekilere, fikirleri, tutumları, tercihleri ve eylemleri ile örnek olan kişilerin her türlü halkla ilişkiler ve iletişim hizmetlerini vermek, kurumsal iletişim ve her türlü iletişim kanalları organizasyonu yapmak, bu iletişim kanallarının faaliyeti için gerekli bilgi ve belgelerin temini için araştırmalar yapmak, her türlü gerçek ve tüzel kişiler için markalarına, kurumlarına ve kendi şahıslarına yönelik iletişim hizmetleri vermek...” olduğu, ----- çalışma konusu ile ------çalışma konusunun farklı olduğu,

4- a) ------- Ortaklarının ... ve ..., Çalışma Konusunun “Reklam ajanslarının faaliyetleri, Kullanılacak medyanın seçimi, reklamın tasarımı, sözlerin yazılması, reklam filmleri için senaryonun yazımı, satış noktalarında reklam ürünlerinin gösterimi ve sunumu vb” olduğu,

b) ------ortakları ... ve ... in; ---- 06.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul tarihinden 1 ay sonra 07.11.2017 tarihinde ------ kurdukları,

c) ------ çalışma konusu ile------. Calışma konusu arasında benzerlikler bulunduğunun düşünüldüğü

5- 06.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul gündeminin 4. Maddesindeki; “Şirket ortaklarının ve yönetim kurulunun TTK 230 ve 231'de belirtilen şirketin konusuna giren veya girmeyen işleri bizzat veya başkaları adına yapmaları hususunda herhangi bir sakınca olmadığını ...'nin 25.000 A grubu ve 12.500 B grubu hissesi, ...'in 25.000 A grubu ve 12.500 B grubu hissesi toplamı olan 75.000 olumlu oya karşılık ...'nun A grubu hissesi olan 25.000 olumsuz oy ile tescil etmiştir." Genel kurul kararının, yukarıda (1N/5) sayılı bentte tanıtılan, -----Asliye

Ticaret Mahkemesi'nin -----.,Karar No ----- sayılı ilamıyla iptal edildiği,

6------- çalışma konuları arasında

benzerlikler bulunduğu kanaatine varılması halinde ----- ortakları ... ve ...'in; ------06.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul tarihinden 1 ay sonra 07.11.2017 tarihinde ------ kurdukları nazara alındığında, bu şirkette müdür sıfatı üstlenen davalı ...'in, şirketle rekabet oluşturan işleri yeni kurulan ------adına/hesabına yapmasının rekabet yasağına aykırılık oluşturabileceği,

7-Şirket ortaklarının faaliyet konuları farklı veya aynı olan başka bir sermaye şirketine ortak olmalarının, AŞ YK üyelerinin rekabet yasağı kapsamında olmadığı, bu bakımdan davalıların birlikte veya ayrı ayrı ------ ortak olmalarının bu kapsamda değerlendirilmeyeceği, davacı şirkette YK üyesi olan davalı ...'in eş zamanlı olarak faaliyet konuları benzer olan------ müdür olmasının “şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapmak” bağlamında rekabet yasağına aykırı sayılabileceği,

ancak bu şirketin kurulduğu dönemde tarafların birlikte ortak olduğu------- fesih ve tasfiyesi gündemde olduğundan yine de rekabet yasağı kapsamına girmeyeceği, Mahkemenin farklı değerlendirme ile rekabet yasağının ihlali olarak kabul etmesi durumunda, dava tarihi itibariyle TTK.m.396/3'de öngörülen 3 ay ve 1 yıllık sürelerin geçmiş olduğu,

8- Dava dışı ------06.10.2017 tarihli genel kurul sonrasında faaliyetine devam etmediği, 2018, 2019, 2020 yıllarında satış hasılatının O (sıfır) olduğu, davalıların 06.10.2017 tarihli genel kuruldan 1 ay sonra ------kurdukları, kurulan bu şirketin faaliyet konusu ile -------çalışma konuları arasında benzerlikler bulunduğu ve davalıların rekabet yasağına aykırı hareket ettikleri kanaatine varılması halinde ------mali tablolarının incelenmesi gerektiği, Sayın Mahkeme tarafından,

------ Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne gönderilen 19.01.2024 tarihli müzekkereleri ile “-------beyan ettiği tüm vergi kayıtları ile mal ve hizmet alımlarına dair BA / BS formlarının çıkarılarak gönderilmesinin” istendiği, ancak dosya kapsamında, ------ Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün müzekkereye cevap yazısına rastlanılmadığından değerlendirme yapılamadığı,

9- Yukarıda (5/C, a, b, c, d) sayılı bentlerde yapılan değerlendirmeler doğrultusunda dava dışı ------30.09.2017 tarihli mali tablolarına, Kurumlar Vergisi Geçici Vergi Beyannamesi ve incelenen ticari defterlerine göre Dönen Varlıkları ile Borçlarını fazlasıyla karşıladığı, Öz Kaynaklarının 112.903,57 TL, Dönem Net Kârının 27.263,99 TL olduğu, 30.09.2017 tarihi itibariyle ekonomik olarak şirketin mali performansının olumlu olduğu, finansal açıdan herhangi bir olumsuzluğun gözlemlenmediği,

10- Şirketin, 2018 yılında sadece 122.800,00 TL satış hasılatı gerçekleştirdiği, sonrasında faaliyetine devam etmediği, 2019 ve 2020 yıllarında satış hasılatının O (sıfır) olduğu, ilgili yıllarda zarar beyan ettiği, 30.09.2017 tarihinde 112.903,57 TL olan Öz Kaynaklarının 2020 yılında 1.976,51 TL'ye gerilediği, şirketin tasfiyesinin sona erdiği ve tasfiye kapanışının 26.07.2021 tarihinde tescil edildiği ve sicil kaydının terkin edildiği..." görüş ve kanaatinde olduklarını belirtmişlerdir.

6102 Sayılı TTK'nın 396. Maddesi "Yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir.

(2) Bu haklardan birinin seçilmesi birinci fıkra hükmüne aykırı harekette bulunan üyenin dışındaki üyelere aittir.

(3) Bu haklar, söz konusu ticari işlemlerin yapıldığını veya yönetim kurulu üyesinin diğer bir şirkete girdiğini, diğer üyelerin öğrendikleri tarihten itibaren üç ay ve her hâlde bunların gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçince zamanaşımına uğrar.

(4) Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümler saklıdır." hükmüne haizdir. Yukarıda yöneticinin sorumluluğu davalarında genel kabul gören ilkeler belirtilmiş olup bu davada davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurları ile şirketi veya ortakları zarara uğrattıkları hususunda ispat külfeti davacıya aittir. Kusur belirlendikten sonra zarar ve illiyet bağının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bilirkişi raporunun 23. Sayfasında isabetli şekilde tespit edildiği üzere dinlenen tanık beyanlarından davacı ve davalıların aynı şirket çatısı altında şirketin müşterek amaçlarını gerçekleştirme noktasında uyum sağlayamadıkları, bu konuda davacı tarafın daha kusurlu olduğu görülmüştür.

Zira tanık anlatımlarından davacının geçimsizlikleri nedeni ile şirket çalışanları ve diğer ortaklarla geçinemediği, sürekli yüksek teklif vermesi nedeni ile şirketin iş fırsatlarını kaçırdığı anlaşılmıştır.

Davalıların aynı şirket çatısı altında yaşanan uyumsuzluklar nedeni ile çalışma isteklerinin kalmadığı, esas sermayenin zaten davalıların kişiliği olduğu, sosyal medyada tanındıkları, uyum sorunları nedeni ile moral motivasyonları kalmadığı bu nedenle faaliyet konuları benzer olan -----.. İsimli şirketi ve çalışma alanları farklı olan --------.. İsimli şirketi kurdukları görülmüştür.

Ancak ticaret sicil kayıtları incelendiğinde 08.11.2017 tarihli ------ gazetesinde ilan edilen olağanüstü genel kurul gündemi ile şirketin fesih ve tasfiyesine karar verileceği hususunun zaten gündeme alındığı ve gerekli yetersayılarla şirketin feshine dair karar aldıkları görülmüştür. Ticaret sicil kayıtları dikkate alındığında ------.. İsimli firmanın yukarıda bahsi geçen genel kurul tarihinden sonra 13.11.2017 tarihinde kurulduğu görülmüştür.

Dolayısıyla tarafların ortak olduğu ------ feshi konusu genel kurulun gündemine alınarak artık şirketin fesih ve tasfiye edileceği ilan edildikten sonra davalıların faaliyet konuları kısmen benzer olan başka bir sermaye şirketinin kurucusu, ortağı veya müdürü olmalarının rekabet yasağına aykırılık teşkil etmeyeceği açıktır.

Çünkü, TTK.m.396/1'de düzenlenen rekabet yasağı zaten rakip şirketlere sınırsız sorumlu ortak olmak veya yönetici olmakla sınırlıdır.-------sermaye şirketi olduğundan her iki davalının bu şirketin kurucu ortağı olmasında rekabet yasağına aykırılık yoktur. Davalı ------ bu şirkette müdürlüğü bulunmadığından zaten rekabet yasağına aykırı bir eyleminden söz edilemez.

Davalı ... adı geçen şirkete 20 yıl için münferit imza yetkilisi müdür olarak atanmış olmakla birlikte, tarafların ortak olduğu ------ feshi ve tasfiyeye girmesiyle söz konusu ------- kuruluşu eş zamanlı olduğundan bu davalı yönünden de bir rekabet yasağından söz edilemez. Zira, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında rekabet yasağının kapsamının şirketin fiilen iştigal ettiği konularla sınırlı olacağı tereddütsüz benimsenmektedir.

Dolayısıyla şirket sözleşmesinde yer alan ancak şirketin fiilen iştigal etmediği konular ile şirketin iştigal konusuna girse dahi fiilen bir rekabet riski bulunmayan durumlarda rekabet yasağından söz edilemez.

Aynı doğrultuda, tarafların birlikte ortak olduğu ------ 08.11.2017 tarihli olağanüstü genel kurul gündeminde fesih/tasfiye konusu yer aldığına ve akabinde fesih tasfiye kararı alındığına göre, artık aynı tarihlerde kurulan ve 13.11.2017 tarihli ----- ilan edilen ------ yönünden aktif bir rekabet yasağından söz edilemez. Zira, tasfiye haline giren şirketin tüzel kişiliği tasfiyenin kapanışına kadar devam etse de artık şirketin iştigal konusu değişmiş olacaktır.

Yani, tasfiye kararı ile birlikte şirket sözleşmesinde belirtilen iştigal konularını gerçekleştirme amacına terk ederek, yalnızca tasfiyeye yönelik işlemlerin yapılabilecektir. Nitekim bu amaçla tasfiyeye giren şirketlerin ticaret unvanına “Tasfiye Halinde” ekinin konulması zorunludur. Tarafların ortak olduğu ----- davalıların %75 paya sahip oldukları gözetildiğinde TTK.m.529/1-4 gereğince genel kurulun %75 nisapla alacağı kararla şirketin feshi mümkündür.

Nitekim Şirketin 29.09.2020 tarihli genel kurulunda, şirketin amaç ve konularını gerçekleştiremeyeceği ve faaliyetine devam etmesinde fayda görülmediği, 2017 - 2018 - 2019 yılları faaliyetlerinden de görüleceği gibi 30.09.2020 tarihli bilançosu olarak tasfiye edilmesine, ..Tasfiye işlemlerini yürütmek üzere ...'in Tasfiye Memuru olarak atanmasına ve tasfiye ile ilgili olarak münferit imzası ile şirketi temsil etmesine ...'nin 25.000 A grubu ve 12.500 B grubu hissesi, ...'in 25.000 A grubu ve 12.500 B grubu hissesi toplamı olan 75.000 olumlu oya karşılık ...'nun A grubu hissesi olan 25.000 olumsuz oy ile karar verilmiştir.

Şirketin 06.07.2021 tarihli genel kurul toplantısında tasfiye sonu kapanış bilançosu ve kar zarar hesabı tasdik edilmiş, tasfiye memurunun ibrasına ve 30.06.2021 itibariyle şirketin tasfiyenin kapatılmasına karar verilmiştir.Yukarıdaki tespitler çerçevesinde, davalılara rekabet izni verilmesine dair genel kurul kararının mahkeme kararıyla iptal edilmesinin iç ilişkide geçmişe etkili olacağı, dolayısıyla genel kurul kararının tarihi olan 06.10.2017 tarihinden itibaren davalıların rekabet yasağına tabi oldukları kabul edilse dahi,

davalıların rekabet yasağına aykırı bir eyleminin bulunmadığı bu sebeple bir tazminat yükümlülüğünden de söz edilemeyecektir.Zira mali müşavir bilirkişinin şirket ticari defter ve kayıtlarından tespit ettiği üzere şirketin net satış hasılatının 2016 yılından itibaren azalan bir seyir izlediği 2018 yılında 122.800 TL ye gerilediği 2019,2020 ve 2021 yıllarında ise şirketin hiçbir ticari faaliyetinin kalmadığı, satış hasılatının sıfır olduğu görülmüştür.

Kısacası tanık beyanlarından ve taraf iddia ve savunmalarından da anlaşıldığı üzere davacı ve davalıların şirket içinde yaşadıkları kişisel sorunlardan ötürü anlaşamadıkları, yaşanan uyumsuzluklar nedeni ile zaten şirketin feshi hususunda karar aldıkları ve şirketin zaten alınan bu karar sonrası hiçbir ticari faaliyetinin kalmadığı görülmüştür. Davalıları uyumsuz oldukları bir şirket ortağı ile çalışmaya zorlayacak bir yasal hüküm bulunmamaktadır.

Davalıların şirketteki hisseleri nazara alındığında zaten fesih kararı alabilecek oy çokluğuna haiz oldukları görülmektedir. Şirketle ilgili fesih kararıu alındıktan sonra kurulan şirkete ortak ve yönetici olmaları rekabet yasağının ihlali olarak değerlendirilemez. Bu yoldaki bilirkişi görüşü yerindedir. Öte yandan yukarıda doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarına atıf yapılmıştır.

Davacı dava dilekçesinde davalıların eylemleri nedeni ile doğrudan zarar talebinde bulunmuş olup TTK.m.396/1 gereğince şirketle rekabet yasağına aykırı davranan YK üyesinden istenecek tazminat şirkete ödenmek üzere talep edilebilir. Oysa davacı taraf, şirketin zararını değil kendi zararını talep etmiştir. Bu tür durumlarda davanın red edilmesi gerektiğine dair emsal kararlara yukarıda atıf yapılmıştır.

Mali inceleme sonuçlarına göre, şirketin tasfiyeye girmesinden sonra 2018 yılında sadece 122.800,00 TL satış hasılatı gerçekleştirdiği, sonrasında faaliyetine devam etmediği, 2019 ve 2020 yıllarında satış hasılatının O (sıfır) olduğu, İlgili yıllarda zarar beyan ettiği görülmektedir.Dolayısıyla------kurulmasından sonra, tarafların ortak olduğu ------ kayda değer bir ticari faaliyeti bulunmadığından aralarında bir rekabet ilişkisi de yoktur.

Davacı taraf, % 75 çoğunluğa sahip davalıların rızaları hilafına şirket ilişkisine devam etmek istemiş, davalılar ise birlikte fesih için gerekli ağırlaştırılmış yetersayılara sahip olduklarından fesih kararı almışlardır. Rekabet yasağına ilişkin TTK.m.396'dan yararlanarak davalıları aynı şirket çatısı altında faaliyet göstermeye zorlayacak bir düzenleme TTK'da yoktur.

Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın reddine karar verilmesi gerketiği sonucuna varılmış buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1-Davanın REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 80,70 TL harç'dan mahsubu ile bakiye kalan 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5-Davalılar vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 30.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,

6-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,

7-Adalet bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00- TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/609, K. 2025/575, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2022/609
  4. Karar No : 2025/575
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 24/08/2022
  7. Karar Tarihi : 25/06/2025
  8. Dava
  9. Cevap
  10. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/609
Karar No
2025/575
Tarih
25 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/611 K.2025/474
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/611 K.2025/1016
  • İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/613 K.2025/441
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/615 K.2025/551
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/615 K.2025/477
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/616 K.2025/878

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.