KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/746
- Karar No
- 2024/11
- Karar tarihi
- 10 Ocak 2024
Karar Metni
1.721 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/746
KARAR NO : 2024/11
DAVA
Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 27/10/2023
KARAR TARİHİ : 10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Borçlusunun ihyası talep edilen şirketin---- Şirketi olduğu ----. İcra Dairesi----Esas sayılı (Eski No : ---- Eski No:----) dosyasını temlik eden alacaklı ---- tarafından----Noterliği’nin 01.04.2014 tarih ve ---- yevmiye nolu sözleşmesi ile----temlik edildiği, ----- müvekkili şirket ------ile birleşerek müvekkili şirkete devrolunduğunu, söz konusu icra dosyası olan-----.
İcra Dairesi ----Esas sayılı (Eski No : ---- Eski No: ----- dosyasından taşınmaz haciz ve satış işlemleri yürütüldüğü, her ne kadar anılan firmanın TTK geçici madde 7 uyarınca----- Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından 24.02.2015 tarihi itibariyle ticaret sicilinden re'sen silinse de anılan satış işlemlerinde yapılması gereken tebligatlar nedeni ile bu dosyaya----firmanın ihyasını talep ettiklerini, ----- adresinde bulunan,
-----Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ----sicil numarası ile ticaret siciline kayıtlı ---- Şirketi isimli firmanın ---- İcra Dairesi----- Esas sayılı (Eski No :---- - Eski No: ----- ve bu dosyadan yapılacak satışa ilişkin bağlı talimat dosyalarının sonuçlandırılması ile sınırlı olarak TTK 547 Maddesi uyarınca ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar ihyasına, ilgili süreçlerin yürütülebilmesi için şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiği ve sonuca bağladığı, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verildiği,
aksi halde tescil talebini gerekçe göstererek reddedeceği, müvekkilinin resen terkin işlemini “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi" ve 30.12.2012 tarihli ve---- sayılı ----- yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”,
“6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. Maddesi” kapsamında olduğu, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı,
müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ----- ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan -----Şirketi'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketlerin “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi” “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”,
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında.
“Adresinin tespit edilemediği” hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı,
tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 18.02.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 7’nci maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi,
ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, (Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğü’nce bu hususun tespit edilmesinin mümkün olmadığı) buna ilişkin yazılı beyanın Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne verilmesi gerektiği, dava konusu şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği sırada hakkında derdest bir davası bulunsa dahi bu hususun başlı başına müvekkili Müdürlüğün kusurlu olduğu ve davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahsedilmesine sebep teşkil etmediğini, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması gerektiği,
davanın kabulüne kanaat getirilmesi hâlinde dava konusu şirketin anılan icra takibi kapsamında ek tasfiyesine ve tasfiye memuru atanması ile müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicil Memurluğu'nca gayri faal olması sebebiyle re'sen terkin edilen şirketin faal olduğunun tespiti ile ihyası istemidir.-----Ticaret Sicil Müdürlüğünün 03/11/2023 günlü cevabi yazısıyla ihyası talep edilen şirketin son tescilini 18/02/2015 tarihinde yaptırdığı, 6102 sayılı Türk Ticaret kanunun geçici 7. Maddesi uyarınca 18/02/2015 tarihinde resen terkin edildiği bildirilmiştir.---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında 02/11/2023 tarihinde davacı tarafa şirketin ihyası davası açmak üzere yetki ve takip belgesi verildiği anlaşılmıştır.
Davacının iş bu davada temlik alan takip alacaklısı olduğu, ihyası istenen şirketin takip borçlusu olduğu, davanın konusunun derdest olan----- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takip dosyası nedeni ile şirketin ihyasına karar verilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İlgili dosya UYAP sisteminden celp edilerek incelenmiştir.İcra takibine 2010 yılında başlandığı, yenilemeler sonucu -----Esas numarası aldığı görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın 26/06/2012 tarih ve 6335 sayılı yasanın 38. maddesi ile değişik geçici 7. maddesinde bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 yıl içinde kanunda yazılı halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiş bulunmaktadır.Aynı maddenin 15. Fıkrasında " Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir.
Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır.
Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." düzenlemesi getirilmiş, Aynı maddenin 2. Fıkrasında Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket hakkında bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.Yapılan incelemede ihyası istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır.
İhyası istenen şirket hakkında derdest icra takibi bulunmakta olup ------ Müdürlüğünün ----- Esasında kayıtlıdır.
İcra takibine de 2010 yılında başlandığı görülmüştür.Yapılan yargılamaya göre, ticaret sicilinden re'sen terkin edilen şirket hakkında ihyası talep edilen şirketin taraf olduğu derdest icra takibi bulunduğu, dolayısıyla faal olduğu, ancak bildirimle yapılan ilana rağmen Ticaret Sicil Müdürlüğünce başvurusu bulunmadığından tebligat ve ilan prosedüründen sonra tasfiye edilmeksizin resen terkin edildiği anlaşılmıştır.
Derdest olan icra takibinin sonucuna göre şirketin borcu ortaya çıkabileceği, tasfiyenin şirketin tüm borç ve alacakları tasfiye olunmaksızın tamamlanamayacağı, ticaret sicilinden terkin olunamayacağı sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır.-----Bölge Adliye mahkemesi istinaf dairelerinden bazılarının son dönemlerde TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkinine karar verilen şirketlerin devam eden dava/icra takibi nedeni ile ihyası istemli dosyalarda 2021 yılında çıkan bir HGK kararı gereği tasfiye memuru atanması gerektiğini belirttikleri görülmüştür.
Ancak konuya dair Yargıtay kararları tekrar detaylı şekilde incelenmiş Yargıtay -----.
Hukuk dairesinin ticaret sicilinden TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca terkin edilen şirketlerin devam eden dava/icra takipleri nedeni ile ihyası istemli davalarda tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına dair verilen yerel mahkeme ve istinaf dairesi kararlarını onadığı, tasfiye memuru atanması gerektiği yolundaki temyiz istemlerini red ettiği görülmüştür.En güncel kararlar bu yöndedir. ( Bkz. Yargıtay -----. HD.-----Sayılı ilamları )
İhyası istenen şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde " adresinin tespit edilememesi " nedenine dayalı olarak terkinine karar verildiği görülmüştür.----- BAM ----. HD. ------Sayılı ilamında "....şirketin terkin sebebinin kanunda düzenlenmeyen bir hal olan "adresin tesbit edilememesi" olduğuna göre tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmadığı sonucuna varılmaktadır..." belirtmiştir-----BAM -----.
HD. ----- Sayılı ilamında "...Açıklanan nedenlerle, ihyası istenilen şirket hakkında başkaca münfesihlik sebebi ileri sürülmediği, "terkin sebebinin "adreste tesbit edilmeme" olduğu , kanunda öngörülmeyen bir sebeble terkin yapıldığı anlaşılan münfesih olmayan şirkete tasfiye memuru atanması söz konusu olmayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..." belirtmiştir.----BAM -----.
HD----- Esas -----Karar sayılı ilamında "....İhyası talep edilen her iki şirketin de terkin tarihinde tasfiye halinde olmadıkları, ayrıca terkin sebebinin adresin tespit edilememesi olduğu, bu nedenle münfesih de sayılamayacakları anlaşılmakla, ihya talebi kabul edilen şirketler için tasfiye memuru atanmasına gerek görülmemiştir..." belirtmiştir.---- BAM -----.
HD. ----- Esas, ----- Karar sayılı ilamında "....Davaya konu şirket TTK geçici 7. Maddesine göre resen ticaret sicilden silindiğinden ve tasfiye olmadığından, TTK geçici 7. Madde ile terkin edilen şirketin ihya edilmesi durumunda şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir." belirtmiştir.
---BAM ----. HD.-----. Sayılı ilamında "...Ayrıca şirket, TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca terkin tasfiyesiz edilmiş olmakla; buna rağmen ilk derece mahkemesince tasfiye memuru atanması hukuka aykırı olduğundan kararın buna ilişkin kısmının da HMK'nın 33 ve 355. maddeleri uyarınca resen düzeltilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, karradaki tasfiye memuru atanmasına dair kısım çıkarılmıştır." belirtmiştir.Netice itibarı ile şirketin TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden terkin edildiği, tasfiye edilmeksizin sicilden terkin edilen bir şirketin ihyası istemli davada tasfiye memuru atanmasına imkan olmadığı, keza şirketin terkin nedenine dayalı olarak da spesifik araştırma yapıldığı( adresin tespit edilememesi ) ve tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına dair kararların yukarıda alıntılandığı,
münfesih olmayan bir şirkete tasfiye memuru atanamayacağı sonucuna varılmış, İhyası istenen şirket 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. Maddesi uyarınca sicilden tasfiye edilmeksizin terkin edildiğinden şirkete tasfiye memuru atanmamıştır. Davacı yanca dava dilekçesinde davalıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığı bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin değerlendirilmesine göre, davanın kabulüne, davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olması, davacının talebinin olmaması ve yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/746, K. 2024/11, 10 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama