KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1
- Karar No
- 2024/388
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
Karar Metni
2.008 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1
KARAR NO : 2024/388
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 02/01/2024
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. "Müvekkilinin davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine ---.
İcra Müdürlüğü'nün----- sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından itira edildiğini takibin durdurulduğunu, müvekkilinin davalı şirket tarafından satılan ----açıklamalı ------ malzeme kodlu ürünü satın aldığını 25.07.2023 tarihinde fatura düzenlendiğini, alınan ürünün yanlış olduğunun anlaşılması üzerine satıcıya ürünün iade edilmesinin istendiğini bu nedenle 05.08.2023 tarihinde davalı şirkete iade faturası düzenlendiğini 8 gün içerisinde davalı şirket tarafından faturaya itiraz edilmediğini,
davalı tarafından faturaya itiraz edilmemesine rağmen ödenen bedelin iade edilmemesi nedeniyle --- İcra Dairesinin ----- Numaralı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, arabuluculuk görüşmemde de anlaşma sağlanamadığını belirterek davanın kabulü ile davalı tarafların takibe asıl alacağa ve faize ilişkin haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptaline, ----- İcra Müdürlüğü'nün ---- Sayılı takibin devamına, davalı tarafların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının ticari faaliyet konusunun 16 Mart 2009 tarihli ve 7270 sayılı ------ Gazete'sinde "her türlü gıda maddelerini almak ve satmak, her türlü inşaat işlerini gerçekleştirmek, çeşitli tekstil ürünleri imal etmek, her türlü motorlu taşıt ticareti yapmak" gibi konularla sınırlı olarak ilan edildiğini avaya konu cihazın ise bir saç kurutma makinesi olduğunu, cihazın davacının faaliyet alanına girmediğini ve dolayısıyla davacının bu işlem sırasında ticari veya mesleki bir amaçla hareket etmediğinin sonucuna ulaşıldığını, davacı arasında yapılan görüşmeler sırasında davacı yetkilisinin cihazı "eşi için satın aldığını" şifahen beyan ettiğini,
uyuşmazlık konusu işlem bakımından davacının tüketici sıfatını haiz olduğu ve davayı konu işlemin bir tüketici işlemi olduğunu, TKHK'nın "Kuruluşu ve görev alanı" başlıklı 66. maddesi uyarınca tüketici hakem heyetlerinin tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla kurulduğunu, tüketici işlemi niteliğinde olan dava konusu işlem bakımından davacının öncelikle yetkili tüketici hakem heyetine başvurması gerekirken hiçbir şekilde tüketici hakem heyetine başvurmadığını haksız olarak doğrudan icra takibi yoluna başvurduğunu,
bu icra takibinin itiraz nedeniyle durması üzerine açılacak itirazın iptali davalarının tüketici uyuşmazlıklarına bakmakla görevli Tüketici Mahkemeleri önünde açılmasının gerekli olduğunu işbu davanın dava şartı yokluğundan usulden reddinin gerektiğini, cihazda fonksiyonel bir sorun olmadığı sürece iade edilmek istenmesiinn mümkün olmadığını, ayıplı olmadığından davacının seçimlik haklarını kullanabilmesi için de gerekli yasal koşulların oluşmadığını,
hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için taraflar arasındaki işlemin ticari işlem olduğu varsayımında dahi uyuşmazlık konusu cihazda herhangi bir ayıp mevcut olmadığından ve bir kişisel bakım ürünü olduğundan cihazın iade alınmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı dilekçesinde cihaza ilişkin hiçbir ayıp iddiasında bulunmadığını yalnızca "yanlış ürün aldığı" şeklinde sübjektif bir beyanda bulunduğunu bunun cihazda hiçbir ayıp olmadığını açıkça kanıtlar nitelikte olduğunu, cihazın saç kurutma makinası olduğundan hijyenik ürün grubunda yer aldığını, satın alındıktan sonra kutusunun açılmış,
etiketlerinin çıkarılmış olduğunu bu durumdaki bir cihazın sağlık ve hijyen açısından başka bir müşteriye sıfır ürün olarak satılamayacağından başvuruya konu cihazın hiçbir kusuru ve ayıbı yokken iade alınmasının mümkün olmadığından davacının cihaz iadesi amacıyla düzenlediği faturanın hukuka aykırı olduğunu bu faturaya istinaden başlatılan icra takibine itirazın haklı olduğunu, Yargıtay tarafından da 8 günlük itiraz süresinin geçirilmesi ve hatta faturanın deftere kaydedilmesi üzerine bir kesinleşmenin söz konusu olmayacağını,
yalnızca fatura üzerinde yer alan verilerin doğru olduğu karinesinin doğacağı karinenin aksinin her zaman ispat edilebileceğinin kabul edilmekte olduğunu, davacının icra takibinin dayanağı olarak ısrarla iade faturasının cevaplanmamasını göstermesinin başlattığı icra takibinde ve işbu itirazın iptali konulu davayı açmakta kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, mektedir. -----ilgili faturanın iadesi hukuka uygun olmayan bir cihazın iadesine ilişkin olduğunu haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacı aleyhine uyuşmazlık konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere hesaplanacak olan kötü niyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle,
"Davacı ----. ile davalı ------ incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu. Davacı ----incelenen kayıtlarına göre, davacı---- davalı ------ iade faturadan kaynaklı 14.09.2023 takip tarihi itibariyle 11.999,- TL alacağı bulunduğu.
Davalı ----- incelenen kayıtlarına göre, davalı ----- 14.09.2023 takip tarihi itibariyle davacı -----borcunun/alacağının bulunmadığı cari hesabın kapalı olduğu. Davacının iadeye konu ettiği faturayı e-fatura paltformu üzerinden usulune uygun olarak itiraz ve iade süresi olan 8 gün içinde düzenlemediği/tebiğ etmediği, 11 gün sonra düzenleyip davalıya tebliğ ettiği, davalının söz konusu iade e-faturasını ticari defterlerine işlediği.
Tarafların incelenen kayıtları arasındaki 11.999,- TL farkın, davacı tarafından davalıya düzenlenen iade faturası bedeli olan tutarın davacıya ödendiğine dair davalı kayıtlarında herhangi bir işlemin bulunmamasından kaynaklandığı.
Dava dosyası içeriğinde söz konusu iade edilen ürünün, davalı tarafından teslim alındığına ve davalı tarafından iade faturası tutarının davacıya ödendiğine dair herhangi bir belgenin görülmediği" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:
Dava, genel haciz yoluyla fatura ilişkisine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı;
diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.
TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.
Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.Taraf Şirketlerin bilirkişi marifetiyle incelenen kayıtlar neticesinde oluşturulan 31/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda;
1. Davacı----- ile davalı ------ incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahipleri lehine delil niteliğinde bulunduğu;
2. Davacı ----- incelenen kayıtlarına göre, davacı ---- davalı ------ iade faturadan kaynaklı 14.09.2023 takip tarihi itibariyle 11.999,- TL alacağı bulunduğu;
3. Davalı----- incelenen kayıtlarına göre, davalı ----- 14.09.2023 takip tarihi itibariyle davacı ----- borcunun/alacağının bulunmadığı cari hesabın kapalı olduğu;
4. Davacının iadeye konu ettiği faturayı e-fatura paltformu üzerinden usulune uygun olarak itiraz ve iade süresi olan 8 gün içinde düzenlemediği/tebiğ etmediği, 11 gün sonra düzenleyip davalıya tebliğ ettiği, davalının söz konusu iade e-faturasını ticari defterlerine işlediği;
5. Tarafların incelenen kayıtları arasındaki 11.999,- TL farkın, davacı tarafından davalıya düzenlenen iade faturası bedeli olan tutarın davacıya ödendiğine dair davalı kayıtlarında herhangi bir işlemin bulunmamasından kaynaklandığı;
6. Dava dosyası içeriğinde söz konusu iade edilen ürünün, davalı tarafından teslim alındığına ve davalı tarafından iade faturası tutarının davacıya ödendiğine dair herhangi bir belgenin görülmediği; " şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmüştür.Dosya kapsamında yapılan incelemede davacı yanın-----.
İcra Müdürlüğünün ------icra dosyası üzerinden takip başlattığı, takibin itiraz neticesinde durduğu, davacı yanın itirazın iptali davasını ikame ettiği, davalı vekilinin davanın reddini talep ettiği, mali müşavir bilirkişi eliyle taraf şirketlerin ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarından dava ve takibe konu (iade) faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacının 25/07/2023 tarih ve ---- nolu 11.999,00-TL fatura ile başlattığı takibe konu (iade) faturasına davalı tarafından 8 gün içinde itiraz edilmediği, ticari defterlere işlediği,
dava açılıp bilirkişi raporu tanzim edildikten sonra durumu fark etmeleri üzerine iade sürecini başlattıkları hususları hep bir arada değerlendirilerek davacının alacaklı olduğunun vicdani kanaatine ulaşılmış olup hesaplama yapan bilirkişi raporu esas alınarak davanın asıl alacak bedeli olan 11.999,00-TL üzerinden kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Davacının davalıyı icra takibinden önce temerrüde düşürdüğünü ispatlayamaması karşısında icra takibindeki temerrüz faiz talebinin reddine karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ------Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir.
Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin -----. Numaralı kararına göre.
“Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir.
Somut olayımızda davacının talep ettiği alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davada hükmolunün miktarın 2024 yılı kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL nin altında kalması nazara alınarak kesin olarak karar verilmiştir.
Zira ---- Bölge Adliye Mahkemesinin ----- Hukuk Dairesi'nin------ esas ve---- karar sayılı ilamında benzer konuya ilişkin; " ... karar altına alınan miktarın yıllar itibariyle yeniden değerlendirme oranları nazara alındığında 2021 yılı istinaf kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL' nin altında kaldığı,
dolayısıyla istinafa gelen davalı yönünden kabul edilen dava miktarı itibariyle mahkeme kararının tutar itibariyle kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından tarafça yapılan istinaf başvurusunun bu sebeplerle reddinin gerekeceği, kanunun bahşetmediği bir hakkın ise mahkemece taraflara verilemeyeceği, dolayısıyla yerel mahkeme kararında istinaf yasa yolunun açık olduğunun bildirilmesinin taraflar lehine kazanılmış hak doğurmayacağı üzere davalı vekilinin istinaflarının esastan incelenemeyeceği anlaşılmıştır. " şeklinde karar verildiği görülmüştür.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1, K. 2024/388, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama