KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/183
- Karar No
- 2024/881
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
Karar Metni
1.992 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/183
KARAR NO : 2024/881
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/03/2024
KARAR TARİHİ : 26/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki neticesinde takibe konu faturalarda belirtilen malların davalıya satılarak teslim edildiğini, faturaların tahsil edilememesi sebebiyle müvekkili tarafından ----- İcra Müdürlüğünün -----. sayılı dosyasından icra başlatılan icra davalı7borçlunun itiraz etttiğini, davalı/borçlunun müvekkiline 73.778,22 TL borcunun bulunduğunu, gerek icra takibi öncesinde gerekse icra takibi sonrasında davalı/borçlunun borcunu ödememekte ısrar ettiğini, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını belirterek ihtiyati haciz talebininn kabulüne,
davalı/borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının teminatsız veya Sayın Mahkeme tarafından uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati haczine, davanın kabulüne, davalı borçlunun icra Müdürlüğü'nün dosyasına vaki itirazın iptali ile %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, dava vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve arabuluculuk toplantısına dair katılımdan dolayı da ayrıca vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ----.
İcra Dairesinin ----- sayılı dosya ile icra başlatılan takibine yasal süresi içerisinde itiraz ettiğini, itirazın iptali davasının açıldığını, takibe konu edilen faturalarda imzasının olmadığını, herhangi bir borcunun da bulunmadığını, davacı ile yapılan anlaşmaya göre 100.000,- TL değerinde bir senet imzalandıktan sonra 50.000,- TLı değerinde mal geleceği akabinde aşılan tutarları da peşin alınacağı konusunda anlaşmaya varıldığını, bir nevi şirketin daha sonra anlaşmanın bitmesi sonucu ilerde doğabilecek zararlarını senetle koruma altına aldığını,
anlaşmada ---- uygulaması üzerinden gelecek siparişlerin vaadetikleri kar üzerinden satışını yapıp teslim yapacağını, kazanılan kazançların her hafta ödenecek şekilde anlaşmalarına rağmen belli bir süre sonra işi dolandırılıcağa sürükleyip ne ödeme yapıldığını ne herhangi bir kazanç yazıldığını, siparişlerin teslim edilmesine rağmen mutabakat sağlanılan rakamlar dışında kendilerinin öngürdüğü çok düşük rakamların ekonomik ve hayatın olağan akışına ters olduğu için de anlaşmanın fesh edildiğini, akabinde 100 bin TL senedin ödemesini istedillerini,
ödeyeceğin fakat taksit şeklinde olmasını talep ettiklerini bu talebin değerlendirileceğini ve dönüş sağlanacağını bildirmelerine rağmen kısa süre içinde dönüş----- Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinin başlatıldığını, faiz ve vekalet ücretleriyle beraber 130.000 küsür TL icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, bütün fatura borçlarının senet ile sınırlı olduğunu, senedi de ödediğini, davalının tamamen kötü niyetli olduğunu bu yaptıklarını bütün iş ortaklarına yaptıklarını iş ortaklrının davalı taraftan şikayetçi olduklarını, ileri sürdükleri faturada dahi imzasının bulunmadığını belirterek davanın reddine,
davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin reddine, alacaklı aleyhine alacağının %20'den az olmamak kaydıyla tazminata ve mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle. "Davacı ----- incelenen ticari defterleri ve dayandığı belgeler ile yardımcı defterlerinin birbirini tamamlaması, teyid etmesi ve usulune uygun tutulmuş olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunduğu.
Davalı ...incelenen ticari defterlerinde davacıya ait cari muavinin kapanış kaydında dayandığı belgenin bulunmadığı, söz konusu kaydın usulune uygun yapılmamış olması nedeniyle TTK. md.85 ve HMK 222. madde gereğince sahibi lehine delil niteliğinde bulunmadığı, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu.
Davacı----incelenen kayıtlarına göre, davacı----- 15.12.2023 tarihinden itibaren ve 13.02.2024 takip tarihinde de davalı ...'dan 207.395,55 TL alacaklı olduğu, davacının kayıtlarında yer alan takibe konu edilen tutarın ve dayanak fatura toplamının 63.836,35 TL olduğu.
Davalı ...'ın incelenen kayıtlarına göre, davacı tarafından takip ve dava konusu edilen faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, davalının 31.12.2023 tarihli ----- yevmiye numaralı kayıtla davacıya olan 382.146,13 TL olan borcunu kasasından nakit ödeyerek usulsüz olarak kapattığı, söz konusu bu usulsüz yevmiye kaydı çıkarıldığında davalı ...'ın 15.12.2023 tarihinden itibaren ve 13.02.2024 takip tarihinde de davacı-----382.146,13 TL borçlu olduğu.
Tarafların incelenen defter ve kayıtları arasındaki 174.750,58 TL farkın davacı kayıtlarında mevcut ancak davalı kayıtlarında yer almayan toplamı 170.961,04 TL, davalı kayıtlarında mevcut ancak davacı kayıtlarında yer almayan toplamı 3.789,25 TL olan kayıtlardan ve toplamı 0,29 TL olan kuruş farklarından kaynaklandığı.
Davacının takip ve davaya konu ettiği e-faturaları davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulune uygun tebliğ ettiği, davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine işlediği, faturaların BS-BA formlarına konu edildiği ve tarafların 2023 dönemi Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları, davalı şirkete gönderilen ve itiraz edilmeyen faturalarda vade tarihi belirtilmiş olduğundan vade tarihlerinde temerrüdün oluştuğu takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
EK RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle;"Kök Raporumuzda tarafların 2023 yılına ait defter ve belgelerinin incelendiği, iş bu ek raporumuzun tarafların 2024 yılına ait defter ve belgeleri de incelenerek tanzim edildiği, davalı vekilinin yerinde inceleme dilekçesinde bildirdiği adreste davalıya ait 2023 ve 2024 yılı defter ve belgeleri incelenmiş 2023 yılı defter ve kayıtlarında kök raporumuzdaki davalıya ait tespitlerimizde herhangi bir değişikliğin bulunmadığı ancak davalı tarafından 2023 yılında işleme almadığı kayıtlarını 2024 yılında işleme aldığı.
Davacı ----- incelenen 2024 yılı defter ve kayıtlarında, davalı vekilinin kök raporumuza itiraz dilekçesinde bahsi geçen davalı tarafından kesilen 29.714,67 TL tutarlı iade faturasını 05.02.2024 tarihinde kayıtlarına aldığı, davacı -----05.02.2024 tarihinden itibaren 63.835,22 TL alacaklı olduğu.
Davalı ...'ın incelenen 2024 yılı defter ve kayıtlarında, 2023 yılında işleme almadığı kayıtlarını 2024 yılında düzeltme yaparak işleme aldığı, davalı ... davacı--- 31.03..2024 tarihinden itibaren 63.836,36 TL borçlu olduğu. Tarafların incelenen defter ve kayıtlarında 31.03.2024 tarihinden itibaren 1,14 TL farkla mutabık oldukları. Tarafların 2023 dönemi Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları;-----.
İcra Dairesi'nin 13.02.2024 tarihli "İlamsız Takiplerde Ödeme Emri"nde alacaklının davacı----- borçlunun davalı ... ve Asıl Alacağın 63.836,35 TL. olarak belirtildiği;" şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.
İtirazın iptali davası İcra İflas Kanunun 67. Maddesinde “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı;
diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir.
İcra dosyası fiziken celp edilmiş, borçlunun ödeme emrine süresi içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Davacı taraf, bedeli ödenmeyen faturalara dayalı alacak talebinde bulunmaktadır. Buna göre öncelikli incelenmesi gerek husus faturanın ispat gücüdür. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi şu şekildedir: ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır''.
TTK'nın 21/2.(6762 sayılı TTK'nın 23/2.) maddesi ile faturanın tacirler arasında ifaya yönelik ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücünü ortaya koymaktadır.
Fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulma safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
Davacının ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre takip tarihi itibariyle davalının (takipteki faturalar esas alındığında) 63.836,35 TL borçlu olduğu, davacının takip ve davaya konu ettiği e-faturaları davalı şirkete merkezi platform (GİB) üzerinden elektronik ortamda usulune uygun tebliğ ettiği, davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine işlediği, faturaların BS-BA formlarına konu edildiği ve tarafların 2023 dönemi Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları anlaşılmıştır.Davacı tarafından düzenlenmiş olan söz konusu takibe konu faturalara davalı yanca 8 gün içinde itiraz edildiğine dair dosyaya bir bilgi veya belge kazandırılmadığı,
davalı tarafından davacıdan 2023 Ba Bs beyanlarında mutabık oldukları, davalı ...’ın incelenen kayıtlarına göre, davacı tarafından takip ve dava konusu edilen faturaların davalı kayıtlarında yer aldığı, davalının 31.12.2023 tarihli ----- yevmiye numaralı kayıtla davacıya olan 382.146,13 TL olan borcunu kasasından nakit ödeyerek usulsüz olarak kapattığı, söz konusu bu usulsüz yevmiye kaydı çıkarıldığında davalı ...’ın 15.12.2023 tarihinden itibaren ve 13.02.2024 takip tarihinde de davacı ----- 382.146,13 TL borçlu olduğu, bu haliyle davalının kendi ticari defter ve kayıtlarında dahi davacıya borçlu olduğunun tespit edildiği,
mal veya hizmet alımı yapıldığını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirdiği, böylece bilirkişi tarafların ticari defterleri ve vergi dairelerinin mahkememize göndermiş olduğu taraf BA-BS formalarının incelenmesi neticesinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan (taleple bağlı kalınarak) 63.836,35 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği,
form BA-BS beyannamelerinden davalının davacıdan fatura alarak kayıtlarına intikal ettirmesi karşısında artık ispat yükünün davalı tarafa geçmiş olduğu ve aksinin dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Alacağın likit olması konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,----- Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir.Yargıtayın yerleşik kararlarına göre fatura alacakları likit niteliktedir.
Yargıtay -----. Hukuk Dairesi’nin ----- Numaralı kararına göre.
“Uyuşmazlık, davacının davalıya faturayla sattığı mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, borcun miktarı belirlenebilir (likit, hesap edilebilir) olduğundan, dava dilekçesinde icra inkar tazminatı isteyen davacı yararına İİK.nun 67/2 nci maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiştir.” denilerek fatura alacağının likit niteliği belirtilmiştir.
Alacağın faturaya bağlı alacak olması nedeniyle kabul edilen asıl alacağın yüzde 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Her ne kadar takipte faiz talebinde bulunulmuş ise de davacı yanca davalının takip öncesi temerrüde düşürüldüğünü ispatlayamaması karşısında davacının talep ettiği faiz alacağının reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/183, K. 2024/881, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama