KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/200
- Karar No
- 2024/727
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
Karar Metni
2.079 kelime·10 dk okuma·10 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/200
KARAR NO : 2024/727
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/03/2024
KARAR TARİHİ : 07/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. T.C. ----. İcra Müdürlüğü’nün ---- sayılı dosyası ile davalı tarafından 06.04.2021 tarihinde davacı ile dava dışı ..., ---- aleyhine icra takibinin başlatıldığını; ancak takibe konu edilen bononun hükümsüz olduğunu; bononun tefecilik sonucunda düzenlendiğini; davalının sanık olarak yargılandığı ---.
Asliye Ceza Mahkemesi’nin -----. sayılı dosyası ile bunun tespit edildiğini; davalının bu davada cezalandırıldığını; kararın kesinleştiğini; tefecilik suçu neticesinde düzenlenen bononun TBK m. 27/I hükmünce geçerli olmayacağını. T.C. -----.
İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı icra takibinde icra marifetiyle yapılan kesintilerin toplamının 43.374TL. olduğunu; son kesintinin yapıldığı tarihin 21.03.2023 olması nedeniyle İİK m. 72 hükmü gereğince istirdat davasının hak düşürücü süre içinde açıldığını beyan etmiş ve davalıya icra kanalıyla ödenen toplam 43.374TL.nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı özetle hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı def’inin olduğunu; muhatabın asıl borçlu ... olması gerektiğini ve husumet itirazının bulunduğunu; ------Asliye Ticaret Mahkemesi’nin -----. dosyası ile birleştirme kararının verilmesi gerektiğini; ...’e davanın ihbar edilmesi gerektiğini; davacının asıl borçlu ...’e borç para verdiğini; 01.10.2020 tarihli banka dekontunun da bu durumu gösterdiğini; bu bedelin iade alınmasında tartışma olmadığını; kefil davalıya değil, asıl borçluya gidilmesi gerektiğini beyan etmiş ve davanın reddi talep edilmiştir.
RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle.
"T.C. ---- İcra Müdürlüğü’nün ----. sayılı dosyası ile davalı tarafından 06.04.2021 tarihinde davacı ile dava dışı ..., ------aleyhine icra takibinin başlatıldığı ve 70.000,00 TL Asıl alacak (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 504,76 TL ödememe protestosu masrafı (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 513,97 TL Faiz 20.03.2021-05.04.2021 arası işlemiş %16,75 avans faizi 210,00 TL komisyon (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 71.228,73 TL Toplam Alacak ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebi”nin ise “70.000TL. miktarlı, 26.09.2020 tanzim tarihli, 20.03.2021 vade tarihli senet” şeklinde gösterildiği,
20.03.2021 tediye tarihli, 70.000TL. bedelli, 26.09.2020 düzenleme tarihli bono incelendiğinde davalının, “Ödeyecek” ibaresine adı yazılan dava dışı ... ve---- alacaklı olduğu; davacı ...’ın da adının ve T.C. kimlik numarasının elle yazıldığı ve imzalandığı; ancak 13.02.2024 tarihinde kesinleşen -- ----.
Asliye Ceza Mahkemesi’ni------ kararında davalının tefecilik yapmak suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûm edildiği, “davalının davacıdan tahsil ettiği bedelin haklı olup olmadığı; davacının davalıya ödemek zorunda kaldığı bedelin geri tahsil hakkının olup olmadığı; davacı haklı ise talep edebileceği miktarın saptanması” hususunda: Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davalı tarafından T.C. - - ---.
İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosya ile başlatılan icra takibine konu edilen 70.000TL.lik bononun davalının tefecilik suçu işleyerek tanzim edildiği kabul edildiğinde davacının 70.000TL. ödeme yönünde borcunun olmayacağı; davacının anılan icra takibi dolayısıyla ödeme yapmak zorunda olduğu kalemlerin de TBK m. 77 hükmü gereğince sebepsiz zenginleşmeden doğan sorumluluk kapsamında davalıdan geri istenebileceği kanaatine varıldığı; takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; buna ilişkin hesaplamanın ise uzmanlık alanımın dışında kaldığı.
İcra ve iflas mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından icra dosyasına yatırılan ödemelerin tespiti yapılarak ödeme tarihinden dava tarihine kadar yasal faiz işletilerek hesaplama yapılacaktır. Davalı tarafından T.C. ----. İcra Müdürlüğü’nün -----. sayılı dosya ile başlatılan icra takibi dolayısıyla davacının dosyaya ödemek zorunda kaldığı miktarın 43.374,00 TL olduğu.
Ayrıca dava dilekçesinde ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili talep edilmiş olduğundan her bir ödeme için ödeme tarihlerinden itibaren 19.03.2024 dava tarihine kadar işletilecek yasal faizlerin 6.276,37 TL olduğu, Mahkeme ara kararında zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden inceleme yapılması istenmiş olup, İİK 72. madde ile " Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." hükmüne yer verildiği,
davacı borçlu tarafça maaşından haciz yoluyla kesinti yapılarak ödemelerin yapıldığı, son ödeme tarihinin 21/03/2023 tarihi olduğu, Yüksek Mahkeme kararları ile 1 yıllık hak düşürücü sürenin son ödeme tarihinden itibaren başlayacağı belirtildiğinden bu hususta takdir ve hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere 21/03/2023 son ödeme tarihi kabulü halinde davanın 1 yıllık süre içerisinde açıldığı, zamanaşımı yönünden ise istirdata konu alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan zamanaşımına uğrayan ödemenin bulunmadığı tespit edilmiş olup," şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Davacılar vekili, Mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; ----. İcra Müdürlüğü ----- esas sayılı takip dosyası ile 26/09/2020 düzenleme tarihli, 20/03/2021 vade tarihli ve 70.000,00 TL bedelli senede istinaden kambiyo takibi başlatıldığını, takibe dayanak yapılan senetin, tefecilik suçuna konu olduğundan bahisle menfi tespit davasının kabulüne kabülüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunun 72. Maddesi; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur.
İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir.
Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir.
Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (----). Menfi tespit davası, 2004 sayılı Kanun’un 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Bir başka anlatımla; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (----). 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.
Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir.
Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır.
Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. (---- BAM ---- HD -----)----Asliye Ceza Mahkemesinin 18/01/2022 tarihli, ----- esasa ve ------ karar sayılı ilamı ile takipte alacaklı olan ... hakkında takibe konu senetten kaynaklı tefecilik yapmak suçundan neticeten 10.040,00 TL adli para cezası verildiği anlaşılmıştır. ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.
Ceza Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamı ile yerel mahkemenin kararının bozulduğu, yerel mahkeme tarafından bozma sonrası dosyanın ----- esasına kaydedildiği, bozmaya konu eleştiriler nazara alınarak yargılamaya devamla sonuçlandırıldığı, neticesinde sanık hakkında tefecilik suçundan mezkur ceza mahkemesinin 02/11/2023 tarihli, --- esas ve ---- karar sayılı ilamı ile takipte alacaklı olan ... hakkında takibe konu senetten kaynaklı tefecilik yapmak suçundan neticeten 8.320,00 TL adli para cezası ve 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği anlaşılmıştır. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----.
Ceza Dairesinin ---- esas ve----- karar sayılı ilamı ile yerel mahkemenin kararının onandığı ve kararın kesinleştiği görülmüştür.Benzer konuya ilişkin Yargıtay ----- Hukuk Dairesi'nin---- esas ve ---- karar sayılı ilamında; " Dava konusu uyuşmazlıkta;
davalı ---- tefecilik ve açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından yargılanmış,----- Asliye Ceza mahkemesinin 06/05/2010 tarih ve------ sayılı ilamı ile tefecilik suçundan 2 yıl 1 ay hapis ve 5.000,00 TL Adli Para Cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş açığa imzanın kötüye kullanılması suçundan Beraat etmiş, söz konusu karar Yargıtay ---- Ceza Dairesinin 09/04/2014 tarih ---. sayılı ilamı ile onanmıştır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 18 Mart 1959 gün ---- sayılı kararında belirtilen şartlar dairesinde istirdadı istenilen senedin tefecilik sebebiyle düzenlenip karşı tarafa verildiği mahkumiyet kararı ile sabit olmuştur.
Kesinleşen ---- Asliye Ceza Mahkemesinin ---- esas sayılı dosyasının 01/04/ 2014 tarihli duruşmasında,Tanık---- dinlenilmiş “Sanık ve şikayetçiyi müşterim olması nedeni ile tanırım,sanık ve şikayetçi arasında bir para alışverişi olduğunu biliyorum,ben fındık ticareti yaptığım için sanık fındıkları bana teslim eder,
ihtiyacı olduğu zaman da ben fındığın o günkü fiyatı ile kendisine para öderim,ben sanık -----’e yaklaşık 2 yıl evvel 3 ton fındık parasını şikayetçiye verilmek üzere verdim,sanık şikayetçiye bu borcu bildiğim kadarıyla vadeli ve faizli vermişti,borcun ödenmesi gecikince şikayetçinin kendisine fazla faiz yüklenmemesi için ---- şikayetçi adına 8000 TL kredi aldık ,7300 TL'si sanık ------ ödendi,700 TL de bana borcu vardı o borcu da bana verdi,benim sanığın faiz karşılığı borç para dağıttığına dair bir bilgim yoktur.
Ayrıca sanık ve şikayetçi arasında da ne kadar miktar borç olduğunu bilmiyorum.” demiş ,davalı (sanık ) ise o duruşmada Tanık----- dışında diğer tanık beyanlarını kabul etmediğini bildirmiştir
HMK 187/2 maddesinde ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır. İkrar görülmekte olan bir davada taraflardan birinin diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir
Davada bir tarafca ileri sürülen bir vakıa iddiasının mahkeme önünde karşı tarafça ikrar edilmesi ile artık o vakıa taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıkar ve bunun sonucu olarak ispatı gerekmez,
Mahkeme içi ikrar kesin delil niteliğindedir, önemle vurgulanmalıdır ki bir davada yapılan mahkeme içi ikrar başka bir davada da geçerli olup kesin delil teşkil eder. Tefecilik suçunu oluşturulan tüketim ödenci( karz) sözleşmesinin TBK 26. ve 27 /1 maddeleri ( BK 19 /2 ve 20 /1 maddeleri ) kapsamında kanuna ve bu arada ahlaka aykırı aykırıdır. Kambiyo senedi niteliğindeki senedin tefecilik sebebiyle düzenlenip karşı tarafa verildiğini ispat edebilmek için kural olarak yazılı(kesin) delil,açık muvafakatla dinlenilen tanık beyanları veya Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 18 Mart 1959 gün ve ---- sayılı kararında belirtilen şartlar dairesinde tefecilik yaptığı iddia olunan kişi hakkında açılmış ve mahkumiyet ile sonuçlanmış bir ceza mahkemesi kararı bulunmalıdır.
Somut olayda ceza mahkumiyet kararı dayanağı olan tüm delilleri ile birlikte kesin delil hükmündedir.Tefecinin verdiği senet ahlaka aykırılıktan hükümsüz hale gelmiştir." şeklindeki açıklamalarının ışığı altında somut olayımızda alacaklı hakkında tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi hususu nazara alınarak takibe konu 26/09/2020 düzenleme tarihli, 20/03/2021 vade tarihli ve 70.000,00 TL bedelli kambiyo senedi niteliğindeki senedin tefecilik sebebiyle düzenlenip karşı tarafa verildiğinin mahkeme kararı ile sabit olması, icra takibi neticesinde davacı ...'ın davalıya 43.374,00 TL ödeme gerçekleştirdiği, bu bedel üzerinden istirdat davasının ikame anlaşılmakla denetime elverişli hüküm kurmaya uygun bilirkişi raporu muvacehesinde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/200, K. 2024/727, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama