KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/321
- Karar No
- 2024/874
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
1.266 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/321
KARAR NO : 2024/874
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/05/2024
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalarının kabulü, ----- İcra Müdürlüğü ---- Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ve takibin devamına, davalının dava konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
RAPOR
Bilirkişi raporunda özetle. "Davacı şirketin 2023 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirket ile olan muhasebe işlemlerini usulüne uygun olarak kaydetmiş olduğu görülmüş olup ; davacı şirketin 2023 yılı ticari defter incelemesi neticesinde 29.05.2023 icra takip tarihi itibari ile davalı yandan 125.424,00 TL alaeağı olduğu,
Davalı şirketin dava dosyası kapsamında ticari defter bilgileri sunulmadığından ve Sayın Mahkemenin vermiş olduğu ara karar doğrultusunda inceleme gün ve saati olan 14/08/2024 günü saat 10:45 de davalı şirket tarafından ticari defterleri tarafıma ibraz edilmediğinden bu hususta inceleme yapılamadığını, İcra takibine konu olan faturanın e-arşiv portal sistem üzerinden davalı yana usulüne uygun olarak davalı yana yapılmış olduğu, İhtilaf konusu olan 26.04.2023 tarihli ----- no.lu 125.424,00 TL faturanın yansıtma bedeli açıklaması ile davacı şirket tarafından davalı yana kesildiği,
faturaya konu olan KDV iadesinin, davacı şirket tarafından davalı yanın Özel Esaslara alınmasından kaynaklı olarak yapılamadığı, Davacı yanın davalı yanı noter ihtarnamesi ile temerrüde düşürmediği, temerrüdün icra takip tarihinde oluştuğu, davacının davalı yandan icra takip tarihi olan 29.05.2023 tarihi itibari ile 125.424,00 TL alacağı olduğu, Faturaların tebliğine ilişkin yapılan incelemede dava konusu işbu e-arşiv faturanın e-arsiv portal üzerinden davalı şirkete gönderildiği.
Taktir Sayın Mahkemenin olmakla birlikte. Davacı yanın icra takibinden önce temerrüde düşürülecek işlem yapılmadığından, temerrüdün, icra takip tarihi olan 29.05.2023 tarihi itibariyle oluştuğu, davacı yanın davalı yandan 125.424,00 TL alacağa ödeme tarihine kadar işleyecek faiz hesaplanabileceği, Davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatı konusundaki kararın münhasıran Savın Mahkemenize ait olduğu." şeklinde sonuç ve kanaatine varıldığı beyan edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira. Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup, taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğu, davalının kusurlu eylemlerinden kaynaklı davacının İdareden tahsil edemediği kdv aidesi nedeniyle uğradığı zararın tahsilini davalıdan talep ettiği anlaşılmaktadır. Dava haksız fiil eyleminden kaynaklı alacak davasıdır, bu haliyle dava TTK'nun 4.maddesinde sayılan, başka ifade ile bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan değildir.
---- Ticaret Sicili Müdürlüğünün 14/05/2024 tarihli cevabi yazısında; davalı ----- gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı bildirilmiştir.
Aynı şekilde ---- Vergi Dairesi'nin 30/05/2024 tarihli cevabi müzekkere yazısında davalı ----- 2021-2022 takvim yılında bilanço esasına göre defter tuttuğuna ilişkin bilgi paylaşıldığı görülmüştür.Benzer konuya ilişkin ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesinin ---- esas ve ----- karar sayılı ilamında;
"Dosya kapsamında mevcut vergi dairesi yazılarından davalılardan ----- gerçek usulde işletme hesabı olarak (ikinci sınıf tüccar) mükellefiyet kaydının olduğu, diğer davalı---- ise potansiyel mükellef (ticari olmayan) kaydının bulunduğu, ticari, zirai, serbest meslek faaliyetinden ötürü vergi mükellefiyetinin bulunmadığı, şirket ortağı olmadığı, tacir olmayan davalılara yönelik davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiği anlaşılmakla;
mahkemenin verdiği görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur." şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında davalı ----- en son 2022 yılında tacir sıfatı ile ticari faaliyet yürüttüğü, 08/05/2024 dava tarihi itibariyle tacir sıfatının tespit edilemediği, ----- Ticaret Sicili Müdürlüğünde gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olmadığı gibi ortada mutlak ticari bir dava da bulunmadığından uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/321, K. 2024/874, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama