KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/836
- Karar No
- 2024/777
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2024
Karar Metni
1.053 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/836
KARAR NO : 2024/777
DAVA
Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)
DAVA TARİHİ : 12/11/2024
KARAR TARİHİ : 22/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan şirkete kayyım atanması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ---- isimli şirketin 2021 yılında 3 ortak tarafından kurulduğunu, şirket müdürü olan ----- %50 payı, davacının da devirlerle birlikte %50 payı olduğunu, ancak %20 pay devrinin şirket müdürünün genel kurulu toplamaması nedeni ile gerçekleştirilemediğini, otel müdürü olarak çalışan ---- tarafından------ isimli bir şirketin çok yakın adreste kurulduğunu, yaptıkları harici araştırmalarda bu otelin yetkili müdür ve paydaş olan ----- tarafından açıldığını tespit ettiklerini, bilgi almak istedilerse de alamadıklarını TTK'nın 630 ve TMK'nın 427. Maddeleri gereği şirkete yönetim kayyımı atanmasını talep ettiklerini belirtmiştir.
Kayyım atanması talep edilen şirketin ticaret sicil kayıtları incelenmiş ---- isimli şahıslar olduğu, münferit imza yetkileri olduğu görülmüştür.
Öncelikle bazı konuların aydınlatılmasının faydalı olacağı düşünülmüş olup davacının istemleri ile ilgili mevzuatımızdaki yasal düzenlemeler ve yüksek mahkemenin birkaç kararı alıntılanmak sureti ile dava aydınlatılmaya çalışılacaktır.6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, davacıların, öncelikle şirket müdürünün azli veya temsil yetkisinin sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
(Yargıtay ----HD.'nin 15/01/2018 tarih ve ---- esas, ----- Karar)
---- BAM ----- HD.: ----- Sayılı ilamında "....Şirket yönetiminin genel kurulca seçilmiş yöneticilerle yapılması, zorunluluk olmadıkça şirket yönetimine müdahale edilmemesi esastır. .." belirtmiştir.
---- BAM -----. Hd. ---- Esas ,---- Karar sayılı ilamında "... Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ---- Esas -----Karar sayılı 08/03/2018 tarihli ilamında da açıklandığı üzere. TMK'nın 427/4. maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gereklidir.
Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır..." belirtmiştir. ----- haklı nedenlerle şirket müdürünün azli istemine ilişkindir.
Limited şirketin ortaklarına ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemli olarak açılan davalarda husumetin, idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen ortağa yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup ayrıca limited ortaklığa husumet düşmemektedir. Nitelik itibariyle husumet, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vâkıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli bir itirazdır.
Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken.." belirtmiştir.Yargıtay ---- HD. ----- Sayılı ilamında "... Dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece, davalının müdürlüğünden azli istenen şirkete husumet yöneltilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Oysa, şirket müdürünün azli davalarında husumetin, azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir." belirtmiştir.
Yargıtay ----. HD. ----- Sayılı ilamında "..Dava, davalı şirkete kayyım atanması istemine ilişkin olup, böyle bir davada davalı şirkete husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, davalı olarak gösterilen diğer şirket ortaklarına husumet düşmemektedir. Bu nedenle, şirket ortakları yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken.." belirtmiştir.
Yöneticilerin kötü yönetiminin yaptırımının, hem anonim hem de limited şirkette onlar aleyhine hukuki sorumluluk davası açmak olabileceğini, Yine kanun koyucunun, limited şirkette her pay sahibine haklı nedenlerle yöneticiler hakkında görevden alma davası açma hakkı verdiğini, ancak kanun koyucunun, şahıs şirketlerinde olduğu gibi, hakime görevden aldığı müdürün yerine bir yönetim kayyımı tayin etme yetkisi tanımadığını belirtmiştir. (Yargıtay -----HD nin 28/11/2000 tarihli, ---- sayılı; 24/03/2003 tarihli, ----- sayılı; 26/06/2003 tarihli, ---- sayılı; 22/01/2007 tarihli----- sayılı kararları)
6102 sayılı TTK'nın 617/3. Maddesi genel kurul toplantısına ilişkin çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirkete dair hükümlerin kıyasla limited şirketlere de uygulanması gerektiğini belirtmiştir.Öncelikle davacı yanca her ne kadar TMK'nın 427.
Maddesi gereği şirkete kayyım atanması talep edilmiş ise de söz konusu madde tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetiminin başka bir yoldan sağlanamaması hallerine ( tek yönetim kurulu üyesinin ölmesi, gaipliğine karar verilmesi, kısıtlanması, ceza evine girmesi vs. ) ilişkindir. TTK'nın 630.
Maddesi gereği her ortak haklı sebeplerin varlığında yöneticilerin azlini mahkemeden talep edebileceğini hükme bağlamış olup bu tür bir davanın da azli istenen müdüre karşı açılması gerektiği açıktır. Yukarıda bu hususta Yargıtay ---- HD. ----- ilamı aynen alıntılanmıştır.
Limited şirketlerde pay geçişi TTK'nın 595. Maddede düzenleniş olup bu madde gereği limited şirketlerde esas sermaye payının geçişleri için genel kurul onayı şarttır. Şayet davacının talebine rağmen şirketin seçilmiş yöneticisi genel kurul icra etmiyorsa davacı yanca kıyasen uygulanan TTK'nın 411 ve 412. Maddeleri gereği mahkemeden olağanüstü genel kurula çağrı hususunda dava açması mümkündür.
Ayrıca bu maddede 7. Fıkrada payı devir alanlarla ilgili düzenleme de olup dava konusu olmadığından üzerinde durulmayacaktır.Kısacası şirketin 2021 yılında kurulduğu ve kuruluşu ile birlikte adı geçen ---- müdür tayin edildiği, hali hazırda iki kişinin münferit imza yetkisi ile temsil edildiği, şirkette bir organ boşluğu bulunmadığı, TTK'nın 427.
Maddesi gereği şirkete kayyım atanmasının mümkün olmadığı, esasen olayları anlatmak taraflara hukuki nitelendirmeyi yapmak mahkemeye aittir ilkesinden hareketle davacının esasında isteminin şirket müdürünün görevini yapmaması, rekabet yasağına aykırı faaliyetleri, sahte genel kurul toplantı tutanakları tutulduğu iddiaları nedeni ile azline ilişkin olduğu,yani esasen bu kişinin/kişilerin azlini talep ettiği, bu tür bir davanın da ancak azli istenen müdür/müdürler hasım gösterilerek açılması gerektiği açıktır.
Yine davacının ihtiyarında olmak üzere şirketi zarara uğrattığı iddia olunan kişiye karşı TTK'nın 553 vd. Maddeleri gereği sorumluluk davası açılması da mümkündür. Keza sahte imza ile yapılan genel kurul toplantılarına karşı butlan/yokluk istemli davalar açması da mümkündür. Ancak ne var ki eldeki davada davacı yanca sanki şirketin gerekli hiçbir organı yokmuş gibi hasımsız dava açıldığı görülmektedir. Esasen açılması gereken dava türlerinin yukarıda izah edildiği açıktır.
Davacının esas isteminin esasen müdürün azline ilişkin olduğu açıktır. Bir an için davacının sadece şirkete TMK'nın 427. Maddesi gereği kayyım atanmasını talep ettiği düşünülecek olur ise bu açıdan da bakıldığında davacının şirket tüzel kişiliğini hasım göstermek sureti ile dava açması gerekirken hasımsız dava açtığı görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 114.
Maddesi dava şartlarını saymış olup şirkete kayyım atanması istemli bir davanın hasımsız açılamayacağı da izahtan varestedir. Bu hususta yukarıda emsal bir karar da aynen alıntılanmıştır. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/836, K. 2024/777, 22 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama