KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/919
- Karar No
- 2025/327
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
Karar Metni
2.748 kelime·14 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/919
KARAR NO : 2025/327
DAVA
Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 06/12/2019
KARAR TARİHİ : 09/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle.
Dava dışı ------müvekkili -----. ile Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını ve kredi kullandığını, davalı ----- ise Genel Kredi Sözleşmesi'nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve kredi borcundan aynı derecede sorumlu hale geldiğini, dava dışı------daha sonra dava dışı -----ile birleşerek infisah ettiğini, dava dışı ----- müvekkili Banka ile Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını ve kredi kullandığını, davalının ise bu Genel Kredi Sözleşmesi'ni müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve kredi borcundan aynı derecede sorumlu hale geldiğini,
dava dışı ---- ATM'nin ----- esas sayılı dosyasından 18.09.2019 saat 14:15 itibariyle iflasının açıklandığını, davalının hem ------ devir olarak infisah eden -----hem de iflası açıklanan ------müvekkili bankaya olan borçlarından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğunu, ancak müvekkili bankaya nakdi ve gayri nakdi alacakları karşılığında ödeme yapılmadığı için kredi hesaplarının kat edildiği belirtilerek borcun ödenmesi talebiyle,
18.07.2019 tarihinde---- Noterliğinin ----- yevmiye numaralı ve 16.08.2019 tarihinde---- Noterliğinin ------ yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamelerinin keşide edilerek borcun ödenmesi aksi halde yasal işlemlerin başlatılacağının tebliğ edildiğini, davalı borçlunun ihtarnamelere rağmen borcunu ödemediğinden,
---- İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyasından icra takibinin başlatıldığını, davalı takip borçlusunun takip tarihi itibariyle müvekkili bankaya toplam 2.689.364,78 TL borcunun bulunduğunu, ödeme emrinin iade olmasına rağmen davalı borçlunun, vekilleri aracılığıyla icra dosyasına verdikleri dilekçe ile “borca, işlemiş faize ve faiz oranına” itiraz ettiğini, icra takibinin bu itiraz üzerine durdurulduğunu, davalının, itirazının yasaya aykırı, haksız ve mesnetsiz olduğunu ve borcu ödediğini gösterir herhangi bir yazılı delil sunmadığını,
davalının icra takibine itiraz etmesi üzerine -----Arabuluculuk Bürosu'na ----- dosya numarası ile başvuruda bulunulduğunu, arabuluculuk sürecinde davalı borçlu ile anlaşmanın sağlanamadığını, borcun ödenmediğini ve devam etmekte olduğunu, müvekkili banka ile borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşnin bankanın defterleri ve kayıtlarının delil olacağına ilişkin maddesi uyarınca müvekkili bankanın kayıtlarının kesin delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu, dava konusu kredi borcuna,
müvekkili banka ile borçlular arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin temerrüt faizi başlıklı 2.8 maddesinde belirlenen temerrüt faiz oranının uygulandığını ve bunun yasal mevzuata uygun olduğunu, icra takibinde talep edilen faiz ve faiz oranlarının imzalanan genel kredi sözleşmesine uygun olduğunu, bu nedenle faiz oranlarına yapılan itirazın haksız olduğunu, davalının icra takibine yaptığı itirazın yasaya ve gerçeğe aykırı, haksız, dayanaksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu alacak ise likit olduğundan davalı hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesine engelin olmadığını beyan ederek,
yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı, davalı borçlunun ----İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve dayanaksız itirazlarının iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, asıl alacak tutarına takip talebinde belirtilen tarihler arasında ve takip talebinde belirtilen oranlar üzerinden akdi faiz ve temerrüt faizi işletilmesine ve asıl alacakla birlikte tahsillerine, davalı borçlu aleyhine e 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle.
Davaya konu icra takibine dayanak Genel Kredi Sözleşmelerindeki yazıların müvekkiline ait olmadığını, söz konusu sözleşmelerin bu hali ile Borçlar Kanunu'nun 583. maddesine aykırı olduğunu, müvekkilinin iddia edilen Genel Kredi Sözleşmesi'ne konu borç sebebi ile kefaletinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğini, davacı banka tarafından dava dışı borçlu ---- Genel Kredi Sözleşmesi'nin müvekkiline şirket yetkilisi sıfatı ile imzalatıldığını, kefalete ilişkin kısımların ise Borçlar Kanunu'nun 583, maddesi gereklerini taşımamakta olduğunu, Borçlar Kanunu'nun 583. maddesinde, "Kefalet sözleşmesi,
yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.
Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." düzenlemesine yer verildiğini, davacının davaya dayanak takibe konu genel kredi sözleşmelerindeki kefalete ilişkin kısımları incelendiğinde Borçlar Kanunu'nun 583.
Maddesi şrtlarını taşımamakta olduğunu, kefalet azami miktarı, kefalet tarihi, müteselsil ifadesi ve diğer yazıların kefile ait olmasının gerektiğini, kefalete ilişkin kısımda yer alan yazıların hiçbirinin müvekkiline ait olmadığını, bu hali ile söz konusu kefaletin Borçlar Kanunu'nun 583. maddesine aykırı olup geçersiz bir kefalet olduğunu, davacının kanunen geçerli olmayan kefalet sözleşmesine dayanarak müvekkilinden hak talebinde bulunamayacağını, kısacası müvekkilinin davacı bankaya borcunun olmadığını, müvekkilinin davacının iddia ettiği şartlarda kefalet sözleşmesine imza atmadığını,
yetkilisi olduğu ------ Şirketi için Genel Kredi Sözleşmesi'ne imza attığını, ------ Şirketi'nin de zaten davacının iddia ettiği miktarda davacıya bir borcunun olmadığını, bu nedenlerle müvekkil tarafından yapılan itirazın hukuka uygun olduğunu, davacının kendi defter ve kayıtlarının kesin delil olduğu yönündeki iddiasını kabul etmediklerini, bu hususun HMK ve yerleşik içtihatlara açıkça aykırı olduğunu, diğer yandan müvekkilinin gayri nakdi borç sebebi ile sorumluluğundan da bahsedilemeyeceğini,
bir an için kefaletin geçerli olduğu düşünülse de gayri nakdi borç sebebi ile müvekkilinin sorumlu olacağına dair bir yükümlülüğün sözleşmede yer almadığını, davacı bankanın bu talebinin de hukuka ve kanuna açıkça aykırı olduğunu, kredi sözleşmesini imzalayan müteselsil kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın çek kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu olabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunmasının gerektiği savunarak , usulsüz tebligat iddiaları ve cevap dilekçelerinin kabulü ile,
haksız, kanuna ve hukuka aykırı davanın reddine, davacı banka hukuken geçersiz bir sözleşmeye dayanarak müvekkil hakkında takip başlatmakla kötü niyetli olduğu için % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME
Ddava, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanak aslı dosyaya sunulmuştur.-----İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyası, dava dışı şirketlerle yapılan genel kredi sözleşmeleri, şirketlerin ticari sicil kayıtları celp edilmiş, adli tıptan izmza ve yazı incelemesi raporu, bankacı bilirkişilerden hesap ve değerlendirme raporu alınmıştır.
Davacı Banka tarafından, davalının kefili olduğu dava dışı şirketlerle yapılan genel kredi sözleşmelerindeki kefaletinden dolayı hakkında başlatılan icra takibindeki borçtan dolayı davalının sorumlu olduğu ileri sürülmüş, davalı tarafça, söz konusu takibe dayanak kredi sözleşmelerindeki yazıların kendisine ait olmadığı, bu nedenle kefalet sözleşmelerinin geçersiz olduğu, icra takibindeki borçtan dolayıda sorumluluğunun bulunmadığı savunmasında bulunulmuştur.
Dosya kapsamına göre, dava dışı -----ile davacı Banka arasında 01.06.2015 tarihli, 5.000.000,00 TL “GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ” imzalanarak şirkete kredi kullandırıldığı, davalının bu Genel Kredi Sözleşmesi (GKS)'ni müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı-----daha sonra dava dışı -----şirketi ile birleşerek infisah ettiği ,( ----- Gazetesi GKS nin ekindedir) ardından dava dışı ------. İle davacı Banka arasında 17.11.2015 tarihli ve 6.250.000,00 TL meblağlı “GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ” imzalandığı ve kredi kullandırıldığı, davalının işbu Genel Kredi Sözleşmesi (GKS)'ni de müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, dava dışı ------Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasından 18/09/2019 saat 14:15 itibarı ile iflasının açıklandığı anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut boçlu şirketlerin ticari sicil kayıtlarına göre , sözleşme tarihleri itibarıyla dava dışı ------ ortağı ve yetkili temsilcisinin davalı ---- , dava dışı ----ise ---- olduğu görülmüştür.
Davacı vekilince borçlular ----- ve ----- aleyhine:----. İcra Müdürlüğü ----- sayılı dosyasında 2.689.364,78-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatmış, takibe süresinde ve usulüne uygun olarak davalı borçlu ------ tarafından itiraz edilmiş ve bu itiraza karşı iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen 05/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda,
Tarihli raporunda İnceleme konusu sözleşmelerde istem doğrultusunda yeniden yapılan incelemede ------ Bankasının 01/06/2015 tarihli 5.000.000 TL'lik Genel Kredi Sözleşmesinin 70. sayfasında---- adına atılı imza ile ------ mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ----- eli ürünü olduğu, Söz konusu sayfada mevcut "01/06/2015" tarih rakamları ile ------ mukayese yazıları arasında;
tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ---- eli ürünü olmadığı, söz konusu sayfada mevcut geri kalan yazılar ile ------ mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu yazıların ----- eli ürünü olduğu,
İnceleme konusu ------ Bankasının 17/11/2015 tarihli 6.250.000 TL'lik sözleşmesinin 69. sayfasında ----- adına atılı imza ile ------ mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzanın ----- eli ürünü olduğu, söz konusu sayfada mevcut yazılar ile----- mukayese yazıları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla ------ eli ürünü olmadığı tespitleri yapılmıştır.
Mahkememizce işbu dosyada, bankacılık uzmanı bilirkişi raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle;
Davacının, “takip tarihi itibariyle ------alacağının banka kayıtlarında uygulandığı gibi.
2.209.699,04 TL asıl alacak tutarı üzerinden 24.08.2019 temerrüt tarihinden, 02.10.2019 takip tarihine kadar olan 8 günlük süre için davacı bankanın uyguladığı yıllık e% 49,50 temerrüt faiz oranından hesaplanmış 22.536,83 TL temerrüt faizi, 55.652,19 TL takip tarihi öncesinde işlemiş akdi faizi, 2.791,13 TL BSMV tutarı olmak üzere toplam 2.290.679,19 TL alacağı, ayrıca Ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanmış 148.520,31 TL asıl alacak ve 1.653,23 TL takip tarihi öncesine ait işlemiş akdi faiz, 911,50 TL temerrüt faizi,
92,59 TL BSMV olmak üzere toplam 151.177,63 TL alacağının toplamı 2.441.856,82 TLolduğu hesaplanmıştır.----- takip tarihi itibarıyla banka alacağının ise, Banka kayıtlarında uygulandığı gibi gayri nakdi çek kredisi, çek hamiline ödenmiş garanti bedelinden kaynaklanmış 2.030 TL asıl alacak tutarı üzerinden 24.08.2019 kat tarihinden, 02.10.2019 temerrüt tarihine kadar olan 8 günlük süre için davacı bankanın uyguladığı yıllık % 49,50 temerrüt faiz oranından hesaplanmış 22,33 TL temerrüt faizi, 1,16 TL temerrüt faizinin %5 gider vergisi, 990,38 TL takip tarihi öncesine ait işlemiş akdi faiz,
ve 2.030 TL asıl alacak olmak üzere davacı ----- davalı müteselsil kefil -----, dava dışı -----kullandırılmış, gayri nakdi çek kredisi çek hamiline ödenmiş garanti bedelinden kaynaklanmış toplam 4.166,71 TL , ayrıca ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanmış 72.969,36TL asıl alacak tutarı üzerinden 24.08.2019 temerrüt tarihinden, 02.10.2019 takip tarihine kadar olan 8 günlük süre için davacı bankanın işbu kredili mevduat hesabı borcuna uyguladığı yıllık % 28,80 gecikme faiz oranından hesaplanmış 467,00 TL temerrüt faizi,
23,35 TL temerrüt fa in 94 5 gider vergisi ve 1.226,36 TL takip tarihi öncesine ait işlemiş akdi faiz ve 72.969,36 TL asıl alacak olmak üzere davacı -----davalı müteselsil kefil -----, dava dışı----- kullandırılmış ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanmış, -----İcra Müdürlüğü'nün -----Sayılı, 02.10.2019 - takip tarihi itibariyle, toplam 74.686,29 TL olmak üzere 78.853 TL alacağının olduğu, bu miktarın 09.05.2024 tarihli bilirkişi raporunun 14.sayfasında 77.730,16 TL olarak hatalı hesaplandığı anlaşılmış, mahkememizce kurulan hükümde 78.853,00 TL baz alınmıştır.
Kefalet sözleşmesiyle ilgili Borçlar Kanunu'nun 583. maddesi, "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." şeklinde düzenlenmiştir.
6098 Sayılı TBK'nun 583/1 fıkrası uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olduğu azami limit ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi, müteselsil kefalet söz konusu ise bu anlama gelecek ibarenin kefilin el yazısı ile yazılmış olması zorunludur.
Her ne kadar , 17.11.2015 tarihli ve 6.250.000,00 TL meblağlı sözleşmenin 69.sayfasındaki yazıların davalıya ait olmadığı adli tıp raporunda tespit edilmişsede, kefalet sözleşmesi altındaki imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiği, davalının bu sözleşme borçlusu şirketin yetkili temsilcisi ve ortağı olduğu, kredi sözleşmesine göre davacı Bankadan kredi aldığı ve iş bu kredinin davalının yetkilisi ve ortağı olduğu şirket tarafından kullanıldığı, davalının uzun süre boyunca geçerlilik şartlarının sağlanmadığını iddia ettiği sözleşme geçerliymişçesine hareket ettiği ve işbu sözleşmeden açıkça fayda sağladığı,
ancak sözleşme ile yükümlülük altına girdiği edimi ifa etmesi gerektiği zaman sözleşmenin geçerli olmadığını ileri sürdüğü, davalının bahse konu şekle aykırılığını kredi kullandıktan sonra ileri sürmesinin iyi niyetli sayılamayacağı, davalının kötü niyetinin hukuk düzenince korunmaması gerektiği, Türk Medeni Kanunu' nun 2/1 maddesinde "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile,
hukuk sistemimizin en temel ilkelerinden olan "dürüstlük kuralı ilkesi"ne atıf yapıldığını, kefalet sözleşmesine ilişkin şekil şartlarının düzenlendiği Türk Borçlar Kanunu'un yorumlanması ve uygulanmasında da yine dürüstlük kuralı ilkesinin gözetilmesi gerektiği, davalının borcun kaynağını oluşturan sözleşmeyi uzun süre ayakta tutması ve işbu sözleşmeden uzun süre fayda sağlaması,
ancak sözleşmeye dayanan yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiği vakit geldiğinde haksız ve kötü niyetli olarak sözleşmenin geçersiz olduğunu öne sürmesinin kabul edilemeyeceği, bu nedenle bu sözleşmeden kaynaklanan kefalet borcundan sorumlu tutulması gerektiği, dava dışı ----- ile davacı Banka arasında düzenlenen 01.06.2015 tarihli diğer sözleşmede ise davalının kefil olarak imzası bulunmakla bereber, bu şirketin yetkili temsilcisi olmadığı, kefalet sözleşmesindeki tarih yazısının kendisine ait olmadığı, bu nedenle TBK 583.maddesinde belirtilen şekil şartının bu sözleşmede gerçekleşmediği,
davalının bu sözleşmeden dolayı kefaletinin geçerli olmadığı kanaatine varılmış, yukarıda bahsedilen, dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülen 06.05.2024 tarihli bankacı bilirkişi raporunda yapılan hesaplama çerçevesinde, davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan icra inkar tazminat talebinin kabulüne dair reddedilen kısım yönünden oy çokluğuyla aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
1- Davanın KISMEN KABULÜ ile
Davalı tarafın ---- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı dosyada yapılan itirazın İPTALİNE,
2-Takibin 2.440.846,74 TL üzerinden DEVAMINA,
3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2.440.846,74 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 3.088,02-TL'nin davalıdan, 1.320,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
5-Karar tarihinde alınması gerekli 166.734,24TL harcın davacı tarafça peşin olarak yatırılan 32.480,81TL harçtan mahsubu ile bakiye 134.253,43TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından yapılan 14.488 TL yargılama gideri üzerinden davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 13.149,20-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A,A,Ü,T, deki esaslara göre belirlenen 328.493,14 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A,A,Ü,T, deki esaslara göre belirlenen 39.762,89TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair; Davacı vekili ile davalı vekili ( e duruşma ) gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere redde yönelik oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
KARŞI OY
Somut uyuşmazlıkta, davacı banka ile kredi ilişkisi kapsamında imzalanan 01.06.2015 ve 17.11.2015 tarihli iki ayrı sözleşmede yer alan kefalet sorumluluğu nedeniyle davalı ------ aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından yapılan borca itiraz ile takibin durduğu anlaşılmakla mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açılmıştır.
Mahkeme çoğunluğu tarafından adli tıp raporu uyarınca ve yukarıda yapılan değerlendirilmeler neticesinde kısmen kabul-kısmen red kararı verilmekle; kabule yönelik çoğunluk sonucuna katılmakla birlikte gerekçe ve redde ilişkin sonuca katılamamaktayım. Zira; öncelikle davalı taraf süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dava dilekçesi ve ekleri davalı -----Kanunu 21/2 maddesi uyarınca usulune uygun şekilde 14/01/2020 tarihinde tebliğ edilmiş, ön inceleme duruşma günü 21/10/2020 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş ve davalı vekili tarafından cevap dilekçesi 25/11/2020 tarihinde sunulmuştur. Bu durumun hukuki sonucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 128.
Maddesi uyarınca açıkça belirlenmiştir.Anılan maddeye göre, süresi içinde cevap dilekçesi, sunulmadığı takdirde, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıalar inkar edilmiş sayılır ve bu durumda istisnaları hariç davalı taraf artık yeni vakıalara dayalı bir savunma getiremez. Bu düzenleme, savunmanın genişletilmesi yasağının doğal bir sonucudur ve usul ekonomisinin korunmasına yöneliktir.
Buna paralel olarak, HMK m.208/1 uyarınca, ''Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkar etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi halde belge, aleyhine delil olarak kullanılır'. Aynı maddenin gerekçesinde de bu durum açıkça ifade edilmekte, imza veya yazı inkarının açık bir sahtelik iddiasıyla ileri sürülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Davalı cevap dilekçesi süresi geçtikten sonra beyan dilekçesi olarak değerlendirilecek dilekçe ile kredi sözleşmelerindeki kefalet bölümündeki yazı ve imzaya itiraz etmiştir. Davaya konu icra dosyası incelendiğinde; takibe itiraz dilekçesinde de imza ve yazı inkarında bulunmamıştır. Yukarıda belirtilen hükümler ve gerekçeler ışığında, davalının beyan dilekçesi ile yapmış olduğu imza ve yazı inkarı; savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira 6100 sayılı HMK m.208 madde ve gerekçesi yazı ve imza inkarını şekli bir sahtelik itirazı olarak düzenlemiş ve bunun açıkça yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu nedenle; sonradan yapılan imza ve yazı inkarı süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu olan inkar savunması kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.Kanun koyucu yazı ve imza inkarı için susma ve inkar iradesi dışında açık beyanı esas almıştır.
Davacı taraf, davalının cevap dilekçesini süresinde sunmadığını aşamalarda ileri sürmüş ve bu sebeple sonradan yapılan savunmalara açıkça itiraz etmiştir. Bu gerekçelerle, davalının hem yazı hem de imza inkarı usule uygun ve süresinde yapılmadığı için, sözleşmedeki imza ve metin kendisine aidiyet kazanmıştır.
Diğer taraftan davalının şirket yetkilisi veya ortağı olmaması gerekçesiyle kefaletin geçerli olmadığı yönündeki gerekçeye katılmamaktayım zira Kefalet sözleşmesinin hukuki mahiyeti, alacaklı ile kefil arasında kurulan şahsi bir teminat ilişkisidir.
Bu ilişkinin geçerliliği için kefilin asıl borçlu ile herhangi bir organik veya hukuki bağ içerisinde olması zorunlu değildir.Türk Borçlar Kanunu 581 ve devamı maddeleri çerçevesinde, şirket ortağı olmayan bir üçüncü kişinin dahi kefil sıfatıyla borç altına girmesi mümkün olabilmektedir. Sonuç olarak, davalı tarafça süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle ileri sürülen yazı ve imza inkarı usulen dikkate alınamaz nitelikte bulunmaktadır.
Davanın kabulü yönünde karar verilmesi kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamamaktayım.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/919, K. 2025/327, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama