KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/442
- Karar No
- 2023/266
- Karar tarihi
- 22 Mart 2023
Karar Metni
3.551 kelime·18 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/442 Esas
KARAR NO: 2023/266
DAVA
Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/03/2020
KARAR TARİHİ: 22/03/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı bankanın, müvekkili şirket tarafından tahsil amacıyla verilen müşteri çek bedellerini müvekkili şirkete ödemesi gerekirken ödemediğini, ------ sayılı dosyasında 10.12.2018 tarihinde taraflarına 3 ay geçici mühlet verildiğini, 06.03.2019 tarihinde verilen ara karar ile bu süre 10.03.2019 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığını, 08.05.2019 tarihinde verilen ara kararla 1 yıllık kesin mühlet verildiğini, müvekkili şirket tarafından -------- konkordato mühletinden önce tahsil amacıyla muhtelif tarihlerde çekler verildiğini,
ancak müvekkili şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ilanı tarihinden itibaren müvekkili şirkete bu çek bedellerinin tahsil edilerek ödenmesi gerekirken bankanın bedelleri ödemediğini, bankanın bu eylemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, konkordato hükümleri gereğince alacaklılar arasındaki eşitliği bozmamak adına bu süreç zarfında herhangi bir alacaklıya ödeme yapılamadığını, ancak banka, konkordato hükümlerini hiçe sayarak gelen bedelleri müvekkili şirkete asla ödemediğini,
bankanın bu bedelleri taraflara ödememesi üzerine taraflarına mahkemeye başvurulduğunu ve mahkeme tarafından da bu bedellerin taraflarına ödenmesine karar verildiğini, kanunun emredici hükümlerinin uygulanması amacıyla başvurdukları mahkeme tarafından verilen kararların da banka tarafından yerine getirilmediğini ve yine müvekkili şirkete ödenmesi gereken bedellerin ödenmediğini, bankanın tüm çek bedellerini taraflarına ödemesi için ---------aracılığıyla ihtarname gönderildiğini, fakat bu talebin de sonuçsuz kaldığını ve bankanın hukuka aykırı eylemlerini sürdürmeye devam ettiğini,
Kanunun emredici hükümleri gereği 27.12.2018 tarihi itibariyle müvekkili şirket hesaplarına gelen bedellerin komiser heyeti denetiminde kullanılmak üzere müvekkili şirkete ödenmesi amacıyla 16.12.2019 tarihinde ilgili bankaya ihtarname gönderilse de banka tarafından dikkate alınmayarak bu bedellerin şirkete ödenmediğini, banka tarafından burada başka bir hukuki durum ileri sürülebilmesinin mevzu bahis olmadığını, bankanın itirazlarına karşılık kanunun amir hükümleri ve bu hükümlerin uygulayıcısı niteliğindeki mahkeme kararlarının tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık ve net olduğunu,
aksi yöndeki banka işlemlerinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, bankanın kanunun açık hükümlerine, mahkeme kararlarına ve ihtarlarına rağmen çekleri tahsil ederek müvekkili şirkete asla ödeme yapmadığını, bu sebeplerle tahsil edilen bütün çek bedellerine dair fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 130.000,00 TL bedelli alacağın, bedellerin bankaca tahsil edildiği tarihten itibaren, işleyecek reeskont faiziyle birlikte taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bu dava ile talep etmiş olduğu hususlar ve genel olarak davanın konusunun davacı ---- açmış olduğu ve müvekkili bankanın da müdahillerinden birini olduğu --------- esas sayılı dosyada devam eden konkordato yargılamasına ilişkin olduğunu, davacı tarafın bu davasındaki haksız talepleri doğrultusunda konkordato yargılamasını yürüten yerel mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının ------- esas sayılı dosyasında İİK'nın 30. Maddesi uyarınca "bir işin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin ilâmların yerine getirilmesi" niteliğinde bir ilâmlı icraya konu edildiğini,
söz konusu hukuka aykırı takibe karşı -------- esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı tarafın hukuka aykırı nihai gayesine ulaşma niyetiyle hareket ettiğini, davacının işbu davada hiçbir şekilde hukuki yararının mevcut olmadığının tespit edileceğini, davacının dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Dava Şartları" başlıklı 114. maddesinin (h) ve (ı) bentlerine aykırılık teşkil ettiğini, bu sebeple davanın öncelikle dava şartı yoksunluğu nedeniyle reddini gerektiğini, davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile de reddi gerektiğini,
davacının talep etmiş olduğu çekler incelendiğinde tespit edileceği üzere çekler üzerindeki son cironun müvekkili bankaya ait olduğunu, diğer deyişle müvekkili bankanın söz konusu çekler hususunda "yetkili hamil" vasfında olduğunu, talep konusu çeklerin, davacı/borçlunun müvekkili bankaya olan borçlarının ödenmesinin temini amacıyla müvekkili bankaya temlik cirosu ile devir ve teslim edildiğini, hak sahibi/yetkili cirantanın müvekkili banka olmasına rağmen bu çeklerin bedellerinin iadesinin istenmesinin müvekkili bankanın mülkiyet hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu,
imzalanan ------ kapsamında davacı------ kredi limiti tahsis edildiğini ve bu kredi limiti kapsamında büyük miktarda kredi kullandırıldığını, bu kredi borçlarının ödenmesi için davacı----- tarafından bir kısım çeklerin müvekkili bankaya temlik cirosu ile devir ve teslim edildiğini, TTK.'nın 788. maddesine göre çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceğinin düzenlendiğini, TTK'nın 790. maddesinde cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile,
kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağını, bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi, çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılacağını, Kanunun 684. maddesinde de ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolacağının düzenlendiğini, temlik cirosunun, çekte yer alan hakkın bir başka kişiye devri amacını güttüğünü, temlik cirosuyla beraber senedin zilyetliğinin devri sonucunda, senet üzerindeki mülkiyet hakkıyla beraber senette mündemiç alacak hakkının da ciro edilen kişiye devredilmiş olduğunu,
temlik cirosunun geçerli olabilmesi için cironun temlik cirosu olduğuna ilişkin bir beyana ihtiyaç olmadığını, dolayısıyla herhangi bir kaydı içermeyen cironun senette yazılı hakkını devretmek amacıyla yapıldığını, çeklerin teminat amacıyla (ya da cironun tahsil amacıyla) verildiğinin kabul edilebilmesi için buna ilişkin bir kaydın veya açıklamanın bulunması gerektiğini, ciroda bu yönde bir kaydın bulunmaması halinde bu yöndeki iddianın ispat yükünün, senedi devredene ait olduğunu,
konkordato davası özelinde ise davacının konkordato tarihinden çok önce borçlarının ödenmesinin temini amacıyla bir kısım çeklerini temlik cirosu ile müvekkili bankaya devir ve teslim ettiğini, yasa maddesinde de açık olduğu üzere ciro ve zilyetliğin devri ile hak sahipliği devredildiğinden söz konusu çeklerinde hak sahibinin müvekkili banka olduğunu, düzgün ciro silsilesi ile çeki hamil sıfatı ile elinde bulunduran müvekkili banka olduğundan işbu çek bedelleri üzerinde her türlü hak ve tasarruf yetkisinin de müvekkilinde olduğunu,
müvekkilinin yasa gereği hak sahibi olduğu bir çekin tahsili halinde bedelinin davacıya iade edilmesinin hukuka olan güveni zedeleyeceğinden mahkememizce verilen tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkiline ciro ve zilyetliğin devri suretiyle devredilen çeklerin teminat çeki olmadığını, talep konusu çeklerin, tahsili halinde davacının borçlarına mahsup edilmek üzere temlik cirosu ile müvekkiline devir ve teslim edilen çekler olduğunu, çek bedellerinin davacı tarafından ödenmeyeceği gibi,
tahsili halinde davacının müvekkili banka nezdindeki borcunun azalacağından hem davacının hem de diğer alacaklıların lehine olan bir durum olduğunu, çek metninde çekin teminat için alındığını gösterir hiçbir ibare bulunmadığı gibi davacı tarafça bu iddiayı destekler hiçbir bilgi ve belgenin de sunulamadığını, sunulmasının da mümkün olmadığını, çekin teminat olarak alındığını beyan eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmekle yükümlü olduğunu, davacı tarafça bu hususta hiçbir bilgi ve belge sunulmamış olmasının da bu çeklerin teminat çeki olmadığı gerçeğini ortaya koyduğunu,
borçların ödenmesi amacı ile verildiğinde hiçbir tereddüt bulunmayan söz konusu çeklerin, yasal tüm unsurları taşımanın yanında iddiayı kesinlikle bir kabul anlamında olmamak üzere teminat çeki olduğuna dair hiçbir ibare/kayıt da içermediğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında davacıya büyük miktarlı kredi kullandırıldığını, kullandırılan kredilerin vade ve miktarlarının davacı ile müzakere edilerek belirlendiğini, davacının kredi kullandırımı sırasında borcun hangi tarihte ve ne miktar üzerinden ödeneceğinin açıkça bilindiğini, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davacının davalıya cirolayarak teslim ettiği çeklerin vadesinin konkordato kararından sonraki tarihte olması sebebiyle davalı bankaca 3. Kişilerden tahsil edilen 130.000,00 TL tutarındaki çek bedelinin davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından davalı bankanın----- konkordato mühletinden önce tahsil amacıyla muhtelif çekler verildiği, ancak müvekkili şirket hakkında verilen geçici mühlet kararının ilanı tarihinden itibaren müvekkili şirkete bu çek bedellerinin tahsil edilerek ödenmesi gerekirken bankanın bu bedelleri ödemediği ileri sürülmüş, davalı banka vekili ise, davacı tarafından temlik cirosu ile müvekkili bankaya devir ve temlik edilen çeklerin teminat çeki olmadığı, tahsili halinde davacının borçlarına mahsup edilmek üzere temlik cirosuyla davalı bankaya devir ve temlik edilen çekler olduğu, davacı borçlunun bankaya olan tüm borçlarının geçici mühlet tarihinden önce muaccel olduğu savunmasında bulunulmuş ve davanın reddi talep edilmiştir.
Somut olayda Davacı tarafça ------ sayılı dosyasında konkordato talebinde bulunulmuş, mahkemece 10.12.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiş, mahkemenin 08.12.2019 tarihli ara kararıyla, “ilan tarihi ve sonrasında gelen paralara bankalarca bloke işleminin uygulanmasının önlenmesine, bloke konulmuş ise kaldırılmasına, borçlu şirket tarafından ödeme talep edilmesi - halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanmasına"; sonrasında verilen 11.12.2019 tarihli karar ile de geçici mühlet ilanı tarihinin 27.12.2018 tarihi olarak esas alınacağına karar verilmiştir.
Mahkememizce teknik bilirkişi heyetinden 21.03.2022 tarihli asıl ve 14.11.2022 tarihli ek rapor alınmış, ek rapor dosya kapsamına uygun görülmüş ve hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili, ek bilirkişi raporundan sonra, 16.01.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 945.878,21 TL'ye yükseltmiştir.Bilirkişi raporunda, dava konusu çeklerin bazılarının hamilinin davacı şirket---- olduğu, bazılarının ise çek hamilleri tarafından davacı şirket ---- ciro edildiği ve tüm bu çeklerin davacı şirket tarafından , davalı ------ ciro edilerek, tevdii bordroları ile davalı bankaya teslim edildiği, davacı şirketin, davalı banka nezdindeki hesap ekstrelerinin incelenmesi neticesinde, söz konusu çeklerin tahsil edilerek davacı şirketin mevduat hesabına yatırıldığı, daha sonra davalı banka nezdindeki kredi hesabına aktarılarak,
borçlarına mahsup edildiği tespit edilmiş, tahsil olunan çek bedelleri ve davalı banka tarafından yapılan kredi tahsilatlarına (mahsuplar) ilişkin tespitler yapılmıştır.
---- Mahkemesi,-------- sayılı ilamında açıklandığı üzere, bankanın müşterisinden olan alacağı ile müşterinin bankadan olan alacağı aynı hukuki ilişkiden kaynaklanmadığından, banka, TBK'nın 97. Maddesi gereğince ödemezlik defi yoluyla ifadan kaçamaz. Bankanın müşterisinden olan borcu ile bankanın müşteriye olan borcu para borcu olduğundan, şartları varsa banka takas hakkından yararlanabilir (TBK m. 139). Ancak bu durumda her iki borcun muaccel olması gerekir.
Bankanın hapis hakkına dayanarak müşterinin hesabında bulunan para üzerinde hapis hakkı uygulaması İİK 295. madde hükmüne aykırıdır. Hapis hakkı da -------- bir tür rehin hakkı olup, (İİK m. 23) rehinli alacaklının rehin konusu şeyi muhafaza altına almasının İİK'nın 295. maddesinde yer alan, muhafaza altına alınmama hükmüne aykırılık oluşturur.
Bunun neticesinde, bankanın müşterinin hesabında bulunan paraya hapis hakkı kapsamında bloke koyması, muaccel olmayan alacağı ile takas etmesi tedbiren önlenebilir. Somut olay bu anlamda değerlendirilmeli ve konkordato talep eden borçlunun ticari faaliyetini sürdürmek için kullandığı hesaplarına bloke uygulanması halinde, konkordatonun amacına ulaşmaması ihtimali ortaya çıkarsa bankanın işlemlerinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilebilmelidir.
Diğer yandan, konkordato teklif eden borçlunun teklifinin başarıya ulaşmaması halinde İflas tehdidi ile karşı karşıya kalma ihtimali bulunmaktadır. Teklifin amacına ulaşmasını engelleyen işlemlerin, İhtiyati tedbir ile önlenmesi konkordato kurumunun özüne uygun düşmektedir.
Konkordato müessesi, borçlunun mali durumunu iyileştirip cebri icra tehdidi altında olmadan borçlarını ödemesine imkân sağlarken alacaklıların da haciz ve iflâsın gerektirdiği masrafları yapmadan alacaklarını tahsil etmesine imkân sağlamaktadır. Konkordatoda esas olan konkordato projesine tabi borçların mühlet içerisinde ödenmemesi tasdikle birlikte hükmedilen ödeme planı içerisinde ödenmesidir.
Borçlarını mevcut haliyle ödeyemeyecek olan gerçek ve tüzel kişi, borçlarını belirli bir yapılandırma ile ödemesi üzerine kurulu konkordato projesinin tasdiki talebiyle mahkemeye başvurduğu takdirde ve gerekli şartlar mevcutsa mahkeme, borçluya hakkında geçici mühlet, sonrasında ise yine şartlar mevcutsa kesin mühlet süreleri vermektedir. Bu süreler zarfındaki tedbir kararları neticesinde borçlu geçici mühlet kararı tarihinden önceki borçlarını yapılandırarak ödeme imkânı bulacaktır.
Yukarıda da açıklandığı üzere,-------- sayılı dosyasında 10.12.2018 tarihinde geçici mühlet kararı verilmiş; dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, Mahkemenin 08.12.2019 tarihli ara kararıyla, “ilan tarihi ve sonrasında gelen paralara bankalarca bloke işleminin uygulanmasının önlenmesine, bloke konulmuş ise kaldırılmasına, borçlu şirket tarafından ödeme talep edilmesi - halinde paranın konkordato projesi çerçevesinde ve konkordato komiseri denetiminde kullanımının sağlanmasına"; sonrasında verilen 11.12.2019 tarihli karar ile de geçici mühlet ilanı tarihinin 27.12.2018 tarihi olarak esas alınacağına karar verilmiştir.
Yine belirtmek gerekir ki Bankacılık Sektöründe uygulamada genellikle bankaların kredi kullandırması karşılığında, teminat maksadıyla verilen çekler (senetler) bulunmaktadır. Söz konusu senetler taşıdığı genel maksat itibariyle teminat olarak verilmiş olsa da, ilgili bankaya temlik cirosu yapılmak suretiyle devredilmektedir.
Bankalara verilen çek/senetlerin her ne kadar ciro yapılmak suretiyle devri yapılmış olsa da, ilgili banka ve müşterisi (konkordatoya başvuran borçlu) arasındaki kredi ilişkisinin bir bütün olarak ele alınması şarttır. Zira, söz konusu çek/senetler, bir borca mahsup edilmek üzere değil, bir borcun teminat altına alınması amacıyla teslim edilmektedir. Birçok bankanın teminatlara ilişkin yapmış olduğu düzenlemelere bakıldığında, bir alacağın devri sözleşmesi kapsamında teslim edilen senetlerin kredi ilişkisinde teminat teşkil edeceği, borcun tamamen veya kısmen ödenmemesi halinde doğrudan mahsup edilebileceği açıklamalarına yer verilmektedir.
Somut olaya bu açıdan bakıldığında, davacı ile davalı taraf arasında akdedilmiş olan --------maddesinde “Kambiyo Senetlerinin Borcun Tahsili için Verildiğinin Kabulü” ve yine 23.1.2.Müşteri Bankanın talep ettiği miktar ve nitelikteki kendi müşteri senetlerini ciro ederek Bankaya devretmeyi taahhüt eder.” hükmünün yer aldığı görüldüğü, ayrıca tevdii bordrolarında “çek çıkış teminat” ibaresinin bulunduğu, keza davalı ------ tarihli davaya cevap dilekçesinde de “talep konusu çeklerin, davacı/borçlu 'nun müvekkili banka'ya olan borçlarının ödenmesinin temini amacıyla müvekkili bankaya temlik cirosu ile devir ve teslim edilmiş olduğu" yönünde beyan bulunduğu, bu sebeplerle, somut olayda dava konusu çeklerin de bankaya teminat amacıyla temlik edilen bir alacak olduğu kanaatine varılmıştır.
Kambiyo senetlerinden poliçe ve bonoda rehin cirosu yapılabilmesi mümkün iken, çekte rehin cirosu yapılması hukuksal açıdan mümkün değildir. Doktrinde, çekler hakkında her ne kadar rehin cirosuyla devredilebilmesi mümkün olmasa da, olayımıza benzer bir yöntemle “örtülü rehin cirosu” yoluyla çekin rehnedilebilmesinin mümkün olduğu değerlendirmelerine yer verilmektedir.
Yargı içtihatlarında da, bir çekin belli bir borcun ifasının teminatı amacıyla, fakat bu borçla bağlantısı gösterilmeden verilmesinin mümkün olduğu yönünde uygulamalar bulunmaktadır.
Dolayısıyla, doktrin ve yerleşik yargı içtihatlarında doğrultusunda, alacağın temliki sözleşmesi kapsamında teminat amacı taşıyan ve gizli (örtülü) rehin cirosuyla devredilen çek üzerinde, temlik alan (banka) yetkili hamil olamayacağından, ilgili çekin konkordato kapsamında alınacak tedbir gereği konkordato hesabına iade edilmesi mümkündür.
----da bu yönde kararları bulunduğu görülmüş olup aşağıda örnek bir karara yer verilmiştir. ------------ tarihli kararı tam olarak olayımıza uymakta olup, konuyla ilgisi bakımından incelenmekle ve özetle; "....
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/442, K. 2023/266, 22 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama