KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/788
- Karar No
- 2024/406
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
Karar Metni
1.916 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/788
KARAR NO : 2024/406
DAVA
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2021
KARAR TARİHİ : 29/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı ile müvekkili şirket arasında 08.07.2015 tarihli bayilik sözleşmesinin imzalandığını, davalının müvekkilinin ve grup şirketlerinin ürünlerinin satış ve pazarlamasını yapmak üzere ----- Bölge bayiliğini üstlendiğini, bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, davalının sözleşme süresince oluşan borçlarını ödemede temerrüde düştüğünü, müvekkili tarafından konsinye olarak gönderilen ürünleri de iade etmediğini, bedellerini de ödemediğini, ----Noterliğinin 27.11.2020 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek tüm borçlarını ödemesinin ihtar edildiğini,
herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, 197.453.99 USD (1USD = 9 TL kabul edilerek 1.777.085.91 TL) alacağın 27.11.2020 tarihinden itibaren, bankalarca dolar cinsinden açılmış hesaplara uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin Bayilik Sözleşmesi gereğince aldığı tüm malların bedelini ödediğini, alınan tüm malların faturalı olarak alındığını ve karşılığında yaptığı ödemelerin müvekkilinin ticari defterine kaydedildiğini, müvekkilinin bayilik sözleşmesinin 4. maddesine uygun olarak yazılı siparişlerini geçerek ve ödemelerini de yaparak çalıştığını, davacı tarafın müvekkili borcu olması durumunda mal göndermeyeceğini, müvekkili ile davacı arasındaki sözleşmenin bir yıllık olduğunu ve her yıl uzatılarak beş yıl sürdüğünü, müvekkili aldığı malların bedelini ödemeseydi sözleşmenin bu kadar sürmeyeceğini,
davacının gönderdiği ürünlerin tamamının faturası kesilmiş ürünler olduğunu, davacı tarafından hangi tarihte hangi cins, nitelik ve miktarda konsinye ürün gönderildiyse dava dilekçesinde belirtmesi gerektiğini, davacı tarafından konsinye ürün gönderildiği iddiasının kabul edilmediğini, konsinye mal varsa faturada ve sevk irsaliyesinde açıkça belirtilmesi gerektiğini, bayilik sözleşmesinde bayilik konusu olan mallar arasında konsinye mal bulunmadığını, davacı tarafça gönderilen ----Noterliğinin 27.11.2020 tarih, ----- yevmiye nolu ihtarnamede benzer iddialarda bulunulduğunu,
müvekkilinin cevabı ihtarnamesinde müvekkilinin borcu olmadığı aksine müvekkiline davacı tarafın borcu olduğunu, davacı firmanın hiç mal göndermeden 2 adet fatura düzenleyip gönderdiğini, bu faturaların bir tanesinin kur farkına dayalı olduğunu ve itiraz edilerek iade edildiğini, ticari defterlere işlenmediğini, diğerinin ise müvekkili ile ilgisi olmayan başka bir şahsa tebliğ edildiğini, bu faturanın da kabul edilmediğini, bir kısım müşterilerden alınarak davacı firmaya gönderilmiş emre muharrer çek ve senetle ilgili itirazlarını açıkladığını,
müvekkilinin teslim aldığı mallara ilişkin imzasını taşıyan sevk irsaliyeleri bulunduğunu ve ticari defterleri ile uyumlu olduğunu, 21.01.2020 tarih ----- Nolu 293.040,00 TL'lik mal satışına ilişkin fatura karşılığında müvekkiline mal gönderilmediğini, yasal sürede gerekçesi yazılarak 28.01.2020 tarihli iade faturası düzenlendiğini, davacı şirketin bunun ardından 293.040.00 TL miktarlı 31.01.2020 tarihli kur farkı alacağı faturası gönderdiğini, bu faturanın da aynı gün iade faturası kesilerek iade edildiğini, kur farkı konusunda bayilik sözleşmesinde bir hüküm bulunmadığını,
müvekkiline davacı tarafından 14.10.2019 tarih ----- sıra nolu ve 149.129.00 TL miktarlı ve 06.11.2019 tarih ----- sıra nolu 125.828.83 TL tutarlı 2 adet fatura gönderildiğini, malların gönderileceği belirtilerek ticari defterine işlettirildiğini, ancak bu iki faturanın sevk irsaliyeleriyle teslim edilen malları olmadığını, müvekkilinin oyalanarak süresinde iade faturası kesmesinin önlendiğini, taraflar arasında çıkan ihtilaf üzerine davacı firmanın gönderdiği sevk irsaliyelerinde müvekkilinin teslim alan kısmında imzasının bulunmadığını, müvekkilinin davacı tarafın iddiasının aksine davacı firmadan 600.000.00 TL alacaklı olduğunu,
davacı firmaya ait günü geçmiş satılmayan malların 2019 yılı Temmuz-Ağustos ayında kesilen iade faturaları ile iade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın.
Taraflar arasında yapılan 08.07.2015 tarihli Bayilik Sözleşmesi çerçevesinde; davacı tarafından davalıya gönderilen mallar arasında konsiyye mal olup olmadığı, tarafların ticari defterleri, fatura ve diğer kayıtlarına göre davalı tarafından davacıdan bayilik sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde alınmış malların bedellerinin ödenip ödenmediği, davacının davalıdan aynı sözleşmeden kaynaklı alacaklı olup olmadığı, varsa alacak miktarı hususlarında olduğu tespit edilmiştir.Mahkememizin 29/03/2023 tarihli duruşma tutanağının----- no'lu ara kararı uyarınca dosyanın önincelemede belirtilen uyuşmazlık noktaları, bayilik sözleşmesi,
tanık beyanları, dava ve cevap dilekçeleri birlikte değerlendirilerek tarafların 2016-2022 yılları dönemine ait ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlemek üzere dosyanın 1 mali müşavir ve 1 bayilik mevzuatında uzman nitelikli hesaplamalar uzmanından oluşan 2 kişilik bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, 04/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Davacının Ticari Defter kayıt belge ve dayanaklarına göre davalıya borcunun 209.354,58 TL olduğu,
davacının muavin defter kayıtlarında davalıya 2016-2017-2018 yıllarına ait borcunun davalı defter kayıt ve belgeleri ile birebir aynı olduğu tespit edilmiş, 2019 yılında davacının davalıya borcunun 194.994,58 TL olduğu tespit edilmiş, davalının muavin defter kayıtlarında alacağının 497.562,41 TL olma nedeni raporun ilgili bölümünde ayrıntılı şekilde açıklanmış, 2020 yılında davacı tarafından davalıya düzenlenen 293.040,44 TL konsinye mala ait ve 293.040,44 TL kur farkı faturası davalı tarafın muavin defter kayıtlarında herhangi bir borç alacak ilişkisi meydana getirmemiş,
davalının ticari defter kayıtlarına göre davacıdan 2022 yılı sonu itibariyle alacağının 508.642,41 TL olduğu, Davacı ticari defter kayıt ve belgelere göre davalıya borcunun 209.354,58 TL olduğu tespit edilmiş, davacı ve davalı Ticari defter kayıt ve belgeleri kayıt nizamının VUK 215-219 muhasebe sistem uygulama ve genel tebliğ hükümlerince usulüne uygun ve birbirini tamamladığı davacı ve davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK 64,65 VUK 220-226 maddeleri uyarınca usulüne uygun şekilde yapıldığı E-Defterlerin GİB sistemine yüklenerek beratların alındığı görülmüş, davacı ve davalının ticari defter,
kayıt ve belgelerinin tam ve eksiksiz olduğu, HMK 222/2 ye göre delil teşkil ettiği tespit edilmiş, davanın konusunun konsinye ürünlere ilişkin olduğuna ilişkin taraf beyanları çerçevesinde dosya mevcudu incelendiğinde, dosyaya sunulan ve davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş, “konsinye malzemeye istinaden" düzenlendiği kaydı düşülmüş sevk irsaliyelerinin tamamında Teslim Alan olarak herhangi bir isim ve imza bulunmadığı tespit edilmiş, söz konusu emtiaların davalıya veya yetkili temsilcisine teslim edildiğine ilişkin başkaca bir bilgi ve belgeye de dosyada rastlanamamış,
HMK m. 222 hükmü çerçevesinde tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde tespit edilen hususlar arasında da, davacının davalıya teslim edildiğini iddia ettiği konsinye ürünler sebebiyle alacaklı olduğunu ispatlar nitelikte bir bilgiye rastlanamamıştır..." şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.Mahkememizin 29/11/2023 tarihli duruşma tutanağının ---- no'lu ara kararı uyarınca, itirazlarda dikkate alınarak, rapor sunan bilirkişi heyetinin uzmanlıkların uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmadığı,
mevcut bilirkişi raporunun da dosya kapsamına uygun olmadığı bu nedenle dosyanın uyuşmazlığı çözmeye yeterli farklı bir 1 mali müşavir ve konsinye satışlar ve bayilik sözleşmesi konusunda uzmanlığı bulunan borçlar hukuku mevzuatında uzman 1 bilirkişiden oluşan heyete tevdine, ön incelemede belirlenen uyuşmazlık noktaları ile sunulan deliller ve taraf vekillerinin rapora itirazlarının değerlendirilerek, taraflara ait 2016 ve 2022 yıllarına ait ticari defterleri de incelenerek yeni bir rapor oluşturulmasının istenilmesine karar verilmiş olup, 10/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
"...Her türlü hukuki tavsif ve nihai karar tamamıyla Yüce Mahkeme'ye ait olmak üzere, dava dosyasına sunulu belgeler ile davacı ve davalı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda detayları yukarıda açıklandığı üzere; davacı ve davalı tarafından ibraz edilen 2016-2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı ve davalı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu,
tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların ticari defterleri, fatura ve diğer kayıtlarına göre davalı tarafından davacıdan bayilik sözleşmesi ilişkisi çerçevesinde alınmış malların bedellerinin ödendiği ve davacının davalıdan aynı sözleşmeden kaynaklı alacaklı olmadığı, davacının kur farkı ve satış için bırakma (konsinye) sözleşmesine dayalı alacak iddiasının ispata muhtaç olduğu..." şeklinde rapor düzenlendiği, raporun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüştür.Mali incelemede, davalı şirket tarafından ibraz edilen 2016, 2017, 2018, 2019 ve
2020 yılına ilişkin ticari defterlerin; T.T.K m.64,66, V.U.K. m.220-226’ ve ----Sıra No’lu Elektronik Defter Genel Tebliğine göre açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, dava konusu ile sınırlı olmak üzere davalı ticari defterlerinin, kayıt nizamı bakımından
V.U.K. m. 215-219 hükümleri ile Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine uygun olduğu tespit edilmiştir. Somut olayda davacı taraf, davalı ile aralarında 8.7.15 tarihli bayilik sözleşmesi olduğunu, bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, davalının sözleşmeden doğan borçlarını ödemede
temerrüde düştüğünü, yine davalıya konsinye olarak gönderilen ürünlerin iade edilmediğini, cevaba cevap dilekçesinde de, davalıya 30 ton 380 kg konsinye deri kimyasalı göndermiş olduğunu, davalının bunlardan 2.314,20 kg için iade faturası kestiğini, kalan 28 ton 0,00 kg malın bedelinin davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, aynı zamanda kesilen faturalardan kaynaklanan kur farkı nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmektedir.Davalı taraf ise taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin toplamda beş yıl sürdüğünü, bu sözleşmeden doğan bir borcunun olmadığını, davacı tarafından gönderilen ürünlerin bayilik
sözleşmesi nedeniyle gönderildiğini ve faturaların kesilmiş olduğunu, davacı tarafından konsinye mal gönderilme- diğini iddia ederek davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin tarihi 8.7.2015 olup sözleşmenin süreyi düzenleyen beşinci maddesinde sözleşmenin bir yıllık olduğu, sürenin bitimine üç ay kala taraflardan birinin sözleşmeyi sona erdirme iradesini ortaya koyabileceği, aksi halde sözleşmenin aynı şartlarda uzayacağı ve sözleşmenin en fazla beş yıl için yenileceği düzenlenmiştir.
Davalı taraf sözleşmenin beş yılın sonunda sona erdiğini iddia etmekte olup davacının da bu beyana karşı bir itirazı olmamıştır.
Bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin 8.7.2020 tarihinde sona erdiğinin kabul edilmesi gerekir.Davacı tarafı tarafın dava dilekçesinden ve saire beyan dilekçelerinden anlaşıldığı üzere alacak iddiası konsinye olarak verilen mal bedellerine ve kur farkına dayanmakta olup, mali incelemede “Neticesinde; davacının ticari defterindeki bakiyenin davaya esas alınması
gerektiği, dava tarihi itibariyle davalının davacıdan kaydi olarak 209.354,58.-TL
alacaklı olduğu”nun tespit edildiği görülmüştür.Davalı tarafından 12.1.2022 tarihli dilekçe ekinde sunulan belgeler incelendiğinde davacı tarafın davalıya 293.040,46 TL bedelli mala ilişkin fatura düzenlediği, davacının aynı
tarihte “sehven kesilen faturanın iadesidir” açıklaması ile iade faturası düzenlediği,davacının bu defa 30.1.2020 tarihinde 293.040,46 TL bedelli kur farkı açıklamalı fatura düzenlemiş olduğu, davalının 31.1.2020 tarihinde buna ilişkin de iade faturası düzenlemiş olduğu görülmektedir. Konsinyenin bir malın mülkiyet devri yapılmaksızın başka bir kişiye satılması amacıyla gönderilmesi olduğu, bu şekilde gönderilen mala konsinye mal, satış işlemine
de konsinye satış denildiği, konsinye mal gönderen konsinyör, kendisine konsinye mal gönderilen ise konsinye olarak isimlendirildiği, VUK'nun 230/5'inci maddesi uyarınca mal hareketinin sevk irsaliyesine bağlanmasının zorunlu olduğu, bu nedenle malın konsinyeye gönderilmesi sırasında, konsinyör tarafından (taşımayı konsinyesi yapıyorsa konsinyesi tarafından) sevk irsaliyesi düzenlenmesi ve malların konsinye suretiyle gönderildiğinin belirtilmesi gerekir.
Somut olaya bu açıdan bakıldığında, davacının dava dosyasına depo çıkış formları sunduğu ancak iş bu formlarda konsinye ibaresinin bulunmadığı, ne amaçla davalı şirkete malların çıkışının yapıldığının belli olmadığı gibi, davalı tarafından teslim alındığına dair de ibarenin olmadığı, dosyaya sunulan davacı tarafından düzenlenen sevk irsaliyelerinde, teslim alan kısmında imzanın olmadığı, “konsinye malzemeye istinaden düzenlenmiş” ibaresinin olduğu,
ancak iş bu irsaliyelerin teslim alan kısmında imzanın olmaması sebebiyle geçerli olmadığı kanaatine varılmıştır.Ayrıca ticari kazançların tespitinde, dönemsellik ilkesinin ve tahakkuk esasının cari olduğu, bu prensiplerin doğal sonucu olarak yıl sonu emtia mevcutlarının sayım yoluyla tespit edilmesi
sayım sonucu bulunan stok emtia değerinin bilançoda gösterilmesi gerektiği,
hammadde, yarı mamul ve mamullerin(emtianın) envanterinin çıkarılması, değerlenmesi ve defterlere kaydı ile ilgili hükümlerin Vergi Usul Kanunu’nun 185, 186, 188, 190, 191, 195 ve 196 ncı maddelerinde düzenlendiği, bunların yıl sonları itibariyle stok sayımı geldiği, konsinye olarak gönderilen emtianın bizzat yerinde sayılması veya konsinye mutabakatının yazılı olarak yapılması gerektiği, somut olayda konsinye ürünler, sayılmadığı gibi taraflar arasında yapılan
konsinye mutabakatının da bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmış ve davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/788, K. 2024/406, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama