KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/181
- Karar No
- 2024/696
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
Karar Metni
2.679 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/181
KARAR NO : 2024/696
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 30/09/2020
KARAR TARİHİ : 25/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetle. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. “Müvekkillerin murisi ----- Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ---- Sayılı Mirasçılık Belgesi'ne göre mirasçıları olduğunu, muris---- eşi --- adına kayıtlı Tasfiye Halinde --- 900 paya tekabül eden hissenin -----.
Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- sayılı veraset belgesine göre 450 payı eşi -----, 450 payının kardeşi ---- adına intikal edip şirket pay defterine işlendiğini, müvekkillerinin ---- Başkonsolosluğu tasdikli 19.01.2018 tarih ve ---- numaralı vekaletname ile --- ----, 15.01.2019 tarih ve ----- numaralı vekaletname ile davalı ... ve -----Tasfiye Halinde ----- kendilerine intikal edecek hisseleri devir yetkisi verdiğini ve bu yetki mukabilinde 30.09.2016 tarihli İbraname ile şirket hisselerinin tamamının her türlü hak ve yükümlülüğü ile devrettiğini, bedelini de 9500 Euro olarak nakden aldıklarını kayıt altına aldıklarını,
2020 yılı Nisan ayında müvekkillerin Tasfiye Halinde ---- adına kayıtlı taşınmazlar ile ilgili derdest Kamulaştırmasız El Atma davalarından doğan 200.000.000 TL üzerinde taşınmaz alacağı olduğunu öğrendiklerinde büyük bir yanılgı ile aldatıldıklarını anladıklarını, Müvekkillerinin yaşlarından dolayı Covid 19 sınırlamaları dolayısıyla ancak ---- Başkonsolosluğu tasdikli 29.01.2021 tarihinde ---- ve ----- numaralı azilname ile vekil tayin ettikleri davalı ... ve diğer vekilleri azil işlemi yapabildiklerini,
Davalı ...'nın devir yetkisi aldığı hisseleri 03.06.2019 ve 20.06.2019 tarihlerinde Ortaklık Payı Devir Sözleşmeleri ile üçüncü kişi ...'a devrettiklerinin ----Asliye Ticaret Mahkemesinin ----sayılı dosyası üzerinden devralınan hisselerin şirket pay defterine işlenmesi talepli dava açtıklarında öğrendiklerini, Davalı ...
Tasfiye Halinde---- 450/5000 paya tekabül eden ----- hisselerin tüm haklarını 9500 Euro karşılığında devraldığını, Miras yolu ile Tasfiye Halinde ----- 450/5000 payın---- geçtiği bilinmekteyken-----Noterliği'nin 05.10.1973 tarih ve ----- yevmiye nolu Vasiyetnamesi ile vefat halinde terekesinde zühul edecek bütün hak ve alacakların ----- geçeceğinin düzenlendiğinin tespit edildiğini, işbu vasiyetnamenin Tenfizi talebiyle ------.
Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 03.10.1991 tarihli -----.
Karar ile vasiyetnamenin aynen tenfizine karar verildiğini, --- - - geçen paylarının eşi ----- verilerek Tasfiye Halinde ----- payın 900/5000'e çıktığını, 900 hissenin 9500 Euro'ya devredilmesinin orantısız olduğunu, müvekkilin zafiyetinden yararlanıldığını, TBK 28 maddesi gereğince verilenin davalılardan sözleşmenin kurulmasından itibaren 5 yıl içinde geri alınabileceğinin düzenlendiğini, Müvekkillerin kandırıldıklarını ve yanıltıldıklarını 2020 yılında öğrendiklerini,
| yıl içinde davalıların vekilliklerden azlederek devrettikleri şirket hisselerinin şirket pay defterine işlenmesine engel olmak ve hisse devir sözleşmelerinin iptali için işbu davanı açıldığını, ----- adına kayıtlı hisselerin üçüncü kişilere devrinin önlenmesi işçin ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ... ile yapılan 30.06.2019 tarihli devir temlik sözleşmesinin iptaline, davalı ...'nın müvekkilleri adına diğer davalı ... ile yapmış oldukları 03.06.2019 tarihi ve 20.06.2019 tarihli Ortaklık Payı Hisse Devir Sözleşmelerinin iptaline karar verilmesini” talep etmişlerdir.
Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
“Müvekkilinin ---- tasdikli 15.01.2019 tarih ve ----- numaralı vekaletname ile davacıların Tasfiye Halinde -----mevcut ortaklık paylarının dilediği kimse veya kimselere dilediği bedel ve şartlarda devretmeye ve devir bedelini talep, tahsil ve ahzu kabza, sulh ve ibraya, devir senet ve sözleşmelerini imzalamaya ilişkin olarak davacılar tarafından vekil tayin edildiğini, bu vekaletname ve davacıların şifahi muvafakatine istinaden müvekkili ile diğer davalı ... arasında 03.06.2019 tarihli ve yine 20.06.2019 Ortaklık Pay Devir Sözleşmelerinin toplam 705.000 Euro bedel karşılığında akdedildiğini,
devir bedelinin teslim alınmasını takiben hemen devir bedelinin davacılara teslim edildiğini, 30.06.2019 tarihinde davacılar tarafından müvekkile hitaben hisselerin devrinden/satışından dolayı alınan bedelin tamamının nakden ödendiğinin ibra edildiğine ilişkin belge verildiğini, yapılan işlemin vekaleten yapıldığını ve müvekkiline karşı TBK 28. Maddeye göre aşırı yararlanmaya dayalı talebin yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, dosyaya sunulan 9500 Euro bedelli Makbuzun ne olduğunun anlaşılamadığını, söz konusu belgede müvekkilin imzasının olmadığını, hisselerin tamamının 705.000 Euro ya satıldığını ve davacılara teslim edildiğini,
sözleşmenin yapılmasından 2 yıl geçtikten sonra bu davanın ikame edilmiş olmasının dürüstlük ve hukuki güvenlik ilkesi ile bağdaşmadığını, haksız davanın reddedilmesi gerektiğini” belirtmişti. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
“Davacının TBK 28. Maddeye istinaden aşırı yaralanmadan bahisle sözleşmenin iptali talebinin 2 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, dava konusu devir sözleşmelerinden birinin 03.06.2019 tarihinde diğerinin 20.06.2019 tarihinde akdedildiğini, dava konusu hisselerin bulunduğu şirketin 40 yıla yakın süredir tasfiye halinde olduğunu, davalı tarafça dilekçe içeriğinde 200.000.000,00 TL'lik kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat alacağının bulunduğunun yeni öğrenildiğine ilişkin beyanların gerçek dışı olduğunu, bu davaların 2016 yılında ikame edildiğini,
Şirketin 27.06.2016 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan kararla 15.07.2016 tarih ve ---- sayılı --- Gazetesinin 371.
Sayfasında yayımlandığını, bunun yeni öğrenildiğinin iddia edilmesinin hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, hisselerin 9500 Euro karşılığında devredildiği iddia edildiğini, bu iddianın ----- tarafından düzenlenen Makbuz başlıklı evraka dayandırıldığını, bu evrakta herhangi bir imzanın olmadığını, delil niteliğinin bulunmadığını, 03.06.2019 tarihli Para Makbuzu başlıklı evrak içeriğinden de görüleceği üzere ortaklık payının devir bedelinin 705.000,00 Euro olduğunu, bunun 475.000 Euroluk kısmının 03.06.2019 tarihinde, 230.000 Euroluk kısmının 20.06.2019 tarihlinde davacılar vekili ... makbuz karşılığı teslim edildiğini,
davacı tarafın 15.10.2020 tarihinde dava konusu şirket hisselerini dava dışı ---- adlı bir şahsa devrettiğini, devrin tespiti ve tescili talebi ile --- tarafından ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin --- sayılı dosyasında dava ikame edildiğini, davacıların bu davaya 08.03.2021 tarihinde sundukları beyan dilekçesi ile ----- tarafından açılan davayı kabul ederek müvekkilleri aleyhine gabin iddiasında bulunduklarını, bunun manidar olduğunu, müvekkil tarafından hisselerin 03.06.2019 ve 20.06.2019 tarihli iki adet sözleşme ile devralındığını, Makbuz'un sözleşmelerden 4 ay önce 22.02.2019 tarihinde düzenlendiğini,
bunun bu evrakın delil niteliğinde olmadığının göstergesi olduğunu, tüm hisselerin 705.000 Euro ya devir alındığını, aşırı yararlanma iddiasının yerinde olmadığını, haksız davanın reddedilmesi gerektiğini” belirtmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, davacılar tarafından davalılara verilen vekaletname ile yapılan hisse devir sözleşmelerinin geçerli olup olmadığı, bu sözleşmelere göre yapılan hisse devir işlemlerinin gabin yada hata, hilei ikrah sebebine dayalı iptali şartlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
- Dosya kapsamına göre dava konusu 03.06.2019 tarihli sözleşmenin davacılardan ... (adına vekaleten sözleşmeyi imzalayan davalı ...) ile davalılardan (devralan) ...
arasında kurulduğu; 225 adet şirket hissesinin nominal değerinin 1.125 Eski Türk Lirası
(0,001125TL.) olduğu ve bunların tamamının satılması,
- 03.06.2019 tarihli sözleşmenin davacılardan ... (adına vekaleten
sözleşmeyi imzalayan davalı ...) ile davalılardan (devralan) ...
arasında kurulduğu; 225 adet şirket hissesinin nominal değerinin 1.125Eski Türk Lirası
(0,001125TL.) olduğu ve bunların tamamının satılması,
- 20.06.2019 tarihli sözleşmenin davacılardan ... (adına vekaleten
sözleşmeyi imzalayan davalı ...) ile davalılardan (devralan) ...
arasında kurulduğu; 140,625 adet şirket hissesinin satılması,
- 20.06.2019 tarihli sözleşmenin davacılardan --- (adına vekaleten
sözleşmeyi imzalayan davalı ...) ile davalılardan (devralan) ... arasında kurulduğu; 140,625 adet şirket hissesinin satılmasına ilişkin olup bu hususlarda anlaşılmış olduğu, dört sözleşmede de bedelin tamamının nakden alındığının beyan edildiği görülmüştür.
---Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ----sayılı kararı ile mirasçılık belgesi düzenlenmiş ve miras bırakan----- mirası üzerinde (huzurdaki davada davacılardan) ...’nin ½, (diğer davacı)---- ½ oranında miras payına sahip olduğuna hükmedilmiş, ---- Sulh Hakimliği’nin ----- tereke sayılı 03.10.1984 tarihli kararında mirasbırakanın ölen eşi olan ----
Noterliği’nde 05.10.1973 tarihinde düzenlenmiş ---- yevmiye numaralı vasiyetnamesinin
aynen tenfizine karar verilmiştir.Dava dilekçesinin ekinde sunulan, adi yazılı şekildeki, imzasız, 22.02.2019 tarihli “Makbuz” başlıklı belgede, dava dışı -----, Tasfiye Halinde -----payları miras yolu ile edinen davacılara verilmek üzere, (15.01.2019 tarihinde
davacılar tarafından yetkilendirilen) davalı ...’dan satış bedeli olarak (hak
sahiplerine verilmek üzere) 9.500 Euro aldıklarını beyan etmiştir.
Dosyada alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli görülmüştür.Dava dilekçesinin ekinde sunulan, adi yazılı şekildeki, 30.06.2019 tarihli “Makbuz/İbraname” başlıklı belgede, Tasfiye Halinde ------payları miras yolu ile
edinen davacıların, (15.01.2019 tarihinde ----- Başkonsolosluğu’nda düzenlenen -----
yevmiye numaralı belge ile davacılar tarafından yetkilendirilen) şirket payının satışına ilişkin tüm bedeli davalı ... nakden aldıklarını; davalı ... anılan şirket paylarının satışından ötürü ibra edildiğini beyan ettikleri görülmüştür. Dava dilekçesinin ekinde sunulan, ----- Başkonsolosluğu’nda 29.01.2021
tarihinde düzenlenen ---- yevmiye numaralı “Azilname”de (huzurdaki davada davacı) ---- Başkonsolosluğu’nda 19.01.2018 tarihinde ---- yevmiye numaralı
vekaletname ile tayin ettiği ---- Başkonsolosluğu’nda 29.01.2021
tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı “Azilname”de (huzurdaki davada davacı) ----- Başkonsolosluğu’nda 19.01.2018 tarihinde ---- yevmiye numaralı
vekaletname ile tayin ettiği ..., ---- Başkonsolosluğu’nda 29.01.2021
tarihinde düzenlenen -----yevmiye numaralı “Azilname”de (huzurdaki davada davacı)----- Başkonsolosluğu’nda 19.01.2018 tarihinde ----- yevmiye numaralı
vekaletname ile tayin ettiği ...’yı azlettikleri beyan edilmiştir.
Cevap dilekçesinin ekinde sunulan (davacıların vekili olarak) davalı ..., 20.06.2019 tarihinde 20.06.2019 tarihli ortaklık payı hisse devir sözleşmesi
gereğince diğer davalı ...’dan 230.000euro; 03.06.2019 tarihinde 03.06.2019 tarihli
ortaklık payı hisse devir sözleşmesi gereğince diğer davalı ...’dan 475.000 euro
Aldığını, bu parayı da davacılara verdiğini, karşılığında davacıların dosyaya sunulan ibranameyi düzenlediklerini beyan etmiştir.Tasfiye aşamasındaki bir anonim şirketin paylarının devri konusuna ilişkin TTK'da yeralan tek düzenleme, TTK m. 492/3 hükmüdür. Buna göre;“Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer.”Bu düzenleme dışında tasfiye sürecinde bulunan bir anonim şirketin paylarının
devrine ilişkin sınırlayıcı ya da yasaklayıcı bir hüküm TTK ve ikincil mevzuatta yer
almamaktadır.Tasfiye aşamasındaki bir şirketin organlarının yetkileri ise şu şekilde düzenlenmiştir;TTK m. 553/2 hükmüne göre (aynı yönde eTTK m. 439); Tasfiye hâlindeki şirket, pay sahipleriyle olan ilişkileri de dâhil, tasfiye sonuna kadar tüzel kişiliğini korur ve ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bu hâlde organlarının yetkileri tasfiye amacıyla sınırlıdır.” TTK m. 535 hükmüne göre ise (aynı yönde eTTK m. 440);“Şirket tasfiye hâline girince, organların görev ve yetkileri, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, ancak nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlere özgülenir.” TTK m. 542/1-b hükmüne göre (aynı yönde eTTK m. 450'nin göndermesi ile m. 231);
“Tasfiye memurları;
b) Tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamazlar.”
Gerek tasfiye memurunun gerek şirketin diğer organlarının yetkilerine ilişkin bu sınırlamalar, şirket tüzel kişiliği adına şirket organları ve tasfiye memurları tarafından yapılabilecek işlemlere yöneliktir. Ortakların sahibi oldukları payların devrine ilişkin bir sınırlama değildir. Tüm bu hususlar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, tasfiye sürecindekibir anonim şirkette ortaklar sahip oldukları payları, tasfiyeden önce nasıl devrediyorlarsa aynı usule uyarak devredebilirler. Bu kuralın tek istisnası, yukarıda
da belirtildiği üzere, tasfiyeden önceki dönemde şirket esas sözleşmesi ile getirilmiş
olan devir sınırlamalarının tasfiye sürecinde ortadan kalkmasıdır.Anonim şirkette pay senetleri nama veya hamiline yazılı olarak düzenlenir. Hamiline yazılı pay senetleri zilyetliğin geçirilmesi (teslim) yolu ile devredilirken, nama yazılı pay senetleri ciro edilerek ve zilyetliğin devralana geçirilmesi (ciro ve teslim)yoluyla devredilebilir (TTK m, 489, 490, 6762 sayılı eTTK m. 415, 416). Pay defterinekayıt payın devrinin geçerlilik şartı olmayıp, devrin şirkete karşı hüküm ifade
edebilmesi, yani devralanın şirket nezdinde ortak sıfatını kazanabilmesi içindir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede dava dışı şirketin hisse senetlerini bastırarak ortaklara dağıttığına ilişkin bir iddiaya, bilgi ve belgeye rastlanamamıştır. Bu durum sebebiyle, aksi yönde bir delil sunulana kadar dava dışı şirketin hisse senetlerini bastırmadığı, dolayısıyla da hisse senedine bağlanmamış payların söz konusu olduğu kabul edilecektir. Anonim şirketlerde hisse senedine bağlanmamış payların devri için TTK'da özel bir düzenleme yapılmamıştır. Bu sebeple genel hükümlerin uygulanması gerekir. Dolayısıyla, hisse senedine bağlanmamış bir pay söz konusu olduğunda, ödenmemiş bir sermaye borcu da bulunmuyorsa, alacağın temliki hükümlerine göre payın devri gerekecektir.BK m. 184/1 (eBK m.163/1)hükmüne göre;
“Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.”
Yukarıda da açıklandığı üzere, 03.06.2019 tarihli iki adet Ortaklık Payı (Hisse) Devir Sözleşmesi fotokopisinin dosyaya sunulduğu, bu sözleşmelerden birisinde, devreden ----, devredene vekaleten ... imzasının bulunduğu, diğer sözleşmede devreden -----, devredene vekaleten ... imzasının bulunduğu, iş bu sözleşmelere göre; devredenlere ait Tasfiye Halinde ----- Şirketi'nin her biri 5 eski Türk Lirası nominal değerdeki 225'er adet ortaklık paylarının tamamının (her iki sözleşme kapsamında toplam 450 adet pay) her türlü hak ve yükümlülüğü ile birlikte ... devir ve temlik edildiği, bedelinin tamamının nakden alındığı, bu çerçevede değerlendirme yapıldığında, her iki sözleşmenin de BK m. 184/1 hükmüne uygun olarak yazılı şekilde düzenlendiği tespit edilmiştir.
Dava konusu diğer iki adet 20.06.2019 tarihli Ortaklık Payı (Hisse) Devir Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmelerden birisinde.
Devreden olarak ---- ismi ve devredene vekaleten ... imzasının bulunduğu, diğer sözleşmede devreden olarak ----- ismi ve devredene vekaleten ...'nın imzasının bulunduğu, iş bu sözleşmelere göre, devredenlere ait Tasfiye Halinde ---- Şirketi'nin 140,625'er adet ortaklık paylarının tamamının (her iki sözleşme kapsamında toplam 281,250 adet pay) her türlü hak ve yükümlülüğü ile birlikte ...'a devir ve temlik edildiği,, bedelinin tamamının nakden alındığı, bu çerçevede değerlendirme yapıldığında, her iki sözleşmenin de BK m. 184/1 hükmüne uygun olarak yazılı şekilde düzenlendiği tespit edilmiştir.
Dava dilekçesinde ileri sürülen “gabin, irade sakatlığı” hususunda borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında, davacıların ---- Konsolosluğu'nda 19.01.2018 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı vekaletname ile ----- Konsolosluğu'nda 15.01.2018 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı vekaletname ile davalı --- -- ve ---- , mirasbırakan----- ait Tasfiye Halinde ----payın devri için yetki verdikleri, davalı ... ----- kendisine verilen temsil yetkisine dayanarak 03.06.2019 ve 20.06.2019 tarihli “Ortaklık Payı (Hisse) Devir Sözleşmesi" başlıklı sözleşmeleri 2021 tarihinde azledilmeden evvel imzaladığı,
bu yönden TBK m. 40/1 hükmüne göre “yetkili temsilci" (TBK m. 502 vd. hükümlerine göre “vekil') olarak hareket eden davalı ...'nın, davacılar tarafından kendisine verilen temsil yetkisi kapsamında sözleşmeleri diğer davalı ... ile imzaladığı, dolayısıyla yapılan hukuki işlemin sonuçlarının TBK m. 40/1 hükmünce temsil olunan davacıları doğrudan bağlayacağı kanaatine varılacağı, davalıların, davacıların yurtdışında yaşamaları, yaşlı olmaları, bilgi sahibi olmamaları sebebiyle TBK m. 28 hükmünce davacıların zafiyetinden yararlanan davacıları kandırdığı, yanılttığı, bunun 2020 Nisan ayında öğrenildiği;
öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde vekillerin azledildiği davalılardan ...'nın davacılardan aldığı temsil yetkisi ile diğer davalıya devir yapması sebebiyle vekalet görevinin kötüye kullanıldığı; dolayısıyla davacıların hem hile, aldatma yanılma hukuki sebebine hem de gabin hükümleri ile vekalet görevi kapsamında davaçıların zararına hişse devrinin yapılması nedeniyle yapılan sözleşmelerin iptalinin gerektiği ileri sürülmüşsede TBK m. 28 hükmüne göre “aşırı yararlanma (gabin'” olması için kanunen bazı şartların gerçekleşmesi gerektiği, buna ilişkin olarak Yargıtay ----.
HD.----- 22.6.2023 kararının “Sözleşmenin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle illetli olduğunun kabulü için edim ve karşı edim arasındaki oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin şahsında mevcut özel bir durumu bilerek istismar etmesi, sömürmesi sonucu oluşması
gerekir. Dar ve zor durumda kalmaları nedeniyle, sözleşme yapmaya,
mallarını çok düşük bedel ile devretmeye sürüklenmiş kişileri korumak,
zayıfı güçlüye ezdirmemek için hukukumuzda da düzenlemeler yapılmış
6098 Sayılı Türkiye Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesiyle aynen; "Bir
sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu
oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya
düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle
gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya
sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri
verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın
giderilmesini isteyebilir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya
deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan
kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve herhâlde sözleşmenin kurulduğu
tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir." hükmü getirilmiştir. O
halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan
edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma,
tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise
yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun
dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene),
sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde
sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü
delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı
kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir.
Aşırı yararlanma davasında öncelikle edimler arasındaki, açık oransızlık
üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü
iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü,
psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler, yani sübjektif unsur derinliğine
araştırılıp incelenmelidir.” şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde
aşırı yararlanmadan söz edebilmek için gereken yargıtay kararında açıklanan kanuni koşulların gerçekleşmediği, yine. TBK m. 30 vd. hükümleri gereğince “irade bozukluğu (sakatlığı)” hallerinden “yanılma (hata) ve/veya aldatma (hile)” olduğunun kanıtlanamadığı kanaatine ulaşılmıştır.Sonuç olarak, davacılar tarafından “davacıların davalılardan ... ile yaptıkları 30.06.2019 tarihli Devir Temlik Sözleşmesinin iptaline ve ----ait hisselerin davacılar adına tesciline” karar verilmesi talep edilmiş
olup Her ne kadar dava dilekçesinde “30.06.2019 tarihli Devir Temlik Sözleşmesi”
şeklinde anılmış olsa da “Devir Temlik Sözleşmesi” başlıklı bir sözleşmeye
dosya kapsamında rastlanmadığı, Dava dilekçesinin ekinde sunulan, adi yazılı şekildeki, imzasız, 30.06.2019 tarihli “Makbuz/İbraname” başlıklı belgede, Tasfiye Halinde ---- payları miras yolu ile edinen davacıların,
(15.01.2019 tarihinde ---- Başkonsolosluğu’nda düzenlenen -----
yevmiye numaralı belge ile davacılar tarafından yetkilendirilen) şirketi payının
satışına ilişkin tüm bedeli davalı ...’dan nakden aldıklarını;
davalı ...’nın anılan şirket paylarının satışından ötürü ibra
edildiğini açık bir şekilde beyan ettikleri bu belgenin ibraname niteliğinde olduğu, TBK m. 1324 hükmü gereğince ibra sözleşmesinin kurulabilmesi için ibra eden
ile ibra edilenin sözleşmenin tarafı olması gerektiği; halbuki işbu belgede
sadece davacıların imzasının bulunduğu; ancak borçlunun, alacaklının
kendisine ulaşan beyanını uygun bir süre içinde reddetmemesi halinde ibra
beyanına muvafakat etmiş sayılacağı, İbra sözleşmesinin “borçlandırıcı işlem” değil, “tasarruf işlemi” olduğu,alacak hakkında doğrudan etki ettiği ve alacağı kaldırdığı, hal böyle olmakla 30.06.2019 tarihli belgede davacılara ait ibra kaydı
uyarınca, şirket payının devrini yetkili temsilci/vekil sıfatıyla gerçekleştiren
davalı ...’nın şirket payının devrine ilişkin satıştan elde ettiği
satış bedelini davacılara verme yönünden borcunu ifa etmiş olduğu (bu borcun
sona erdiğinin taraflarca kabul edildiği) ve davacıların bu yöndeki alacak
hakkını sonlandırdığı, ibranamenin geçerli olduğu, hisse devir sözleşmeleri ile vekaletnamelerin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/181, K. 2024/696, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama