KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/853
- Karar No
- 2025/332
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
Karar Metni
3.135 kelime·16 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/853
KARAR NO : 2025/332
DAVA
İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/11/2022
KARAR TARİHİ : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket ile davalı arasında devam eden ticari ilişki kapsamında Müvekkil Şirketin davalıya doğan borçlarının teminatı maksadıyla ----- şubesinden verilme ------ numaralı, 01.09.2022 vade tarihli, 269.040,00 TL miktarlı teminat mektubu davalı şirkete teslim edilmiştir.
Davalı Şirket tarafından söz konusu teminat mektubu 269.040,00 TL bedel üzerinden 15.08.2022 tarihinde paraya çevrilmiş, 269.040,00 TL müvekkil şirket adına ilgili banka tarafından davalı şirkete ödenmiştir. Teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile 163.277,09 TL fazla tahsil edilen tutarın iadesi için ----- İcra Müdürlüğü'nün------sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmıştır.
Borçlu söz konusu takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz etmiş bulunduğundan işbu itirazın iptali davasını ikame etme zorunluluğumuz doğmuştur. Davalı şirket tarafından 269.040,00 TL'nin uhdesine alınması ile birlikte, Müvekkilin cari borcunun 163.277,09 TL fazlası tahsil edilerek davalı tarafından sebepsiz zenginleşilmiştir. Teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih itibariyle Müvekkil Şirketin davalıya 105.762,91 TL borcu bulunmaktadır.
Davalı tarafından Müvekkil Şirket yetkilisine iletilen ekli mail ile güncel borç miktarının 105.762,91 TL olduğu hususu Müvekkil Şirkete bildirilmiştir. Müvekkil Şirket yetkilisi ve tarafımızca davalı kuruma teminat mektubunun mevcut borç bakiyesi üzerinden tahsil edilmesi hususunda defalarca bildirimde bulunulmasına rağmen davalı tarafından teminat mektubu miktarı 269.040,00 TL üzerinden tahsilat yapılmıştır.
Borç miktarı ve teminat mektubunun borç miktarı üzerinden paraya çevrilmesi hususu teminat mektubunun paraya çevrilmesini talep eden operasyon yetkilisi ----- ve davalı şirkete defalarca haricen ve en son mail yoluyla bildirilmiştir.
Tüm ihtarlarımıza rağmen davalı şirket kötü niyetli bir şekilde alacağının fazlasını tahsil etme yoluna giderek, Müvekkil Şirketin finansal anlamda zorluk yaşamasına ve teminat mektubunun tanzim edildiği banka nezdinde kredilerin kat ettirilmesine sebep olmuştur. Teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih itibariyle Müvekkil Şirketin davalıya olan borç miktarı 105.762,91 TL'dir.
Teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih ve an itibariyle mevcut olmayan ve tarafların ticari defterlerine işlenmiş bulunmayan alacak ve hak iddiaları ile borç miktarının aşan kısımlar yönünden teminat mektubundan tahsilat yapılması mümkün değildir.
Bu miktarı aşan kısım yönünden fazla yapılan tahsilatın iadesi için tarafımızca 19.08.2022 tarihinde başlatılan icra takibine, davalı tarafından haksız ve gerekçesiz bir şekilde itiraz edilmiş, arabulucu başvurusunun yapılmasının akabinde ise, yine davalı tarafından 123.541,75 TL ----İcra Müdürlüğü'nün ------sayılı dosyasına ödenmiştir.
Davalı ödediği tutar yönünden takibe itirazından da feragat etmediği gibi, ödemeye esas aldığı borç miktarı yönünden takip ferileri ve harçları da dosyaya ödenmemiştir. Borçlu tarafından ödenen tutar, dosya alacağını karşılamaya yetmemektedir. Borçlu tarafından yapılan ödemenin ne kadar miktar asıl alacak için yapıldığı da belirtilmemiştir.
Davalının, dosyaya yaptığı ödeme miktarı yönünden takibe itirazından feragat etmediği gözetildiğinde de, takibin borçlu tarafından ödeme yapılan asıl alacak miktarı ve ferileri yönünden devamı açısından da devamı maksadıyla itirazın iptali talep etme mecburiyetimiz hasıl olmuştur. Bu sebeple, borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilerek, yapılan ödemenin yalnızca dosya kapak hesabında dikkate alınması gerekmektedir.
Yukarıda izah edildiği üzere, borçlunun takibe itirazı haksız ve yersiz olup, Müvekkili zarara uğratma kastı taşımaktadır. Bakiye alacağının fazlasının tahsil edildiği davalı tarafından da bilinmekte olup, davalı tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiştir. Davalının icra takibine itirazı haksız, kötü niyetli ve müvekkilin alacağına ulaşmasını engelleme amacı taşımaktadır.
Bu itibarla, borçluların İİK m 67/2 gereğince takibe konu alacak miktarının %100 'ü oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerekmektedir. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Müvekkil şirket ----- bünyesinde faaliyet göstermekte olup, sadece ---- ve ----- markası ile yaklaşık 60.000 araçlık bir filo ile kiralama yapmaktadır. Ana sözleşmesinde de araç kiralama yapacağına dair madde bulunmaktadır. Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ve bu sözleşmeye istinaden ek protokol imzalanmıştır.
Bahsi geçen sözleşme ve protokol ile davacı şirket ile müvekkil şirket arasında cari hesaba dayanan bir ticari ilişki temin edilmiştir. Ticari ilişki devam etmekteyken, davacı yan tarafından müvekkil şirkete ödenmesi gereken 124.142,29-TL bedelli muaccel borç miktarının ödenmemesi üzerine, ilgili ödemenin müvekkil şirket hesabına yatırılması yönünde ---- Noterliği ----- yevmiye numaralı ve 03.08.2022 keşide tarihli ihtarnamesi düzenlenerek davacı şirkete tebliğ edilmiştir.
Davacı şirket ilgili ihtarnameyi tebliğ almasına rağmen bahsi geçen ödemeyi ihtar edilen süre içerisinde müvekkil şirket hesabına gerçekleştirmemiş ve bu sebeple davacı şirket tarafından müvekkil şirkete teminat olarak verilen ----- Şubesi'ne ait 239.040,00-TL bedelli ----- numaralı teminat mektubunun borç miktarı kadarlık kısmının paraya çevrilmesi yönünde talepte bulunulmuştur.
Müvekkil şirketin ilgili mektup kapsamında tazmin talebinde bulunduğu miktar 124.142,29-TL olmasına rağmen unun üzerine ----- yukarıda bilgileri verilen teminat mektubunun tüm bedelini tazmin ederek müvekkil şirket hesabına yatırmıştır. Müvekkil şirket kendi hesabına yatırılan fazla ödemenin iadesi için defalarca kez davacı şirket yetkililerine ulaşmış, fazla yatan ödemenin iadesi için bir banka hesap numarası iletilmesini talep etmiştir.
Müvekkil şirket yetkililerinin tüm çabalarına rağmen yapılan fazla ödemenin iadesi için müvekkil şirket yetkililerine bir hesap numarası iletmeyen davacı yan, çalışmakta olduğu bankanın bir tasarrufu olan işlemi müvekkil şirkete mal etmek istercesine davaya konu haksız icra takibini başlatmıştır.
Davacı yan tarafından müvekkile şirkete verilen teminat mektubunun, taraflar arasında tutulan cari hesap borcu kadarlık kısmının nakde çevrilerek müvekkil şirkete ödenmesi gerekirken, tüm bedelinin müvekkil şirkete ödenmesi müvekkil şirketin değil, ilgili bankanın bir tasarrufudur.
Müvekkil şirket ile cari hesap ilişkisi üzerinden bir ticari ilişki yürütmekte olan davacı şirketin muaccel hale gelen borçlarının ödenmemesi, pek tabi ki müvekkil şirketin kendisine teminat olarak verilen teminat mektubunun bozdurulması hakkını doğurmaktadır. Bu bakımdan vadesi gelmiş ödemelerini alamayan müvekkil şirketin teminat mektubunu düzenleyen bankadan, kendisi tarafından teminat altına alınmış bir bedelin ödenmesini talep hakkı olduğu da tartışılmazdır.
Bu noktada ilgili bankadan alacak miktarı kadar teminat bedelinin kendisine ödenmesini isteyen müvekkil şirket, bu talebini ilgili bankaya iletmiş olmakla tamamen hukuk kaideleri çerçevesinde bir tasarrufta bulunmuştur. Müvekkil şirketin alacağından fazla bir miktarın ilgili banka tarafından müvekkil şirketin hesabına yatırılmış olması ise tamamen müvekkil şirketin dışındaki hükmü şahısların tasarrufudur.
Bahsi geçen süreçte müvekkil şirketin muaccel hale gelen alacağını tahsil etmek amacı dışında bir tasarrufu yahut iradesi olmadığı su götürmez bir gerçektir.
Burada dikkat edilmesi gereken husus, müvekkil şirketin davacı taraftan alacaklı iken borçlu hale gelmesine dayanak olan işlemde müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmamasıdır. öte yandan teminatı sağlayan bankanın müvekkil şirket iradesi ve talebi ötesinde bir bedeli müvekkil şirket hesabına gönderilmesi üzerine fazla ödenen miktarı iade almamak için müvekkil şirketin tüm çağrılarını ve yazışmalarını cevapsız bırakan davacı tarafın icra takibi başlatması haksız bir menfaat elde etme çabasıdır.
Yukarıda da arz ve izah edildiği üzere davacı şirketin muaccel hale gelen borçlarının tahsili dışında bir amacı, iradesi ve talebi bulunmayan müvekkil şirket, kendi hesabına fazladan ödenen bedelin iadesi için davacı şirket ile gerek mail yolu ile gerek şifahen olarak defalarca iletişime geçmiştir. Her yolu deneyen müvekkil şirket yetkilileri, ilgili bedelin iade edilebileceği bir hesap bilgisi temin edememiştir.
Bu noktada davaya konu icra takibinin açılış tarihi ile ilgili teminat mektubu bedelinin nakde çevirildiği tarihler açısından bir inceleme yapıldığında, tarafların iradesi daha net ortaya çıkmaktadır. İlgili banka tarafından tüm mektup bedelinin nakde çevrildiği ve müvekkil şirkete gönderildiği tarih 15.08.2022'dir. Huzurdaki davaya dayanak icra takibinin başlatıldığı tarih ise 25.08.2022 günüdür.
Yani müvekkil şirket yetkililerinin fazla ödemenin iadesi amacı ile hesap bilgisi talep ettiği davacı yan yaklaşık 10 gün boyunca müvekkil şirkete hesap bilgisi iletmemiş ve sonuç olarak da icra takibi başlatmıştır.
Yukarıda arz olunan hususlar doğrultusunda, davaya konu icra takibinin başlatılması konusunda herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkil şirketin, hali hazırda ödemek istediği bir bedeli cebri icra yolu ile ödemeye zorlanması kabul edilemez, ilgili banka tarafından müvekkil şirkete fazladan gönderilen ödemenin kendi hesaplarına aktarılması taleplerini cevapsız bırakan davacı yan, 25.08.2022 tarihinde icra takibi başlatmıştır. bunun üzerine 08.09.2022 tarihinde banka tarafından müvekkil şirket hesabına gönderilen fazla ödeme miktarı müvekkil şirket tarafından icra dosyasına yatırılmıştır.Yukarıda arz edilen nedenler ışığında.
Kanun ve Yargıtay İçtihatları dolayısıyla, müvekkil yönünden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak ikame edilmiş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için defter inceleme günü verildiği, davacının ve davalının yerinde inceleme talebinde bulunduğu görüldü.
SMMM bilirkişi 08/12/2023 tarihli bilirkişi raporu sonuç kısmında:
" Davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan talep edebileceği asıl alacak tutarı
123.555,26 TL’dir. Ancak davacı tarafından takibe geçilen tutar 163.277,09 TL’dir.
Bu nedenle davalının takip talebine itirazı, aradaki fark tutarı olan 39.721,83 TL
(163.277,09 TL - 123.555,26 TL) açısından uygundur.
Raporumuzun önceki bölümlerinde belirttiğimiz üzere; davalı tarafından icra
dosyasına 115.449,78 TL tutarında (harçlar düşüldükten sonra anapara
mahiyetinde) ödeme yapılmıştır. Davalının davacıya icra dosyası kapsamında
ödemesi gerektiği halde henüz ödemediği tutar 8.105,48 TL (123.555,26 TL -
115.449,78 TL)’dir. " görüşlerini bildirir rapor tanzim edilmiştir.
Tarafların itirazları doğrultusunda SMMM bilirkişisinden ek rapor düzenlenmesi talep edilmiştir.
SMMM bilirkişi 18/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda itirazlar yönünden yapılan incelemede;
" ....
Davacı ile davalı arasında gerçekleşen ticari işlemler nedeniyle davalının yasal defter
kayıtlarında takip edilen bir cari hesap bulunmaktadır. Davalının yasal defter kayıtları
tarafımızca incelenerek taraflar arasındaki borç/alacak bakiyesi tespit edilmiştir. İhbar
olunan tarafından raporda belirtilen sair hususlara (tarafların birbirinden alacaklı
olduğuna) itiraz edilmiştir. Söz konusu itirazın nedeni tam olarak anlaşılamadığı için
tarafımızca detaylı bir değerlendirme yapılamamaktadır.
...
Davacı tarafından davalı taraf defterlerinde teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih
itibariyle davalının 106.455,41 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Kök raporumuzda
belirttiğimiz üzere teminat mektubu tazmini öncesinde davalının davacıdan 124.834,79
TL alacağı bulunmakta olup, söz konusu alacak tutarının varlığı davalı taraf yasal defter
kayıtlarından tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı tarafın söz konusu itirazına
katılamadığımızı belirtmek isteriz.
Davacı tarafından teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra düzenlenen
faturalardan bahsedilmektedir. Söz konusu faturalara ilişkin 8 günlük itiraz sürelerinin
takip tarihi itibariyle dolmadığı belirtilmiştir. Davalı taraf yasal defterlerinin
incelenmesi sırasında asıl olan icra takip tarihi itibariyle borç/alacak durumunun
belirlenmesidir. Teminat mektubunun paraya çevrilmesinin akabinde davalı tarafından
davacıya düzenlenen faturalar bulunmaktadır. Söz konusu faturalar 1.188,35 TL ve
19.461,60 TL tutarlıdır. Davacının itirazında belirtmiş olduğu 18.379,38 TL’lik tutar
tarafımızca icra takip tarihi itibariyle borç/alacak tutarının tespit edilmesinde dikkate
alınmamıştır.
Diğer taraftan kök raporumuzda belirtmiş olduğumuz üzere ----- Vergi Dairesi
Müdürlüğü tarafından dava dosyasına sunulan 13.07.2023 tarih ve ------sayılı yazının ekinde yer alan 2022 yılı BA/BS
karşılaştırmalarına göre; davalı taraf 27.106,70 TL ve 196.790,37 TL olmak üzere
223.897,07 TL (KDV hariç) tutarında satış faturasına ilişkin beyanda bulunmuş olup,
davacı tarafından aynı tutarda alım faturası beyanı yapılmıştır. Davalının düzenlendiği
faturalar açısından davacı ve davalı bildirimleri uyumludur. Vergi dairesi bildirimleri
dikkate alındığında davacının herhangi bir itiraz öne sürmeden davalıdan gelen
faturaları kayıtlarına aldığı ve vergi dairesi bildirimlerine konu ettiği görülmektedir.
Tüm bu nedenlerle davacının bu husus hakkındaki itirazlarına katılmadığımızı belirtmek
isteriz.
3. SONUÇ
Yukarıda yapmış olduğum inceleme ve tespitlerime istinaden, hukuki durumun değerlendirilmesi ve nihai takdir Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; İş bu raporumuzda yaptığımız değerlendirmeler neticesinde davacının kök raporumuza yapmış olduğu itirazlara katılmadığımızı belirtmek isteriz. " görüşlerinde ek rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
Mahkememizce SMMM bilirkişisinden "Dosyada bilirkişi tarafından alınan 08/12/2023 tarihli ek raporun 3 numaralı sayfasında teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra düzenlenen faturaların takip tarihi itibariyle itiraz süresinin dolmadığı belirtildiği bu 3 faturadan 2 sinin borç alacak tutarının tespit edilmesinde dikkate alındığı ancak 18.379,38-TLlik faturanın dikkate alınmadığının belirtildiği ancak borç alacak tutarının tespit edilmesinde 2 faturanın dikkate alınıp diğer faturanın dikkate alınmaması hususunda herhangi bir açıklayıcı hükme elverişli olacak şekilde gerekçeli bir açıklama bulunmadığından bilirkişiye tekrar dosyanın
verilerek bu hususlarının aydınlatılması " hususlarında ek rapor düzenlenmesi talep edilmiştir. SMMM Bilirkişi 14/10/2024 tarihli ek raporu sonuç kısmında:
"
...2. ANALİZ, TESPİT VE DEĞERLENDİRME
Davalının ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde;
Teminat mektubu tazmini öncesinde davalının davacıdan 124.834,79 TL
alacağının olduğu,
İhbar olunan tarafından davalı tarafa 15.08.2022 tarihinde yapılan teminat
mektubu tazmin ödemesinin kayıtlarında yer aldığı,
19.08.2022 tarihli icra takibi itibariyle davalının davacıya 123.555,26 TL
tutarında borçlu olduğu, diğer bir ifadeyle davacının davalıdan 123.555,26 TL
tutarında alacaklı olduğu,
Davacı tarafından teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra düzenlenen
faturalardan bahsedilmektedir. Söz konusu faturalara ilişkin 8 günlük itiraz sürelerinin
takip tarihi itibariyle dolmadığı belirtilmiştir. Davalı taraf yasal defterlerinin
incelenmesi sırasında asıl olan icra takip tarihi itibariyle borç/alacak durumunun
belirlenmesidir. Teminat mektubunun paraya çevrilmesinin akabinde davalı tarafından
davacıya düzenlenen faturalar bulunmaktadır.
Söz konusu faturalar 1.188,35 TL ve
19.461,60 TL tutarlıdır. Davacının itirazında belirtmiş olduğu 18.379,38 TL’lik tutar tarafımızca icra takip
tarihi itibariyle borç/alacak tutarının tespit edilmesinde dikkate alınmamıştır. Söz
konusu tutar fatura kaydı değildir. Yukarıdaki cari hesapta da görüleceği üzere
16.08.2022 tarihinde hesaba hem 18.379,38 TL borç hem de 18.379,38 TL alacak
kaydı atılmıştır. Söz konusu hareketlerin neti “sıfır” olup, bu sebeple
hesaplamamızda dikkate alınmamıştır. Aslı itibariyle söz konusu hareketler
muhasebesel virman kayıtlarıdır. İlgili hareketler öncesinde hesap bakiyesi
144.205,21 TL olup, sonrasında da hesap bakiyesi 144.205,21 TL’dir. Görüleceği
üzere bu hareketlerin hesap bakiyesine etkisi bulunmamaktadır. 1.188,35 TL ve 19.461,60 TL tutarlı hareketler ise düzenlenen faturalara ilişkin
olduğundan hesaplamada dikkate alınmıştır.
"görüşlerini bildirir ek rapor tanzim edilmiştir.
DELİLLER
* ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası kayıtları, *Davacı ve davalı şirket şirket ticari defter kayıtları, *Taraf şirketlere ait BA-BS (vergi kayıtları) formları, *Bilirkişi raporları,
*Tüm dosya kapsamı,
İNCELEME VE GEREKÇE
;
Dava, İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
Davaya konu uyuşmazlığın tespiti: taraflar arasında yer alan ticari ilişki nedeniyle alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
----İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı dosya kayıtları dosyamız arasına celp edilmiş, davacının itirazın iptali davasını 1 yıllık dava açma süresi içinde açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerin incelenmesine karar verilerek taraflara defterlerini sunmak üzere kesin süre verilmiş, taraflar defterlerini sunmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu/ Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması - Madde 222 - (1): "Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir."
(-2)"Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz v usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır."
(3: "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle: 22/7/2020 - 7251 sayılı Kanun md. 23) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4:"Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
(5)"Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.
"Türk Tcaret Kanunu madde 64- (1): "(Değişik fıkra: 26/06/2012-6335 S.K./8.md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir."
(2)"Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. " Madde 83- (1):"Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. " Ticari defterler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 222 ve devamı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 64 ve devamında açıkça düzenlenmiştir.
Ticari defterlere anılan Kanun'larda delil olarak hüküm ve sonuç bağlanmıştır.
Tacirler, Türk Ticaret Kanunu'nun amir hükmü uyarınca ticari defter tutmak zorundadır.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK. m. 222/1).Yine Türk Ticaret Kanunu madde 83/1'de ticari uyuşmazlıklarda Mahkemenin ticari defterlerin re'sen ibrazına karar verebileceği, Mahkeme re'sen ticari defterlerin ibrazına karar vermese dahi taraflardan birinin istemi üzerine ticari defterlerin ibrazına Mahkemece karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.Ticari defterler, bazı şartların varlığı durumunda sahibi lehine delil olarak kullanılabilir.
Şöyle ki: Uyuşmazlık ticari bir işten kaynaklanmalıdır. Bu iş, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmelidir. Taraflardan yalnızca biri için ticari iş niteliğinde olan uyuşmazlıklarda, arada sözleşme olsa bile defterler lehe delil olarak kullanılamaz. Uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir sıfatını haiz olmalıdır. Taraflardan birinin ya da her ikisinin tacir olmaması halinde ticari defterler lehe delil olarak kullanılamaz.
Öte yandan ticari defterler Kanun’a uygun tutulmuş olmalıdır. Tutulması zorunlu defterler eksiksiz, usulüne uygun tutulmalı, açılış kapanış onayları yapılmış olmalıdır. (TTK. m. 64) Ayrıca, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(HMK.) m. 222/3)
Davacı taraf bir ticaret şirketidir. Davalı taraf da bir ticaret şirketi olup tacirdir. Uyuşmazlık tarafların ticari işletmesinden ve ticari bir işten kaynaklanmaktadır.Dosya tüm delillerin ibrazından sonra konusunda uzman SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporları alınmıştır.
Somut olayda;Davacı tarafından -----. İcra Dairesi Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı icra dosyası ile başlatılan takibe itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Dava dosyasına ihbar olunan ----- tarafından sunulan 17.11.2022 tarih ve ------ sayılı yazının ekinde davacı tarafından ihbar olunan tarafa hitaben yazılan 15.08.2022 tarihli talimat bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı taraf teminat mektubundaki miktar kadar borçlu olmadığını idda etmiş ve teminatın paraya çevrildiği tarihte kendilerinden 163.277,09 TL fazla para tahsil edildiğini, teminatın paraya çevrildiği tarihte teminat bedeli kadar borcunun bulunmadığını ve fazla tahsil edilen bedelin tarafına ödenmesini talep etmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihte davacıdan fazla miktar tahsil edilip edilmediğine ilişkindir.
Alınan bilirkişi raporu uyarınca teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih itibariyle davacının davalıya olan borcu 124.834,79 TL olduğu, teminat mektubu bedelinin ise 269.040,00 TL olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan yargılama neticesinde davacının iddialarının haklı olduğu, teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten sonraki kesilen faturaların iş bu uyuşmazlığın konusu olmadığı anlaşıldığından açılan kabulüne icra dosyasına davalı tarafından yapılan ödemelerin ise icra dairesi tarafından mahsup edilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından yapılan ödemeler takip durduktan sonra yapıldığından ve alacak likit olduğu anlaşılmakla, hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/853, K. 2025/332, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama