KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/532
- Karar No
- 2024/863
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/82
KARAR NO : 2024/866
DAVA
Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 01/02/2023
KARAR TARİHİ : 13/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili verdiği dava dilekçesinde özetel;
Davacılar vekili Av.---- Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği tarihli dava dilekçesinde özetle “Davalı -----23.05.2019 tarihinde -----ortaklığında kurulduğunu, her üç ortağın da eşit paya sahip olduğunu, ---- tüzel kişi adına ---- ve ----- üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ayrıca --- kişi adına ---- 3 yıllığına yönetim kurulu başkanı olarak ---- ile müştereken temsile yetkili seçildiklerini, 08.10.2019 tarihinde iç yönergede yapılan değişiklikle --- münferiden temsile yetkili, ---- sınırlı yetkili olarak seçildiğini, 08.09.2020 tarihinde yönetim kurulu üyesi ----- üyeliğinin sona erdiğini,
----- 1 yıliçin yönetim kurulu başkanı olarak münferiden temsile yetkili olarak seçildiğini, müvekkili ---- yönetim kurulu başkan vekili olarak görevinin sona erdiğini, davalı şirket ortaklarından ----- 08.04.2017 tarihinde ----- tarafından kurulduğunu, 09.04.2021 tarihinde ----- tek ortağı olan ---- davalı şirketin bir diğer ortağı olan ---- paylarının bir kısmını devrederek şirket ortağı olmasını sağladığını, bu tarihten itibaren müvekkilinin davalı şirket nezdindeki ortaklık hakkının kullandırılmama sürecinin başladığını, davalı şirketin usulsüz ve kötü yönetiminin ivme kazandığını,
diğer ortaklar ve ----- davalı şirketi kendi menfaatleri İçhine, davalı şirket ile müvekkilinin menfaatleri aleyhine yönetim uygulamasına — geçildiğini, müvekkilinin yönetimsel haklarının gereği — gibi kullandırılmadığını, eşit işlem ilkesine aykırı davranışların gittikçe arttığını, genel kurulların toplanmaması, müvekkilinin ortaklık haklarından yoksun bırakılması ve kar payı dağıtımının yapılmaması,
şirketin mali durumunu gösterir bilgi ve belgelerin müvekkilinin incelemesine verilmediğini, davalı ----- şirketinin kuruluşundan bu yana düzenli ve usulüne uygun olarak toplanmadığını, davalı şirketin kuruluşundan bu güne müvekkiline hiçbir şekilde kar payı dağıtımı yapılmadığını ve bu konuda müvekkilinin hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, davalı şirketteki kötü yönetimin müvekkiline ve davalı şirkete zarar verdiğini, müvekkilinin davalı ortaklar ile olan anlaşmazlıklarını ancak yasal zeminde çözüme kavuşturulabilir noktasına gelindiğini, davalı şirket ve ortakları arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini,
davalı şirketin ortaklığı devam ettirme iradesinin kalmadığının ortaya çıktığını, şirket ana sözleşmesi gereği şirketin feshinin gerektiğini, davalı şirketin feshi için TTK'nın 636. maddesinin (3) bendinde aranan tüm şartların mevcudiyet kazandığını,” beyanla davalı şirketin feshine, feshin mümkün olmaması halinde davacı pay sahibine payının karar tarihine yakın arihteki gerçek değerleri ödenerek pay sahibinin şirketten çıkarılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava ketmiştir.Davalı vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle;
“Davacı tarafın müvekkili şirketin feshine, feshin mümkün olmaması durumunda davacı pay sahibinin payının karar tarihine yakın tarihteki gerçek değerleri ödenerek pay sahibinin şirketten çıkarılmasının talep edildiğini, davacının açıklamalarının soyut, mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, henüz kendilerine dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, dava dilekçesinde yalnızca ticaret sicil gazetesinden örnekler sunulduğunu, şirket nezdinde ortaklık haklarının ne suretle etkilendiği,
diğer ortağın ne gibi menfaatler sağladığına ilişkin hiçbir detaya yer verilmeden genel yargı ve değerlendirmede bulunulduğunu, davacının rekabet yasağına aykırı hareketlerde bulunduğunu, şirketin aleyhine işlemler gerçekleştirdiğini, diğer şirket ortaklarının menfaatlerini zedeleyici faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin 2019-2023 yılları arasında ulusal ve uluslararası alanda tanınır hale geldiğini, bu hızlı büyüme sonrası davacının diğer ortaklarının başarılarını çekemeyerek huzursuzluk yaratmaya başladığını, davacının 2021 yılında davalı şirket ile aynı iş kolunda hizmet veren----) adında bir klinik kurduğunu,
davacının TTK'nin 396. maddesinde yer alan rekabet yasağına aykırı hareket ettiğini, şirketin feshinin talep edilmiş olsa da haklı sebebin bulunmadığını, şirketin ticari defter ve kayıtlarının davacının iddia ettiği gibi incelemeye kapalı olmayıp incelemesine izin verilmekte olduğunu, şirkette kötü yönetim anlayışı var olduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının soyut iddialarına dayandığını, davacının şirketin işlerine yardımcı olmak bir yana şirketin işlerini zorlaştırdığını, davacının müvekkil şirket aleyhine işlemler gerçekleştirdiği gibi, bu işlemlerin şirket tarafından kaynaklı olduğuna dair çarpıtılmış, mesnetsiz,
iftira derecesinde beyanlar olduğunu, davacının iddialarının haksız ve kötü niyetli olduğunu” beyanla haksız ve hukuka dayanaktan yoksun bu davanın esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
DELİLLER VE DEĞERLENDİRME
Dava TTK 531. Maddesi kapsamında açılan anonim şirket olarak da ifade edilen davalı anonim şirketinin haklı sebeple feshi istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle davalı şirketin 23.05.2019 tarihinde kurulduğu, yönetim kurulu üyeleri ve şirket yetkililerinin münferiden ---- ve --- oldukları, son tescilini 16.09.2020 tarihinde yaptığı, şirketin usulsüz ve kötü yönetildiği, davacıya ortaklık hakkının kullandırılmadığı, davalı şirketin olağan genel kurullarını toplamadığı, davacıya kar payı dağıtılmadığı ve davacının bilgilendirilmediği, davalı şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, ana sözleşmeye göre adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde şirketin feshi gerektiği, fakat adres değişikliğinin sicile bildirilmediği,
TTK 636.maddesi uyarınca şartların oluştuğunu belirterek şirketin feshine ya da ortaklık payının karar tarihine en yakın değerinin tespitiyle kendisine verilmesine ve ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, iddiaları kabul etmediklerini, davacının aynı ş kolunda eşinin işlettiği bir firmada yetkili olarak çalışmak suretiyle haksız rekabet kuralını ihlal ettiğini,
iddialarının soyut ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.Dosya ticari şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması suretiyle bilirkişi heyetinden 14.02.2024 tarihli rapor alınmış rapor dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
Dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacı ile beraber iki ortaklı olduğu, davacı ve diğer davalının şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davacının, süreç içerisinde TTK'da düzenlenen, "iptal, butlan sorumluluk davaları, veya mahkeme yoluyla GK'yı toplantıya çağırma gibi yollara başvurmadığı, zira ,Fesih bir "ultima ratio' olup, yani önce diğer hukuki yolların tüketilmesinin gerekli olduğu, davacının sadece 2020-2021-2022 GK toplantılarının yapılmasına ilişkin davet çerçevesinde bilgi alma hakkına ilişkin bir talepte bulunduğu, bu davetten, yapılacak GK'da şirketin tasfiyesinin görüşülmesininde bir gündem maddesi olduğu,
diğer bir ifadeyle daveti gönderen ortak/yöneticinin şirketin tasfiyesine görüşme yapılmasını istediği, bilirkişi raporundaki tespitlerde ---- Ticaret Sicili kayıtlarına göre 03.02.2021 tarihinde dava dışı ---- Şirketinin (----- kurulduğu, bu şirketin tek ortağının---- olduğu, şirketin “-----” adına kayıtlı bir klinik işlettiği, şirketin internet sayfasındaki bilgilere göre davacının bu şirkette çalıştığı ve 2023 yılında davacının ---- müdürü olarak seçildiği, bu hususların YK üyesinin rekabet yasağının düzenlendiği TTK m. 396 hükmüne aykırı olduğu, raporda şirketin kar payı dağıtmadığı,
son dönemde yönetim giderlerinde bir artış olduğu fakat bunun nedenlerinin tespit edilemediği, fakat yukarıda da açıklandığı üzere bu noktada, fesihten yada ortaklıktan önce belirtilen yolların tüketilmesi gerekirken bu yola başvurulmamış olduğu, feshin son çare olduğu, ayrıca güven ilişkisinin zedelenmesinde davacının yukarıda bahsedilen faaliyetlerinin etken olduğu, öte yandan şirketin zarar etmesinin tek başına kötü yönetimi göstermeyeceği, bu davada kötü yönetimin davalı şirketin diğer ortağın işlemlerinin sebep olduğunun kanıtlanamadığı,
davacının davalı şirkette 02.09.2020 tarihinden itibaren şirket yönetim kurulu başkanı ve münferiden yetkili olduğu, kimse kendi kusurundan fayda sağlayamaz ilkesi de dikkate alınarak davanın kanıtlanamadı, fesih yada ortaklıktan çıkma koşullarının oluşmadığı kanaatiyle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/532, K. 2024/863, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama