KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/600
- Karar No
- 2024/897
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
Karar Metni
1.864 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/600 Esas
KARAR NO: 2024/897
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:04/11/2019
KARAR TARİHİ:05/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Alacak davası beyanları; Davacı yanın ------numaralı dükkânı satın almak amacıyla davalı--- anlaşmaya vardığını ve taraflar arasında ----tarihli sözleşmenin imzalandığını, fakat dükkânın davacıya devredilmediğini, dava dışı üçüncü bir şahsa davalı------- devredildiğini, Taraflar arası yapılan sözleşmede bu dükkân için 450.000,00 TL ödenmesinin kararlaştırıldığını, davacı yan tarafından 100.000,00 TL ve 140.000,00 TL bedelli çekin verildiğini, bu çeklerden 100.000,00 TL tutarlı çekin; davalı----- ile takas yapıldığını ve 40.000,00 TL, 9.500,00 TL, 52.500,00 TL bedelli çekler ile toplam 102.000,00 TL ödemenin yapıldığını, ayrıca
140.000,00 TL tutalı çekin de ödemesinin yapıldığını, davacı ile davalı ------ arasında; davalı --- davacı yanın onun adına yaptığı ödemeler ve mal teslimleri gibi birçok borç kaleminden dolayı 536.851,00 TL ödeme yapması gerektiği konusunda mutabakata varıldığını, taraflar arasında 10.04.2018 tarihli sözleşmeninakdedildiğini, davalı ------birçok ödemesinin davacı yan tarafından yapıldığını, yani davacı yanın ilk sözleşmeden davalı -----
ödediğini ve ayrıca 536.851,00 TL alacaklı olduğunu, davacı yanın fazla ödeme yaptığını ve alacaklı olduğunu, Menfi tespit beyanları; ------ tutarlı çekin davacı yana iade edilmesi gerektiğini, fakat davalı ----- tarafından davalı ----edildiğini, sonrasında davacı yandan bu meblağın tahsil edilmeye çalışıldığını, akabinde bahse konu çek ile ---------sayılı dosya ile hakkında cebri icraya başlanıldığını, davalıların çok yakın arkadaş olduğunu ve davacı yana karşı kötü niyetli bir şekilde birlikte hareket ettiklerini,
davacı yanın ticari hayatının bitme noktasına geldiğini ve iflas etmesine sebep olunduğunu, bu sebeple davacı yanın davalılara borcunun bulunmadığını, davalı ---- yönünden fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla bilirkişi raporu ile hesaplandığında arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL fazladan ödenen miktarın faiziyle birlikten davalı ---- alınarak davacıya iadesine ve bu bedel açısından davalı ------ karşı alacaklı olduklarının kabulüne, --------çeke ilişkin menfi tespiti davasının kabulü ile çekin iptaline karar verilmesine, davalıların; alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine,
yargılama giderleri ve ücreti vekâletin alacak davası yönünden ----- yüklenilmesine ve menfi tespit davası yönünden doğacak kısımdan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak davalılara yüklenilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP
Davalı ------- vekilince sunulan cevap dilekçesinde özetle; “Davalı yan tarafından -----adresindeki dükkânın davacı yana ---- karşılığı satıldığını, davacı yandan toplam 300.000,00 TL bedelli çek alındığını, davalı yana ait inşaata davacı yan tarafından 150.000,00 TL’lik malzemenin temin edileceğini, davacı yan tarafından borcun ödenmediğini, davacının; alacağın % 20’ sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına” karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE:Dava niteliği itibariyle menfi tespit ve alacak davasıdır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile davacı ----- tarafından incelemeye sunulan 2017 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.
İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı ----- incelemeye gelmemiş ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı yanın ticari defterlerinde davacı ------ ile davalılar arasında ticari ilişkinin bulunmadığı, davaya konu ------------Davalı------- alacaklı olduğunu gösterir hesaba - Yada bu hesapta listelenen kalemlere” ilişkin herhangi bir kaydın mevcut olmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile -------tutarındaki çekinden ötürü davacı şirketin davalılara borçlu olmadığı iddiasını dosya kapsamı üzerinden doğrulanmadığı ve davacıların ------- alacağının bulunmadığı,
davacılardan ------- dava konusu çekte keşideci ya da ciranta değildir ve çeke dayalı başlatılan icra takibinde borçlu gösterilmemiştir. Bu nedenle bu çeke dayalı menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapıldığında
Tapu kaydı incelendiğinde ise ---- numaralı dükkânın malikinin dava dışı -----olduğu; satış yoluyla ----- tarihinde mülkiyetin kazanıldığı, b. Davacı ---- arasında adi yazılı şekilde, -----tarihinde ---- numaralı dükkânın davacıya satışı için anlaşma yapıldığı; Ancak dükkân niteliği itibariyle taşınmaz olduğundan TBK m. 237/I ve Tapu Kanunu m. 26 hükümlerinde taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde
düzenlenmesinin emredici bir kural olduğu; anılan emredici kanun hükmüne aykırılığın,TBK m. 27/I hükmü gereğince kendiliğinden, baştan itibaren “kesin hükümsüzlük” yaptırımına tabi olabileceği; hal böyle olmakla geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığı; geçerli bir satım sözleşmesi olmadığından davacının satım bedeli ödeme borcu altında olmadığı kanaatine varılabileceği; TAKDİRİN, ELBETTE SAYIN MAHKEME’YE AİT OLDUĞU, Eğer Mahkemece davacı ---- davalı ---- geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olarak ödeme yaptığı kabul edilir ise bu halde ödenen miktarın, TBK m. 77/son hükmünce geçerli olmayan sebebe dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerince
iadesinin istenebileceği. TBK m. 117/II hükmüne göre sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlunun temerrüde düştüğü düzenlendiğinden ödemenin yapıldığı günden itibaren temerrüdün gerçekleştiği kanaatine varılabileceği; takdirin, münhasıran Mahkeme’ye ait olduğu,
Davacının davalılardan ------- sözleşme kapsamında alacaklı olup olmadığı hususunda: Emredici şekil kuralına aykırılık sebebiyle kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satış sözleşmesi gereğince davacı ------tarafından davalılara ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda mali değerlendirme yapıldığında: Adi yazılı sözleşmenin ----- inşaatıma malzeme olarak anlaşılmıştır. --------- fiyat teklif 3 yerden alınıp ortalaması yazılacak.” şeklinde olduğu; davacının dilekçesinin ekindeki -----yazılı tutarların altında “Mutabakata vardık.” şeklindeki yazı ile ----davalılardan ------- imzasının bulunduğu;
adi şekilde yazılı listeye ait somut belgelerin dosya kapsamında bulunmamaktadır; başka bir anlatımla tarafların kabulünde olduğu, ancak hukuki değerlendirmenin ve taktirin Mahkeme’ye ait olduğu, Davalılardan ---- ciro yoluyla devraldığı çekin iktisabında kötüniyetli olup olmadığı hususunda: Kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunu takdirin, münhasıran Mahkeme’ye ait olduğu, Ancak dükkân niteliği itibariyle taşınmaz olduğundan TBK m. 237/I ve Tapu Kanunu m. 26 hükümlerinde taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesinin emredici bir kural olduğu;
anılan emredici kanun hükmüne aykırılığın, TBK m. 27/I hükmü gereğince kendiliğinden, baştan itibaren “kesin hükümsüzlük”
yaptırımına tabi olabileceği; hal böyle olmakla geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığı; geçerli bir satım sözleşmesi olmadığından davacının satım bedeli ödeme borcu altında
olmadığı kanaatine varılabileceği. Mahkemece davacı ------ davalı ------ geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olarak ödeme yaptığı kabul edilir ise bu halde ödenen miktarın, TBK m. 77/son hükmünce geçerli olmayan sebebe dayalı olarak sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesinin istenebileceği.
TBK m. 117/II hükmüne göre sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlunun temerrüde düştüğü düzenlendiğinden ödemenin yapıldığı günden itibaren temerrüdün gerçekleştiği kanaatine varılabileceği; takdirin, münhasıran Mahkeme’ye ait olduğu,
Davacının davalılardan -------- sözleşme kapsamında alacaklı olup olmadığı hususunda: Emredici şekil kuralına aykırılık sebebiyle kesin hükümsüzlük yaptırımına tabi olan adi yazılı şekilde yapılmış taşınmaz satış sözleşmesi gereğince davacı---------davalılara ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda mali değerlendirme yapıldığında: Adi yazılı sözleşmenin -----parseldeki inşaatıma malzeme olarak anlaşılmıştır. -----fiyat teklif 3 yerden alınıp ortalaması yazılacak.” şeklinde olduğu; davacının dilekçesinin ekindeki ----- yazılı tutarların altında
“Mutabakata vardık.” şeklindeki yazı ile----- tarihli, davacı----- imzasının bulunduğu; adi şekilde yazılı listeye ait somut belgelerin dosya kapsamında bulunmamaktadır; başka bir anlatımla tarafların kabulünde olduğu, ancak hukuki değerlendirmenin ve taktirin Mahkeme’ye ait olduğu,
Davalılardan -----ciro yoluyla devraldığı çekin iktisabında kötüniyetli olup olmadığı hususunda: Kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunu takdirin, münhasıran Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.-----Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir -------- Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir.
Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir ------- Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer.
Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer.
Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer ---------sayılı dosya da alacaklı ----- borçlunun ---- olduğuDavacı---- davalı -----arasında adi yazılı şekilde, ----tarihinde 8 numaralı dükkânın davacıya satışı için anlaşma yapıldığı, ancak dükkân niteliği itibariyle taşınmaz olduğundan TBK m. 237/I ve Tapu Kanunu m. 26
hükümlerinde taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesinin emredici bir kural olduğu; anılan emredici kanun hükmüne aykırılığın, TBK m. 27/I hükmü gereğince kendiliğinden, baştan itibaren “kesin hükümsüzlük” yaptırımına tabi olabileceği, hal böyle olmakla geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığı,
geçerli bir satım sözleşmesi olmadığından davalının beyanları tapu kaydı birlikte değerlendirilerek davacının satım bedeli ödeme borcu altında olmadığı anlaşılmakla ------ yönünden açılan menfi tespit talebinin kabulüne, davacı ---- davalı------ geçerli olmayan sözleşmeye dayalı olarak ödeme yaptığı iddiasında bulunmuş ise de davacının iddiasını ispat edecek nitelikte de delil sunamaması nedeniyle davalı ----- açılan alacak davasının reddine karar verilmiştir.
Dava konusu çekin keşidecisinin davacı şirket olduğu, davacı------- dava konusu çek üzerinde çekten hukuki anlamda şahsen sorumlu olmasını gerektirecek bir sıfatının ve imzasının bulunmadığı, bu sebeple eldeki davada aktif husumetinin bulunmadığı,
davanın ... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.--------Senet sebepten mücerrettir ilkesini gereğince iyiniyetli üçüncü kişi olan ------- kötüniyetli oluğunu ispat külfetinin davacılar üzerinde olduğu iddianın ispat edilememesi nedeniyle davalı ----- açılan menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir.
Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davacılar, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
HÜ K Ü M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın kısmen kabulü ile
A)1)Menfi tespit davasının Davacı ----- yönünden kabulü ile ------ çek kapsamında davacının davalı ------ borçlu olmadığının tespitine
2)Davalı ----- açılan menfi tespit davasının reddine
3)Davacı ------ menfi tespit davasının aktif husumet yokluğundan reddine
4)Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,
B)Davalı ------ açılan alacak davasının reddine,
5-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 14.071,86 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 3.535,05 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 10.536,81 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 3.535,05 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.579,45 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 1.663,15 TL posta gideri olmak üzere toplam 4.263,15 TL yargılama giderinin davalı -------- tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı --------kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 32.960,00 TL vekalet ücretinin davalı ------- tahsili ile davacıya verilmesine,
10-Davalı ------ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı -------- verilmesine,
11-Suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
12-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,
Dair davacılar vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde------------- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/12/2024
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/600, K. 2024/897, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama