KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/582
- Karar No
- 2024/58
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
Karar Metni
1.825 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/582
KARAR NO : 2024/58
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 08/11/2020
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
20.10.2017 tarihinde , davalıya ait ---- plakalı aracın sebebiyet verdiği trafik kazası neticesinde müvekkilimize ait ------ plakalı ticari araçta oluşan hasarın onarım süresinde aracın kullanılamamasından doğan kazanç kaybı-iş durması bedelinin, araçta oluşan maddi zarar kapsamında değer kaybının kusurlu araç sürücüsünden ve aracın malikinden müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiği, davalı araç sürücüsü, dava konusu zarara sebep olan kazada tek asli kusurlu olduğunu, davalı araç işleteni ise meydana gelen zarardan diğer davalı araç sürücüsü ile birlikte sorumlu olduğunu, düzenlenen kaza tespit tutanağında,
20.10.2017 tarihli trafik kazasında, ----- plakalı aracın davalı sürücüsünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/1D maddesinde belirtilen asli kusurlu sayılan hallerden arkadan çarpma hükmünü ihlal ederek dava konusu trafik kazasının meydana gelmesine tek ve asli kusurlu şekilde sebebiyet verdiğini, dava konusu kaza ile ilgili olarak tanzim edilen kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsüne yukarıda belirtilen trafik ihlallerinden dolayı %100 kusur atfedildiğini, bununla birlikte araçta oluşan zararın meydana gelmesinde davalı yanın tek ve asli kusurlu olduğunu,
uzman Sigorta Eksperi tarafından düzenlenen rapor ile davacıya ait aracın uğradığı maddi zarardan doğan değer kaybı ve kazanç kaybı tespit edildiğini, işbu nedenle rasyonel delillere dayandırılarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali gerektiğini, meydana gelen kazada davalı araç sürücüsünün taşıdığı %100 kusur ve hukuki sorumluluğunu delillendirdiklerini, kötü niyetli borçlu davalıların dürüstlük kurallarına aykırı ve haksız şekilde icra takibine yaptığı itiraz üzerine takip durdurulduğunu, sürüncemede bırakıldığını, takip konusu,
likit ve kesin bir alacak olup Sayın Mahkemece ayrıca haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz yoluna giden davalılar aleyhine hükmolunan meblağın %20'sinden az olmamak kaydı ile uygun bulunacak miktarda icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini savunarak talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili Av. ----- cevap dilekçesinde özetle; dava konusu trafik kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olduğunu, davacı dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak davalının %100 kusurlu olduğu iddia ettiğini, davalıya tam kusur izafe edilmesi mümkün olmadığını, bu konu yargılamaya muhtaç olup, yargılama aşamasında bilirkişi raporu ile kusur incelemesi yapılmaksızın davalının tam kusurlu olduğundan bahisle icra takibi yapılması usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf bir kazanç kaybının meydana geldiğini iddia etse de böyle bir kaybın yaşanıp yaşanmadığı hususunun belirsiz olduğunu,
davacı tarafından dosyaya ibraz edilen eksper raporunda tespit edilen değer ve kazanç kaybı miktarları fahiş olduğunu, davalı şirkete ait ----plaka sayılı araca ait ve kaza tarihi itibariyle geçerli ----- Şirketi tarafından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası mevcut olduğunu, davacıya maddi zararlarına ek olarak dava konusu edilen değer kaybı için davacıya 9.028,00-TL ödeme yapıldığını, söz konusu ödemeye ilişkin sigorta şirketinden ilgili hasar dosyasının ve ödeme kayıtlarının celbini talep ettiklerini, davacının zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını,
davacı itirazın iptali ile birlikte icra inkar tazminatı talep ettiğini, davaya konu meydana gelen trafik kazasına ilişkin kusur incelemesi yapılması gerektiğinden ve alacağın likit olmadığı, davacının kazanç kaybı yaşayıp yaşamadığı hususu belirsiz olduğundan ve davacının kendi belirlediği eksper raporunun kabul edilebilir olmadığı dikkate alındığından icra inkar tazminatı talebi yersiz olup, reddi gerektiğini savunmuştur.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Mahkememizden verilen 13/10/2022 tarih ve ---- Esas ---- sayılı kararı----BAM ----- Hukuk Dairesi'nin 04/07/2023 tarih ve ------ sayılı ilamıyla bozulmakla esas kaydı yapılarak ele alındı. Dava hukuki niteliği itibariyle, maddi hasarlı kaza nedeniyle araçta oluşan değer kaybı, kazanç kaybı tazminatı isteminden ibarettir.
Dava hukuki niteliği itibariyle----icra Müdürlüğünün----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, -----İcra Müdürlüğünün----- Esas Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buluduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile ---- plakalı----- marka araç (sahibi: -----Trafik: ----- Sigorta) sürücü ----- görüşü:“trafik yavaşlayınca duramayarak öndeki araca çarptığını; çarpmanın etkisiyle, ----- plakalı araç durmayan araca arkadan çarptığını” Tutanağındaki beyanı ve kaza krokisi
beraber değerlendirildiğinde; dava konusu kazaya önünde seyir halinde olan aracın
yavaşlaması neticesinde; sürücünün dikkatsiz, tedbirsiz davranışı sonucu meydana geldiği;2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Madde 56 c) “Araçlar arasındaki mesafe: Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar.” Maddesini ihlal ettiği; aynı kanunun Madde 84 Araç sürücüleri trafik kazalarında; d) Arkadan çarpma, Hallerinde asli kusurlu sayılırlar; hususu da dikkate alındığında %100 asli kusurlu olduğu;
----- plakalı ----marka araç (sahibi: -----.) (Trafik: ---- Sigorta) sürücü -----: “trafik akışının yavaşlaması sonucu yavaşlayarak durduğunu, aracın arka kısımlarına----- plakalı durmayarak ön kısımları çarpmıştır.” Şeklinde beyanı ile kaza krokisi beraber değerlendirildiğinde; dava konusu kazaya engel olabilecek bir durumu olmadığından dolayı, dava konusu kazada atfa kabil bir kusuru olmadığı; dava konusu kaza sebebiyle hasarlanan aracın sahibi TİCARİ işletme olmasına karşın,
yolcu nakli-hususi kullanım amacında araç olduğundan kazanç kaybı olarak hesaplanamayacağı; ancak, onarım süresince araçtan yoksun kalma bedeli olarak dava dosyasına servis giriş-çıkış formları sunulmadığı için onarım süresi tespit edilemediği,takdiri Mahkemenizde olmak üzere; dava dosyasındaki hasar fotoğraflarına göre makul onarım süresinin 7 gün olarak değerlendirilebileceği; 7 gün * 250 TL/gün (kiralama bedeli) =1.750,00 TL olmak üzere araçtan yoksun kalma bedeli hesaplandığı; yedek parça toplam 15.335,27 TL, işçilik 4.980,00 TL olmak üzere genel toplam 20.315,27 TL olduğu ve bu hasar bedelin kaza ile uyumlu olduğu;
28/02/2018 tarihli. Banka dekont: ----. tarafından------ nolu hasar dosya ödemesi olarak 9,028,01 TL olduğu;------ tarafından iddia edilen, diğer 8.138,82 TL, 1.464,95 TL, 14.368,42 TL ödemelerin davacı ve araç hasar onarım şirketlerine yapılıp yapılmadığına dair banka dekontları bulunmadığından anlaşılamadığı, ilgili şirketlerin ticari hesaplarının Muhasebe uzmanlığına sahip bilirkişi tarafından değerlendirilemesi gerektiği.
Ekspertiz raporunda 8.025,00 TL değer kaybı hesaplandığı ve kadri maruf olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de,
“sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu;
böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----.
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek;
sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde bilirkişinin değer kaybı, kazanç kaybı tazminatı hesaplamasının usulüne uygun olduğu,
araç sahibi, sürücü, sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olacağı nazara alınarak davanın kısmen kabulü yolunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalıların ----. İcra Müdürlüğünün----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış oldukları itirazlarının 9.775 TL asıl alacak 761,07 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine
2-Alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 719,72 TL'nin dava açılırken davacı tarafça peşin olarak yatırılan 262,79 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 456,93 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 262,79 TL peşin harç olmak üzere toplam 208,39 TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 900,00 TL bilirkişi ücreti, 287,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.187,75 TL yargılama giderinin davada haklı çıktığı %48,42 oranında olmak üzere 575,11 TL sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 10.536,07 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen kısım için karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' ye göre belirlenen 11.222,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
9-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/582, K. 2024/58, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama