KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/803
- Karar No
- 2024/864
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
Karar Metni
2.150 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/803
KARAR NO : 2024/864
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/11/2023
KARAR TARİHİ : 26/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı (İcra Dosyasının Borçlusu) tarafından ------İcra Dairesinin ---- sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu karar ve borçlu tarafın itiraz dilekçesinin kendilerine tebliğ edildiğini, şirket ile davalı arasında davalıya ait şahıs işyerinin (---- adlı işyeri) mimarı tasarım işlemi, tasarımın uygulanması ve temel işlerinden son teslime kadar olan neredeyse tüm süreçlerin imali konusunda anlaşmaya vardıklarını,
yapılan görüşmelerin müvekkili firmanın hem mimarı hem de çalışanı olan ---- ve davalı ... arasında ---- mesajlaşma ve haberleşme uygulaması üzerinden gerçekleştirildiğini, davalının, müvekkili firma ile mimari projenin yapımında başta anlaşmış olmasına karşın, işin tasarım aşamasından sonra uygulama aşamasına geçilmeden önce “ihtiyacı kalmadığından” bahisle işten vazgeçmesi ve akabinde anlaşılan tasarım bedeli üzerinden ödeme yapmadığı,
bedeli eksik yatırdığının faturalarla sübut bulduğunu, müvekkili firmanın proje tasarım ve uygulama işlerini yaptığını, davalının talebiyle yapılan tasarım işinde de aslında davalıyla tasarım ve akabinde uygulama anlaşması yapıldığını, fakat davalının tasarımı müvekkili firmadan alır almaz, işten caydığını belirttiğini, davalının işyerinin dizayn ve tasarım süreçlerinde herhangi bir sorun yaşanmaması için gerek ölçüler, gerekse dizayn konusunda proje gereği her şeyi başta taahhüt ve tahakkuk etmesine karşılık, yapılan anlaşmanın davalı tarafından piyasa fiyat bilgisinin öğrenilip, işi başkalarına yaptırma boyutuna girdiğini,
mimarı proje ve anlaşılan tutar olan 40.000 TL+KDV'”lik eksik bedel ve takibe konu bakiye miktarı bugüne kadar müvekkili şirkete ödenmediğini, müvekkili firmanın, davalının sürekli olarak “bugün, yarın öderim, en sonunda da ödemeyeceğim” demesiyle ertelediği faturayı keserek sistemlerine ve Maliyeye işlediğini, fatura kesildikten sonra da müvekkilinin davalıya ısrarla sulh yoluyla ödeme yapmasını bildirdiğini, ancak ---- sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulü ile davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına,
alacağın icra inkar ve temerrüt faizi ile birlikte davanın kabulüne, takibe, borçlu tarafından haksız şekilde itiraz edilmesinden dolayı asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı şirket arasında herhangi bir anlaşma olmadığını ve iddia edildiği gibi müvekkilinin vazgeçme hususunun da olmadığını, davacı şirketin müvekkiline karşı herhangi bir hizmet yapmadığını, tek başına faturanın kesin delil olmadığını, faturanın yalnızca bir ispat aracı olduğunu, davacının icra takibini ve davayı kötü niyetli olarak açtığını, müvekkilinin kesinlikle hiçbir hizmet almadığını belirtmiş olup, haksız davanın reddine, haksız ve kötü niyetli açılan icra takibi için en az %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, --- İcra Müdürlüğünün---- sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ---İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takiplerinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesi ile borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından alınan raporda ," Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Davacı şirketin 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Raporumuzun 4.a.2 bölümünde açıklandığı üzere davalı şirket defterleri sunulmadığından incelenemediği,
Hizmet İfasının İspatı ve Davacı Alacağı Yönünden: Raporumuzun 6-Genel Değerlendirme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, Dosya kapsamına sunulan belgeler doğrultusunda yapılan incelemede, davacı şirketin takip konusu alacağının ifa edilmiş mimari proje çizimini içerdiği, yazılı sözleşmenin bulunmadığı, davalının vermiş olduğu 20.000 TL avans ödemesinden sonra kalan cayma halinde kalan bedelin ödeneceğinin yazılı olarak kararlaştırılmadığı, Fakat davacı firma tarafından dosyaya sunulan cd içeriğinde yer alan dava konusu işyeri proje çizimleri ve davacı firma ve davalı arasında yapılan ---- yazışmaları ile.
Dava konusu mimari tasarım ve projenin çizimi konusunda dosya içeriğindeki davacı firmanın sunmuş olduğu cd'de yer alan projeye göre ve ----- yazışmaları ile hem çizim ödeme bedeli konusunda hem de proje ile ilgili karşılıklı bilgi ve fikir alışverişinde bulunulduğu, davacı firma mimarının proje bedeli olarak 40.000 TL veya 50.000 TL olabileceği, davacının bu miktarlar için bütçesinin uygun olup olmadığını davalıya sorduğu, davalının bu miktarlara itiraz etmediği,
uygulamayla birlikte yaptıracak olursa çizim bedeli içinde promosyon talep ettiği, davacı firmanın da yazışmalardan anlaşıldığı üzere itiraz etmeyip kabul ettiği, 13.06.2022 tarihinde davalının davacı firmaya bankadan 20.000 TL ödeme gönderdiği, davacı firmanın proje görsellerini ----- üzerinden davalıya ilettiği, proje teslim sonrasında davalının işin uygulama kısmının yapılıp yapılmayacağının belli olmadığını ifade ettiği, daha sonra davacının yazışmalarda kalan bakiye 20.000 TL'yi gönderilmesini talep ettiği, davalının talep edilen ödeme miktarına itiraz etmediği,
ödeyecek durumda olmadığını, elinden geleni yaptığını, davacı firmaya mahcup olduğunu, toparlayıp ödeyeceğini, her ne olursa olsun kışı atlatıp ilk işinin bu işi halletmek olduğunu ifade ettiğinin tespit edildiği, dosyasında bulunan tüm bilgi, belgelerin incelenmesi sonucunda, davaya konu davalıya ait işyerinin mimari tasarım ve proje çizim işlerine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, fakat davacı firmanın sunmuş olduğu dosyada mevcut cd'de yer alan proje çizimleri ve davacı firma çalışanı ile davalı arasındaki ---- yazışmalarından anlaşılan dava konusu mimari tasarım ve proje çizim işinde karşılıklı anlaşıldığı,
tasarım ve çizim işlerinin davacı firma tarafından tamamlandığı, davalıya davacı firma tarafından çizimlerin teslim edildiği, fakat işbu projeye göre uygulama kısmının yapılmadığının her iki tarafın kabulünde olduğu, davalı tarafından davacı şirket çalışanı olduğu belirtilen ----- banka hesabına 13.06.2022 tarihinde “---- ön ödeme” açıklaması ile gönderilen 20.000,00 TL'lik ödeme ile birlikte delil başlangıcının bulunduğu, bu ödeme ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının ispatlandığı, ancak dava konusu işin yapımı, miktarı ve tutarına ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı,
mimari proje uygulamasında bir işte projenin çizilmesi ve sonrasında uygulanması olarak iki aşamanın bulunduğu, bu işe ilişkin yazılı bir sözleşme ile bunun detaylarının kararlaştırılmadığı, fakat davacı firma tarafından dosyaya sunulan cd'de yer alan proje çizimleri ve davacı firma ile davalı arasındaki ----- yazışmalarından yola çıkılarak proje çiziminin davacı firma tarafından gerçekleştirildiği, davalıya projenin teslim edildiği,
davacı vekili tarafından dava dilekçesi ekinde dava dosyasına sunulan faturanın incelenmesinde, davacı şirket tarafından davalı şirket adına “Mimari Çizim Bedeli” açıklaması ile düzenlenen KDV dahil 47.200,00 TL tutarlı e-arşiv fatura olduğu, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere işbu bedelin serbest piyasa rayiçlerine göre 2022 yılı için uygun bir çizim bedeli olduğu, davalının da bedele itiraz etmediği,
dava dosyasına sunulan mimari proje çizimleri, ----- yazışmaları, fatura doğrultusunda davacının bakiye 27.200,00 TL tutarlı alacağını talep edip edemeyex kin olarak yapılan incelemede, tarafların mimari proje çizimi konusunda ----- yazışmalarından konuşmuş oldukları 40.000 TL- 50.000 TL aralığındaki rakamların, projenin çizilmiş olduğu 2022 yılı Temmuz Ağustos aylarında dava konusu proje için rakamın kadri maruf olduğu, 20.000,00 TL'lik kısmının davalı tarafından ödendiği dikkate alındığında, davacının bakiye 27.200,00 TL'lik kısmı talep edebileceği mütalaa edilmiştir.
Davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirmenin yapılmadığı, Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması,
temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinde bulunabileceği " şeklinde rapor sunulmuştur.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ----Esas ve ----- Karar Sayılı İlamı).
Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay --- Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, ---- Esas ve ---- Karar Sayılı İlamı).
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3).
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4).
Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (--- sayılı kararı )Somut olayda mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmamış,
delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının takip tarihi itibarıyle 27.200 TL davalıdan alacaklı olduğu ve davalı tarafından davacıya kısmi ödemeler yaptığı belirlenmiş, teknik bilirkişi raporu ile de davacının davalıya mimari projenin çizildiği tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca davacının davalıdan bakiye kısmı talep etmekte haklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir.
İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir.
Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/803, K. 2024/864, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama