KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/25
- Karar No
- 2025/69
- Karar tarihi
- 4 Şubat 2025
Karar Metni
1.228 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/25 Esas
KARAR NO: 2025/69
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 11/01/2024
KARAR TARİHİ: 04/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin---- sahasında, ----- tarihinde davalı ------- yapmış/yaptırmış olduğu kazı çalışmaları sırasında müvekkili şirkete ait altyapı kablo ve tesislere hasar verildiğini, verilen hasarlar nedeniyle, şirket elemanlarınca hasarların tespit edildiği, zararın tazmini için alacağın tahsilini sağlamak amacıyla hasar tespit tutanağı, hasar keşif formu ve olay yeri resimlerine istinaden, ---- nolu dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, yapılan takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla;
davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde belirtilen adreste müvekkili İdare tarafından yapılmış herhangi bir kazı çalışmasının bulunmadığını, müvekkili idarenin kazı çalışması yapan birimleri ile yazışmalar yapılmış olup, herhangi bir kazı çalışması yapılmadığı bilgisine ulaşıldığını, davacı vekili dilekçesinde olayın ardından mahallinde hasar tespit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiğini, düzenlenen hasar tespit tutanağının tek taraflı olarak hazırlandığını, kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili idarenin kazı yaptığına dair herhangi bir bulgu olmadığını, beyanla; davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini, müvekkili idare lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, ----icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad.
67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır.
İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu, ------- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Taraflar tanık deliline dayandığından gösterilen tanıklar dinlenmiştir.
15.10.2024 tarihli duruşmada tanık ------ beyanında; " Ben davacı kurumda erişim teknikeri olarak çalışmaktayım, genellikle bize kablomuzun zarar gördüğüne ilişkin ihbar gelmektedir, bizde bunun üzerine olay yerine gideriz, eldeki dosya da yine bize vatandaş tarafından ihbar geldi, olay yerine gittiğimiz de kazı yerinin üzeri kapalı idi, vatandaşlar bize ---- kazı yaptığını söyledi, genellikle biz kazı yeri kapatılmadan olay yerine gideriz, kazı yapan tarafa ilişkin tabelayı çeker o şekilde tutanak tutarız ancak bu dosyada biz gittiğimiz de kazı alanı kapatıldığı için tabelayı göremedik,
kazı çalışmaları yapılırken Belediyeden ruhsat alınmaktadır, Belediyeden ruhsat alınıp alınmadığı sorulabilir" şeklinde beyanda bulunmuştur. 6098 sayılı Yasanın 49 ve devam maddeleri gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.
Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.
Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur.
Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır-------Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir.
Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.Somut olayda davacı taraf davalının yapmış olduğu kazı çalışmaları sebebiyle kablo ve tesislerinin zarar gördüğünü iddia etmektedir. Davacı tarafın haksız fiiile dayalı zarar iddiasını usulüne uygun delillerle ile ispat etmesi, davalının kablo ve tesislerine zarar verdiğini kanıtlaması gerekmektedir.
Davalı taraf zarar verdiği iddiasını inkar etmektedir. Davacının zabıt mümzi tanığı mahkememizde dinlenilmiş ise de tanığın zarar ilişkin görgüye dayalı bir bilgisi olmadığı, zarar meydana geldikten sonra olay yerine gittiği, olay yerinde gördüğü vatandaşların beyanı ile tutanak düzenlediği görülmüştür. Davalıya yazılan yazı cevaplarına göre olay tarih ve saatinde kazı çalışması yapılmadığı, çalışma izni yapılmadığı bildirilmiştir.
Olay ile iygili kolluk araştırması yapılmasına karar verilmiştir. Kolluk araştırmasına göre de 11 Temmuz 2022 tarihinden önce İski'nin tam tarihi belirli olmayan bir zamanda çalışma yaptığı tespit edilmiş ise de olay gün ve saatinde davalının kazı çalışması yaptığına ilişkin kesin bir delil, bilgi, belge olmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca davacının kablı ve tesislerine davalı tarafından zarar verildiği kesin delillerle ispatlanamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/25, K. 2025/69, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama