KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/400
- Karar No
- 2024/944
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
Karar Metni
1.634 kelime·8 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/400
KARAR NO : 2024/944
DAVA
Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 11/10/2023
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı müvekkil şirkete ait ----- plakalı aracın, müvekkili ---- nezaretinde 21.06.2022 tarihinde ---- istikametinden gelip ---- istikametine seyir halinde iken ---- Camisi'nin karşısındaki ışıklardan ----- istikametine geri dönmek için cebe girmek istediği esnada ---- istikametinden ---- istikametine gelen----- plakalı motorsikletin sürücüsü --- - seyahat halinde olan müvekkili ----- 21.06.2022 tarihinde müvekkil şirkete ait ------ plakalı araç ile dönüş yapmak isterken hızla gelen ----- plakalı motorsikletli davalı sigortanın sigortacısı --- - tarafın aracına çarpması sonucunda kaza gerçekleştiğini, müvekkilinin ambulansı aradığını,
Trafik polislerinin olay yerine geldiği ve tutanak tuttuklarını, polisler tarafından tutulan tutanağın müvekkili tarafından imzalanmadığını, zira; meydana gelen trafik kazasında hızlı gelmesinden dolayı motor sürücüsü kusurlu olup, bu husus hiç değerlendirilmeden tutanak hazırlandığını, müvekkili --- - ait araç ile seyahat halinde olan müvekkili ----- 21.06.2022 tarihinde dönüş yapmak isterken hızla gelen motorsikletli davacı tarafın aracına çarpması sonucunda kazanın gerçekleştiğini, müvekkilinin ambulansı aradığını, Trafik polislerinin olay yerine geldiği ve tutanak tuttukları,
polisler tarafından tutulan tutanağın müvekkili tarafından imzalanmadığını, zira; meydana gelen trafik kazasında hızlı gelmesinden dolayı motor sürücüsü kusurlu olup, bu husus hiç değerlendirilmeden tutanak hazırlandığını, müvekkilinin yabancı uyruklu bir şahıs, davacı ise polisler ile yakın meslek grubu olan zabıtalık mesleğini icra etmekte olan bir kişi olduğu, bu nedenle; polislerin Türkçe bilmediği için olayı anlatamayan müvekkilinden bilgi almak gibi bir çabaya girmediği kanaatinde oldukları, müvekkilinin anlatımlarına göre;
motor sürücüsünün aniden ve hızlı bir şekilde yola giriş yaptığı ve araca çarptığını, olayın polis tutanağına yansıdığı şekilde olmadığını, müvekkilinin kaza sonrası aracından indiği, ambulansı aradığı ve motoru ile kazaya karışan diğer şahsı kontrol ettiği, bu nedenle, kaza sonrası arabasının fotoğrafını araçların duruş açısını da çekmediği, kamera kayıtlarının gelmesi ile kusur oranlarının net olarak tespit edileceği, olay yerini gören kamera kayıtlarının celbi için müzekkere yazılması, keşif yapılması,
delillerin toplanması ve kusur durumunun tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi talep ettiklerini, bu hususta ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'nde -----Sayılı dosyasında davalı sigortanın sigortacısı --- - tarafından maddi hasar ve değer kaybı ile bedensel zararın tespiti ve tazmini için dava açıldığı ve söz konusu davanın devam etmekte olduğu,
müvekkili ---- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ---- soruşturma numaralı dosyasında 21.06.2022 tarihinde tercüman ve avukat eşliğinde verdiği ifadesinde"Önceki ifademi aynen tekrar ederim, üzerime atılı suçlamayı anladım, savunmamı avukatım ve tercüman aracılığı ile yapacağım olay günü sevk ve idaremdeki yetkilisi olduğum --- --- şirketine kayıtlı ----- plakalı araç ile ----- sahilinde seyir halindeydim.
Normal şeridimde gidiyordum, u dönüşü yapacaktım u dönüşü yapmak için geniş bir manevra yaptım. Ben u dönüşü yapmak için karşı şeride geçtim, geçtiğim şeritten hızlı bir şekilde bir motor geliyordu, motor bana çarptı. Ben diğer şeritten U dönüşü yapacağım sırada motor bana çarptı. Ben bana göstermiş olduğunuz kaza yeri krokisinde girilmez işareti olan cepten dönüş yapmayacaktım ben kendi şeridimde ki cebi kullanarak karşı şeritten dönüş yapacaktım.
Yolda benim manevra yapmama uygundu. Kazada kusurum yoktur. Ben manevra öncesi sinyalimi vermiştim. Atılı suçlamayı kabul etmiyorum, olay sonrası yaralanan şahsa yardım ettim, su verdim bilinci yerindeydi dedi." şeklinde olayı izah ettiği, bununla birlikte davalı sigortanın sigortacısı ------ motorsikletinin sigorta şirketi tarafından müvekkil aleyhine motorsikletteki hasarların tazmini ve değer kaybı için de ayrı bir icra takibi açıldığı, söz konusu icra takibinin ------.
İcra Dairesi'nde ------.
Numaralı icra dosyası ile açılmış olup, müvekkili tarafından ödeme gerçekleştirileceğini, yine müvekkilinin yargılaması devam eden --- --- Adliyesi'ndeki ----Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki----Numaralı dosyada ve ----- Asliye Ceza Mahkemesi'nde -----Numarasıyla ceza yargılaması devam etmekte olduğunu, her iki dosyada da kusur oranı için yeni değerlendirme yapılmakta olduğu, özellikle ceza yargılamasındaki dosyada soruşturma aşamasında alınan kusur raporunda her ne kadar itirazları devam etmekte olsa da davalı sigortanın sigortacısı ----- hızlı gitmemesi gereken yolda hızlı gitmesi nedeniyle tali kusurlu olduğunun belirtildiği,
görüldüğü üzere kusur oranı henüz kazada tespit edilemediğini, hal böyleyken müvekkilinin adres değişikliği yaptığı tarihlerde yapılan tebliğlerle kesinleştirilen icra takibine karşı ihtiyati tedbir talebiyle işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, yine müvekkil şirkete de usulüne uygun bir tebligat gerçekleştirilmediğini, İcra dosyasına takibi öğrenmeleri ardından yapmış oldukları itirazların ise müdürlük tarafından reddedildiği ve takibin kesinleştirildiğini, müvekkilinin mal varlıklarına haciz konulduğunu, icra takibine dayanak edilen tutarlardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmamakta olduğu,
zira yukarıda bahsedildiği üzere davalı sigortanın sigortacısı ------ve sigorta şirketi tarafından müvekkiline karşı açılmış ve devam eden davalarda kazaya dair uyuşmazlıklar talep edildiğini, ancak huzurdaki davayı açmalarına sebep olan icra takibine dayanak sunulan tutardan müvekkilinin sorumluluğu bulunmamakta olup kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkilinin sorumlu olduğu düşünülse dahi kusur oranının belirli olmadığı bir kazada tamamen müvekkilden bu tutarı icra takibiyle istemenin de hukuka aykırı olduğundan yukarıda izah edilen ve re'sen göz önüne alınacak nedenlere istinaden,
davalı sigortanın sigortacısı ---- kendi sebep olduğu trafik kazası ile ilgili uğradığı zararı,olayda her hangi bir kusuru bulunmayan davacıdan tahsil edememesi için icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, 22.06.2022 tarihli trafik kazasına müsteniden başlatılan-----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyası ile istenen 77.558,62 TL.sı asıl ve ferileriyle birlikte borçlu olmadıklarının tespitine, ----Adliyesi'ndeki ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki -----Numaralı dosyanın ve ---- Asliye Ceza Mahkemesi'nde------.
Numaralı dosyanın bekletici mesele yapılmasına, usülsüz haciz sonucu dosyaya alınması muhtemel ve davalıya ödenen bir ödeme olduğu takdirde ödenen miktarın istirdadına, davalı tarafın haksız icra takibinde bulunması nedeni ile öncelikle %40 oranında mahkeme aksi kanaatte ise %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesi talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesi ile özetle.
Davacılar tarafından açılan menfi tespit davasının dava dilekçesinin müvekkil şirketlerini 27.10.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, öncelikle huzurda görülen davanın konusunun müvekkilleri şirketçe kasko sigortası teminat altına alınan aracın 21.06.2022 tarihli kazada uğradığı zararın talebi için açılan ilamsız takip ile talep edilen borcun bulunmadığının tespiti talebine yönelik olduğu, müvekkilleri şirket kasko sigortacısı olup tacir olduğunun tartışmasız olduğu ve davacı araç malikinin de tacir olduğu,
dolayısı ile görevli mahkemenin ----- Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan öncelikle davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, dava dışı ----- ait ----- plakalı aracın müvekkilleri şirket tarafından 01.08.2021 tarihi başlangıç----- nolu Genişletilmiş Kasko Filo Sigorta Poliçesi ile sigorta teminatı altına alındığını, sigortalı-----plakalı aracın 21.06.2022 tarihinde davacıların sürücüsü ve maliki olduğu----- plakalı araç ile kazaya karıştığı ve ağır hasarlandığı, müvekkilleri şirket tarafından yaptırılan ekspertiz raporu ile ağır hasarlı olan sigortalı ----- plakalı aracın güncel değerinin 260.000,00TL olduğu tespit edildiği,
sigortalı araç hasarlı halde 137.800,00 TL'ye satıldığı ve hasar tutarı 122.200,00 TL ye indiği, müvekkil şirketleri tarafından hak sahibine 18.08.2022 tarihinde 122.200,00 TL ödeme yapıldığı, davacıların aracının ----- plakalı aracın ZMMS şirketi ----- Sigorta şirketi tarafından 50.000,00 TL ödeme yapılmış ve hasar tutarı 72.200,00 TL olduğu, müvekkil şirketleri tarafından davacılar aleyhine 72.200,00 TL nin talebi ile-----İcra Müdürlüğünün -----nolu dosyası ile takip yapıldığı,
yapılan takibin kesinleştiği, davacı tarafın dilekçesinde her ne kadar 26.06.2022 tarihli kazada davacıların sürücüsü ve maliki olduğu-----plakalı aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığını iddia etse de kaza tutanağında kusur tespiti net olarak yapılmış olup davacı sürücünün kazada tek ve tamamen kusurlu olduğu açık olduğu,
zaten davacı sürücünün kusurlu olduğunu ---- plakalı aracın ZMMS poliçesini akdeden dava dışı ---- Sigorta şirketi de kabul etmektedir ki müvekkili şirkete trafik sigortası teminatını ödediğini, yapılacak yargılama sırasında davacıların haksızlığı net olarak ortaya çıkacağından bahisle davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit davasıdır.
6100 sayılı HMK'nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir.
01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5'inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen ve 28/03/2023 tarihli, 7445 sayılı Kanun'un 31. Maddesiyle değiştirilen maddeye göre;
"Madde 5/A - (1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 3'üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile,
"Dava şartı olarak arabuluculuk,
Madde 18/A - (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir.
İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."Somut olayda; dava 11.10.2023 tarihinde ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılmış,----Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 12/03/2024 tarihli ---- Esas ve ---- Karar sayılı ilam ile görevsizlik kararı verildiği, ilamın 04/06/2024 tarihinde kesinleşmesi ve talep üzerine -----Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edildiği, mahkememizce son tutanağın sunulması için bir hafta kesin süre verildiği sunulmadığı eldeki dava yönünden arabulucuya başvurunun zorunlu olduğu,
arabulucuya başvurunun dava açılmadan evvel yapılması gerektiği, zorunlu arabulucuya başvuru şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 2.bendinde yer verilen bir haftalık sürenin arabulucuya başvuru yapılmasına yönelik değil, anlaşma sağlanamadığına ilişkin son tutanağın sunulmasına yönelik olduğu, bu durumda dava açılmadan ve hatta dosya görevli mahkemeye tevzi edilmeden evvel arabulucuya başvurulmadığı göz önünde bulundurularak davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(Yargıtay ----.HD'sinin ---- sayılı ilamı benzer mahiyettedir), (Yargıtay ------HD'sinin ---- sayılı kararı,¸ ---- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesi Dosya --- Karar: ---- benzer mahiyettedir.)
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harcın, davacı tarafından dava açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 1.324,51 TL harçtan karşılanarak bakiye 896,91 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenecek 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
6-Kararın kesinleşmesi halinde kullanılmayan gider avansının ilgili tarafa iadesine,Dair davalı vekilinin yüzüne karşı davacının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/400, K. 2024/944, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama