KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/405
- Karar No
- 2025/494
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
Karar Metni
1.323 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/405
KARAR NO : 2025/494
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/06/2024
KARAR TARİHİ : 24/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı şirketin müvekkili şirkete, aralarındaki ticari ilişkiden doğan Cari hesap kaynaklı borcunu ödememesi nedeniyle, taraflarınca davalı şirket hakkında, ----İcra Müdürlüğünün----- Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu şirketçe söz konusu icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, taraflarınca arabulucuya başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kötü niyetli olup,
davalı şirketin müvekkili şirkete borçlu olduğunun davalı yanca itiraz edilmemiş faturalar ile sabit olduğunu ayrıca davalı şirketin ticari defterlerin incelenmesi sonucunda alacaklarının açıklıkla ortaya çıkacağını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının takipte talep ettiği alacak iddiasına ilişkin hiçbir belgenin icra dosyasına sunulmamış olduğundan, alacak iddiasının hangi fatura ve sair belgeler kapsamında ileri sürüldüğünün, takip konusu alacak miktarının neye göre belirlendiğinin dosya kapsamından anlaşılamamakta olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili şirketten üstlenilen işlerin belirlenen koşullara uygun olarak yerine getirilmemiş olup, sırf kesilen faturaların gerekçe gösterilerek müvekkili şirket aleyhine takip ve huzurdaki davayı ikame etmesinin hem taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine hem de hukuka aykırı olduğunu,
müvekkili şirketin ticari faaliyetlerine iş sahibi tarafından Haziran/2023 itibarıyla son verilmiş olduğundan, Haziran 2023 ayından itibaren davacıdan herhangi bir hizmet alınmamış olduğunu, ayrıca davacı tarafından yükümlülükler yerine getirilmediğinden ücret talep edilmeyeceğini ileri sürülerek, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı yanca yasal dayanaktan yoksun olarak açılan işbu haksız davanın reddine, davacının %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle,----- İcra Müdürlüğünün -----esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.
İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.
Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.
İtirazın iptali istemine konu,-----. İcra Müdürlüğünün ------esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından alınan raporda ,"Davacı yanın 2023 yılına ait ticari defter ve belgelerinin inceleme tabi tutulduğu, defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunu ve sahipleri lehine delil niteliğinde olduğunu, davalı şirketin inceleme gün ve saatinde mazeret göstermeksizin defter ve belgelerini ibraz etmediğini, incelenen defter ve belgelere göre, davacı şirketin 3.940,30 EURO asıl alacak talebi üzerinden (129.475,11 TL) harçlandırmak suretiyle, itirazın iptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı şirketin davalı şirketten, E-Faturalara dayalı Açık C/H” tan kaynaklanan ve talebi gibi; 3.940,30 €URO asıl alacak bakiyesinin bulunduğu sonuç ve kanaatlerine varılmıştır. " şeklinde rapor sunulmuştur.
Somut olayda davalı tarafın vekilinin defter incelenmesine yönelik ara kararın verildiği duruşmada hazır bulunmasına rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 3.940,30 Euro alacaklı olduğu, HMK 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde).
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davacı taraf kendi ticari defterlerine göre davalıdan alacaklıdır.
Davacı taraf cari hesap ilişkisi içinde düzenlemiş olduğu faturaları BS olarak vergi dairesine bildirmiş, davalı taraf için de GİB üzerinden otomatik olarak BA düzenlenmiş ise de davalı tarafından otomatik bildirime ve faturalara yasal süreleri içerisinde itiraz edilmediği anlaşıldığından davacı kayıtları doğrultusunda ve davacının cari hesap ilişkisi içinde davalıdan alacaklı olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/405, K. 2025/494, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama