KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/543
- Karar No
- 2024/912
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
Karar Metni
1.955 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/543
KARAR NO : 2024/912
DAVA
Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/08/2024
KARAR TARİHİ : 10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin İİK m.89/1 hükmü kapsamında Haciz İhbarnameleri tebliğ edilmiştir. ----.
İcra Müdürlüğü’nün ------ Esas Numaralı dosyası kapsamında 07.05.2024 tarihinde elektronik ortamda, alacaklı ----- Şirketi, borçlu ----Şirketi, --- - İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas Numaralı dosyası kapsamında 15.05.2024 tarihinde elektronik ortamda, Alacaklı, -----Şirketi, Borçlu, ---- Şirketi, ----İcra Müdürlüğü’nün ----- Esas Numaralı dosyası kapsamında 28.05.2024 tarihinde elektronik ortamda, alacaklı,---- Şirketi, borçlu,
----- Şirketine İİK m.89/1 hükmü kapsamında Haciz İhbarnameleri tebliğ edilmiştir. müvekkili şirket tarafından ilgili icra dosyalarının tamamına tüm borçları kapatacak şekilde 01.07.2024 tarihinde sehven toplamda 1.531.244,97-TL tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, her üç icra dosyasında da borçlu konumunda olan ---- Şirketi’nin müvekkili şirket nezdinde alacağının yalnızca 31.482,64-EUR (1.105.934,78-TL) olduğunu, dolayısıyla icra dosyalarına sehven 425.310,19-TL fazla ödeme gerçekleştirildiğini beyanla;
davanın kabulüne sehven ödenen 425.310,19-TL bakımından müvekkili şirket’in borçlu olmadığının tespiti ile ilgili tutarın ---- İcra Müdürlüğü -----sayılı dosyadan tarafımıza ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini, İcra müdürlüğü nezdinde bulunan paranın menfi tespit davasının kesinleşmesine kadar geçecek süre dahilinde en yüksek banka mevduat faizli hesapta tutularak nemalandırılmasına ve en nihayetinde elde edilen nemanın ana paraya eklenerek muhafaza edilmesine karar verilmesini, Yargılama masrafları ile vekalet ücretlerinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini,
talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı -----Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacı tarafça sunulmuş ve sehven fazla para yatırıldığı iddia edilen -----.
İcra Müdürlügü’nün ------ Esas numaralı dosyada, Mahkeme tarafından incelendiğinde davacı (borçlu) tarafından davalı müvekkil (alacaklı) adına herhangi bir ödeme yapılmadığını, hal böyle iken mevcut olmayan bir ödemenin sehven yatırılmış olan fazlalığına ilişkin bir geri ödeme talebi hukuka aykırılık barındırdığını, hukuki yarar da taşımadığını, işbu muaccel olmayan alacak için açılan davanın, hukuki yarar yokluğundan (usulden) reddi gerektiğini, işbu davada husumet yokluğu mevcut olup davanın reddinin gerektiğini, davacı talebinde, İİK 361. kanun maddesi,
doktrin görüşleri ve yargıtay içtihatları da göz önüne alındığında somut olayda müvekkilinin husumetli olmadığını beyanla; davanın reddine; talep edilen faiz oranın reddedilmesi; yargılama harç ve giderleri ile ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı yanın huzurdaki davayı üç davalıya yöneltmiş olmakla, MERSİS kayıtlarına göre, Davalı----- Şirketi'nin merkezi ----Şirketi'nin----" Davalı Müvekkil Şirketin merkezi ise ----- adresinde bulunduğunu, huzurdaki davada üç davalı bulunmasına rağmen, hiçbirinin merkezi ----- Adliyesi yetki sınırları dahilinde olmayıp, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkili şirket aleyhine açılacak davaların ----- Adliyesi nezdinde açılmasın gerektiğini,
davacı yan tarafından her ne kadar kendisine gönderilen Birinci Haciz İhbarnameleri sorasında sehven 425.310,19 TL fazla ödemenin yapıldığı beyan edilmişse de işbu sözde fazla ödemenin hangi icra dosyasına yapıldığı belirtilmediği gibi fazla ödemenin iadesi, ilgili icra müdürlüğünden talep dahi edilmediğini, Üçüncü şahıs, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde haciz ihbarnamesine itiraz etmediği takdirde 65 inci madde hükmü uygulanır.
Her hâlde üçüncü şahıs, borçlu ile kötü niyetli alacaklıya karşı dava açarak ödemek zorunda kaldığı paranın veya teslim ettiği malın iadesini isteyebilir ..."Hükmünün haiz olduğunu, davacı Yanın, ---- İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas, --- İcra Müdürlüğü'nün ----Esas ve -----.
İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyalarından kendisine gönderilen Birinci Haciz İhbarnamelerine süresi içinde itiraz etmediğini, borçlunun kendisinde bulunan alacağını hiçbir ihtirazi kayıt konulmaksızın icra dosyalarına ödediğini, davacı Yan tarafından, sehven fazla ödeme yapılmış olması halinde, hangi icra dosyasına fazla ödeme yapıldıysa o dosyadan fazla ödemenin iadesini talep etmesi,
işbu talebinin ilgili icra müdürlüğünce reddedilmesi halinde, icra müdürlüğü kararına karşı icra hukuk mahkemesinde şikayet yoluna gitmesi gerekirken, Davacı Yan tarafından hangi dosyaya fazla ödeme yapıldığı belirtilmeksizin ve sehven fazla yapıldığı belirtilen ödemenin iadesi talep edilmeksizin huzurdaki davanın ikame edildiğini, kendisine karşı Birinci Haciz İhbarnamesi gönderilen Davacı Yan tarafından gerçekleştirilen işlemlerin, takip hukukuna ilişkin olmakla, açılacak herhangi bir davanın da İcra Hukuk Mahkemeleri nezdinde açılması gerektiğini,
İİK'nun 72. Maddesi uyarınca Menfi Tespit ve İstirdat davasının ancak "BORÇLU" tarafından açılabileceğini, Davacı Yanın "borçlu" sıfatının bulunmadığını, İİK'nun 72. Maddesi kapsamında menfi tespit ve istirdat davasını ancak ve ancak ----- Tarafından açılabileceğini, davacı Yanın, "borçlu" sıfatı bulunmamasına rağmen menfi tespit davası açmış olmakla, huzurdaki davada taraf sıfatı bulunmadığından, davanın reddinin gerektiğini, davalı yanın tacir olup, basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, huzurdaki davanın açılmasına veya davacı yanın fazla ödeme yapmasına müvekkili şirketin sebebiyet vermediğini beyanla, Öncelikle.
Mahkemenin yetkisine itirazla, yetkisizlik kararı verilerek, dosyanın ----- Adliyesi'ne gönderilmesine, huzurdaki dava İcra Hukuk Mahkemeleri'nin görevine girmekle, Mahkemenin görevine itirazla, görev itirazıları nedeniyle dosyanın İcra Hukuk Mahkemeleri'ne gönderilmesine, davacı yanın taraf sıfatı bulunmaması ve huzurdaki davayı açmakta hukuki yarar bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine, davanın esastan reddine, Yargılama gideri ve vekalet ücretinin Davacı Yana yükletilmesine,
Mahkeme aksi kanaatte ise, müvekkil şirketin, huzurdaki davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve Davacı Yan ile dava dışı -----. arasındaki ticari ilişkiyi bilmesine imkan bulunmaması da gözetilerek, müvekkili şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı -----Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle.
İşbu davanın husumet yokluğu sebebiyle reddinin gerektiğini, fazla yatırılmış olan 425.310,19-TL icra müdürlüğü tarafından müvekkili şirkete ödenemeyeceğini, yapılan fazla ödemenin davacının kendi hatası olduğunu, bu nedenle de husumet itirazları bulunduğunu, davanın müvekkili şirket açısından husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, icra dairesince fazla ödenen para müvekkiline ödenmiş olsaydı, davacı, fazla ödenen paranın iadesi için icra dairesine başvurup, icra dairesi paranın geri verilmesi için müvekkiline muhtıra tebliğ edip, müvekkilinin bu muhtıraya rağmen fazla aldığı parayı geri vermeseydi,
davacı tarafın husumeti müvekkil şirkete yönlendirmiş olmasının kanuna uygun olacağını, mahkemenin taraf sıfatı yokluğunu resen gözetmesi gerektiğini, huzurdaki davada davalı olma sıfatı söz konusu alacak iddiasında bulunana ait olduğunu, açılan bu davada, iddia edilen alacağın alacak iddiasında bulunan olarak müvekkili adına dava açıldığını, dosya incelendiğinde müvekkiline ödenen bir para olmadığı gibi, müvekkilinin de 425.310,19-TL yönünden alacaklı olduğu iddiasında bulunmadığını davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davacının hatasından mütevellit müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gibi,
davanın kabulü olasılığında dahi müvekkilinin dahlinin ve kusurunun olmadığı bir konuda müvekkili aleyhine yargılama gideri, vekalet ücreti veya faize hükmedilmesi mümkün olmayıp bu halde yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılması gerektiğini beyanla; davanın reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, İ.İ.K.nun 89/1 haciz bildirimi nedeni ile 3. Şahıs tarafından fazla ödenen paranın iadesine yönelik olarak açılan istirdat davasıdır.Anılan yasa hükmüne göre 1. haciz bildirimini alan üçüncü kişi, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde 15 gün içinde istirdat tespit davası açabilir.
Görüldüğü gibi İİK' nın 89/1 maddesinde aynı yasanın 72. maddesinden farklı bir düzenleme yapılmış ve bu tür davalar için farklı hükümler getirilmiştir.Davada takip dosyasında, davalı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusunun borcundan dolayı, davacıya İİK'nun 89/1 ve 89/2 maddeleri uyarınca haciz ihbarnamelerinin gönderildiği, davacının borçlu olmadığı iddiasıyla itiraz edildiği iddiasına rağmen icra tehdidi altında sehven fazla olarak borcu ödediği,
İİK'nun 89/3 maddesi uyarınca icra tehdidi altında ödenen paranın iadesine yönelik olarak menfi tespit talebinin de içinde barındıran eldeki istirdat davasını açtığı, davanın tarafları arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Takip hukukunda, borçlunun kendi elindeki alacakları yanında üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacakları da haczedilebilir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki bir kıymetli evraka bağlı olmayan maaş ve ücretler dışındaki alacakları 2004 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre menkul hükmünde olduğundan menkul haczine ilişkin usule göre de haczedilebilir.
Alacaklının, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczi talebi üzerine icra müdürü alacağı haczedip, icra tutanağına geçirip üçüncü kişiye bildirir. Böylece borçlunun üçüncü kişideki alacağı haczedilmiş olur.
2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen usule göre üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi üçüncü kişideki borçlunun alacağının borçluya ödenmesini önleyen bir muhafaza tedbiridir.Takibin kesinleşmesi üzerine ve alacaklının talebi ile icra müdürü borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczine karar vererek haciz tutanağı düzenler. İcra müdürü 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinde öngörülen süreci işleterek birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerini düzenler.
Üçüncü kişi, ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bu ihbarnameye itiraz edebilir. Tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmez ise borcun üçüncü kişi zimmetinde sayılması kesinleşir.
Üçüncü kişi yedi gün içinde ikinci haciz ihbarnamesine itiraz etmemesi nedeniyle zimmetinde sayılması kesinleşen borcu, icra dairesine ödemez ise icra dairesi alacaklının talebi ile üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderir.
Üçüncü haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içinde itiraz etmediği için zimmetinde sayılması kesinleşen, borcu (parayı) (üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren) onbeş gün içinde icra dairesinin banka hesabına ödemesi veya aynı onbeş gün içinde takip alacaklısı aleyhine menfî tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.
Bu kapsamda üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davası, takip alacaklısına karşı açılır. Uygulamada söz konusu menfi tespit davasında, takip borçlusunun da davalı olarak gösterdiği de olmaktadır. Menfi tespit davası yalnızca takip alacaklısına karşı açılmışsa takip alacaklısı bu davayı takip borçlusuna ihbar edebilir. Takip borçlusunun menfi tespit davasına feri müdahalede bulunması da mümkündür.
Üçüncü kişi tarafından açılacak menfi tespit davasının konusu, takip borçlusunun kendisinde hiç ya da haczedilen miktarda alacağının bulunmadığı, yani takip borçlusuna borcunun olmadığı, malın yedinde bulunmadığı, haciz ihbarnamesi tebliğinden önce ödendiği veya borcun sona erdiğine ilişkin iddiadır.
Takip alacaklısı, takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğu gibi üçüncü kişi de takip alacaklısı ile takip borçlusu arasındaki ilişkiye yabancıdır.2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Kanun'un göreve ilişkin hükümlerine bakmak gerekir. 2004 sayılı Kanun'unda söz konusu dava bakımından görev yönünden özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
Bu nedenle genel kurallara göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. 6100 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu,
bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu kabul edilmiştir.6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ticari davalar ve çekişmesiz yargı işleri düzenlenmiş, 5 inci maddesinde de ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır.Uyuşmazlıkların çözümünde asıl olan bir davanın genel mahkemelerde görülmesidir.
Özel mahkemede görüleceğine dair açık bir kanuni düzenleme bulunmayan her davanın, genel mahkemelerde görülmesi esastır. 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkeme konusunda Kanun'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Buna göre davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı hususu Yargıtay ---- HD'nin -----Sayılı 2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin
belirlenmesine ilişkin Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin kararında da belirtildiğinden mahkememizin görevsizliğine ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/543, K. 2024/912, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama