KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/50
- Karar No
- 2025/756
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2025
Karar Metni
1.551 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/50
KARAR NO : 2025/756
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 16/01/2025
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirkete ait ------ plakalı aracın 07.1.2024 tarihinde davalının sürücüsü/sahibi olduğu ----- plakalı - beyaz renkli, üzerinde "--- -" ibaresi bulunan,------- markalı - kamyonetin kasasında bulunan ve cam taşıma aparatı olarak tarif edilen eşyanın sert şekilde savrularak araca vurmasından dolayı hasarlandığını, hasarın tespiti akabinde kolluk ihbarı yapıldığını, bilahare tarafların hazır bulunduğu esnada kolluk görevlilerinin düzenlediği tutanaktan da tespit edileceği üzere davalı tarafın kusurunu ve sebebiyet verilen zararı karşılayacağını kabul ettiğini,
hasarlanan araçta 20.937,12 TL hasar/onarım maliyeti ve 51.732,00 TL değer kaybı zararı oluştuğunu ve toplam 72.669,12 TL'den davalı tarafın sorumlu hale geldiğini, oluşan zararın davalı/borçludan tazmini/tahsili için yapılan girişimlerden netice alınamadığını, alacağın tahsili amacı ile,-----İcra Dairesi ------.
Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İş bu huzurda açılmış davada yetkili mahkeme ticaret mahkemeleri değil Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla iki ticari araç çarpışsa dahi, bu bir “ticari olay” olmadığını, bu yönden de görevli mahkemenin, asliye hukuk mahkemesi olduğunu,
Davada ve icra takibinde ------- mahkemeleri ve icra daireleri yetkili olmadığını, icra takibinin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili mahkeme ve icra dairesinin ------ mahkemeleri ve icra dairesi olduğunu, açılan dava yönünden husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin husumet olarak sorumlu olmadığını, kazaya sebebiyet veren davacının aracı olduğunu, davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilim davalı ------ kusurlu olduğunun tespit edildiğini ileri sürmüş ise de, bu konuda henüz yeterli inceleme ve değerlendirmenin yapılmadığını,
Kaza mahalline gelen trafik polisi ekibi tarafından tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağına dayanılarak bu değerlendirme yapıldığını, yapılmış bir keşif incelemesinin bulunmadığını, davacı tarafından KTK 97. maddesinde belirtilen usule göre sigorta şirketine herhangi bir başvuru yapılmadığı için davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Dava dilekçesi içeriğinde ve eklerinde araçta ne şekilde bir hasar meydana geldiği, hasarın ne şekilde giderildiği, onarım yahut parça değişikliğine ihtiyaç olup olmadığı,
kullanılan parçanın nevi, boya ihtiyacı olup olmadığı kısaca netice-i talepte yer verilen tazminat miktarının neye göre talep edildiğine dair herhangi bir bilgi yahut delilin bulunmadığını beyanla.
Fazlaya dair tüm talep ve beyan hakları saklı kalmak kaydıyla açıklanan sebeplerden dolayı ve resen göz önüne alınacak sebeplerden dolayı iş bu haksız ve mesnetsiz açılan davanın öncelikle usulden reddine mahkeme esasa girecek olursa esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- İcra Müdürlüğünün -------sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.
İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir.
Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır.
Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.Dosyamız arasına celp edilen-------İcra Müdürlüğünün -----sayılı sayılı icra dosyasının yapılan incelemesinde takipte ödeme emrinin davalı/borçluya tebliğ edildiği davalı tarafça takibe itiraz edildiği ve takibin durduğu, eldeki davanın yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi tarafından verilen raporda özetle; "------ plaka sayılı araç sürücüsünün ve araç işleteni ----- kazanın meydana gelmesinde %100 asli kusurlu olduğu,------ plakalı aracın sürücüsünün kazada herhangi bir kusurunun olmadığı, hasar zarar bedelinin KDV dahil 20.937,12 TL olduğu, değer kaybı bedelinin 50.000 TL olduğu, zarar bedelinin toplamda 70.937,12 TL olduğu, Karayolları Trafik kanuna göre, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar maddesi uyarınca dava dışı araç işleteni -----, kusuru oranında, 96100, talep edilecek hasar bedelinden ve değer kaybından sorumlu olduğu,
İcra takibi yönünden: Asıl alacak: 70.937,12 TL Faiz başlangıç tarihi: Kaza tarihi 03.08.2024 İcra takip tarihi: 15.11.2024 talep edilen faiz türü: Yıllık reeskont avans İşlemiş faiz: 9.454,07 TL olmak üzere icra takibine konu alacak miktarının 80.391,19 TL olduğu, " şeklinde rapor sunulmuştur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir ------- 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Somut olayda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacıya ait araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davalının araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, kaza sebebi ile davacının aracında 20.937,12 TL hasar, 50.000,00 TL de değer kaybı meydana geldiği anlaşıldığından usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılacağından işlemiş faiz talebi de yerinde görülmüş olup 9.454,07 TL işlemiş faiz yönünden kısmen kabul kararı verilmiştir.
Somut olayda tazmini gereken alacak miktarı bilirkişi raporuyla belirlendiğinden bu halde likit alacaktan sözetmek mümkün olmadığından dava konusu alacağın yargılamayı gerektirmesi nedeni ile icra inkar tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/50, K. 2025/756, 14 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama