KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/193
- Karar No
- 2023/875
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2023
Karar Metni
2.522 kelime·13 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/193
KARAR NO : 2023/875
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 19/11/2018
KARAR TARİHİ : 07/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;----- bünyesinde demirci ustası vasfı ile çalışan müvekkilinin 14/09/2014 tarihinde otel inşaatı işinde çalıştığı esnada dava dışı ---- sevk ve idaresindeki-----plakalı açık sac kasa vinçli kamyon ile inşaat malzemelerini davacının bulunduğu yere indirirken, vincin boğumunun koparak bir parçasının müvekkilinin üzerine düştüğünü, davacının ağır derecede özürlü kalacak şekilde yaralandığını, kaza nedeniyle----- CBS tarafından yürütülen----- sor.
Numaralı dosyada yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde karar verildiğini, ----maluliyet ve kusur raporları aldırılmasını, tüm delillerinin toplanarak müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı ve tazminini isteyebileceği maddi zararlarının tespiti ile,500,00.-TL geçici iş göremezlikten ve 2.500,00.-TL sürekli iş göremezlikten doğan toplam 3.000,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Hiçbir şekilde davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkili sigorta şirketin sorumluluğu sigortalı aracı işletenin kusur oranı ile sınırlı olduğundan, trafik kazası tespit tutanağı da dikkate alınarak dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sürücünün kusurunun açık bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini,----- plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ------ numaralı trafik sigorta poliçesi ile 1.4.2014-2015 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sakatlanma halinde kişi başına azami sorumluluk limiti kaza tarihinde 268.000,00-TL olup sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu,
Zorunlu trafik sigortası bir sorumluluk sigortası niteliği taşımakta olup, işbu sigorta ile sigorta ettiren kişinin işleteni olduğu motorlu araçların üçüncü kişilere verdikleri zararların karşılanması amaçlandığını, sigortacı ise poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet verilmiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümleri ve Genel Şartlar kapsamında işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin ettiğini,
zorunlu trafik sigortasında sigortacının sorumluluğuna gidilebilmesi için motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin kusurlu bulunması gerektiğini, dolayısıyla davalı müvekkilinin sorumluluğu sigortalının kusuru ile sınırlı tutulacak olup, KTK'nın 86. maddesi gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde ise sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu olmayacağını, Yargıtay içtihatları da bu doğrultuda olduğunu, somut uyuşmazlıkta öncelikle davacının trafik kazası nedeniyle meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığı,
varsa oranının ve söz konusu trafik kazası ile ilişkisinin belirlenmesi gerekmekte olup, bu amaçla davacının-----İhtisas Dairesi'ne sevkine karar verilmesi gerektiğini, düzenlenecek bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde; maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı hususları belirlenmeli ve maluliyetin tazminat gerektirip gerektirmediği hususu da açıklığa kavuşturulması gerektiğini, bir tazminat sorumluluğundan bahsedilebilmesi için; maluliyet oranının yanında, davacının çalışabilecek durumda olup olmadığı,
mesleği, maluliyet sebebi ile mesleğini yerine getirip getiremediği konularının da tespiti gerektiğini, davacı, maluliyetine rağmen bu durumdan etkilenmeden ve kazanç kaybına uğramadan hayatını idame ettirebiliyorsa, maluliyet tazminatına hükmedilmemesi ya da tazminat hesabında somut durumun tüm şartlarıyla birlikte dikkate alınması gerektiğini, dava konusu trafik kazası,
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları’nın yürürlüğe girmesinden ve Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklik tarihinden önce meydana gelmiş olduğu için tazminat hesabında PMF tablosunun esas alınması gerektiğini, davacının herhangi bir sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması,
bağlı olması halinde mükerrer ödeme vb. hukuka aykırılıkların ortaya çıkmaması amacıyla ilgili kurum tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı ve davacının ödemeye hak kazanıp kazanmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, aktüer bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamalar, özel olarak geliştirilmiş farklı yöntem, yazılım ve sistemle hesabı etkileyen tüm parametreler dikkate alınmak suretiyle yapıldığından,
tazminatların aktüerler siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılması gerektiği hususunun da dikkate alınması gerektiğini, davacı her ne kadar geçici işgörmezlik zararlarının tahsilini talep etmiş olsa da geçici iş göremezlik zararlarına ilişkin giderler ve tedaviye ilişkin giderler sağlık giderleri kapsamındadır ve tedavi masrafları hususundaki sorumluluk, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası) Genel Şartları’nın 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmesi ile poliçe teminatı dışına çıkarıldığını,
kaza tarihini kapsayan söz konusu Genel Şartlar öncesinde de tedavi giderlerinin tamamı yapılan kanun değişikliği ile zorunlu trafik poliçesi kapsamından çıkarılmıştır.
25.02.2011 tarih ve ----- sayılı----- yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı kanunda da trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi taleplerinin mağdurların ----olup olmadığına bakılmaksızın ----- talep edilmesi gerektiği hüküm altına alındığını, tedavisi tamamen tamamlanan ve kalıcı şekilde malul kaldığı belirtilen davacıların, bakıma muhtaç olup olmadığı hususu maluliyet raporu dışında ayrıca alınacak bir bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, davacının bakıma muhtaç olup olmadığı hekim bilirkişilerce tespit edilmesi gerektiğini, bakıcı gideri ihtiyacından söz edebilmek için;
davacının tedavisinin sona ermiş olması, kalıcı (sürekli) maluliyetinin bulunması, davacının başka birinin yardımı olmadan hayatını sürdüremeyeceği hekim bilirkişilerce açıkça tespit edilmesi gerektiğini, hazırlanacak raporda, davacının günlük eylemlerinden herhangi biri için yardımcı kişiye ihtiyaç duyup duymadığı ve bir günün kaç saatini yardımcı bir kişi refakatinde geçirmek zorunda olduğu konuları açıklığa kavuşturulması gerektiğini, davacının bakıma muhtaç olduğu kesin şekilde tespit edildikten sonra yapılacak hesaplamada somut olayın özellikleri büyük önem taşıdığını,
başvuru sahibinin bakıma ihtiyaç duyduğunun kesin şekilde tespitine ek olarak bakım ihtiyacının karşılanması için bir yardımcı kişinin fiili olarak çalışıp çalışmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının bakım ihtiyacını karşılayan kişinin kim olduğu yanında, bu kişinin başka bir işle meşgul olup olmadığı bir gününün ne kadarlık bölümünü davacı için ayırdığının tespit edilmesi ve bu verilerin hakkaniyet ilkesi göz önüne alınarak ödenecek tazminat tutarının takdirinde dikkate alınması gerektiğini, tazminat tutarının genel hesaplama kurallarına tabi şekilde somut olay değerlendirmesi yapılmadan hesaplanması halinde;
mahkemenin somut verileri değerlendirerek tazminat hesabını oransal bir değerlendirmeye tabi tutması gerektiğini açıklanan nedenlerle, yetki itirazının kabulü ile, esasa girilmesi halinde kusur tespitinin yapılabilmesi için dosyanın ----- Trafik İhtisas Dairesi'ne, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranının belirlenmesi ve bakıma muhtaç olup olmadığının belirlenmesi amacıyla davacının ----İhtisas Dairesi'ne sevkine,
01.06.2015 Sigorta Genel Şartları sonrası meydana gelen kazalarda geçici iş göremezlik zararlarının sigorta şirketinin teminatında olmaması nedeniyle davacının bu talebinin reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı Nüfus Kayıtları, ----- Devlet Hastanesi Kayıtları, ----- Hastanesi Kayıtları, ----- Hastanesi Kayıtları, ------ Cumhuriyet Başsavcılığı ---- soruşturma sayılı dosyası UYAP kayıtları, ----- İş Mahkemesinin -----dosyası, -----.İş Mahkemesinin ----.Dosyası, ----- Kayıtları, Hasar Dosyası ve Poliçe, Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, ---- Kurumu Raporu ---- Bilirkişi Kusur Raporu, Adli dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince Trafik Kazası sonucunda oluşan geçici ve kalıcı maluliyete bağlı kazanç kaybı nedeniyle açılmış Maddi Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) istemine ilişkindir.
Dosya Mahkememize -----.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 05/03/2019 tarih ve -----. sayılı yetkisizlik kararının 11.04.2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine sehven -----.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi ve işbu mahkeme tarafından verilen 24/05/2019 tarih ----- sayılı ikinci yetkisizlik kararının da 07/07/2019 tarihinde kesinleşmesi üzerine süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak dosyanın ----- Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek için gönderilmesine müteakip mahkememize tevzi edildiği ve yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesindeki yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve araştırılacak bir husus bulunmadığı tespit edilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Burada somut olaya geçmeden önce olaya uygulanması gereken ve gerekçeyi destekleyen hukuk kurallana ve uygulamayı açıklamakta yarar vardır.
Bilindiği üzere haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91. maddesi gereğince aynı Kanun’un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (-----).
2918 sayılı Kanun’un 86. maddesinde ise bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Öyle ise hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir. KTK’de zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir. KTK’nin “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. Maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde ise ; “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince.
Dava konusu olay 14/09/2014 tarihinde ---- adresinde Kültür Merkezi inşaatı sırasında dava dışı ----- kullandığı ----- plaka sayılı vinçli kamyonun inşaat malzemelerini indirdiği sırada vincin boğumunun koptuğu ve bir parçasının ----- bünyesinde demirci ustası olarak çalışan davacının üzerine düşmesi şeklinde gerçekleşmiş ve kaza sonucunda dosyada mukim hastane kayıtlarından da anlaşıldığı üzere davacının yaralandığı anlaşılmıştır.
Kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen----- plaka sayılı kamyonun kaza tarihinin kapsar şekilde 01/04/2014-01/04/2015 başlangıç ve bitiş tarihli sakatlanma ve ölüm halinde 268.000,00 TL limitli Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile davalı şirket tarafından sigorta edildiği de dosyaya mübrez poliçe örneğine göre sabit olup eldeki tazminat davası işbu poliçeden doğan sorumluluk nedeniyle davalı ... şirketine karşı açılmış durumdadır.
Mahkememizce işe vaziyet edilmesine müteakip davacı vekilinin beyan ve istekleri gereğince dosya önce----- Trafik İhtisas Dairesine gönderilerek olaya ilişkin kusur raporu istenmiştir. Ancak daire tarafından düzenlenen 20/01/2023 tarihli raporda ' dosya içindeki mevcut bilgi ,belgeler ve olayın oluş şekli birlikte değerlendirildiğinde söz konusu olayın dairemiz ve kurumumuz görev alanı dışında kaldığı anlaşılmıştır' şeklinde rapor verilmiştir.
Davacı vekilinin olayın trafik kazası niteliğinde olduğu yönündeki düşünce, beyan ve talepleri üzerine hukuki dinlenilme ve ispat hakkı kapsamında bu kez dosya -----Trafik kürsüsünden resen seçilen üç kişiden oluşturulan bilirkişi heyetine verilerek 'dava konusu olayda meydana gelen kazanın öncelikle iş kazası,
trafik iş kazası ve trafik kazası ayrımlarına da değinilmek ve gerekçeli şekilde açıklamak suretiyle meydana gelen kazanın trafik kazası olarak da değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu kapsamda trafik kazası olarak değerlendirilmesi halinde davalı ... şirketinin de sorumlulu da gündeme geleceğinden söz konusu kazada -----sevk ve idaresindeki ----- plakalı vinçli kamyon sürücüsünün, davacının ve varsa olay yerinde bulunan diğer 3. şahısların kusur durum ve oranları hakkında rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Bilirkişiler Prof.Dr.-----Prof. Dr. ----- ve Prof.Dr.----- oluşan heyet tarafından düzenlenen 20.11.2023 tarihli raporda da 'dava konusu olayın trafik kazası olarak değerlendirtmesi uygun görülmediğinden kusur dağılımı ve oranı hakkında mütalaada bulunulamadığı yönünde rapor verilmiştir. Dava konusu olaya ilişkin----- İl Müdürlüğü tarafından iş kazası yönünden soruşturma yürütüldüğü de bilinmekte olup karar tarihi itibarıyla soruşturma sonuçlanmamıştır.
Ne var ki dava dilekçesindeki anlatım ,olayın otel inşaatı sırasında meydana gelmiş olması, aracın niteliği ve bulunduğu alan, davacının ve sigortalı araç kullanıcısının ifade tutanağı ve ----- CBS Soruşturma dosyası içeriği, ----- ve Bilirkişi heyet raporlarına ve de aynı olaya ilişkin açılan -----İş Mahkemelerinde derdest davalara göre olayın iş kazası niteliğinde olduğu açık bir şekilde tespit edilmiştir.
Böylece davacının yaralanması ve iddiaya göre maluliyeti motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında meydana gelmediğinden, davalı ... şirketinin Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında zarardan sorumlu tutulması hukuken mümkün görülmemiştir. Binaenaleyh; davanın yukarıdan beri yapılan açıklamalar ışığında yasal dayanağı ve yerinde olmadığı sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
(AY.138/1,KTK,,2,85,86,88,97,99) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen davacı sorumlu tutulmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/193, K. 2023/875, 7 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama