KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/63
- Karar No
- 2024/824
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
Karar Metni
5.570 kelime·28 dk okuma·16 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/63
KARAR NO : 2024/824
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/01/2020
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
DAVA
Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/01/2020
KARAR TARİHİ : 21/11/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali ve Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı borçlu, hakkında başlatılmış olan icra takibine itiraz edildiği, davalı tarafından anılan icra takibinde borca itirazda bulunulduğu ve böyle bir borcun bulunmadığının belirtildiği, davalı borçlunun borcu, satışı ve kurulumu müvekkili firma tarafından yapılan soğuk hava deposu için kesilen 23.08.2019 tarih ---- nolu ve 278.716,77 TL. tutarlı fatura ala olduğunu, davalı borçlunun fatura bedelinin bir kısmını ödediğini kalan kısmının ne rağmen davalı borçlu tarafından ödeme yapılmadığını, arz ve izah edilen nedenlerden ötürü;
davalı borçlunun yaptığı haksız ve dayanaksız itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmesi ve %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi ile birlikte yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava dışı toptan gıda ticareti yapan ----- ile müvekkili şirkete soğuk hava deposu yaptırmak istediğini ve davalının soğutma sistemleri üzerine ticari faaliyet gösteren davacı şirkete soğuk hava deposu yaptırdıklarını, davacı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmeden, sözleşme çerçevesinde alacak talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin inşaat ve taahhüt sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu çerçevede yapılacak soğuk hava depoları ile ilgili bir ihale açtığını, ihale şartnamesinde belirtilen teknik yeterliliğe haiz en düşük fiyatlı teklifin davacı tarafça verildiğini,
taraflar arasında “Ürün Alım Sözleşmesi” başlıklı istisna akdi ve eklerinin imzalandığını, davacı tarafın sözleşmede belirtilen malzemeler ve birim fiyatlar üzerinden anahtar teslim soğuk hava deposu imalatı yapıp, monte edip çalışır durumda teslim etmeyi üstlenen müteahhit olduğunu, davalının ise işveren olduğunu, davalı şirketin, davalı şirkete soğuk hava deposu yaptırdığını ve 26.08.2019 tarihinde sistemi teslim aldığını, 10.09.2019 tarihinde dava konusu soğuk hava deposunda arıza tespit edildiği, et ürünlerinin saklanması için yeterli olacak -18 ile -19 derece sistemde gözükmesine rağmen sıcaklığın -1 derecelerde olduğunun anlaşıldığı,
bu durumun davalı tarafa bildirildiği, yapılan bildirim üzerine davalı tarafın arızanın varlığını kabul ettiğini, valf ve dipfriz ayarlarına müdahale edilerek, problemin çözüldüğünü, 11.09.2019 tarihinde dava konusu soğutma sisteminin gösterdiği derece ile gerçek sıcaklık değerinin farklı olduğu,
servis talep edildiğini, 12.09.2019 tarihinde davalı tarafın tekrar gelen servis elemanlarının bakır borularda çatlaklık olduğunu, tespit ettiklerini ve arızayı giderdiklerini ifade ederek müvekkili şirketten ayrıldıklarını, 13.09.2019 tarihinde aynı arıza tespit edilmesi ile davalı tarafından yeniden servis talep edildiğini, davalı tarafın servis elemanlarının bakır boru dirseğinin kırıldığını tespit ettiklerini ve arızayı giderdiklerini, bu arızalar sebebiyle ----- şirketinin deposunda bulunan 15.168,99 kg. etin bozulduğu ve piyasaya sürülmeden imha edildiğini,
dava dışı ---- şirketinin uğradığı zararların tespiti amacıyla ----Sulh Hukuk Mahkemesi'nin---- sayılı dosyasında bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporunda “Etlerin bozulma sebebi olarak soğutma cihazı yerleşimi ve arızasının neden olduğu,
soğutma cihazları yerleşimi ve devreye alınması konusunda-----Firmasının sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.” denildiğini, dava dışı ----- Şirketi'nin müvekkili şirketten alacak talebinde bulunduğunu ---- Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- sayılı dosyasıyla bilirkişi raporu doğrultusunda davalının ödemek zorunda kaldığını, davanın reddini, davacı tarafın %20'den az olmayacak şekilde tazminata hükmedilmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
----. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN BİRLEŞEN ---- SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Dava dışı toptan gıda ticareti yapan ----- ile davacı şirkete soğuk hava deposu yaptırmak konusunda anlaştığını, davacı şirket de soğutma sistemleri üzerine ticari faaliyet gösteren davalı şirkete soğuk hava deposunu yaptırmak istediğini, davacı şirket inşaat ve taahhüt sektöründe faaliyet göstermekte olup, bu çerçevede yapılacak soğuk hava depoları ile ilgili bir ihale açtığını, ihale şartnamesinde belirtilen teknik yeterliliğe haiz en düşük fiyatlı teklif davalı tarafça yapıldığından,
taraflar arasında “Ürün Alım Sözleşmesi” başlıklı istisna akdi ve ekleri imzalandığını, istisna akdi ve ekleri incelendiğinde görüleceği üzere davalı taraf sözleşmede belirtilen malzemeler ve birim fiyatlar üzerinden anahtar teslim soğuk hava deposu imalatı yapıp, monte edip çalışır durumda teslim etmeyi üstlenen müteahhit olup davacı şirketin ise işveren olduğunu, davacı şirket kendi müşterisi ve dava dışı ---- talebi üzerine,
davalı şirkete soğuk hava deposu yaptırdığını, davalı şirket, 26.08.2019 tarihinde sistemi teslim etmeye çalıştığını ancak, 10.09.2019 tarihinde, dava konusu soğuk hava deposunda arıza tespit edildiğini ve et ürünlerinin saklanması için yeterli olacak -18 ile -19 derece sistemde sistem de gözükmesine rağmen, gerçek sıcaklığın -1 derecelerde olduğu anlaşıldığını ve bu durumun davalı tarafa bildirildiğini, davalı tarafa yapılan bildirim üzerine, davalı tarafından arızanın varlığı kabul edildiğini, valf ve dipfriz ayarlarına müdahale edilerek,
problemin çözüldüğü ifade edilerek depodan ayrıldığını, ancak, 11.09.2019 tarihinde yine dava konusu soğutma sisteminin gösterdiği derece ile gerçek sıcaklık değerinin çok farklı olduğu tespit edildiğini ve tekrar servis talep edildiğini, 02.09.2019 tarihinde davalı tarafın tekrar gelen servis elemanları bakır borularda çatlaklık olduğunu tespit ettiğini ve arızayı giderdiklerini ifade edip, dava dışı ----- şirketine ait soğuk hava deposundan ayrıldığını, 13.09.2019 tarihinde sıcaklık derecesi ile ilgili arızanın devam ettiğinin tespit edilmesi üzerine,
davalı taraftan yeniden servis talep edildiğini, davalı tarafın servis elemanları bakır boru dirseğinin kırıldığını tespit ettiklerini ve arızayı giderdiklerini söylediğini, ancak arızalar devam ettiği için servis tekrar çağırıldığını ve 20.09.2019- 24.09.2019 tarihleri arasında davalı firma 4 günlük bir çalışma yaptığını, tutanakla bir kısım arızaların giderildiği belirtildiğini, ancak davalı şirketin yaptığı soğutma sistemi arıza vermeye devam ettiğini, davalı firmanın yaptığı soğutma sistemi arıza vermesine rağmen davalı firma üzerine düşen edimi yerine getirmeyerek ayıpları gidermediğini,
ticari itibari zedelenen ve zarara giren davacı firma soğuk hava deposunu 3.firmaya yaptırmak zorunda kaldığını, davacı şirket bu zarar kalemlerini davalı firmadan talep etme zarureti hasıl olduğunu, bu arızalar sebebiyle dava dışı ----- şirketine ait depoda bulunan en az 15.000 kilogram et bozulduğunu ve piyasaya sürülmeden imha edilecek bozuk et haline geldiğini, dava dışı ----- şirketi, uğradığı zararların tespiti amacıyla----Sulh Hukuk Mahkemesinin ----.
İş sayılı dosyasıyla bilirkişi raporu aldığını, dava dışı ----- şirketi, davacı şirketin, davalı şirkete yaptırdığı soğuk hava deposu sebebiyle uğradığı zararlarını talep ettiğini ve yapılan arabuluculuk toplantıları neticesinde; soğuk hava deposunda ilk olarak sıcaklığın -18 dereceye ulaştığı ve ürünlerin donuk hale geldiğini, aradan kısa bir süre geçtikten sonra depoda arıza ortaya çıktığı ve depo ısısının olması gereken -18 e ulaşmadığı, davalıya bu durumun bildirilmesi üzerine, iş bu arızaya müdahale edildiği,
bundan sonra tekrar aynı arızanın meydana geldiği davalı şirket tarafından iki defa müdahale edilerek arızanın gidermeye çalışıldığı müdahaleden sonra tekrar aynı arızanın ortaya çıkması yani soğuk hava deposunun -18 dereceye çıkmaması sebebiyle 3. defa davalı şirketin arızayı gidermesi istendiği bu aşamada da dava dışı şirket tarafından depoda mevcut olan etlerin---- bulunan dava dışı ----- firmasına ait soğuk hava deposuna taşınmak zorunda kaldığı vakıası karşında taraflar arasında anlaşma yapılmış olup davacı şirketin dava dışı ----- şirketine bozulan et bedeli ve taşıma ücretleri,
dava dışı şirketin mahkeme eli ile yaptırdığı tespit giderleri, ----- yaptırdığı gıda testi giderleri, nakliye, personel, kira ve sair giderler ile kar mahrumiyeti vs.ye ilişkin zararları sebebiyle ödeme yapmak zorunda kaldığını, davacı şirket, dava dışı şirkete, piyasada kendi müşteri çevresine karşı imajının zedelenmesine engel olmak amacıyla ödeme yapmış ve anlaşmak zorunda kalmış ise de davacı şirketin, davalı şirkete yaptırdığı soğuk hava deposu sebebiyle maddi ve manevi zararı ortaya çıktığını, davalı şirket ile anlaşmak istendiğini bu sebeple---- başvuru numarası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ise de anlaşma sağlanamadığını,
arz ve izah edilen sebeplere binaen; tarafları ve konusu aynı olan ---Asliye Ticaret Mahkemesi’ nin ------sayılı dosyası ile birleştirilmesine, huzurda görülen davanın HMK md 107 gereği belirsiz alacak davası olarak ele alınmasına, delillerimizin toplanmasına, davanın kabulüne, bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini arttırma talebi saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00TL alacağın davalıdan alınarak müvekkilimize verilmesine, alacağa, delil tespit tarihi olan 25.10.2019 tarihinden itibaren başlamak üzere ticari avans faiz eklenmesine, fazlaya ilişkin haklarımızın saklı tutulmasına,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Dava dışı ----- ile birleşen dosya davacısı ----- İnşaat arasında soğuk hava deposu yapılması hususunda anlaşıldığını, ----- İnşaat ise yapımını üstlendiği soğuk hava deposuna ilişkin olarak ihale açtığını, soğuk hava deposunun satış, imalat ve kurulumu için teknik yeterliği haiz, en iyi fiyat teklifinde bulunan davalı şirket olduğunu ve davalı şirket ---- - ile karşı yan ---- İnşaat arasında soğuk hava deposu satışı, imalatı ve kurulumuna ilişkin sözleşme akdedildiğini, soğuk hava deposu davalı şirket tarafından sözleşme şartlarına uygun olarak imal edildiğini,
----- Depo olarak anılan yerde birleşen dosya davacısının göstermiş olduğu yerde kurulduğunu ve çalışır şekilde teslim edildiğini, soğuk hava deposunun satış, imalat ve kurulumuna ilişkin olarak taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, kendi edimini sözleşmeye uygun olarak ifa eden davalı şirket;
ücrete hak kazanmış olup, verilen hizmetin karşılığı 23.08.2019 tarih ----- sıra no ve 278.716,71-TL'lik fatura düzenlendiğini, ----- İnşaat ise sözleşmeden doğan alacak hakkına istinaden düzenlenmiş fatura uhdesine geçtikten sonra faturaya hiçbir şekilde itiraz etmediği gibi, bir kısmının ödemesini yaptığını, fakat davalı şirketin tüm taleplerine rağmen faturadan doğan alacağın tamamını ödemekten imtina ettiğini, tarafları----İcra Müdürlüğü'nün ------. sayılı icra takip dosyası üzerinden takibe girişilerek fatura alacağının tahsili sağlanmaya çalışılmışsa da,
borçlu ----- İnşaat tarafından ödeme emrine haksız ve mesnetsiz itiraz edilmek suretiyle takibin durdurulduğunu, hal böyle olunca, Mahkememiz ----numarası ile görülmekte olan itirazın iptali davası taraflarca 08.01.2020 tarihinde ikame edildiğini, karşı yan ----- İnşaat, müvekkil şirket tarafından imal edilip kurulumu yapılan soğuk hava deposunun -hiçbir şekilde kabulanlamına gelmemek üzere ayıplı olduğunu ve bu sebeple fatura alacağını ödemekten imtina etmesi bir yana davalı şirketten rücuen alacaklı olduğu iddialarını ileri sürdüğünü ve----Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ----- . sayılı birleştirme talepli davayı ikame ettiğini,
anılan dosya üzerinden yapılan incelemede,----Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ----. sayılı alacak davasının Mahkemenin ----sayılı itirazın iptali davası ile birleştirilmesine karar verildiğini, hal böyle olunca, işbu cevap dilekçemiz ile davaların ayrılması taleplerini ve davalı/birleşen dosya davacısı ----- İnşaat'ın haksız ve mesnetsiz iddialarına cevap vererek davanın reddini isteme zorunluluğumuz hasıl olduğunu, öte yandan birleşen davaların istem konuları düşünüldüğünde, dava konusu edilen somut uyuşmazlıkların çözümü adına Mahkeme'ce yapılacak tahkikatların mahiyetlerinin farklı olması gerektiği de izahtan vareste olduğunu,
esas davada istem konusu İtirazın İptali olup faturadan doğan alacağa edilmiş itirazın caiz olup olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceği hususları ile sınırlı olduğunu, birleşen davada ise davacının istem konusu kabul anlamına gelmemek üzere Rücuen Alacak Hakkı bulunduğu iddiasına ilişkin olup, işbu iddianın yerinde olup olmadığının belirlenebilmesi için rücu hakkının doğup doğmadığı, ayıp olup olmadığı,
alacak hakkının doğup doğmadığı gibi pek çok farklı hususun bir arada detaylıca incelenmesini gerektiğini, hal böyle iken, esas dava ve birleşen dava konusu uyuşmazlıkları hakkında somut gerçeklere ve hakkaniyete uygun şekilde hüküm tesis edilebilmesi için Mahkeme'ce davaların ayrılmasına karar verilmesi gerektiğini, davalı/birleşen dosya davacısı, birleşen dosyadaki alacak istemini;
davalı şirket tarafından satışı, imalatı ve kurulumu yapılan soğuk hava deposunun ayıplı olması sebebiyle dava dışı müşterisi ve asıl iş sahibi olan -----uğramış olduğu iddia edilen zararı kendisinin karşılamış olması sebebiyle, davalı şirkete karşı rücu hakkı doğduğu iddiasına dayandırdığını, davalı/birleşen dosya davacısının bu iddialarının tarafımızca kabulü hiçbir şekilde mümkün olmadığını, sözleşme konusu soğuk hava deposu davalı şirket tarafından sözleşmeye uygun şekilde yapıldığını ve teslim edildiğini, davalı şirket,
yapmış olduğu işlerin hem imalatı aşamasında hem de devamındaki kullanım aşamasında üstüne düşen özen yükümlülüğünü eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, teslim sonrası servis imkanı sunulmasına karşın, birleşen dosya davacısının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu servis formlarından da görüleceği üzere, ----- adlı farklı bir firmadan servis hizmeti alındığını, yerleşik ticari teammüllere göre yetkili servis dışında farklı bir servis hizmeti alınmasına,
ürünün garanti kapsamından çıkartılması gibi ciddi sonuçlar bağlandığını, somut olayda da üretim ve kurulumunu davalı şirketin yapmış olduğu soğuk hava deposuna tamamen yabancı farklı firmadan servis hizmeti alındığı görülmekte olup buna ilişkin fatura bizzat birleşen dosya davacısı tarafından dosyaya ibraz edildiğini, davalı şirketin imalatını ve kurulumunu bizzat kendi yaptığı soğuk hava deposuna davalı şirketle hiçbir ilişkisi olmayan başka firmadan servis hizmeti alınarak ve bunun faturası dahi davalı şirkete kesilmeye çalışıldığını, kullanıcının deponun sıcaklığına ilişkin yeterli kontrolü yapıp yapmadığı meçhul olup,
kullanım kaynaklı hasarlar sonucu ısı sorunu yaşandığını, somut olayda dava dışı ---- firmasının, soğuk hava deposundaki ürünleri gerektiği gibi kontrol etmediği ve kullanım sırasında çeşitli aksamlara zarar vermesi sonucu arıza olarak nitelendirilen sorunların yaşanmış olduğu açıkça ortada olduğunu, depodaki etler ---- farklı bir depoya taşındığını, etler henüz davalı şirketçe imal edilen soğuk hava deposundayken zayi olmuş olsa böyle bir taşıma ve yeni depoya nakil işleminin yapılmayacağı izahtan vareste olduğunu, bu taşıma sürecinin etkisi, bozulmanın bundan kaynaklanıp kaynaklanamayacağı hususları da belirsiz olmasına karşın,
birleşen dosya davacısı taşıma ve yeni depodan doğan tüm masrafları da davalı şirkete yüklemeye çalıştığını, davalı şirket ile birleşen dosya davcısı şirket yetkilileri arasında yapılmış görüşmelerde zayi olan etlerin değerinin öncelikle 60.000-TL olduğu söylenmiş ve davalı şirketten bu meblağ talep edildiğini, aradan bir süre geçtikten sonra talepleri 100.000-TL'ye çıktığını, kullanım kaynaklı arızalar olması,
imalattan kaynaklanmaması sebebiyle istenen meblağ davalıdan talep edilebilir olmayıp, işbu talep davalı şirket yetkililerince reddedildiğini, Mahkemece de görüleceği üzere, birleşen dosya davacısının alacak talebinin dayanağı olan hususlar aynı kaldığını fakat talep ettiği meblağ günden güne arttığını, birleşen dosya davacısının dava dışı ---- şirketiyle ne koşullar altında Arabuluculuk sürecinde anlaştığını, anlaşılan meblağın neye göre belirlendiği kelimenin tam anlamı ile bir muamma olduğunu, birleşen dosya davacısı dava dışı ---- şirketi ile adeta danışıklı hareket ederek arabuluculuk neticesinde bir ödeme yapmış,
somut olaylara göre aslında talep edilemez nitelikte olan bu ödemesini de rücu ilişkisinin varlığını ileri sürerek davalı şirketten talep ettiğini, birleşen dosya davacısının, esas davaya sunulmuş dilekçelerinde 308.250,00-TL ödeme yapıldığını beyan ettikten sonra dava şartı arabuluculuk sürecinde uğranan zarar olarak 477.418,08-TL talep etmiş olması ve akabinde huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak açmış olması birleşen dosya davacısının kötüniyetini ve davalı şirket üzerinden haksız kazanç sağlama motivasyonu ile hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu,
kötü niyetle ve haksız kazanç sağlama amacı ile ikame edilmiş davada birleşen dosya davacısının iddiaları hukuken dinlenemez nitelikte olup; arz ve izah edilen, Mahkemece de resen nazara alınacak diğer tüm hususlarla; usule ilişkin itirazların değerlendirilerek, öncelikle davaların ayrılmasına karar verilmesini ve birleşen dosya davacısının davasını HMK m.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açamayacağından arabuluculuk görüşmelerinde talep edilmiş olan 477.418,08-TL üzerinden gerekli harç ikmalinin yapılması için davacıya kesin süre verilmesine,
verilen sürede harcın tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine, birleşen dosya davacısının alacak iddiasında kötüniyetli ve haksız kazanç sağlama amacı taşımasından bahisle ve dahi müvekkil şirketin, davacının uğradığı zarardan sorumlu olmaması sebebiyle rücu ilişkisi de doğmadığından talep edilebilir nitelikte bir alacak söz konusu olmadığından davanın esastan tümden reddine, her türlü yargılama gideri, masraf ve vekalet ücretinin birleşen dosya davacısı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanakları, Ticaret Sicil Kayıtları, ----Sulh Hukuk Mah.---- dosyası, ----.İcra Dairesinin ----dosyası, Taraf Şirketlerin Vergi Dairesi kayıtları ve BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler. Fatura ve Sevk irsaliyeleri, Teknik Servis Formları, Tutanak, Muayene ve Analiz Raporu, E-Mail, Soğuk Hava Deposu Fiyat Teklifi, Teslim Tutanağı, İhtarnameler, Keşif, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Asıl Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış; itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Birleşen dava ise, 6098 Sayılı Tbk'nin 470 vd maddeleri gereğince Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Ayıplı Mal Nedeniyle Tazminat istemine ilişkindir. (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Birleşen dava mahkememize----Asliye Ticaret Mahkemesinin ---- esas ---- Karar sayılı ilamı ile mahkememiz dosyası ile birleştirilmiş, yargılama sırasında mahkememizce HMK'nin 167. maddesi gereğince ayırma kararı verilmiş ve mahkememizin ----- esasına kaydedilmiştir. Bu aşamadan sonra asıl dava dosyasında işbu dosya HMK'nin 165.maddesi gereğince bekletici sorun yapılarak yargılama ayrı ayrı yürütülmüş ve tahkikatın tamamlanmasına yakın tekrar birleştirme kararı verilerek dosyalar birlikte karara çıkarılmıştır.
Asıl ve birleşen davalar 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davalarda mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak dava şartları incelenmek suretiyle ön inceleme duruşmaları icra edilmiş ve uyuşmazlıklar belirlenmiştir.
Akabinde tercihen sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlemleri yerine getirilmiş, deliller toplanıp incelenmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan taraf vekillerinin son sözleri dinlenip zapta geçilerek her iki dosya yönünden ayrı ayrı aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Mahkememizce asıl davaya esas - İcra Dairesinin ---- dosyaya getirtilmiş ve incelenmiştir.
Buna göre icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca birleşen dava yönünden ---Sulh Hukuk Mah---- dosyası da fiziki olarak getirtilmiş ve incelenmiştir. Öte yandan tarafların vergi dairesi kayıtları celp edilmiştir.
Öncelikle asıl ve birleşen davanın hukuki niteliğine ilişkin bir kısım açıklamalar yapılması uyuşmazlığın niteliğine göre neticenin anlaşılması açısından yararlı olacaktır. Ancak asıl olayda asıl davanın akıbeti birleşen davaya bağlı olduğundan öncelikle birleşen davaya yönelik açıklamalar yapılacak ve birbirine bağlanacaktır.
Zira asıl davaya konu alacak yönünden esaslı bir uyuşmazlık bulunmamakta taraflar arasındaki asıl uyuşmazlık sözleşme nedeniyle eserin ayıplı yapılmasından dolayı uğranılan zarar ve ayıbın giderilmesi için yapılması gereken masraf bunun takibe konu alacaktan mahsup edilip edilmeyeceği gibi durumlardan ileri gelmektedir.
Dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği açıktır.
6098 Sayılı TBK'nin 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.' şeklinde düzenlenmiştir.
Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen 6098 sayılı TBK'nin 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır.
Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK'nin 190 ve TMK'nin 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nin 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir.
Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir.
Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nin 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz.
Yerleşik içtihat ve uygulamalar doğrultusunda, iş bedelinin tamamının yüklenici tarafından taşerona veya iş sahibince yükleniciye ödenmesi halinde eksik ve kusurların giderim bedeli hüküm altına alınabilir ise de iş bedelinin ödenmemiş olması halinde eksik ve kusurların giderim bedeli değil, varsa fazla ödenen bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle eksik ve kusurlar gözetilerek yapılan işin fiziki oranı belirlenip iş bedeline uygulanarak mukayese edilmesi sonucu eksik veya fazla ödemenin belirlenmesi gerektiği;
sözleşme dışı ve fazla işler yönünden ise iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda TBK’nin 529. maddesine göre vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir.6098 sayılı TBK 475. maddesinde eserin ayıplı olması halinde iş sahibinin kullanabileceği seçimlik haklar sayılmıştır.
Bunlar 475/1. maddesi hükmünce eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, 475/2. maddesine göre eseri alıkoyup bedelden indirim isteme, aynı maddenin 3. bendi gereğince aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır.
Yine aynı maddede iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay ----. Hukuk Dairesi,----- Esas, ----
Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK'nin 474. maddesi, gizli ayıplarda ise TBK'nin 477. maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, TBK'nin 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir.
Ayıplı eser sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder.
Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile varolan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir.
Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m.147/son) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir.
Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir.
(YHGK'nın 02.02.1979 gün ve --- sayılı ve Yargıtay ---- HD' nin 16/01/2013 tarih ve ----. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Bu açıklamalar nezdinde asıl davanın eser sözleşmesi temelinde takibe dayanak fatura dolayısıyla davacının alacağının bulunup bulunmadığı araştırılarak çözülmesi icap etmektedir.Yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yargılamaya göre birleşen davaya konu somut olaya bakıldığında; davacı şirket ile dava dışı ----arasında dava dışı şirkete ait olan ----- adresinde soğuk hava deposu yapımı için sözleşme imzalandığı ve yüklenici davacı şirket tarafından bu işin bir başka sözleşme (taşaron) ile davalı şirkete verildiği sabittir.
Davacı şirket tarafından soğuk hava deposunda saklanan etlerin bozulduğundan bahisle iş sahibine ödenen tazminat ve onarım gideri talep edilmektedir, Dosyaya getirtilen ---Sulh Hukuk Mah.------dosyasından alınan bilirkişi raporunda da buna ilişkin tespitlerin yer aldığı ve davalının sorumlu olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce taraf vekillerince gösterilen tüm deliller toplanmış ve eserin bulunduğu ----- Asliye Ticaret Mahkemesinden istinabe yoluyla keşif yapılması ve bilirkişi raporu alınması talep edilmiştir. Bu işlemler sonucunda verilen 29/01/2023 tarihli olaya göre farklı uzmanlık alanlarından oluşan dört kişilik bilirkişi heyet raporunda eserin ayıplı olduğu net bir şekilde belirlenmiş ve onarımı için 60.000,00 TL civarında olacağı belirtilmiştir.
Yine 21/02/2024 tarihli mahkememizce alınan bir SMMM ve bir Gıda Mühendisinden oluşan bilirkişi heyet raporunda dava dışı ----şirketinin ticari defter ve
belgeleri ile Davalı -----firmasının defter ve bilgileri
araştırıldığında beyan dilekçesininde belirtilen 11.06.2020 tarihli 308.250,00 TL Tutarlı Zayi ürün Bedeli Olarak Fatura Kesildiği, Her İki Firmanın Kayıtlarda Olduğu , Ödemesinin----- Firmasının Kendi Borcundan Mahsup ederek hesabın kapatıldığı yönünde rapor verilmiştir. Bilirkişi raporları kuşkusuz taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.
Mahkememizce olayda eser sözleşmesine konu soğuk hava deposunun eserden beklenen işlevi yerine getiremediği, yüklenici şirket tarafından servis hizmeti verilmesine rağmen eserdeki arızanın ve eksikliğin giderilemediği birden çok bilirkişi raporu ve dosyadaki tüm delillerden çok net bir şekilde anlaşılmıştır. Ayrıca ve özellikle olayda ayıp ihbarının usul ve yasaya uygun olarak zamanında yapıldığı da tespit edilmiştir.
Buna göre eserdeki ayıp ve eksiklik nedeniyle soğuk hava deposunda bulunan etlerin bozulduğu ve iş sahibi şirket tarafından harici anlaşma çerçevesinde davacı şirketten tahsil edildiği, davacının ve dava dışı asıl işveren konumundaki şirketin ticari defter ve belgeleri ile sabittir.
Bütün tarafların ticari şirket olması karşısında basiretli davranma yükümlülükleri ve ticari defter ve belgelerin hukuki niteliği ile vergisel yükümlükler karşısında ticari defterlerde kayıtlı miktarın gerçek zararı oluşturduğunun kabulünün gerekeceği, bozulan etlerin miktarı ve bunların imha edilip edilmediği gibi yersiz ve gereksiz tartışmalara ve savunmalara esasen itibar edilmemesi gerektiği düşünülmüştür.
Mamafih, dosyada bulunan bozulduğu ileri sürelen teslim tutanağı ve içeriği ile fatura içerikleri, ticari defter ve belgelerden neşet eden bilirkişi raporlarının özellikle eserdeki ayıp ve etlerin bozulması yönünden bir birlerini teyit eder nitelikte olduğu da görülmüştür.
Öte yandan TBK'nin 50/1,2 maddeleri nazarında gerek bozulan ve imha edilen etlerin bedeli gerekse ayıplı eserin onarım gideri olarak raporlarda gösterilen miktarların aynen ispat edildiği gibi zarara konu bedelin olayların gerçekleşme biçimi ile günün ekonomik koşullarına göre hakkaniyete uygun olduğu da kabul ve takdir edilmiştir.
Zira davacı şirket ile zararı gören dava dışı şirket arasında bu zarar arabuluculuk yoluyla belirlenmiş ve uyuşmazlık haricin çözülmüş olup bilirkişi heyet raporunda bozulan etlerin yaklaşık maliyetinin 553.669,00 TL olduğu tespitine de yer verilmiştir. Bütün bunlara göre uyuşmazlığın çözümü tamamen teknik verilere bağlı olaması anlaşıldığından gösterilen tanıklarla ispatı gerektirir bir husus görülmediğinden tanıkların dinlenmesine gerek görülmemiştir.
Kuşkusuz yukarıda açıklanan yasal nedenlere göre bu zarardan davalı yüklenici şirket sorumlu olup zararın gidermekle yükümlü tutulmalıdır.
Şu halde birleşen dava, olaya göre usul ve yasaya uygun olarak 6100 sayılı HMK'nin 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, yukarıdan beri bahsedilen bilirkişi raporları da hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsendiğinden TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri gereğince ispatlanan birleşen davanın kabulü ile.
308.250.00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Asıl davaya gelince; asıl davada taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereğince iş bedeli için düzenlenen fatura bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkin olup davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı belirlenmiştir.
Mahkememizce taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yaptırılması sonucunda SMMM bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 03/11/2021 tarihli raporda sonuçta aynen; tacir olan tarafların ticari defterleri incelenmiş olup, davacı şirketin 2018-
2019 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış-kapanış tasdiklerinin, TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı, davalı şirketin 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin TTK ve VUK hükümlerine uygun tutulduğu, takip konusu cari hesap alacağını oluşturan faturaların her iki şirketin defterlerinde de kayıtlı
olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla 278.360,35 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin de aynı miktarda (278.360,53 TL) borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir şeklinde rapor verilmiştir. Filvaki taraflar arasında bu yönde esasen somut bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının takibe ve davaya itirazı sözleşmeye konu eserin ayıplı imal edilmesi nedeniyle uğradığı zararlara dayanmaktadır.
Ne var ki, davalı uğradığı müspet zarar yönünden ayrı bir dava açmış olup anılan zarar o davada değerlendirilip hüküm altına alınmıştır. Öyleyse bu davada fatura bedelinden sadece eserin ayıp ve eksikliklerinin giderilmesi için yukarıda belirlenen 60.000.00 TL miktarın tenzil edilmesinin yeterli olacağı anlaşılmış ve temerrütün de icra takibiyle oluştuğu tespit edildiğinden işlemiş faiz kısmı da dışlanarak kalan paraya hükmetmek gerekmiştir.
Binaenaleyh; asıl davada davacı şirketin asıl davaya konu iddiasını ve taleplerini benimsenen bilirkişi raporuna göre birleşen davadaki deliller de gözetildiğinde yargılamaya hakim olan ilkeler nazarında TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri gereğince kısmen ispatladığı sonuç ve kanaatiyle, asıl davada davanın kısmen kabulü ile;
davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 214.524,51 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile takibin işbu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle 214.524,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (64.192,20 TL) talebin reddine ise karar verilmiştir.
2004 sayılı İİK'nın 67/II. maddesinde itirazın iptâli istemiyle açılan bir davada itirazının haksızlığına karar verilirse borçlunun, takibinde haksız ve kötüniyetli görülmesi halinde ise alacaklının red veya hükmolunan meblağın %20' sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkum edileceği düzenlenmiştir.
Davaya konu olayda davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden bakıldığında; davalının takipten hukuki sorumluluğunun ve miktarının tespiti ve uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirmesi karşısında, alacağın ve varlığı ve miktarının yapılan yargılama, hukuki muhakeme ve hesap sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı şirket yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeye göre alacaklının kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulabilmesi için ise takibinde hem haksız, hem kötüniyetli olması gerekir.
Bu kapsamda somut olaya bakıldığında davacının asıl alacak yönünden kısmen haklı çıkmasının yanında taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine göre düzenlenen takibe dayanak fatura karşısında davacının takipte kötü niyetli olarak hareket ettiğine müteallik davalının genel ve soyut talebi dışında hiçbir delil bulunmadığı ve böylece tam olarak haksız takip ve kötü niyet hususu sübut bulmadığından davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, asıl dosyada ret ve kabul oranı esas alınarak belirlenmiştir.
Birleşen dosyada ise HMK'rir 326/1. maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda asıl davanın dava tarihi itibarıyla arabuluculuğa tabi olmadığı, birleşen davanın ise arabuluculuğa tabi olduğu anlaşıldığından birleşen davada Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2.
Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de asıl davada ret ve kabul oranı üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle taraflardan birleşen davada ise tamamen davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle her bir dosya yönünden ayrı ayrı olmak üzere 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddelesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
MAHKEMEMİZİN ---- ESAS SAYILI ASIL DOSYASI YÖNÜNDEN
1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 214.524,51 TL asıl alacak kısmı yönünden iptali ile takibin işbu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle 214.524,51 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin (64.192,20 TL) talebin reddine,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Davalının, 2004 sayılı İİK'nın 67/II maddesi gereğince davacı/ alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğuna yönelik tazminat talebinin reddine,
5-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 14.654,17 TL karar ve ilam harcından; peşin alınan 3.416,84 TL harcın mahsubuyla bakiye 11.237,33 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%77) üzerinden hesaplanan toplam 1.015,99 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%23) üzerinden her bir arabuluculuk dosyası için ayrı ayrı hesaplanan toplam 304,01 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8-)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 3.416,84 TL peşin harç ve 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.479,04 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-)Davacı tarafından yapılan 287,50 TL posta ücreti, 900,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.187,50 TL yargılama giderinin ; davanın kabul (%77) ve ret (%23) oranına göre 914,00 TL kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
10-)Davacı şirket kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 34.323,92 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-)Davalı şirket tarafından kendisini vekille temsil ettirmek dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
13-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
MAHKEMEMİZİN BİRLEŞEN ----- SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
1-)Davanın kabulü ile, 308.250.00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.056,56 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak yatırılan 54,40 TL harç, tamamlama harcı olarak alınan 5.247,60 TL harç ve icra dosyasına yatırılan 435,65 TL harcın mahsubuyla bakiye 15.318,91 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-)Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 TL peşin harç ve 5.247,60 TL tamamlama harcından oluşan toplam 5.356,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-)Davacı tarafından yapılan 930,40 TL posta masrafı, 571,90 TL keşif harcı ve toplam 11.600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.102,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 49.320,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair, asıl ve birleşen dosya taraf vekillerinin yüzlerine karşı, asıl ve birleşen dosya yönünden ayrı ayrı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/63, K. 2024/824, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama