İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/173 K.2025/575

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2021/173Karar2025/575Tarih3 Temmuz 2025Okuma21 dk · 4.168 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/173
Karar No
2025/575
Karar tarihi
3 Temmuz 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.168 kelime·21 dk okuma·9 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/173

KARAR NO : 2025/575

DAVA

Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

DAVA TARİHİ : 19/03/2021

KARAR TARİHİ : 03/07/2025

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/

DAVA/TALEP

Davacı vekili dava özetle.

Davacı ----- annesi olduğunu, gebelik takibi dava dışı Dr. ------tarafından yapıldığını, Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi 29/08/2020-29/08/2021 tarihlerinde geçerli olmak üzere ------ no. ile davalı ------ Şirketi tarafından düzenlendiğini, sigortalı doktorun, gebelik takibinde davacı anneyi down sendromunu tespit eden testler, doğruluk oranları, alternatif tespit seçenekleri ve bunların reddedilmesi halinde ortaya çıkacak riskler konusunda usulünce aydınlatmayarak küçük ------ down sendromlu olarak doğmasına sebebiyet verdiğini, down sendromu gebelikte tespiti mümkün olan,

tespiti halinde de gebeliğin sonlandırılmasına izin verilen bir özür olduğunu, Yargıtay kararlarında çok kesin bir şekilde down sendromu teşhis yöntemleri konusunda hastayı aydınlatmayan doktorun sorumlu olacağının tartışmasız olarak vurgulandığını, arabuluculuk görüşmelerinde de tarafların anlaşmaya varamadığını, arz edilen nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakkı mahfuz kalmak kaydıyla, küçük ------için 430.000 TL işgöremezlik (bakıcı ücreti dahil maddi) tazminatı, 40.000 TL manevi tazminat, davacı -----(anne) için 20.000 TL manevi tazminat,

davacı ------ (baba) için 20.000 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 510.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretiyle davalıdan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP /TALEP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin itirazların değerlendirilerek davanın usulden reddine karar verilmesini; aksi kanaat ile yargılamaya devam olunması halinde esasa ilişkin beyanları incelenerek davanın esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, dava dilekçesinde, tıbbi sürece dair hiçbir bilgi/veri yer almamakta olup iddia edilen hekim ile hangi süreçte hukuki ilişkisi bulunduğu,

dava konusu olguda iddia olunan tıbbi hatanın ne zaman ne şekilde meydana geldiği ve hangi tıbbi kusur iddialarına dayanıldığı dava dilekçesinden anlaşılamadığını, işbu sebeple davacı tarafça, öncelikle dava dilekçesinin açıklatılması gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği hususunun da yer alması gerektiğini, tıbbi sürecin hiçbir aşamasında yer almayan davalı sigorta şirketinden tıbbi bilgi ve belgeleri temin etmesini beklemek hayatın olağan akışına uygun olmadığını,

davacı---- gebelik takiplerinin hangi tarihlerde hangi hastanede ve hangi hekim tarafından yapıldığı keza yine doğumun hangi tarihte gerçekleştiği dahi dava dilekçesinde yer almadığını, bu hususları açıklaması ve ortaya konması gereken usul hükümleri gereği davacı taraf olduğunu, işbu dava hekim uygulamalarında hata ve ihmal bulunduğu iddiası ile hekimin sigorta poliçesine istinaden doğrudan Sigorta Şirketine yöneltildiğinden konunun aydınlatılması ve hukuki incelemenin isabetli yapılabilmesi için işbu davanın ilgili hekim ve kurumlara ihbarı gerektiğini, davacı ------,

02.08.2019 olarak 13.09.2019 tarihinde muayeneye için sigortalı hekime başvurduğunu ve 5 haftalık gebelik tespit edildiğini, 27.09.2019 tarihinde yapılan muayenesinde ise. 7 hafta 5 günlük gebelik olup amnion mayisi az olduğu ve gebelik seyrinin iyi olmayacağı yani gebeliğin düşükle sonuçlanabileceği veya sakatlık olabileceği anneye ve eşine riskleri ile anlatıldığını, 23.11.2019 tarihinde yapılan muayenesinde.

11 hafta 5 günlük gebelik olup 4 aylık iken amniyosentez konusunda hasta bilgilendirildiğini, 30.11.2019 tarihindeki muayenesinde 16 haftalık gebelik olup gelişme geriliği ve fl kısalığından dolayı hastaya yine amniyosentez önerildiğini ancak hasta amniyosentezi kabul etmediği için üçlü test yaptırıldığını, üçlü test sonucu biyokimyasal risk normal olarak raporlandığını, ayrıntılı ultrasonda ise ekstremite kısalığı ve gelişme geriliği haricinde kromozom anomalisini düşündüren bulguya rastlanılmadığını, daha sonraki takiplerinde problem oluşmadığını ve miadında sezaryen ile down sendromlu çocuk doğurtulduğunu,

hekim uygulamalarında hata ve özensizlik bulunmadığını tekrar etmekle birlikte; bir hekimin meydana gelen neticelerden sorumlu tutulabilmesi için ayrıca iddia edilen zarar ile hekimin davranışı arasında uygun illiyet bağının kurulması da bir zorunluluk olduğunu, diğer bir deyişle iddia edilen zarar, hekimin hatalı müdahalesi nedeniyle ya da uygulaması gereken tedaviyi uygulamaması gibi ihmali davranışı neticesinde gerçekleşmiş olması gerekir, somut olayda ise hekim uygulamalarında hata bulunmadığı gibi, netice ile müdahaleler arasında tıbbi ve hukuki illiyet bağı da kurulamadığını,

davacı------gebelik dönemi boyunca sigortalı hekim dışında başkaca hekimlere ve hastanelere başvuruları olduğunu, hasta kayıtlarının ve dava konusu iddiaların sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi için bu hastane ve hekimlerin belirlenerek -----ait hasta kayıtlarının dosyaya celbinin sağlanmasını talep ettiklerini, sorumluluk hukukunun temel ilkeleri uyarınca, tıbbi müdahale nedeniyle meydana gelen zarardan müdahaleyi gerçekleştiren hekimin sorumlu tutulabilmesi, öncelikle hekimin kusurlu bir davranışının varlığı ve meydana gelen sonuç ile hekim uygulaması arasında nedensellik bağının kurulmasına bağlı olduğunu, açıklanan nedenlerle;

davanın zamanaşımı sebebi ile reddine, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın Dr. ---- Hastanesi ve ----’a ihbarına, dosya üzerinden uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, olguda tıbbi uygulama hatasından söz edilemeyeceğinden davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini vekaleten beyan ve talep etmiştir.

İhbar Olunan ------Vekili dilekçesinde özetle.

İhbar olunan şirket olan ------ ilinde sağlık sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ------- Hastanesi’nde hekim olarak çalışan diğer ihbar olunan Dr.------ denetiminde davacını gebelik takibinin akabinde gerçekleştiği iddia edilen zarar nedeniyle ihbar olunan şirket ve doktora işbu dava ihbar edilmiş olup, dava tamamen haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak açılmış olup taleplerin reddi gerektiğini, davacı ------, hastane ve doktora ilk olarak 13.09.2022 tarihinde müracaat ettiğini ve 5 haftalık gebelik tespiti yapıldığını, 27.09.2019 tarihindeki muayenesinde ise 7 hafta,

5 günlük bir gebe iken de amniyon sıvısının az olduğu ve gebelik seyrinin iyi olmayacağı, gebeliğin düşükle sonuçlanabileceği, sakatlık olabileceği tespit edilmiş ve bu durum hem anne ----- hem de baba ----- ayrıntılı olarak riskler açıklandığını, davacı annenin 23.11.2019 tarihindeki muayenesinde 11 hafta, 5 günlük gebeliği olup, amniosentez konusunda hasta, doktor tarafından ayrıntılı olarak bilgilendirildiğini, 30.11.2019 tarihindeki muayenede de 16 haftalık gebelik var olup, gelişme geriliği ve Fl kısalığından dolayı davacı anneye amniosentez önerildiğini, ancak davacı anne amniosentezi kabul etmeyince de 3 lü test yapıldığını,

3 lü test sonuçlarında biyokimsayal risk normal olarak gelmiş ve ayrıntılı ultrason da ise ekstremite kısalığı ve gelişme geriliği haricinde kromozom anomalisini düşündüren bulguya rastlanılmadığını, davacı annenin doktor tarafından yapılan daha sonraki takiplerinde herhangi bir problem olmamış ve gününde sezaryen ile çocuk down sendromlu olarak doğduğunu, davacı annenin doktor gözetimindeki ikinci takibinden itibaren her muayenede şüphelenilmiş olup, amniosentez alternatifi ve sonucuna göre gebelik sonlandırılması yapılabileceği söylenmiş ama hasta ve eşi tarafından kabul edilmediğini,

doktor defaatle davacı anneye amniosentez önermesine rağmen, davacı anne ve eşi kendi hür iradeleri ile bunu yaptırmadığını, haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak açılmış iş bu davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini beyan etmiştir.

DELİLLER

Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıt Örneği, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu, Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi,-----Hastanesi Kayıtları, ----- Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Kayıtaları, ------ SGK Merkezi Kayıtları, ----- Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Bilirkişi Raporu,Kadın-Doğum Uzmanı Op.Dr.----- Perinatolog Prof.Dr.----- Sağlık Hukukçusu, Prof. Dr. ------ tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporu, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı ------ tarafından düzenlenen Bilirkişi raporu, Ekonomik ve Sosyal Durum Araştırmaları ve UYAP Kayıtları, Dosyadaki diğer tüm bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIALAR, DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, Tıbbı Kötü Uygulama iddiasına bağlı olarak ortaya çıkan bedensel zararlar nedeniyle 6098 Sayılı TBK'nin 54. maddesi gereğince (1.Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar )Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı olarak davalıya karşı açılmış maddi tazminat ve yine poliçe kapsamında TBK'nin 56. maddesine göre manevi tazminat istemine ilişkindir.

Dosya davanın açıldığı tarihteki değerine göre Mahkememiz heyeti tarafından tensip zaptı hazırlanarak HMK'nin 118 ilâ 186.maddeleri gereğince yazılı yargılama usulüne göre yargılamaya başlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış, ön inceleme duruşması icra edilmiş ve tahkikat işlemlerine geçilmiştir.

Ne var ki yargılamanın 8.celsesi itibarıyla dava değerinin 510.000 TL olduğu anlaşıldığından 7445 sayılı Kanunun 15. Maddesi ile 5235 sayılı Kanunun 5. Maddesinde yer alan "beş yüz bin" ibaresinin "bir milyon" şeklinde değiştirilmiş olması, bu değişikliğin 05/04/2023 tarihli ----- Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmesi,

söz konusu değişikliğin görevin belirlenmesine yönelik etkisi, görev kurallarının derhal etkiye sahip olması ve bu konuda 7445 sayılı Kanunda aksine bir düzenlemeye yer verilmemiş olması ve eldeki davanın değerinin 1.000.000,00 TL'nin altına kalması karşısında iş bölümüne nazaran bundan sonraki yargılamanın Üye Hakim ----- tarafından yürütülmesine karar verilerek dosya üye kalemine ve hakimine tevdi ve teslim edilmiştir.

Davanın bulunduğu aşamadan itibaren ise 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne göre tahkikat işlemleri tamamen yerine getirilmiş, deliller incelenmiş ve değerlendirilmiş ve sonuçta tahkikat bitirilerek karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin usule ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.

6102 sayılı TTK'nin 1401. maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir.

Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır.

Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.

6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören , zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler, yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; öncelikle davacı anne -------gebelik sürecinden itibaren ihbar olunan -----Hastanesinde Dr. ----- tıbbı gözetim ve uygulamaları altında olduğu ve davacı çocuk ------ 05/05/2020 tarihinde down sendromlu olarak dünyaya geldiği tartışmasızdır.

Ayrıca ihbar olunun Dr. ------- 29/08/2020-29/08/2021 başlanğıç ve bitiş tarihli 800.000,00 TL limitli maddi ve manevi tazminatı kapsar şekilde Tıbbı Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi bulunduğu ve işbu sigortanın konusuna göre dava konusu olayı da kapsadığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmıştır. Buna müteakip Mahkememizce aşamalarda çocuğun maluliyet durumunun tespiti için dosya------ Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına gönderilmiştir.

Üniversite tarafından düzenlenen 30/05/2024 tarihli raporda özetle ve sonuçta; küçük -------saptanan Klasik Trizomi 21 (Down Sendromu Mozaik Olmayan) kapsamında yapılan değerlendirmesinde. 1- Yapılacak bilimsel değerlendirme sonucunda, tıbbi hata saptanmaması durumunda maluliyet hesaplamasının gerekmeyeceği,2. Bilirkişi görüşü olarak tıbbi hata saptanması durumunda ve tarafınızdan da kusur olarak kabulü halinde, maluliyet değerlendirmesi.

03.08.2013 tarih ve ---- sayılı ------ Gazetede yayımlanan ve “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerinden yararlanılmak suretiyle. Meslek grup no. 1 kabul olunarakGrII(IOA...65) A=%100 olduğu, olay tarihindeki yaşı olan 1 yaşına göre %100 (yüzde yüz) meslekte kazanma gücü kayıp oranına sahip olduğu, 20.02.2019 tarihli “Çocuklar için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerinden yararlanılmak suretiyle ise.

ÇÖZGER Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo” ya göre. Doğumdan itibaren özel koşul gereksinimi olduğu (ÖKGV), engel oranmın %90-99 arası olduğu, davaya konu olay nedeniyle çocuğun başka birinin bakımına muhtaç olduğu, bunun beş yıl için geçerli olduğu ve süre sonunda tekrar değerlendirilmesi gerektiği oy birliği ile mütalaa olunur, şeklinde rapor verilmiştir.

Mahkememizce ayırıca uyuşmazlık tıbben teknik ve özel bilgi gerektirdiğinden hekimin sorumluluğu yönünden rapor düzenlenmesine karar verilmiş ve dosya resen seçilen bilirkişiler. Kadın-Doğum Uzmanı -----, Perinatolog Prof.Dr.-----, Sağlık Hukukçusu, Prof.Dr. ------ tevdi ve teslim edilmiştir. Heyet tarafından düzenlenen 20/11/2023 tarihli raporda özetle;------ gebeliği sırasında ,gebelik takibi ve tedavisini üstlenen doktorların eylemlerinde kusur ve özen eksikliği yoktur.

Down sendromlu olarak doğan------down sendromlu olması ile ,doğumunu yaptıran ve davacı anne ----- gebeliğini takip ve tedavi eden ------ illiyet bağı yoktur. Down sendromu hakkında sözel olarak aydınlatma-bilgilendirmenin yapılması ile,------ down sendromlu olarak doğması arasında illiyet bağı yoktur. ------ down sendromu tespiti halinde bu tespit işlemi en erken 24. gebelik haftasında yapılacaktı.

24. gebelik haftasında ,anne yaşamını tehdit eden bir durum yoksa bu gebeliğin tahliyesi:, bir cinayetten farksızlık olurdu ama devlet olarak ,sağlık bakanlığı olarak riskli bölgede bulunan (35 yaş üzeri tüm gebelere gebeliğin 10-12. haftalarında periferik kanda bakılan,ve hiç bir tehlikesi olmayan n i f t y testinin yapılması bu olayı,insani olarak çözecektir. nifty testinin bir gebe için mali değeri 1200 amerikan doları olup ,devetin bu işe el koyması ya da,kişilerin bu olayı çözmesi çok zordur. bu zorluk down sendromu olmayan bir topluluk yaratma özlemi midir.?kimse bu kadar ileri gidemez,

sonuç olarak,down sendromlu bireyler,bu toplumun bir parçasıdır. devlet özel bakım için bakım ücreti+ mama parası+ilave destek programları sunarak down sendromlu bireylere sahip çıkmıştır.down sendromlu bireylere devlet tarafından tanınan positiv ayrımcılık sonrası,engelli kadrolarından devlet memuru olmakta ve ötv muafiyeti kapsamında araç sahibi olmaktadır.sonuç olarak down sendromlu bireyler sahipsiz değildir. davacı anne ----- gebeliği ,ileri yaş nedeni ile yaşamsal risk taşımakta idi,tedavisini ve takibini yapan dava dışı doktor ------ çabaları ve özenli davranışları sonrasında döwn sendromlu -------doğurmuştur.-------gebeliğini takip

eden dava dışı doktor ------ eylemlerinde tıbbı bir kusur ve özen eksikliği olmayıp,------down sendromlu olarak doğması ile ------- gebeliğini takip ve tedavi eden dava dışı doktor ------eylemleri arasında bir illiyet bağı yoktur şeklinde tespit ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce dosyanın tevdi ve teslim edildiği ------ Bilirkişilik Bölge Kurulu listesinden seçilen nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi------ tarafından düzenlenen 03/08/2024 tarihli tazminat raporunda ise.

05.05.2020 tarihinde meydana gelen olayda herhangi bir kusur indirimi yapılmaksızın %100 kusur oranına göre davacı ------ a)Sürekli iş göremezlik dönemine ait %100 maluliyeti ile ilgili maddi zararının = 14.169.721,57 TL, b) beş yıllık bakıcı gideri zararının = 598.742,25 TL olduğu, c)Tıbbi Kötü Uygulamaya ilişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçe tarifesine göre davalının maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın olay başına sorumluluk limiti 800.000,00 TL olduğundan Sayın Mahkemece davalının sorumlu olacağının kabulü halinde davacılara karşı.

Davalının sorumluluğunun = 800.000,00 TL limit ile sınırlı olacağı, d)dava dilekçesinde dava tarihinden itibaren (19.03.2021) faiz talebinde bulunulduğu e)Hekimin sorumluluğu adi yasal faiz oranlarına göre olduğundan, avans faizi talebine ilişkin takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Mahkememizce yukarıdan beri sözü edilen raporlar taraf vekillerine ve ihbar olunan vekiline tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir.

Davacılar vekili tarafından çocuk için istenen maddi tazminat talepleri artırılmış ve buna bağlı usul işlemleri tamamlanmıştır. Ayrıca dava sırasında 21/12/2022 tarihinde davacı çocuğun öldüğü anlaşılmıştır. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK'nin 28/I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz.

Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. 6100 Sayılı HMK'nin 55. maddesi uyarınca taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılar mirası kabul veya reddetmemiş ise bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hakim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.

Bu kapsamda HMK'nin 55 maddesi gereğince gerekli usulü işlemler tamamlanmış ve ibraz edilen mirasçılık belgesine göre davacılar anne ve babanın çocuğun miraççıları sıfatıyla da davaya devam ettikleri anlaşılmıştır.

Her ne kadar davacılar vekili tarafından duruşmada davacı çocuk için maddi ve manevi tazminat yönünden bir taleplerinin olmadığı yönünde beyanda bulunulmuş ise de, davadan kayıtsız şartsız feragat edilmediği gibi dava geri de alınmadığına göre usul hükümleri gereği davacıların çocuk için maddi ve manevi tazminat davalarının devam ettiği kabul edilmiş ve bunun üzerinden değerlendirme yapılması gerekmiştir.

Bütün bunlara göre her şeyden önce davacı çocuğun down sendromlu olarak doğduğu için % 100 maluliyeti bulunduğu açıktır. Mahkememizce bu verilere göre yapılan inceleme ve değerlendirmede uyuşmazlığa konu hadisenin bir süredir hukuki olarak tartışmalı olduğu ve Yargısal uygulamada ilk derece mahkemeleri, Bölge Adliye Mahkeme ve istinaf daireleri ile Yargıtay tarafından farklı yorumlara ve kararlara konu olduğu bilinmektedir.

Davanın taraflarının da farklı yönde yargı kararlarına dayandıkları ve bir kısım örneklerin dosyaya sunulduğu da görülmüş ve incelenmiştir.

Ne var ki Mahkememizce; karar tarihine göre en güncel kararlardan olan Yargıtay -----.HD.11/09/2024 T.-------sayılı ilamında aynen" Anayasa'nın Temel hak ve hürriyetlerin niteliği başlıklı 12 nci maddesi, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir...", Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlıklı 17 nci maddesi, "Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir..." düzenlemelerini içermektedir.

Öte yandan 31.12.2008 tarihli, 5825 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'nin Giriş bölümünde (h) bendinde, İşbu Sözleşmeye Taraf Olan Devletlerin, "...Bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini de kabul ederek,..." aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya vardıkları belirtilmiş olup Yaşama Hakkı başlıklı 10 uncu maddesinde,

Taraf Devletlerin her insanın yaşama hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak engellilerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacağı, Kişisel Bütünlüğün Korunması başlıklı 17 nci maddesinde, engelli her kişinin, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.

Anılan hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde, somut uyuşmazlıkta down sendromlu doğan davacı çocuk bakımından açılan davada, “doktor, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirseydi, belki benim yaşam hakkım elimden alınacaktı, oysa şimdi alınmadı" şeklinde yorumlanabilecek bir sebebe dayalı maddi ve manevi tazminat isteminde hukuki yarar bulunmamakta, istem özünde davacı çocuğun kişilik haklarını ihlal etmektedir.

Maddi ya da manevi, neticede parasal bir değere tekabül eden bir menfaat, kişilik haklarını ihlal eder şekilde talep ve dava konusu edilemez. Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde engelli bireylere tanınan tüm haklardan davacı çocuğunda yararlanacağı şüphesizdir." tespit ve sonucuna ulaşıldığı bilinmektedir.

Davaya konu olayda bire bir aynı nitelikte olup mahkememizce de Yüksek Yargıtay'ın işbu tespit ve değerlendirmelerinin somut olaya, ulusal ve uluslararası hukuka ve özellikle kutsal yaşam hakkına uygun ve yerinde olduğu sonuç ve kanaati hasıl olduğundan davacı çocuk yönünden mirasçıların devam ettiği ölümle miras geçeğinden ve ret edilmediğinden maddi ve manevi tazminat (TMK'nin 24/5 maddesi gereğince murisin sağlığında davada ileri sürüldüğü için mirasçılar geçeceğinden) davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Davacı anne ve baba ------- Manevi Tazminat davalarına gelince. 6098 Sayılı TBK'nin 56. maddesinde "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.

4721 Sayılı TMKnin 4.maddesinde ise ' Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir' düzenlemesi bulunmaktadır.

6098 sayılı TBK'nin 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve ----- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.

Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olayımıza döndüğümüzde; davacıların sosyal ve ekonomik durumları yanında eğitimleri ve özellikle sağlık süreçlerinde hizmet alanların psikolojik eğilimleri ve beklentilerine göre çocuğun down sendromlu olarak doğumu konusunda yeterince aydınlatılmadığı,

insani duygu ve hasletlere göre kimsenin çocuğunun down sendromlu olarak doğmasını istemeyeceği, bunun önceden bilinmesi halinde anne ve babanın tercih hakkının olacağı ve gebeliği sonlandırabilecekleri, çocuğun bu şekilde doğmasından sonra anne ve babanın çocuğa karşı doğumdan ve yaşamı sırasındaki sevgi ve ilgisinin doğmadan önceki his ve beklenti durumlarıya asla karşılaştırılamayacağı ancak ortaya çıkan beklenmeyen ve istenmeyen sonuçtan dolayı Türk örf ve adetleri ile medeniyetimizin çocuğa yüklediği toplumsal anlamlar da gözetildiğinde her halde insani olarak anne ve babanın ömür boyu çeşitli sıkıntılara katlanmak zorunda kalacakları,

çocuğun tamamen kendilerinin gözetim ve denetimi altında ve yaşamın sunduğu çoğu haktan ve toplumsal ortamlardan ari olarak yaşamını sürdürmek zorunda olduğundan yaşam sevinçleri ister istemez olumsuz yönde etkilendiğinden ve etkileneceğinden elem ve kedere duçar oldukları ve olacakları kabul edilmelidir.

Öyleyse gebelik sürecinde ihbar olunan doktor tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yeterince ve kesin olarak yerine getirilmediği için davalı sigorta şirketinin poliçe kapsam ve limitleri dahilinde anne ve baba yönünden manevi tazminat ile yükümlü tutulması hukuka uygun ve adil olacağı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur.

Buna göre somut olayın kendine has özellikleri ve dava tarihindeki ekonomik ve sosyal şartlar, paranın satın alma gücü, manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması ilkesi nazarında belirlenen tazminatların davacılarda yaratacağı huzur ve tatmin duygusu ve benzer olaylara ilişkin güncel içtihat ve yargısal uygulamalar ve kararlar ışığında mahkememizin somut olaya ilişkin hukuki ve vicdani kanaatine göre davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile anne ve baba için ayrı ayrı talep gibi 20.000,00 TL'şer manevi tazminatın (sigorta şirketinin 800.000,00 TL poliçe teminatı limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalıdan

alınarak, bu davacılara verilmesine karar verilmiştir.

6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise dürüstlük kuralı tamelinde yargılamaya matuf giderlerin dosya bütünü için yapılmış olması, davadaki ihtiyari dava arkadaşlığı ve davaların yığılması gibi hukuki durumlar da nazara alındığında kabul ve reddedilen talepler ve miktarlar yönünden tarafların lehinde ve aleyhinde karşılıklı vekalet ücretleri hesap ve takdiri dışında diğer tüm yargılama giderlerinden HMK'nin 326/1,2,3,327/1 maddeleri gereğince taraflar yarı oranında (1/2) sorumlu tutulmuştur.

Bu kapsamada ayrıca Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de son tutanağa ve sarf kararına göre taraflar yarı oranında sorumlu tutularak bu oranda taraflardan alınarak hazineye irad kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-)Davacı (çocuk-müteveffa) -------maddi ve manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine,

2-)Davacı (anne) ------ manevi tazminat davasının kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketinin 800.000,00 TL poliçe teminatı limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalıdan alınarak, bu davacıya verilmesine,

3-)Davacı (baba) ------ manevi tazminat davasının kabulü ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (sigorta şirketinin 800.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalıdan alınarak, bu davacıya verilmesine,

4-)Harçlar Kanunu gereğince çocuk adına açılan maddi ve manevi tazminat davası yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harcın başlanğıçta alınan 1.741,91 TL nispi peşin harç ve talep artırım için yatırılan 991,00 TL nispi harç olmak üzere toplam 2.732,91 TL harçtan mahsubuyla bakiye 2.117,51 TL harcın karar kasinleştiğinde talep halinde davacı ------ iadesine,

5-)Harçlar Kanunu gereğince davacılar anne baba için açılan manevi tazminat davası yönünden kabul edilen toplam miktarlar (40.000,00 TL) üzerinden alınması gereken 2.732,40 TL harcın davalıdan alınarak hazine gelir kaydına ,

6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin 1/2 sorumluluk oranında (680,00'er TL) davacılardan ve davalı sigorta şirketinden ayrı ayrı alınarak hazineye irad kaydına,

7-)Davacılar tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 674,70 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,

8-)Davacılar tarafından yapılan 500,00 TL posta ücreti, 4.250,00 TL Mahkememizce temin edilen bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.750,00 TL yargılama giderinin 1/2 sorumluluk oranında 2.375,00 TL kısmının davalıdan alınarak davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına,

9-)Davalı Sigorta şirketi davacı çocuğun açtığı maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.13/4 maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

10-)Davalı Sigorta şirketi davacı çocuğun açtığı manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/3 maddesi uyarınca ret edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,

11-)Davacı (anne) ------ manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

12-)Davacı (baba) ------ manevi tazminat davasında kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre işbu davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 10/1,10/4 maddeleri uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 20.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine,

13-)Taraflarca yapılan sair tüm yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

14-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, davacılar vekilinin ve ihbar olunanlar vekilinin yüzlerine karşı, davalı vekilinin yokluğunda.

6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/173, K. 2025/575, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2021/173
  4. Karar No : 2025/575
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 19/03/2021
  7. Karar Tarihi : 03/07/2025
  8. Gereği Düşünüldü/
  9. Dava/talep
  10. Cevap /talep
  11. Deliller
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/173
Karar No
2025/575
Tarih
3 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/176 K.2025/156
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/180 K.2025/634
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/182 K.2025/481
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/192 K.2025/685
  • İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/205 K.2025/128
  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/240 K.2025/570

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.