KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/207
- Karar No
- 2023/664
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2023
Karar Metni
1.532 kelime·8 dk okuma·11 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2022/207 Esas
KARAR NO: 2023/664
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/03/2022
KARAR TARİHİ: 16/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Müvekkili şirket tarafından ----------- Esas sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlatılan icra takibine kötü niyetli itirazı ile takibin durdurulduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirkete verilen bir sipariş gereği üretilecek olan otomasyon ürünü için gerekli olan 32 adet ------- geniş araba ve 2 adet --------- ray tedariği için davalı şirketin yetkilisi ---------- isimli şahısa ---------- uygulaması üzerinden mesaj yolu ile müvekkili şirket yetkisi ---------- tarafından ilgili parçaların siparişinin verildiğini,
24/09/2021 tarihinde davalı şirketin ----------- iban no.lu hesabına 11.000 TL gönderildiğini, 12/11/2021 tarihli 16.000.TL tutarında çek keşide edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, bu çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, tüm ödemeleri yapılmış olan siparişe ilişkin teslim tarihinin gecikmesi üzerine müvekkili şirket yetkilileri tarafından tekrar iletişim kurulduğunu daha fazla gecikme olacaksa ödenen paranın ve teslim edilen çekin iadesinin istendiğini,
davalı şirket ile yapılan görüşmelerde davalı şirket yetkilisi tarafından verilen zararın giderilmesi ve geciktirilen teslimatın yapılması için müvekkiline gönderilen teklif formunda müvekkili şirketin oluşan kur farkından zararının bir kısmının tazmin edilebilmesi için 4.720.
TL tutarında fatura kesilmesinin kabul edildiğini, davalı tarafa kesilen faturaya itiraz edilmediğini ancak ürünlerin yine teslim edilmediğini, ödenen bedel ve faturaya ilişkin müvekkii şirkete bir ödeme yapılmadığını, davalı tarafça borcun itirazdan sonra kabul edilerek kısmi ödeme bile yapıldığını belirterek davanın kabulü ile davalı (borçlu)'nın haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı (borçlu)'nın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalının icra dosyasına itirazı dışında dava dosyasına sunduğu herhangi bir cevap dilekçesi görülmemistir.
DELİLLER
--------- bankası yazı cevabı, Taraf şirketlere ait BA/BS formları, SMMM --------- eliyle düzenlenerek mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafça ticari defter ve kayıtların bilirkişi incelemesine ibraz edilmediği, takip tarihi itibariyle davacı taraf defter ve kayıtlarında 31.720 TL alacak kaydı bulunduğu, takip tarihinden sonra 21.02.2022 tarihinde davalı tarafça davacıya 2.000 TL ödeme yapıldığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, avans ödemesi olarak yapıldığı iddia edilen alacağın tahsili talebi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
Somut olayda; taraflar arasında 24.09.2021 tarihli teklif formu uyarınca davacı tarafın faaliyet alanında kullanılmak üzere bir kısım parçaların tedariğine ilişkin sözleşme kurulduğu ve buna istinaden davacı tarafça 24.09.2021 tarihinde 11.000 TL havale ödemesi ve 12.11.2021 tarihinde 16.000 TL çek ile ödeme yapıldığı ancak buna karşılık ödemeye konu malların davalı tarafça teslim edilmediği iddiası ile davalı aleyhine huzurdaki davanın ikame edildiği, davalı tarafça 25.03.2023 dava tarihinden evvel, 21.02.2022 tarihinde davacı tarafa 2.000 TL ödeme yapıldığı,
24.09.2021 tarihli teklif formunda davalı tarafça "Tedarikten dolayı oluşacak kur farkı, fiyat artışı vs.
4000 Tl ye kadar farkı ise karşılayacağımızı bildiririz." hükmüne yer verildiği, buna istinaden davacı tarafça kdv dahil 4.720,00 TL lik fatura düzenlendiği ve ticari defter ve kayıtlarına işlendiği görülmüştür."Davalı--------- ticari defter kayıtlarını sunmaktan imtina ettiği, sunulan belgeler üzerinde hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen 31.03.2021 tarihli ön raporda davalının muavin defter kayıtlarını sunduğu, 2017 yılı için belirtilen kayıtların delil olma niteliğine haiz olmadığı, davacı ve davalının bilanço usulüne göre defter tuttuğu, davalı tarafa ait delil niteliğine haiz yasal defter bulunmadığı,
bu sebeple HMK’nun 222. maddesi uyarınca davalı lehine yasal delil olarak kullanılabilecek nitelikte olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davalı ---------- Şirketinin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 23/11/2021 tarihli raporda, şirkete ait ticari defter kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı ile davalı arasında alım-satım ilişkinin olduğu, davacının davalıdan mal satın aldığı, 31.01.2018 tarihine kadar davacı ve davalı arasındaki alım-satım ilişkisinde davacının davalıya borçlu olduğu, ancak bu tarihten sonra davacının yaptığı avans niteliğindeki ödemeler ile alacaklı duruma geçtiği, davacının davalıdan 118.423,44-TL alacaklı olduğu,
bu tarihten sonra taraflar arasında mal yahut para alış verişinin bulunmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. TBK’nun 97. maddesinde: ‘Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.’ hükmü düzenlenmiştir. Ticari defterler ile akdi ilişkinin ve mal teslimi hususlarının ispat edilebilmesi mümkündür.
Davalı taraf kendisine verilen ihtarat içerir kesin süre içerisinde ticari defterlerini sunmamış, davacı taraf delil niteliğine haiz yasal defterleri ile karşı tarafa avans ödemesi yaptığını, alacaklı olduğunu ve alacak miktarını belgelemiştir.Tüm bu sebeplerle, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği,
davalının icra takibine itirazının haksız olması sebebi ile hükmedilen icra inkar tazminatında da isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla.." 28/07/2020 tarihli --------- yayımlanan -------- sayılı kanunun 23.maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinin 3.fıkrası ile ticari defterlerin sunulmaması halinde sunan tarafın kayıtlarına delil olarak dayanabileceği belirtilmiş ve dava sırasında yapılan ticari defterlerin delil niteliğine ilişkin bu değşiklik mahkememizce kurulan 28.02.2022 tarihli ihtaratlı ara kararla belirtilmiş ancak davalı taraf ihtarata rağmen ticari defterlerini sunmamıştır.TBK'nın 100. maddesinde.
"Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz," hükmü düzenlenmiştir.
Davaya konu takip talebinde de kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesine göre öncelikle varsa işlemiş faiz ve masraf ve fer'ilere mahsup edileceği belirtilmiştir.Bir başka anlatımla TBK'nun 100. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez.
Anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re'sen dikkate alınmalıdır.
Şu halde, TBK'nun 100. maddesi uyarınca, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmiş olması durumunda ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerekir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde. 6100 sayılı HMK'nın 222.
Maddesinde 22/7/2020 tarihinde 7251 sayılı kanunun 23. Maddesi ile yapılan değişiklik gereği ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, davacı tarafın dava konusu alacağının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafça dava konusu ticari defter ve kayıtların yapılan ihtarata rağmen dosyaya ibraz edilmediği,
davacı tarafın ticari defter ve kayıtları karşısında artık davalı tarafça yapılan ödemelere mukabil ödemeye konu malların teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği, tarafların mal ve hizmet alım satımına ilişkin düzenlenen BA/BS formlarının incelenmesinde 2020 yılında tarafların birbirlerinden herhangi bir mal alım satımı gerçekleştirmediği, taraflar arasında düzenlenen fiyat teklif formunda tedarikten dolayı kur farkı oluşması halinde davalı tarafça 4.000 TL ye kadar kur farkı alacağının ödeneceğinin taahhüt edildiği, TBK'nın 117.
Maddesine göre "muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer" kuralı gereği her ne kadar davacı tarafça icra takibinden evvel davalı tarafa ihtarname çıkarılmış ise de ihtarnameye ait tebliğ şerhinin dosyaya sunulmamış olduğu ve bu haliyle davalının temerrüde düşürülmediği, davalı tarafça takip tarihinden sonra 21.02.2022 tarihinde 2.000 TL ödeme yapıldığı, buna göre 21.02.2022 tarihinde---------- ESAS sayılı dosya alacağı;
-31.720,00 TL
- 1.443,26 TL tahsil harcı,
- 80,70 TL
- 5.075,20 TL vekalet ücreti
- 49,00 TL masraf
- 538,37 TL işlemiş faiz (10.01.2022-21.02.2022 tarihleri arası) olmak üzere toplam 38.906,53 TL olduğu görülmüştür. Yukarıda yer verilen içtihat ışığında yapılan hesaplamada, davalı tarafça icra takibi başlatıldıktan sonra yapılan ödemenin öncelikli olarak faiz ve masraflardan mahsubu neticesinde (7.186,53-2.000=5.186,53) ödemenin yapıldığı 21.02.2022 tarihi itibariyle toplam alacağın (31.720,00 TL asıl alacak+5.186,53 TL masraf ve faiz) 36.906,53 TL olduğu ancak davanın 29.720 TL üzerinden harçlandırıldığı anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 29.720 TL asıl alacak üzerinden davanın ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/207, K. 2023/664, 16 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama