KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/213
- Karar No
- 2024/618
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
Karar Metni
2.048 kelime·10 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/213
KARAR NO : 2024/618
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/03/2023
KARAR TARİHİ : 26/09/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ecza depoculuğu sektöründe faaliyet göstermekte olup kooperatif üyesi eczacılara ilaç temini yaptığını, müvekkilinin kooperatif ilaç dağıtımını, kendi bünyesindeki araçlar vasıtasıyla yapmakta olup ihtiyaç duyulması halinde eczanelerin ilaç siparişlerinin dağıtımında kullanılmak üzere kiralık araçlar da kullanabildiğini, bu bağlamda davalı ---- firması ile müvekkil kooperatif arasında akdedilen 10.12.2019 tarihli araç kiralama sözleşmesi ile ----- plakalı aracın, ilaç dağıtımında kullanılmak üzere kiralandığını,
müvekkilinin ----- Merkez Şubesinin eczanelere sipariş ettikleri ilaçların dağıtımında kullanılmak üzere yine müvekkili adına tescil edilen ---- plakalı araç ile davalıdan kiralanan----- plakalı araç, 30.12.2022 tarihinde kazaya karışmış ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olay sonrası kaza tutanağı tanzim edilmiş ve ilerleyen süreçte davalıya ait aracın, müvekkili aracın sigorta firmasından maddi hasarına ilişkin bedeli tahsil ettiğini, ancak daha sonra davalının, aynı kazadan kaynaklı 20.000,00 TL değer kaybı,
4.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli ve 443,31 TL eksper ücreti olmak üzere fer'ileri ile birlikte toplamda 21.606,04 TL üzerinden müvekkili aleyhine -----.
İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, söz konusu dosyadan ödeme emri tebliğ edilmişse de takibe itiraz süresi içerisinde ----- merkezli depremler meydana geldiğini, müvekkili kooperatifin kamu hizmetini haiz faaliyeti sebebiyle müvekkilinin, tüm imkan ve emeğini deprem bölgesindeki hayatını kaybeden eczanelere göçükte kalan eczacı ortaklarına yardıma ve depremzedelere sahra eczanesi kurması çalışmalarına harcadığı için bu icra dosyasına süresi içerisinde itiraz etmenin mümkün olmadığını,
bu sebeple icra tehdidi doğmuş olduğundan dosya hesabı yapılmış ve hesaplanan 29.083,00 TL ihtirazi kayıtla dosyaya yatırılmıştır.
Fakat daha sonra tahsil harcı oranının hatalı hesaplandığı gerekçesi ile bakiye borç hesabı yapılmış ve 15.02.2023 tarihinde 1.009,20 TL daha ihtirazi kayıtla dosyaya yatırılarak dosyanın infaz edildiğini, haliyle müvekkilinin icra takibine itiraz edememiş olması sebebiyle borçlu olmadığı parayı icra dosyasına ödemek zorunda kaldığını, davacı yan kötü niyetli olup;
haksız, hukuka aykırı açtığı icra takibinde, deprem nedeniyle itiraz edilemediğinden icra tehdidiyle ödenme yapıldığından açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasına davacı tarafın ödemiş olduğu 30.092,20 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte istirdadı ile dava değeri kadar davacının mal varlığına tedbir konulmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirkete ait ---- plakalı aracın, 30.12.2022 tarihinde ---- plakalı aracın şoförünün %100 kusurlu olması sebebiyle meydana gelen kazada hasar gördüğünü, davalı şirkete ait aracın mezkur kazaya istinaden uğradığı değer kaybı, hak mahrumiyeti ve bunlara dair rapor tanzim ücretlerinin davacı/borçludan tahsili için hakkında ---- İcra Müdürlüğü'nde ----- Esas numaralı dosyayla icra takibi yapıldığını ve davacı/borçlular tarafından itirazda bulunmaması üzerine takibin kesinleştiğini,
---- İcra Müdürlüğü'nde ---- Esas sayılı dosyası ile değer kaybı ve hak mahrumiyeti talebiyle başlatılan icra takibinde davacı borçlu tarafından icra dairesine ödeme yapılmış olup dosya kapatıldığını, bu nedenle huzurdaki dava konusuz kalmış olup reddedilmesi gerektiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da görüleceği üzere meydana gelen değer kaybı aracın kaza öncesi ve kaza sonrası rayiç değerlerinde ortaya çıkan satım farkına ilişkin olarak tespit olunacağı yönünde olduğunu,
bu nedenle bilirkişi raporunun mevcut emsal araçlar üzerinden kazaya uğramamış olsaydı satıldığında ortaya çıkacak olan zararın tazminin hesabı olarak rapor hazırlanması gerektiğini, düzenlenen ekspertiz raporlarının zarara sebebiyet veren kişi tarafından yatırılması gerektiğinin açık olduğunu, bu sebeple dosyadaki kazada kusurlu bulunan davacının yapılmış olan ekspertiz rapor ücretlerini yatırma yükümlülüğü bulunmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında, davacı/borçlunun, meydana gelen kaza sonucu haksız ve kusurlu olması nedeniyle davalı şirketin uğradığı maddi zararları karşılamakla yükümlü olduğu aşikar olduğunu, işbu nedenlerle,
söz konusu değer kaybı ve hak mahrumiyetine ilişkin tazminat tutarının ödenmemesi nedeniyle haklı olarak başlatılan icra takibinde davacının borçlu olduğu açıkça ortada olduğunu, arz ve izahına çalışılan nedenlere istinaden; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile, haksız yere ikame edilen davanın reddi ile davacı/borçlunun % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ---- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, -----Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Ekspertiz Raporu, (Uzman Görüşü) Kaza ve kazalı araç fotoğrafları, 10/12/2019 tarihli uzun dönem kira sözleşmesi, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava. 2004 Sayılı İİK'nin 72/7,8 maddeleri gereğince açılmış İstirdat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları ile hak düşürücü süre bulunup bulunmadığı incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmaya katılan davacı vekilinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine üzerine tahkikata geçilerek tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilmiş, deliller toplanıp incelenmiş ve tahkikat tamamlanmıştır. Karar duruşmasına katılan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizce davaya dayanak -----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden işbu dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosyaya kazandırılmıştır. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, icra dosyalarının infaz edildiği ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı tespit edilmiştir.
Davacı icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı paranın gerçekte verilmesinin gerekmediği iddiası ile iadesini /istirdatını istemektedir.Öncelikle davanın yasal dayanığının hatırlatılmasında yarar vardır.
2004 Sayılı İİK'nin 72/7-8 madde ve fıkralarında " Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde ,umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tespit ve istirdat davaları ,takibi yapan icra dairelerinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi ,davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.
Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur" düzenlemesi bulunmaktadır. İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İlk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. İkinci şart ise, maddi hukuk bakımından aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehditi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (İİK.m.72/7).
İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus daha vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde istirdat davasının açılması gerekir (İİK.m.72/7.) Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte bir yıllık istirdat davası açma süresi başlar.Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda;
davalı şirket tarafından davacı kooperatif aleyhinde ---- İcra Dairesinin---- Esas sayılı dosyası üzerinden davalının maliki olduğu ---- plaka sayılı araç ile davacı kooperatifin malik/işleteni olduğu ----- plakalı motorlu taşıtların 30/12/2021 tarihli maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tahsili için genel haciz yoluyla takip başlatıldığı ve dosyanın infaz edildiği sabittir.
Mahkememizce taraflarca gösterilen ve sunulan tüm deliller incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Bu kapsamda 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd maddeleri gereğince meydana gelen kazaya ilişkin olarak davalının maliki olduğu araçtaki hasar ve değer kaybı konusunda rapor düzenlenmesi istenmiştir.
Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen raporda kazada kusurun % 100 oranında davacının malik ve işleteni olduğu---- plakalı araç sürücüsünde olduğu, davalının maliki olduğu araçtaki hasar onarım bedelinin 17.090,70 TL , değer kaybı bedelinin ise 15.000,00 TL olacağı yönünde tespit ve görüşlere yer verilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek beyan ve itirazları da değerlendirilmiştir.
Yalnız somut olayda dosyaya sunulan ve davalının da inkar etmediği 10/12/2019 tarihli uzun dönem kira sözleşmesi ile davalının kazaya karışan aracını davacıya 36 ay süreyle kiraladığı ve kazanın da bu süre içinde gerçekleştiği görülmektedir. Buna göre her iki aracın kaza tarihinde davacının uhdesinde ve hukuken davacının işletilmesinde oldukları açıktır.
Zira 2918 sayılı KTK'nin 3 üncü maddesi gereğince işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.
Görüldüğü üzere davalının aracının da uzun süreli kiralama nedeniyle işleteni davacıdır. Şu halde sözleşme içeriğine ve işini niteliğine bakıldığında davalının kaza nedeniyle değer kaybı talebinde bulunabileceği ancak araç zaten hukuken ve fiilen davacının tasarrufunda ve kullanımında bulunduğundan kayıt maliki davalının ikame araç bedeli talep edemeyeceği değerlendirilmiştir.
Davalı tarafından yapılan takibin dayanağında gösterilen değer kaybı ve mahrumiyet bedeline ilişkin miktarların haricen alınan uzman raporuna dayandığı tespit edilmiş ve Mahkememizce resen seçilen bilirkişiden alınan rapordaki veriler benimsenmesi ve dikkate alınması sonucunda 15.000.00 TL değer kaybı üzerinden faiz, harç ve vekalet ücreti ile ekspertiz gideri oranı hesaplanmak suretiyle davalının gerçekte hak ettiği miktarın 19.113,99 TL olduğu, mahkememizin kabulüne göre asıl alacak olarak fazladan istenen 5.000,00 TL değer kaybı ve 4.000,00 TL ikame araç bedeli ve ferileri de 10.978,21 TL olarak bulunmuştur.
Bu hesaplamaların Anayasanın 141/1 ve HMK'nin 30 ve 266. maddesi gereğince hakimlik bilgi ve tecrübesine göre bizzat yapıldığı da ifade edilmelidir.
Binaenaleyh, davacının davasını hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsenen bilirkişi raporu ve özellikle sözleşme ilişkisi ve icra dosyası kapmasına göre yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre kısmen ispat ettiği ve bir miktar paranın verilmesinin gerekmediği sonuç ve kanaatiyle;
davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile 2004 Sayılı İİK'nin 72/VII ve 72/VIII. maddeleri gereğince ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasına davacı borçlu tarafından yatırılan 10.978,21 TL'nin 14/02/2023 tarihinden itibaren TTK'nin 16/1 maddesi gereğince tarafların tacir sıfatına göre işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya itasına, fazlaya ilişkin ( 19.113,99 TL) talebin ise reddine karar verilmiştir.
(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, İİK,72/7,8, KTK,3, HMK, 25, 26,27, 29, 30,31 187/1, 190, 198, 266 vd, 282 ) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu ve oranı (kabul-ret) esas alınarak belirlenmiştir.
Bu kapsamda dava tarihi itibarıyla ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de kabul ve ret oranına göre karşılıklı olarak taraflardan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26 ve 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/213, K. 2024/618, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama