İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/721 K.2025/64

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2023/721Karar2025/64Tarih22 Ocak 2025Okuma21 dk · 4.217 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/721
Karar No
2025/64
Karar tarihi
22 Ocak 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.217 kelime·21 dk okuma·20 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/721

KARAR NO : 2025/64

DAVA

Tazminat (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 26/10/2023

KARAR TARİHİ : 22/01/2025

Tarafları yukarıda belirtilen dava hakkında Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından davalılar -----. aleyhine ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları: ''...

KONU

1. Müvekkil tarafından satıcısı davalı ---- imalatçısı/ithalatçısı ---olan ---- plakalı ----- marka, ----- model, ------ şasi numaralı sıfır kilometre olarak satın alınan tırın ayıplı olması nedeniyle mezkur aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde; karar tarihindeki araç kasko bedelinin işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkile ödenmesi,

2. 6100 sayılı Hukuk Yargılama Yasası Md. 107 uyarınca, toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarı belirlenerek(fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere); yukarıda bahsedilen aracın ayıp nedeniyle kullanılamadığı günler için "araç mahrumiyet bedelinin" arıza tarihinden itibaren işleyecek Kamu Bankalarınca 1 yıl vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ilişkin maddi tazminat talebimizden ibarettir.

HARCA ESAS DEĞER

1 numaralı talebimiz için; maktu harç. 2 numaralı talebimiz için; Belirsiz alacak davası hükümlerine tabi olarak; Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 Euro karşılığı (kur:29,808) 29.808,00 TL.

AÇIKLAMALAR

A. HUKUKİ İHTİLAFIN ÖZETİ

1- Davacı müvekkil, ithalatçısı/imalatçısı davalılardan----- Şirketi (Bundan böyle "-----" olarak anılacaktır.), satıcısı davalılardan ----Bundan böyle "-----" olarak anılacaktır.) olan --- plakalı ----- marka, ----- model,------ şasi numaralı sıfır kilometre tırı 01.12.2022 tarihinde satın almıştır. (Ek-1 Satın Alma İşlemine Dair Fatura). Davalılar satın alma işleminden yaklaşık 1 ay sonra 04.01.2023 tarihinde aracın devrini gerçekleştirmişlerdir.

2- Mezkur araç, 11/05/2023 tarihinde motor kaynaklı arızalanmış ve derhal davalılara bildirim yapılmıştır. Araç ----- tarafından servise çekilmiştir. (Ek-2 ----- servis kayıtları) Araç, serviste tamiri yapıldıktan 10 gün sonra 21/05/2023 tarihinde yine motor kaynaklı arıza sebebiyle yolda kalmıştır. Durum derhal davalılara bildirilmiştir. Araç bu kez ---- tarafından----- çekilmiştir. Araç, servis tamiri yapıldıktan sonra yük ile seyrine devam ederken 10.06.2023 tarihinde ----- ülke sınırları içerisindeyken tekrar motor kaynaklı arızalanmış ve çalışmamıştır. Durum derhal davalılara bildirilmiştir. Davalı ----- tarafından araç çekici ile 16/06/2023 tarihinde ---- (---- ----) yetkili servisine çekilmiştir ve halen serviste beklemektedir.

3- Davalı ---- tarafından mezkur araca çekici ile --- -----’a getirilirken Karayolları üzerindeki köprü ve üst geçitlere çarpılmak sureti ile hasar verilmiştir. (Ek-3 Aracın üst geçitlere çarpması sonucunda üst kısımlarının hasar gördüğüne dair video, fotoğraflar) (Ek-4 Tunalar ---- tarafından düzenlenen aracın ----- tarafından çekici ile getirilirken üst geçit ve köprülere çarpılmak sureti ile kupa kısmı hasarlı olduğuna dair tutanağı). Aracın davalılar hakimiyetinde iken oluşan zararlarına dair tüm haklarımızı saklı tutarız.

4- Araç 18/06/2023 tarihinden bu yana 130 gündür serviste onarımını beklemektedir. Bu süreçte Müvekkil şirket yetkilisi mütemadiyen davalılar ile görüşerek mağduriyetinin giderilmesini istemiş, sıfır km olarak satın aldığı aracın sürekli arızalanması nedeniyle araçtan beklediği faydayı elde edemediği, aracın motorunun çalışamaz durumda olduğunun anlaşıldığı ve aracın servise çekilirken davalılar tarafından hasarlandığı nedenleri ile aracın ayıpsız misli ile değişimini talep etmiştir. Davalılar, Müvekkilin haklı olduğunu, mağduriyetin giderileceğini söyleyerek Müvekkili oyalamışlardır.

5- Müvekkil, lojistik sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğundan aracın çalışmadığı her gün zarara uğramaktadır. Müvekkil, davalıların kendisini oyaladığını anlaması üzerine 06.09.2023 tarihinde -----. Noterliği'nin ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aracın ayıpsız misli ile değişimi olmadığı takdirde rayiç bedelinin ödenmesi ve aracın çalışmadığı günler için mahrum kalınan kazanç kaybının kendisine ödenmesini ihtar ederek davalıları temerrüde düşürmüştür. (Ek-5 İhtarname)

6- Davalılarca ihtarnameye karşı müspet bir cevap verilmemesi nedeniyle dava şartı arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ve bu süreç de olumsuz neticelenmiştir. (Ek-6 Dava şartı arabuluculuk anlaşmama e-imzalı son tutanağı)

7- Yukarıda izah edilenler ışığında Müvekkilin mağduriyetinin bir an evvel giderilebilmesi için huzurdaki davayı ikame etmek zarureti hasıl olmuştur.

B. HUKUKİ GEREKÇELERİMİZ

1- Mezkur araçta ortaya çıkan ayıptan satıcı sıfatı ile Muhatap ---- ve imalatçı/ithalatçı sıfatı ile Muhatap “-----” Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) 219 vd. hükümleri doğrultusunda müteselsilen sorumludur.

2- Mezkur araç 01.12.2022 tarihinde satın alınmıştır. Araçtaki arıza ise garanti süresi içinde muhtelif tarihlerde meydana gelmiştir. Söz konusu arıza, araç kullanıcısının hiçbir kusuru sorumluluğu olmaksızın, tamamen üretim kaynaklı olup, araç seyir halindeyken meydana gelmiştir. Nitekim aracın servis kayıtları incelendiğinde bu durum anlaşılmaktadır. Kaldı ki davalı ----- yetkili servisi tarafından tutulan Ek-4'te sunulan tutanakta aracın motor yatak sardığı tespitinde bulunmuştur. Bu hasarın gizli ayıp niteliğinde olduğu izahtan varestedir. Araçtaki arıza gizli ayıp niteliğinde olup ayıplı maldan sorumluluk Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesinde;

"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." şeklinde düzenlenmiştir.

3- Satıcının ayıplı maldan doğan sorumluluğu karşısında alıcının sahip olduğu seçimlik haklar da yine TBK' da açıklanmıştır. TBK'nın 227. maddesinde;

"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.

2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.

3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere

satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.

4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir.

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında benzer durumlarda aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiştir.

................

4- Yukarıda izah olduğu biçimde, araçta meydana gelen arıza ayıp hükümlerine tabi olmakla, ayıp neticesinde müvekkil şirket, davalılarla iletişime geçerek araçta ortaya çıkan ayıbı derhal bildirmiştir.

Müvekkilin seçimlik hak olarak kullandığı hakkı aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde; aracın karar tarihine en yakın tarihteki rayiç bedelinin ödenmesidir.

C. MEZKUR ARACIN YETKİLİ SERVİSTE BEKLEMESİ NETİCESİNDE MEYDANA GELEN TİCARİ KAZANÇ KAYBI - ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ TALEBİMİZ

1- Müvekkil firma uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösteren bir firma olup, mezkur araç müvekkil şirketin ticari faaliyetlerini yerine getirmek üzere kullandığı araçtır. Mezkur araç 18.06.2023 tarihinde yetkili servise çekilmiştir.

2- Sayın Mahkemece de takdir olunacağı üzere; müvekkil şirket arıza yapan aracını ticari faaliyetlerini yerine getirmek üzere satın almıştır ve ayıplı aracın muadili bir aracını çalıştırdığı gün başına 300 EURO - 500 EURO (üç yüz avro ile beş yüz avro) arası kazanç elde etmektedir. Müvekkile satılan ayıplı aracın arıza sonucu 130 (yüz otuz) gün boyunca yetkili serviste kalması, şirketin göz ardı edilemez ticari kazanç kaybı yaşamasına sebebiyet vermiştir.

3- Araçtan mahrumiyet tazminatının hesaplanmasında hususi araç-ticari araç ayrımı önem arz etmektedir. Zira hususi araç söz konusu olduğunda varsa ikame araç bedeli, yoksa aracın olmaması sebebiyle oluşan giderler dikkate alınırken; Mezkur araç gibi ticari araç olması durumunda bunlara ek olarak ticari kazanç kaybının da hesaba dahil edilmesi gerekmektedir. Bu hususta Yargıtay'ın bir çok kararında yer aldığı üzere;

................

4- Aracın ticari işletmeye ait bir araç olduğu da düşünüldüğünde müvekkil şirketin aracı kullanamadığı günler sebebiyle yaşadığı kazanç kaybının tam ve kesin olarak belirlenememesi sebebiyle HMK m. 107 gereğince bu hususta yapılacak tespit sonucu artırılmak üzere müvekkil şirketin uluslararası taşımacılık sektöründe ticari faaliyetler göstermesi nedeniyle zarar tarihinden itibaren EURO üzerinden tespit edilecek ve arıza tarihinden itibaren işleyecek Kamu Bankalarınca 1 yıl vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle işletilecek kazanç kaybının davalılar tarafından müteselsilen giderilmesini talep etme gereği hasıl olmuştur.

5- Sayın Mahkemenin şu hususta dikkatini çekmek isteriz. Müvekkilin zararı ayıpsız aracın kendisine teslim yahut rayiç bedelin ödenmesi tarihine dek devam edecektir. Bu doğrultuda Müvekkilin kazanç kaybının KARAR TARİHİNE dek hesaplanmasını talep ederiz.

(Aksi kanaat hakim olur ise aracın ayıpsız misli ile değişimi yapılana yahut rayiç bedeli ödenene dek Müvekkilin kazanç kaybı devam edeceğinden bu husustaki fazlaya dair haklarımızı saklı tuttuğumuzu bildiririz.) Açıklanan nedenlerle; müvekkile ait ----- plakalı araçta TBK m. 219 ve devamı maddeleri uyarınca mevcut ayıp neticesinde aracın ayıpsız misli ile değişimi olmadığı takdirde karar tarihine en yakın tarihteki rayiç bedelinin ödenmesi ve “kazanç kaybı” zararlarına ilişkin tüm kalemlerin Sayın Mahkemenizce tayin edilecek bilirkişiler tarafından hesaplanarak davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğmuştur.

................

NETİCE-İ TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve Sayın Mahkemece re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerden ötürü, Fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla,

1- Haklı davamızın KABULÜNE,

2- Müvekkil şirkete ait ---- plakalı ARACIN AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞİMİ, olmadığı takdirde KARAR TARİHİNDEKİ ARAÇ KASKO BEDELİNİN İŞLEYECEK İHTARNAMENİN TEBLİĞİ TARİHİNDEN İTİBAREN TİCARİ AVANS FAİZİ İLE BİRLİKTE DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİNE, tespit edilecek araç bedelinin icra kabiliyetine uygun olarak kararda mutlaka belirtilmesine,

3- Sayın Mahkemece aksi kanaat hakimse; Müvekkil şirkete ait ----- plakalı ARACIN AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞİMİ, olmadığı takdirde DAVA TARİHİNDEKİ ARAÇ KASKO BEDELİNİN İHTARNAMENİN TEBLİĞİ TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYECEK TİCARİ AVANS FAİZİ İLE BİRLİKTE DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİNE, tespit edilecek araç bedelinin icra kabiliyetine uygun olarak kararda mutlaka belirtilmesine,

4- Müvekkil şirkete ait aracın 130 gün ve karar tarihine dek geçecek günler de dikkate alınarak şirketin ticari faaliyetlerini yürütmek için kullanılamaması sebebiyle meydana gelen KAZANÇ KAYBININ EURO cinsinden (Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 Euro karşılığı 29.808 TL) uzman bilirkişi marifetiyle hesaplanarak ZARAR TARİHİNDEN KARAR TARİHİNE KADAR İŞLEYECEK OLAN KAMU BANKALARINCA 1 YIL VADELİ EURO MEVDUATINA UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZİ İLE BİRLİKTE DAVALILARDAN MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİNE,

...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak ---- plakalı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, olmadığı takdirde karar tarihindeki araç kasko bedelinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; aksi halde ---- plakalı aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine,

olmadığı takdirde dava tarihindeki araç kasko bedelinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve ayrıca aracın 130 gün ve karar tarihine dek geçecek günler de dikkate alınarak davacı şirketin ticari faaliyetlerini yürütmek için kullanılamaması sebepleriyle meydana gelen kazanç kaybından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ve şimdilik 1.000 EURO karşılığı 29.808 TL olmak üzere EURO cinsinden hesaplanacak kazanç kaybının zarar tarihinden karar tarihine kadar işleyecek Kamu Bankalarınca 1 yıl vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek faiziyle

birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.

Mahkememizin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davanın tensibiyle birlikte dava değerinin misliyle değiştirilmesi talep edilen aracın fatura bedeliyle talep edilen tazminat tutarının toplamı olduğu belirlenerek eksik harcın ikmal edilmesi için verilen süreye bağlı olarak 16/11/2023 tarihli sayman mutemedi alındısı ile 37.059,95 TL eksik harç ikmal edilmiştir.

Tensiben belirlenen söz konusu dava değerine ve harç ikmaline bağlı olarak 28/12/2023 tarihli ara karar ile dosya dava değerine bağlı olarak heyete tevdi edilmiş olup, "heyete tevdi nedeniyle ek tensip tutanağı" başlıklı 03/01/2024 tarihli ek tensip düzenlenerek dilekçe teatisi tamamlanmıştır.

İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre ----- Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası --- ve arabuluculuk numarası ----- numaralı yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından 17/10/2023 tarihli son tutanak düzenlendiği, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekili duruşmada da dava dilekçesini aynen tekrar etmiştir.

Davalı ---- vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada tekrar edilen cevap dilekçesi ile müvekkili şirketin ----- yetkili satış ve servis bayisi olup, üretimden kaynaklandığı iddia olunan bir ayıba karşı sorumlu olmasının söz konusu olmadığı ileri sürülerek husumet itirazında ve müvekkili şirketin adresinin ----- olması nedeniyle ---- Tüketici Mahkemelerinin yetkili olduğu ileri sürülerek göreve ve yetkiye ilişkin itirazda bulunduktan sonra esası hakkında ise dava konusu aracın 01/12/2022 tarihinde müvekkili şirketten satın alındığı, tam ve eksiksiz olarak teslim edildiği savunularak esas yönünden de davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.

Davalı -----. vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada da tekrar edilen cevap dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları:

"...

KONU

Davaya cevaplarımızın ve bir kısım delillerimizin sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Aşağıda açıklanan sebeplerle Davacının iddialarının ve buna dayanan taleplerinin kabul edilmesi mümkün değildir.

CEVAPLARIMIZ

1- Herhangi bir şekilde ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkil şirket -----husumet yöneltilemez;

Müvekkil şirket-----Davacı ile arasında herhangi bir satım akdi bulunmamaktadır. Diğer yandan, satıcı ile üretici ya da ithalatçının müteselsil sorumluluğu sadece 6502 sayılı Kanunda tüketiciler lehine düzenlenmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta 6502 sayılı Kanun uygulama alanı bulamayacaktır. Ayrıca, anılan müvekkil ile Davacı arasında herhangi bir hizmet akdi de bulunmamaktadır. Bu itibarla, imalatçı olan müvekkil firmanın müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir.

Gerçekten, TTK m.23 atfıyla TBK m.207 vd. hükümlerinde de, malın ayıbı nedeniyle sorumlu tutulan sadece satıcı olup, satış sözleşmesinin tarafı olmayan imalatçının müteselsil sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. Gerçekten, alıcının seçimlik haklarını düzenleyen TBK m.227 hükmünde, söz konusu seçimlik hakların sadece satıcıya yöneltilebileceği belirlenmiş olup, üretici/ithalatçının sorumluluğundan bahsedilmemiş olduğu gözden kaçırılmamalıdır.

Dava konusu aracın satıcısı, müvekkil şirket ----olmayıp, müvekkil şirket dava konusu aracın satış işlemine taraf değildir. Bu itibarla, müvekkil şirketin taraf olmadığı bir sözleşmenin konusunu teşkil eden maldaki ayıp iddiasından dolayı sorumlu tutulması hukuken mümkün olmayıp, davanın her halükarda husumet yönünden anılan müvekkil şirket lehine reddi gerekmektedir.

2- Dava konusu araç ticari garanti şartlarına tâbi bulunmaktadır;

---- ve Servis Kılavuzunda belirtildiği üzere, satın alınan ----- aracın ticari veya mesleki amaçlı kullanılması halinde, "Ticari Garanti Şartları" ----- celbini talep ederiz) geçerli olacak ve malın garanti süresi içinde, gerek malzeme, gerekse montaj ve tasarım hatalarından dolayı arızalanması halinde, işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep edilmeksizin tamiri yapılacaktır.

Görüldüğü üzere, ticari garanti kapsamında, müvekkil şirket, sadece aracın ücretsiz onarımından sorumlu olup, ticari bir satım söz konusu olduğu için, işbu davada Davacının, aracı satın alırken kabul etmiş olduğu ticari garanti esasları gereği hiçbir zaman için araç değişimi talep etme hakkının bulunmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Bununla birlikte, dava konusu araçta onarım işlemleri de Davacı taraf onay vermediği için tamamlanamadığından müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesi ise esasen mümkün değildir.

3- Dava konusu araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığı gibi ayıp olarak nitelendirilebilecek maddi bir hasar ya da eksiklik de söz konusu değildir;

Ayıba karşı tekeffül borcunu düzenleyen TBK m.219 uyarınca ayıptan söz edilebilmesi için, ayıp sonucunda şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkması gerekmektedir. Gerçekten, öğretide de, "satım akdinde kastedilen tahsis ve kullanma yönü bakımından onun değerini veya elverişliliğini kaldıran veya azaltan bir eksiklik bulunmalıdır" (-----).

Bu açıdan malın değeri düşmediği ve kullanılmaya elverişliliği etkilenmediği sürece, bir özürden bahsetmek mümkün bulunmamaktadır.

Nitekim doktrinde malın ayıplı sayılabilmesi için ayıbın önemli olması, şeyin değerinin veya elverişliliğin önemli surette azalması veya tamamen ortadan kalkması gerektiği, önemsiz ayıplardan dolayı ise satıcının sorumlu tutulamayacağı ifade edilmektedir -----Somut olayda ise, Davacının şikâyetleri onarımla giderilebilecek nitelikte olmasına karşın Davacı taraf izin vermediği için işlemler tamamlanamamaktadır.

4- Davacının talepleri yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca da- haksız ve hukuka aykırıdır;

Herhangi bir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, alıcılar için tanınan "bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme" şeklindeki seçimlik hakların, ayıbın ağırlığı ve/veya büyüklüğü dikkate alınarak TMK m.2.deki iyiniyet kuralları çerçevesinde kullanılması gerektiği kabul edilmektedir. Zaten dikkat edilirse, TBKda tanınan seçimlik haklar da, ayıbın ağırlığına göre belli bir sıralama içerisinde ifade edilmektedir.

Yargıtay HGK 07.06.2017 tarihli kararında, "…Ayıbın öneminin aracın kullanımına ve beklenen faydaya bir etkisinin olmaması, aracın ayıplı ve ayıpsız değeri arasındaki farkın araç bedeli nazara alındığında azlığı yani karşılıklı menfaatler dengesi ile hukukun temel prensibi olan hakkaniyet kuralları değerlendirilerek ayıp nedeni ile bedel indirimi veya tüketicinin diğer seçimlik haklarını kullanıp kullanmayacağının tespit edilmesi zorunludur. Somut olay, yukarda belirtilen ilke ve kurallar ışığında aracın bagaj kapağında 1500 TL değerindeki boyama işlemi değerlendirildiğinde ayıp nedeni ile bedel indirimine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir." demiştir. Yargıtay ---- H.D., 16.11.2017 tarih ve ----- kararında da bu hususu bir kez daha ortaya koymaktadır (Ek-1).

Somut olayda giderilmesi mümkün olan ancak kullanıcısı onay vermediği için şikâyetlerin giderilemediği bir araç bakımından Davacının taleplerinin TMK m.2ye aykırılık teşkil ettiği yukarıda değinilen Yargıtay kararları doğrultusunda dikkate alınmalı ve hakkaniyet ilkesine göre karar verilmelidir.Kaldı ki, onarımla giderilmesi mümkün olan şikâyetler bakımından araç değişiminin istenemeyeceği yargı içtihatları ile de sabittir (Ek-2)

5- Yukarıdaki itirazlarımız dikkate alınmaksızın araç değişimine karar verilmesi halinde, aracın her türlü borçtan ari bir şekilde iadesine karar verilmesi gerekmektedir;Nitekim Yargıtayın 13.06.2013 tarihli kararında "... Ayıplı olduğu gerekçesiyle iadesine karar verilen aracın mülkiyeti engelleyen sınırlandırılmalardan arındırılmış olarak davalıya iadesi gerekir.

Öyle olunca mahkemece bu husus gözetilerek davaya konu araç üzerinde rehin şerhi bulunup bulunmadığı kesin olarak saptandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir" gerekçesiyle Yerel Mahkemenin kararını bozmuştur.

30.9.2015 tarihli bir Hukuk Genel Kurul Kararında da, araç üzerinde rehin bulunup bulunulmadığının incelenmesi gerektiğini belirtmiştir (Ek-3, Yargıtay ---- HD. 13.06.2013 tarih ve ----- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ---- Müdürlüğü ve Vergi Dairesine müzekkere yazılarak araç üzerinde hak mahrumiyeti olup olmadığının, aracın muayenesinin yapılıp yapılmadığının, vergi borcu ve trafik cezası olup olmadığının sorulmasını talep ederiz.

6- Yukarıdaki itirazlarımız saklı kalmak kaydıyla, ayrıca aracın tramer kaydı sorgusunun da yapılarak, aracın herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı ya da araçta değer kaybına sebebiyet verecek bir durumun oluşup oluşmadığının da ayrıca tetkik edilmesi gereklidir. Zira, yukarıdaki tüm itirazlarımızın reddi ile davanın kabulüne karar verilmesi halinde, eğer ki araçta müvekkil şirketin bir kusurlu bir eylemi ya da fiili olmaksızın meydana gelmiş bir değer kaybı var ise, bunun tespit edilerek iadesi gerekecek, aksi durum Davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecektir. ................

NETİCE-İ TALEP

Yukarıda açıklanan sebeplerle, öncelikle husumet nedeniyle, aksi kanaat halinde esasa ilişkin nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış işbu davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. ..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. Davacı vekili tarafından cevaplara karşı ibraz edilen beyan dilekçesinin gerekli-yeterli kısımları: "...

A. DAVALI ----- CEVAPLARINA KARŞI BEYANLARIMIZ

1. Dava konusu aracın imalatçısı/ithalatçısı konumunda olan davalının ayıptan kaynaklı sorumluluğunun olmadığı iddiası hukuki mesnetten yoksundur.TBK’nın 49.maddesinde haksız fiil sorumluluğu. “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” şeklinde tanımlanmaktadır.Yargıtay----.

Hukuk Dairesi’nin 27.03.1995 tarihli ve ----- sayılı kararında: “…Davacı, zarar gören konumunda olup, bu zararın davalının ürettiği araçtaki yapım hatasından kaynaklandığı iddia edilmiştir. İddia ve somut olayın oluş biçimi itibariyle konu, imalatçının sorumluluğunu çağrıştırmaktadır. İmalatçının sorumluluğundan doğan tazminat davaları da, haksız eylemden doğan davalardaki yönteme göre çözümlenmelidir.” gerekçesine yer verilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.02.2002 tarihli ----- sayılı kararında “…Gerçekten taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi yoktur. Ancak öğreti ve uygulamada yapımcı ile zarar gören arasında böyle bir bağ olmasa bile yapımcının sözleşme dışı da sorumlu tutulabileceği benimsenmektedir.

Türk Hukukunda yapımcının sorumluluğuna ilişkin özel bir sorumluluk düzenlenmemişse de bu konuda Borçlar Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrası (Yeni TBK’de haksız fiil hükümleri) hükmünün uygulanması mümkündür. Sözü edilen fıkra hükmünde belirtildiği gibi ‘kusuru ile diğer bir kimseye zarar ika eden kişi o zararın tazminine mecburdur.’ açıklamasına yer verilerek tazminat talebinin kusurlu sorumluluk ilkelerine göre çözüleceğini kabul etmiştir.

Aynı kararda, “…Bir imalat, normal şartlar altında ve normal kullanma halinde, zarar vermeye elverişli ise, kural olarak ortada kusurun (hatanın) varlığını kabul etmek gerekir. Böyle bir malı piyasaya süren yapımcı tehlike yaratmış demektir.

Yapımcı bu tehlikenin gerçekleşmesini önlemek için gerekli önlemleri almamışsa, zararın gerçekleşmesi halinde bunu tazmin ile yükümlü olur…” açıklamasına yer verilmiştir.Netice olarak imalatçı/ithalatçı olan davalının Müvekkile karşı sorumluluğu bulunmaktadır.

2. Türk Borçlar Kanunu uyarınca doğan Müvekkil alıcının ayıp nedeniyle seçimlik haklarının "ticari garanti" kapsamında yalnızca onarım olarak kullanılabileceği iddiası kabul edilemez.

TBK. 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin düzenlemeler emredici değil düzenleyici hükümlerdir. Dolayısıyla taraflar, kendi aralarında kanundaki bu düzenlemelerin aksini kararlaştırabilir ve ayıp sorumluluğunu artırabilir, azaltabilir ya da kaldırabilirler. Ancak ayıp sorumluluğunu değiştiren bu anlaşmalar, tek yanlı irade beyanıyla kurulamayacak olup iki tarafın da karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanıyla kurulabilecektir. Bu manada satıcının tek yanlı olarak sorumsuzluk beyanları alıcıyı bağlamayacaktır. ----

Dolayısıyla davalı ----- "Garanti ve Servis Kılavuzu"nda tek taraflı düzenlemeleri Müvekkili bağlamayacaktır.

3. Dava konusu araçta ayıp olmadığı iddiası abesle iştigaldir.

Dava dilekçemizde araçtaki ayıba ilişkin süreç detaylı şekilde izah edilmiştir. Kısaca değinmek gerekirse; Müvekkilin sıfır km olarak satın aldığı araç mütemadiyen arızalanmış, sürekli servise gitmiş ve en sonunda yolda kalmıştır. Yolda kalan araç davalı tarafından çekici marifetiyle yetkili servise götürülürken araca üst geçitlere çarpmak sureti ile daha fazla zarar verilmiştir. Ayrıca araçtaki ayıp nedeniyle araç davalı yan uhdesinde olup yapılacak bilirkişi incelemesinde gerçekler ortaya çıkacaktır.

4. Dava konusu araç satın alındıktan kısa süre sonra mütemadiyen arızalanmış ve Müvekkilin ticari faaliyetlerini aksatmıştır. Araçtaki motordan kaynaklı ayıp ve davalıların aracı taşırken üst geçitlere çarpmak sureti ile verdiği zararlar düşünüldüğünde dava dilekçemizdeki kullandığımız seçimlik hak hakkaniyete ve Yargıtay içtihatlarına uygun düşmektedir.

Yargıtay ----. HD ---- Sayılı 23.05.2023 tarihli ilamında "İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satılan aracın 10 kez arızalandığı ve gizli ayıp olduğu, araçtaki ayıbın niteliği dikkate alındığında, davacının aracı kullanmaktan beklediği faydayı sağlayamadığı, önemli derecede gizli ayıp olduğu,

ayıbın niteliği dikkate alındığında davacının ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteyebileceği, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 227. maddesinin alıcıya bu hakkı tanıdığı gerekçesi ile aracın davacı tarafın kullanımdayken kaza yapıldığından değer kaybı depo edilmek suretiyle davanın kabulüne dava konusu aracın ayıplı olduğunun tespiti ile dava konusu ayıplı malın davacı tarafından üzerindeki tüm takyidatlardan ve trafik cezalarından ari bir şekilde davalıya iadesine, dava konusu yapılan aracın ayıpsız bir misliyle değiştirilmesine,

depo edilen miktarın karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.ONANMASINA" denmek sureti ile aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmiştir.

5. Davalı ----- cevap dilekçesinde aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmesi halinde aracın herhangi bir kazaya karışıp karışmadığı, araçta değer kaybına sebebiyet verebilecek bir durumun olup olmadığının tetkik edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Dava dilekçesinde delil olarak sunulan fotoğraf ve ekte sunulan videolardan anlaşılacağı üzere dava konusu araç, davalıların uhdesinde iken servise taşınma esnasında çekici üzerindeyken üst geçitlere çarpmak sureti ile zarara uğramıştır. Araçta meydana gelen kaza ve değer kaybının müsebbibi davalıların bizatihi kendileridir. (Ek-1 Araca verilen zarara ilişkin video ve fotoğraflar)

B. DAVALI ----- CEVAPLARINA KARŞI BEYANLARIMIZ

1. Yetki ve husumet itirazları yersizdir. 2. Davalı yan cevap dilekçesinde aracın tek bir sefer yetkili serviste onarım gördüğünü iddia etmişse de cevap dilekçesinde ekinde sunulan "araç geçmişi" isimli belgede aracın tam 6 kez servise gittiği anlaşılmaktadır. 3. Seçimlik hakka dair yukarıda verilen Yargıtay kararı ışığında taleplerimiz hukuka ve hakkaniyete uygundur.

NETİCE-İ TALEP

Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle,

1- Dilekçeler teatisi tamamlandığından ön inceleme günü belirlenmesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. Saygılarımızla. 01.04.2024

..."şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.

Ön inceleme duruşmasının yapıldığı 22/01/2025 tarihli duruşmada yapılan irdeleme, husumet itirazının kabulü ve tefrik işlemi gözetilerek söz konusu tutanağın gerekli-yeterli kısımlarının buraya aynen alınması uygun görülmüş olup, söz konusu 22/01/2025 tarihli ön inceleme duruşmasına ilişkin tutanağın gerekli-yeterli kısımları:

"...

Belirli gün ve saatte celse açıldı.

Davacı Vekili Av. ----, Davalı ----- duruşmaya katıldı. Başka gelen yok. Belli yerde açık yargılamaya başlandı.Ara kararına göre tebligatın yapıldığı ve sonuçta taraf teşkilinin sağlanmış olduğu anlaşıldı.Davacı vekilinden soruldu: dava dilekçemizi aynen tekrar ederiz, cevapları kabul etmiyoruz, dedi.

Davalı -----. vekilinden soruldu: cevap dilekçemizi aynen tekrar ederiz, dedi.

Davalı -----. vekilinden soruldu: cevap dilekçemizi aynen tekrar ederiz, dedi.

Tensip tutanağında da belirtildiği gibi davada HMK’nun 118 ila 186. Maddelerinde düzenlenen yazılı yargılama usulünün uygulanması gerektiği anlaşıldı.

Tensip ara kararlarının yerine geldiği anlaşıldı.

HMK-119-121 maddeleri uyarınca dava dilekçesi ve ekleri incelendi, Dava dilekçesi ve eklerinde herhangi bir eksikliğe rastlanmadı.

HMK-114-115 maddeleri uyarınca yapılan inceleme neticesinde öncelikle davalı -----adına ileri sürülen husumet itirazının karara bağlanması gerektiği anlaşıldı.

Söz konusu husumet itirazı yönünden ilgili vekillerden soruldu.

Davalı -----. vekili: cevap dilekçemizi ve husumet itirazımızı aynen tekrar ederiz, dedi.

Davacı vekili: dava dilekçemizi ve cevaba cevap dilekçemizi aynen tekrar ederiz, söz konusu davalı dava konusu aracın üreticisi ve ithalatçısı sıfatıyla sorumludur, dolayısıyla husumet itirazı yerinde değildir, husumet itirazının reddine karar verilmesini istiyoruz, dedi.

Davalı -----. hakkında açılan dava yönünden husumet itirazı yerinde görüldüğünden bu davalı yönünden yargılamanın bittiği bildirildi.

GGD.

Gerekçesi yazılacak kararda açıklanacağı üzere:

A)Davalı ---- hakkında açılan dava yönünden:

Husumet itirazının kabulü ile husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,

B)Diğer davalı ----. hakkında açılan dava yönünden:

Davanın tefrikine,

Ön inceleme duruşmasının tefriken tevzi olunacak yeni esas üzerinden yapılmasına,

Diğer dava hakkında verilen karar bu davalının ön inceleme duruşmasında irdelenecek itirazların değerlendirilmesine de etkili olacağından diğer dava hakkında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesine,

..."

şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.

Tefrik edilen dava Mahkememizin ---- Esasına tevzi edilmiş olup, 07/02/2025 tarihli tefriken tensip tutanağının bir örneği bilgi mahiyetinde bu dosyaya da alınmıştır.

Tefrik sonucu eldeki bu ----- Esas sayılı davanın tarafları yukarıda karar başlığında belirtildiği gibi davacısı ----- ŞİRKETİ olup, davalısı ise-------edilen davalı ----- arasındaki alım satıma konu ----- plakalı aracın belirtilen bu taraflar arasında alım satıma konu olduğunda bir ihtilaf bulunmayıp, dava aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak açılmış olduğundan alım satım sözleşmesinin tarafı olmayıp,

aracın üreticisi konumunda olan ve ---- Esas sayılı davanın tefrikten sonra tek davalısı durumuna gelen----- husumet itirazı yönünden 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesine ve taşınır satışına ilişkin 207 ila 236. maddeleri arasında yer alan düzenlemeler, bu kapsamda ayıptan sorumluluğa ilişkin 219 ve 223. maddeleri, Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 02/10/2023 tarih, ---- Esas ve ------ Karar sayılı ayıba karşı tekeffül hükümlerini düzenleyen TBK.

Madde 219 düzenlemesinde ayıptan üreticinin de sorumlu olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığına, davanın genel mahkemede görülmesi nedeniyle olayda Türk Borçlar Kanunu Hükümlerinin uygulanması gereğine, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayanılarak çıkarılan Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik hükümlerinin uygulanamayacağına ilişkin emsal nitelikte kararı, davanın taraflarına ve ticari nitelikte alım satım sözleşmesine dayalı olmasına nazaran ticaret mahkemesinin görevli olması ve TBK. hükümlerinin uygulanması gereği, buna göre de ayıptan sözleşmenin tarafı olan satıcının sorumluluğunun söz konusu olması,

tüketici mevzuatının uygulama yeri olmaması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin tarafı olmayan ve dava konusu aracın üreticisi olması nedeniyle husumetin yöneltildiği davalı ----- yönünden ileri sürülen husumet itirazının yerinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığından husumet itirazının kabulüne ve davanın bu nedenle reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Husumet itirazının kabulü ile husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine,

Maktu karar harcı 615,40 TL'nin, 26/10/2023 tarihli sayman mutemedi alındısı ile ödenen 509,05 TL peşin harç ile 16/11/2023 tarihli sayman mutemedi alındısı ile ödenen 37.059,95 TL harcın toplamı olan 37.569 TL'den mahsubu ile artan 36.953,60 TL harcın kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve istek halinde davacı tarafa iadesine,

Davacı tarafça yapılan harç ve yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

Davalı tarafça yapılmış bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,Davalı vekili için tarife gereğince belirlenen 30.000 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/721, K. 2025/64, 22 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No : 2023/721
  4. Karar No : 2025/64
  5. Dava
  6. Dava Tarihi : 26/10/2023
  7. Karar Tarihi : 22/01/2025
  8. Gereği Görüşülüp Düşünüldü
  9. Konu
  10. Harca Esas Değer
  11. Açıklamalar
  12. A. Hukuki İhtilafın Özeti
  13. B. Hukuki Gerekçelerimiz
  14. Netice-i Talep
  15. Konu
  16. Açıklamalar
  17. Cevaplarımız
  18. Netice-i Talep
  19. A. Davalı ----- Cevaplarına Karşı Beyanlarımız
  20. B. Davalı ----- Cevaplarına Karşı Beyanlarımız
  21. Netice-i Talep
  22. Ggd.
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/721
Karar No
2025/64
Tarih
22 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/721 K.2025/42
  • İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/721 K.2024/921
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/723 K.2025/1
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/724 K.2025/22
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/724 K.2025/27
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/726 K.2025/24

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.