KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/403
- Karar No
- 2025/550
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
Karar Metni
1.662 kelime·8 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/403
KARAR NO : 2025/550
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 07/06/2024
KARAR TARİHİ : 27/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı ile davalı arasında 01.05.2016 tarihli Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi yapıldığı, bu sözleşmede davalı yan tarafından araç servisinde kullanılacak olan madeni yağlardan yılda 5.400,00-kg olmak üzere 5 yılda toplam 27.000-kg Mobil markalı benzinli motor yağını davacı şirketten satın almayı taahhüt ettiğini, bu taahhüt karşılığında davacı şirketin davalıya 32.000,00-TL destek verileceği kararlaştırıldığını ve davalının bu desteğin kullandırıldığı sözleşmede hüküm altına alındığını, sözleşmenin 01.05.2021 tarihinde sona erdiğini, davalının 5 yılda 16.877-kg ürünü satın aldığını, 10.123-kg madeni yağı satın almadığını,
bunun üzerine davalıya eksik ürünleri satın alması, aksi halde yatırım destek bedeli kadara cezai şartın talep edileceğine dair ----- Noterliğinin 06 Ekim 2021 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, davalının ihtarnameye cevap vererek, 2020 yılına kadar yıllık satın alma taahhüdünü yerine getirdiğini, sonrasında COVİD-I9 salgını ve pandemisi nedeniyle mücbir neden oluştuğunu, bu nedenle bu talebin kabul edilmediği bildirdiğini, bunun üzerine davalı aleyhine takip başlatıldığı,
davalının itirazı ile takibin durduğunu, davanın kabulü ile davalı borçlunun ----- İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı yanın itirazının kötü niyetli olması ve takibe konu alacağın da likit olması nedeniyle davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP : Davalı şirket tarafından 6100 Sayılı HMK'nin 126-131 maddeleri kapsamında süresinde cevap dilekçesi verilmemiştir. Davalı şirket ön inceleme duruşmasından sonra kendisini vekille temsil ettirmiştir. Davalı vekili davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları, 01/05/2016 tarihli Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi, ---. İcra Dairesi'ne Ait ------ Sayılı Dosyası, Ticaret Sicil Kayıtları, Vergi Dairesi Kayıtları, 2016-2021 Yıllarına ait BA-BS Formları, Ticari Defter ve Belgeler, İhtarnameler, Faturalar, Bilirkişi Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda ön inceleme duruşması açılarak taraf teşkilinin sağlandığının anlaşılmasına müteakip öncelikle resen incelemeye tabi başta dava şartı zorunlu arabuluculuk olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114. maddesinde sayılan genel ve özel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar da incelenip değerlendirilerek uyuşmazlık belirlenmiştir.
Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanmış, incelenip değerlendirilmiş, tüm tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Öncelikle davaya esas ---- İcra Dairesi'ne Ait ------ Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği çıkarılarak dosyaya konulmuştur. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür.
2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır.
İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----- İcra Dairesi'ne Ait ------ Esas davalı-borçlu hakkında satış sözleşmesi kapsamında Madeni Yağ Bayilik Sözleşmesi kapsamında verilen yatırım destek bedelinin sözleşmeye aykırılık nedeniyle iade edilmesi için davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığı , ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak yasal süresi içinde borca yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir.
Mahkememizce açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösteriler deliller ve davanın niteliği gereği resen toplanması gereken deliller toplanmış ve öncelikle 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen Bilirkişi SMMM ---- tarafından her iki tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 12/05/2025 tarihli
raporda özetle; davacı ve davalı tarafından ibraz edilen 2016-2017-2018-2019-2020-2021 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbiri doğruladığı, ticari defterlerinin Kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı-davalı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetleri Sayın Mahkemeniz takdirinde olduğu, Tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, taraflar arasında yapılan sözleşmede, davalının davacıdan 27.000.-Kg ürün alım taahhüdü verdiği ancak yapılan incelemede, davalının davacıdan 9.915,41.-kg eksik ürün satın aldığı,
Taraflar arasında yapılan Sözleşmenin 6.5 maddesi gereğince davalının yatırım bedeli kadar cezai şart ödemeyi kabul ettiği, ilgili sözleşmede yatırım destek bedelinin 32.000.-TL olduğunun yazdığı, davacının davalıya 1 adet hidrolik ve bir adet lift vererek ve davalıya ait servisin dış cephe kompozit kaplama ve markalama çalışmalarına istinaden, yatırım destek bedeli olan 32.000.-TL’nin kullanıldığı, taraflar arasında yapılan sözleşmenin geçerli olduğunu Sayın Mahkemenin takdir etmesi halinde, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 32.000.-TL alacaklı olduğu, yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş; vaki beyan ve itirazlar gözetilmiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede, açıkça görüldüğü üzere taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ve takibe konu paranın sözleşme gereğince yatırım destek bedeli olarak davalıya verildiği ve davalının sözleşme gereğince alması gereken madeni yağın tamamını almadığı, bu açıdan davacının iddiasının doğru olduğu tartışmasızdır.
Ne var ki davalı süzesinde davaya cevap vermediği için iddiayı inkar ettiği kabul edilmekle birlikte, davalı taraf takibe itirazında, bilirkişi raporuna karşı beyanlarında ve duruşmalarda sözleşmeye pandemi koşulları nedeniyle oluşan ifa güçlüğü nedeniyle uyulamadığını savunmuştur.
Filhakika, sözleşmenin 01/05/2016 tarihinde beş yıllık süre için düzenlenmesi ve sözleşmenin sonunun tüm dünyada ve ülkemizde etkili olan koronavirüs hastalığı nedeniyle ilan edilen COVİD-19 pandemisi dönemine rastladığı, zira ülkemizde ilk vakıanın Sağlık Bakanlığı tarafından 11/03/2020 tarihinde açıklandığı ve hastalığın 27/11/2022 tarihine kadar etkili bir şekilde sürdüğü, sözleşme 01/05/2016 - 01/05/2021 tarihlerini kapsadığına göre son bir yıldan fazla bir süresinin pandemi dönemine denk geldiği, bu süreçte ülkemizde belirli aralıklarla sokağa çıkma yasakları uygulandığı,
gerek hükumet tarafından getirilen yasaklar, gerekse hastalığın toplumdaki sosyal, psikolojik ve ekonomik etkilerine bağlı ortaya çıkan bir dizi olumsuzluklar nedeniyle günlük hayatın yanında ticari iş, ilişki ve akışının da önemli oranda yavaşlayıp sekteye uğradığı bilinmektedir.
Buna göre Mahkememizce 6098 sayılı TBK'nin 136 vd maddeleri gereğince yukarıda açıklanan hususların ifa imkasızlığı olarak kabul edilmesi ve sözleşmeye göre asıl borca bağlı hak ve borçların sona erdiğinden davacının davalıdan sözleşmeye aykırılık nedeniyle talepte bulunamayacağı sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh; davacının yerinde görülmeyen davasının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd. 117/1, 136, 137, 138, TTK, 16/1, 18/2, 21,23, 83, 85, 89, HMK, 25, 26, 27, 30, 31, 33, 222/1,2,3 187/1,2, 146, 190, 198, 266 vd, 282, ) 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/403, K. 2025/550, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama