KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/501
- Karar No
- 2025/76
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
Karar Metni
3.146 kelime·16 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/501
KARAR NO : 2025/76
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/07/2021
KARAR TARİHİ : 23/01/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı adına kayıtlı ----- plakalı araca 08.02.2021 tarihinde seyir halindeyken davalılardan-----adına kayıtlı --- plakalı aracı kullanan ---- tarafından arkadan çarptığını, kaza sonucunda müvekkilinin aracının hasar aldığını bu nedenle de değer kaybının oluştuğunu, müvekkili oluşan kaza nedeni ile aracında meydana gelen değer kaybının tazmini amacıyla davalılardan ----- Sigorta şirketine başvurulduğunu ve hasar dosyası açıldığını, Sigorta şirketi tarafından müvekkiline toplam 3.244,00 TL ödendiğini, müvekkilinizin aracında meydana gelen değer kaybı bu miktardan oldukça yüksek olduğunu,
müvekkili yeni satın aldığı aracını evine götürürken kaza meydana geldiğiniaraç arkadan ağır hasar aldığını, davalı sigorta şirketinin de aracın sigorta eden olarak sorumlu olduğunu belirterek, davalarının kabulü ile, 1.000 TL değer kaybının 08.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP
Davalı ----. vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının talepleri zamanaşımına uğramış olup ayrıca dava görevli ve yetkili olmayan mahkemede dava açıldığını, davanın bu yönlerden reddini talep ettiklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmayıp davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddi gerektiğini, 06.04.2021 tarihinde davacı vekili ----- banka hesabına 3.244,00 -TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, 28.04.2021 tarihinde---- Şirketi'nin banka hesabına 3.244,71-TL hasar onarım bedeli ödemesi yapıldığını, 27.05.2021 tarihinde ----- Şirketi'nin banka hesabına 5.763,86-TL hasar onarım bedeli ödemesi yapıldığını,
yapılan ödemeler poliçe limiti hususunda önem arz ettiğini, poliçe vade tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Genel Şart hükümleri gereğince yapılan hesaplamada değer kaybı oluşmayacağından, başvurucunun değer kaybı talebi reddedilmesi gerektiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar Karayolları Trafik Kanunu ve Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğunu, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiş Trafik Sigortası Genel Şartları,
değer kaybı taleplerini maddi hasarlara ilişkin verilmiş poliçe teminatı kapsamında değerlendirmekle birlikte genel şart ekinde yer alan değer kaybı hesaplama esasları ve teminat dışı haller kriterleri getirilerek bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini belirttiğini, açıklanan sebeplerden dolayı değer kaybı talep edilen araç uyuşmazlık konusu kaza öncesi kazaya karıştığının tespiti halinde davanın reddi gerektiğini, aracın sonradan meydana gelmiş olan kazası neticesi tekrar değer kaybına uğraması mümkün olmadığını, davacı vekilince başvuru dosyasına hiçbir onarım faturası sunulmaması gerçek zararın ispatlanamadığını gösterdiğini,
TTK ve TBK’da gerçek zarar tanımlanmış olup uyuşmazlık konusu olay bakımından başvuran açısından ortaya çıkan zarar, aracın onarımı nedeniyle yapılan masraflara bağlı olarak mal varlığında meydana gelen azalma olduğunu, diğer taraftan, TBK madde 50/1’e göre zarar gören zararını ispatlamak zorunda olup zarar görenin zararın gerçekleştiğine dair soyut iddiada bulunması veya zararla ilgili zayıf ihtimali ortaya koyması ispat için yeterli olmadığını, kusur tespit raporları kaza tespit tutanakları kesin delil olmadıkları gibi bilirkişi raporu niteliğinde de olmadığını, kusur, derecesi ve dağılımı,
hatta olayın oluş şekli özel ve teknik bir çözümleme gerektirdiğini, bu nedenle talep konusu olayın çözüme kavuşturulması için kusur yönünden öncelikle bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti ancak ve ancak uzman bilirkişiler aracılığı ile yapılabileceğini, bu nedenle talep konusu olayda kusur durumu ve dağılımının tespiti için konusunda uzman bilirkişiler gerekirse Adli Tıp Kurumu Teknik Üniversiteler aracılığı ile bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davalı şirketin faiz sorumluluğu bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, avans faiz isteminin de haksız olduğunu,
araç işleteni tacir olmadığı ve araç tescil belgesinde aracın kullanım şeklinin hususi olduğu belirtildiği gibi somut olayda zarar gören 3. kişi konumunda olan başvuru sahibinin işleten ve davalı şirket arasında ticari bir ilişki bulunmamakta, tazminat talebi haksız fiilden kaynaklandığını, Karayolları Trafik Kanunu’nun tazminatın biçimi ile ilgili Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine gönderme yaptığı ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda da uygulanacak faizin yasal faiz olduğu dikkate alındığında başvuru sahibi vekilinin avans faiz isteminin reddi gerektiğini, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle;
huzurdaki haksız ve mesnetsiz başvurunun usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.Davalı kişiler ise cevap dilekçelerinde özetle;
yoğun trafikte seyir halindeyken trafiğin aniden durması sonucu frene bastığını ancak duramadığını dava konusu ----- plakalı araca arkadan çarptığını ve kendi araçlarının da hasar aldığını, ekspertiz raporuyla tespit edilen 3.244,00-TL sigorta şirketi tarafından ödendiğini, bu nedenle davanın 1.000,00-TL belirsiz alacak davası olarak açılmasının yersiz olduğunu, işbu davaya bakmakla görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek, davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini beyan ve talep etmişlerdir.
DELİLLER
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Trafik Tescil Kayıtları, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, ZMMS Poliçesi, Başvuru Belgeleri ve Hasar Dosyası, Banka Dekontu, Kaza ve kazalı araç fotoğrafları, Ekspertiz raporu, Bilirkişi Raporları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , Maddi Hasarlı Trafik Kazası Nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu araçta meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararının; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ZMMS poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince ZMMS poliçesi gereğince davalı sigorta şirketi ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten ve 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücü tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce ----- Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 08/02/2024 tarih ve ----- Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve süresinde yapılan başvuruya bağlı olarak Mahkememize tevzi edilip başlıktaki esasa kaydı yapıldığı ve hazırlanan tensip zaptının duruşma gün ve saatiyle birlikte taraf ve taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olduğu anlaşılmakla dosyanın incelenmesinde görevsizlik kararı veren mahkemece ön inceleme duruşması yapıldığı ve
tahkikat işlemlerinin yerine getirildiği tespit edilip Mahkememizce görevsiz mahkemece yapılan usul işlemlerinin tekrarlanmasına gerek görülmediğinden tahkikata kaldığı yerden devam edilmiş ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyada mukim belgelere göre ZMMS poliçesi yönünden sigortaya başvuru yapıldığı; arabuluculuk tutanağına göre de davalı sigorta şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve anlaşmazlık üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır.
Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Haksız fiil ise öğretide. Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır.
Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise,
“işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır.
İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Hasar onarım bedeli yönünden.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre davalının sorumlu olacağı gerçek zarar miktarının saptanması bakımından, davaya konu kazanın oluş biçimine göre hasar görmesi kaçınılmaz olan araç parçaları ile bu hasarların onarımı için gerekli parça ve işçilik bedellerinin belirlenmesi, hasar onarım bedeline göre tamirin ekonomik olup olmadığı ve tamirin ekonomik olmadığının tespiti halinde araç sovtaj bedeli ile aracın kazadan önceki rayiç bedelinin belirlenip gerçek zarar tutarının hesap edilmesi gerekmektedir.
Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir.
(Yargıtay ----HD'ni ----sayılı ilamı)
Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda. 28/02/2021 tarihinde saat 19.20 sularında-----Caddesi üzerinde davacının malik/işleteni , dava dışı -----sevk ve idaresindeki ---- plakalı hususi nitelikteki otomobil ile davalı ---- sevk ve idaresindeki diğer davalı --- maliki olduğu ----- plakalı hususi araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği sabittir.
2918 sayılı KTK'nin 81/2 maddesinde düzenlenen 'Yalnız maddi hasar meydana gelen kazalarda, kazaya dahil kişilerin tümü, yetkili ve görevli kişinin gelmesine lüzum görmezlerse, bunu aralarında yazılı olarak saptamak suretiyle kaza yerinden ayrılabilirler' hükmü gereği kaza sonucunda kazaya karışan araç sürücüleri tarafından Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 152/2 maddesinde açıklanan şekilde görüşlerinin de yazılı olduğu Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir.
Bu tutanağa ve sürücü beyanlarına göre vaki kazada kusurun KTK'nin 84/d maddesinde asli kusur olarak düzenlenen "arkadan çarpma" nedeniyle tamamen davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünde olduğu anlaşılmaktadır.
Haksız fiil niteliğindeki trafik kazasında kusurlu eylemiyle kazaya neden olduğu iddia edilen ----- plakalı hususi nitelikteki aracın kaza tarihi itibarıyla davalı sigorta şirketine 15/11/2020-15/11/2021 başlanğıç - bitiş tarihli araç başına maddi 43.000,00 TL limitli zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafın, 6918 Sayılı KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yaptığı anlaşılmış olup, davalı şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celp edilmiş durumdadır. Ayrıca davalı sigorta şirketi tarafından 3244.TL değer kaybı ödemesi yapıldığı taraflanın kabulündedir.
Somut olayda uyuşmazlığın temelinin meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile hasar onarım maliyetine göre meydana gelen değer kaybı zararının belirlenmesi halinde uyuşmazlığın çözüleceği aşikardır.
Bu kapsamda taraf vekillerinin iddia ve savunması kapsamında gösterdikleri deliller toplanmış ve uyuşmazlığın niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi ,belge ve kayıtlar dosyaya kazandırılmıştır.
Buna müteakip görevsizlik kararı veren mahkeme tarafından dava konusu uyuşmazlığın çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak delil niteliğinde bulunan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı ve olayın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamı nazarında kusur durum ve oranı ile hasar onarım miktarına göre oluşan değer kaybı bedeline ilişkin rapor düzenlenmesi için dosya ----- Bölge Adliye Mahkemesi Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen makine mühendisi bilirkişilere verilmiştir.
Bilirkişi raporlarına karşı yapılan itirazlar üzerine ek raporlar ve farklı bilirkişilerden rapor alınması yoluna gidilmiştir. Bunlardan Makine Mühendisi bilirkişi ----- tarafından hazırlanan 25/08/2023 tarihli raporda özetle ve sonuçta araçtaki değer kaybının 25.103,41 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından işbu dava HMK'nin 107.maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığından talep artırım dilekçesi verildiği müşahede edilmiştir. Ancak mahkemece işbu bilirkişi raporunun taraf ve taraf vekillerine tebliğine müteakip davalı sigorta şirketi vekilinince yapılan itirazlar üzerine ek rapor istenmiş ancak bilirkişi tarafından ek raporda kök raporunda sebat edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede öncelikle davalıya sigortalı araç sürücüsünün bilirkişi---- raporunda da belirlendiği üzere özellikle KTK'nin 84/d maddesinde düzenlenen arkadan çarpma asli kusurunu ihlal ettiği, kazanın tek sebebinin bu eylem olduğu ve böylece kazada davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu (%-100) kabul ve takdir edilmiştir. (TBK, 74/1, HMK.
266 vd, 282 Yargıtay -----.HD.----- Kazadan ve oluşan hasardan doğan değer kaybına gelince de, bilirkişi kök ve ek raporunda belirlenen hasar onarım bedelinin ve değer kaybının dosyada bulunan ve delil niteliği taşıyan ekspertiz raporu da gözetildiğinde kazanın meydana geliş şekline ve hasar durumuna göre parça ve işçilik yönünden hasar bedeli üzerinden aracın değer kaybının, davacının aracının markası, modeli ve kilometresine bakıldığında aracın kazadan önceki rayiç piyasa değeri ile kazadan sonraki piyasa değeri arasındaki 25.103,41 TL farkın günün ekonomik koşullarına göre kadri maruf olduğu anlaşılmış;
işbu raporun somut olaya ilişkin süregelen Yargıtay uygulamasına uygun ve yerinde olduğu, kaldı ki ülkemizde ikinci el araç piyasasının ekonomik ve sosyal koşullara göre çok değişkenlik gösterdiği bir ortamda değer kaybı hususunun ve miktarının da oldukça göreceli bir hal aldığı, bu nedenle değer kaybına ilişkin sürekli bilirkişi kök ve ek raporu alınmak suretiyle uyuşmazlıkların çözümünün geciktirilemeyeceği, usul ekonomisi ilkesi nazarında yargılamanın uzamasının gerek tarafların gerekse kamunun faydasına olmayacağı tespit edilmekle her halde anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceği kabul ve takdir edilmiştir.
Böylece somut olayda kusur, hasar ve değer kaybı yönünden gerekçeli hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu için benimsenen ----- tarafından düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları da gözetildiğinde, haksız fiil kapsamında gerçek zararın karşılanması ilkesinden hareketle; toplam değer kaybı zararının, yukarıda açıklanan yasal çerçevede zarar veren aracın sigortacısı sıfatıyla davalı sigorta şirketi ile malik ve sürücü tarafından müteselsil olarak tazmin edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Davacı vekili tarafından eldeki davanın HMK'nin 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve bilirkişi raporu doğrultusunda kısmi ödeme tenzil edilerek talep arttırım dilekçesi verilerek harcın tamamlandığı da görülmüş ve gözetilmiştir.
Binaenaleyh, davacının davasını yukarıda açıklanan yasal nedenlere göre TBK,49, 50/1,51/1,52/1, KTK,91/1, 85/1-son, 86/1 , 88/1 maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1 maddesi temelinde yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde.
TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri esaslarına göre esastan ispat ettiği ve davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; taleple bağlılık ilkesine göre eldeki olayda, olay haksız fiilden kaynaklandığından TBK'nin 117/2 maddesi ve HMK 107.maddesi gereğince arttırılan miktar dahil bedelin tamamına davalı gerçek kişiler yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 08/02/2021 tarihinden ;davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97. maddesi gereğince yapılan başvuruya bağlı olarak 2918 sayılı KTK'nin 99/1 maddesine göre hesaplanan sekiz iş günü sonrasına tekabül eden temerrüt tarihi,
talep ve olayda davalıya sigortalı araç hususi nitelikte olduğundan yasal faiz uygulanmasının gerekmesi ile poliçe teminat limiti de gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile.
21.859,41 TL değer kaybı tazminatının, davalı gerçek kişiler yönünden kaza/ haksız fiil/ temerrüt tarihi olan 08/02/2021 tarihinden ; davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nin 97 ve 99/1 maddelerine göre temerrüt tarihi olarak belirlenen 06/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte (davalı sigorta şirketinin araç başına maddi 43.000,00 TL poliçe teminat limitiyle sınırlı/sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
(AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 81/2, 84, 85, 86, 88, 91, 97,99, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesi, TBK, 49, 50/1,51,52/1, 74, 117/2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17, TTK,16/1, 1401 vd, 1483 vd, HMK, 25, 26, 27, 29, 30,31,33, 107, 146, 187/1-2, 190, 194, 198, 266 vd, 282 )
6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1-3 maddeleri gereğince davanın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve yapılan tüm giderlerin ortak olması nedeniyle tamamından aleyhinde hüküm verilen ihtiyari dava arkadaşı konumundaki davalılar müteselsil olarak sorumlu tutulmuştur.
Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında tutanağın tarafı olan ve aleyhinde hüküm verilen sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/501, K. 2025/76, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama