KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/632
- Karar No
- 2024/575
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2024
Karar Metni
1.005 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/632
KARAR NO : 2024/575
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 19/12/2023
KARAR TARİHİ : 13/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı şirket nezdinde 22.06.2021 başlangıç ve 22.06.2022 bitiş tarihli, ------ poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu --- ---- sevk ve idaresinde iken park halinde olan davalı ---- maliki olduğu ----- Plakalı araca çarptığını ve hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, taraflar arasında kaza tespit tutanağının tutulduğunu, davalının, davacı şirkete başvurması sonucu davalı tarafın vekiline ekspertiz raporları uyarınca 4.000,00 TL değer kaybı tazminatı 15.06.2022 tarihinde, 8.832,84 TL araç hasar tutarının ödendiğini,
davalının Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu ve eksik ve hatalı olarak tespit edilen değer kaybı ve hasar bedeli tazminatı talep ettiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararına istinaden fazla ödenen bedelin iadesi için davalı vekiline rücu mektubu gönderildiğini ancak davalı tarafından davacıya dönüş yapılmadığını, davacı şirket, yasal düzenlemeler gereği yapılan fazla ödemenin iadesi ve tahsili amacıyla davalı aleyhine ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasında 2.600,00 TL asıl alacak 279,52 TL işlemiş yasal faiz olmak üzere toplamda 2.879,52 TL tutarlı ilamsız icra takibi başlatıldığını,
davalı tarafından takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, bu nedenlerle davalı tarafın takibe, asıl alacağa, faize ve bilcümle takibe ilişkin haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalı tarafın alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen herhangi bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
SAFAHAT
---- Asliye Hukuk Mahkemesi ----- esas ----- karar sayılı ilamıyla davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı vermiş olup, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin açtığı itirazın iptali davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde,bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. maddesinin 2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara, Ticaret Mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesine göre tarafların sıfatına veya bir ticari işletme olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari dava olarak sayılan davalar mutlak ticari dava; tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalar ise nispi ticari davadır.
Somut olayda uyuşmazlık 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısının haklarına halef olması sebebiyle açılmış itirazın iptali davasıdır.
TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı dava, aslında bir tazminat davası olup, aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır.
Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ----- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.
17.01.1972 gün ve ---- sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Türk Borçlar Kanununun 52. Maddesine de dayanabileceği; sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 gün ve ----- sayılı kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği dâvada hukuk mahkemesine başvurması gerekir."Yukarıda belirtilen kanun maddeleri ve anılan içtihatlar ışığında somut olaya gelindiğinde; davacı ve davalı arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı, sigortalının tacir olmadığı,
uyuşmazlığın haksız fiile dayalı itirazın iptali davası olduğu anlaşıldığından ve davanın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesinde görülüp ---- Mahkemesi arasında görev uyuşmazlığı çıktığı anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin ----Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar vermek gerekmiştir.(Aynı yönde ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----.Hukuk Dairesi 30.01.2017 tarih ----- sayılı ilamı).6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 138.
Maddesi Gereğince: ''(1) Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. ''
Ayrıca her ne kadar iş bu dosyaya henüz ön inceleme günü tayin edilmemiş ise de usulen dinlenmesi mümkün olmayan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olup, dava şartlarının hakim tarafından yargılamanın her aşamasında resen incelenmesi gerektiğinden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/632, K. 2024/575, 13 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama