KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/725
- Karar No
- 2024/853
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
Karar Metni
5.136 kelime·26 dk okuma·16 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2020/725 Esas
KARAR NO: 2024/853
DAVA
Tespit, Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2020
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit, Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ---------- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
ASIL DAVADA
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin hizmet verdiği şirketlere --------- teşvikleri alanında senelerdir danışmanlık hizmeti verdiğini; müvekkili ile davalı arasında ---------, yatırım vb. alanlarda teşvik işlemleri ile ilgili müvekkilinin sunmakta olduğu danışmanlık hizmetlerinin tanıtım ve pazarlanması amacıyla anlaşma sağlandığını; müvekkilinin işbu anlaşmayı takiben üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini ve iş bu sözleşmesinin kendisinden beklenilen faydayı sağlaması adına gerekli fedakarlıkları gösterdiğini;
işbu anlaşma kapsamında davalının, Ek-2 de bulunan firmaların müvekkili şirketin portföyüne katılmasını sağladığını; ancak davalı tarafından gönderilen 08.01.2020 tarihli yazı (Ek-1) ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshedildiğini ve doğmuş ve doğacak olan alacakları konusunda mutabakata varılıp belirtilen süre içerisinde ödenmesinin talep edildiğini; müvekkili firmanın doğmuş alacakları hesaplayıp, davalı ile mutabakata vardığını ve ödemelerini yaptığını;
davalı yan tarafından müvekkili şirkete kazandırılan firmaların sözleşmelerinin 31.12.2020 tarihinde bitecek olmasına rağmen (taraflar arasında olan sözleşme gereği danışmanlık hizmeti verilen teşviklerin sürelerinin uzatılması durumunda taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenebileceğinin kararlaştırıldığını), davalı yan tarafından bu firmalarla iletişime geçilip (gerek yüz yüze, gerek mail, gerekse telefon ortamında) firmaların müvekkili şirketle yapmış oldukları sözleşmeden dönmelerini ve başka bir danışmanlık firmasıyla anlaşmaları için baskı yaptığını;
davalının bu tutum ve davranışları dahilinde rekabet yasağına, ticari ahlaka ve TTK ya aykırı hareket ettiğinin sabit olduğunu; bahse konu durumun TTK 55. madde de belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davranışlardan olduğunu; davalı yanın, müvekkil şirketle iş yapmasını sağladığı firmalarla görüşerek TTK 55a/5 maddesinde yazılı "Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde;
başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek," ve TTK 55b/1 maddesinde yazılı "Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek," maddelerince müvekkili şirketin sözleşmesinin devam ettiği ---------- Şti., ----------Ş., ---------- Şti ve diğer müvekkilinin sözleşmesinin devam ettiği firmalarla görüşme sağlayarak, firmaların müvekkili şirketle olan sözleşmelerini feshetmelerine veya sözleşmeyi yenilememeye yönlendirdiğini;
davalı yanın işbu ticari ahlaka ve TTK'ya aykırı davranışları nedeniyle müvekkili şirketle sözleşmesini fesheden firmaların mevcut olduğunu; bu durumun müvekkilinin kazanç kaybına sebep olduğu gibi itibar kaybına da neden olduğunu iddia ederek davalının bu davranışının haksız olduğunun tespitine, bu tespit neticesinde davalının haksız rekabetinin önlenmesine, sayın Mahkemece müvekkilinin uğrayacağı maddi kazancın tespitine, Mahkemece haklı bulunduktan sonra kesinleşen ilamın yüksek tirajlı ---------- masrafı davalıdan alınmak üzere ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
ASIL DAVADA
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı firma yetkilisi ------------- ile 2018 yılı Nisan ayı sonunda imzaladığı sözleşme neticesinde ---------- teşvikleri alanında teşvik danışmanlığı görevini sürdürdüğünü; müvekkilinin çabaları neticesinde özellikle ikili ilişkileri iyi olanlar başta olmak üzere birçok şirketten randevu alabildiğini ve yoğun bir çalışmayla çok sayıda şirketle sözleşme imzalanmasını sağladığını; bununla birlikte müvekkilini 2018 yılı Mayıs ve Kasım ayları arasında (Ek-1) de görülebileceği üzere çok sayıda alt bayiyi ve dolayısıyla geniş bir müşteri portföyünü davacı şirkete kazandırdığını;
müvekkilinin ve getirdikleri alt bayinin bir kısım görüşmelere davacı şirketin eski ortağı ---------- ile katıldığını; bu görüşmelerden birinde müvekkilinin alt bayii olan ------------ kazandırdığı portföy olan------------ hakkediş listelerine ----------- adına kaydedildiğinin müvekkilinin dikkati ile ortaya çıktığını; bunun üzerine ------------ tüm hakedişlerinin incelendiğini ve kendisinin müşteri kaçırdığının ortaya çıktığını; bununla birlikte müvekkilinin yönlendirdiği ve katılmış olduğu görüşmelerde müvekkilinin müşterilerini kendi müşterisi olarak ------------ adına sözleşme imzalattığının ortaya çıktığını;
zaten bu sürecin sonunda da ----------- ile ------------ mahkemelik olduğunu; müvekkilinin davacı şirketle devam eden ilişkisinde hakkediş ve ödemelerin düzgün raporlanmaması, hakkedişlerin ödenmesinin geciktirilmesi gibi sorunlarla karşılaştığını.
Davacı şirketin hakkediş ödemelerini geciktirmesi sonucu müvekkilin kazandırdığı müşterileri arayarak ödemelerini takip etme yoluna başvurduğunu; hakediş ödemelerinin gecikmesinin sebebi sorulduğunda müşterilerin ödeme yapmadığı söylense de müşterilerin ödeme yapmalarına rağmen davacı şirketin ödemeleri geciktirdiği durumlarda müvekkilin davacı şirketle irtibata geçerek ödemesini talebe başvurmak zorunda kaldığını; müvekkili için bu ve benzeri güvensiz olaylar neticesinde daha kurumsal bir yer ile çalışmayı düşünmesi üzerine arkadaşı aracılığıyla ----------- ile görüştüğünü;
görüşme sonucunda prensipte anlaşıldığını ancak sözleşme imzalanmadığını; müvekkilinin davacı şirketle ------------- şirketinin bir projede ortak olduğunu öğrendiğini; bunun üzerine davacı şirketin ortağının bu durumdan rahatsızlığı dolayısıyla 23.12.2019 tarihinde yapılan toplantıda müvekkilinin bayiliğinin sonlandırıldığı hususunda şifahen karar verildiğini; ancak bayiliğin feshinin yapılmaması üzerine müvekkilinin 08.01.2020 ihtarnameyle fesih bildirimi ve alacak mutabakatı talebini davacı şirkete ilettiğini; müvekkilinin davacı ile iş ilişkisi bittikten sonra ------------- firmasında çalışmaya başladığını;
bu ilişki çerçevesinde müvekkilinin portföyünde bulunan ve davacı şirketle sözleşmeleri 31.12.2020 tarihinde bitecek olan müşterilerine ------------- adına teklifte bulunduğunu; bunun üzerine davacı taraf çalışanlarından -------------- müvekkilinin müşterisi --------- yetkilisi ----------- ile olan telefon görüşmesi çerçevesinde müşterinin artık davacı şirketle değil ------------ ile çalışacağını söylediğini;
davacı şirketin bu durumun üzerine müvekkili hakkında mesnetsiz iddialara yer veren e-maili paylaştığını;(“Değerli Müşterimiz, Müşterilerimizden gelen bilgi doğrultusunda, bayiliği sona eren ancak şirketimize karşı sorumluluğu devam eden ------------ tarafından, kişisel bilgilerimizin paylaşıldığı tespit edilmiştir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, hukuka aykırı şekilde elde ettiğiniz hukuki veriler sizler açısından da hukuki ve cezai sorumluluk teşkil etmektedir.
İşbu nedenle tarafınızla ------------- tarafından paylaşılan, şirketimiz ile ilgili bilgilerin neler olduğu, şirketimizin ve danışmanımıza ait hangi veriler olduğu, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun bilgilendirme ve aydınlatma hükmü gereği şirketimizin ------------adresine 30 gün içerisinde yazılı bilgi vermenizi ve aynı zamanda hukuka aykırı şekilde elde edilen bu verilerin silinmesi ve bunların tarafımıza belgeli ispatı gerekmektedir.
Şirketimiz tarafından sizlere akdedilen ve sözleşmemizde yer alan tüm bilgilerin bayimiz ------------ ile veya üçüncü taraflarla paylaşılmamasını hukuki açıdan önemle rica ederiz.
Saygılarımla) davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususlar ile müşterilere gönderdiği maillere bakıldığında davacının iddia ettiği gibi bir haksız rekabet olmadığını aksine davacı tarafından yapılan bir haksız rekabet olduğunun anlaşılacağını; zira davalı müvekkilinin, davacının dilekçesinde iddia ettiği gibi müşterilere sözleşmeden dönmeleri ve başka bir danışmanlık firması ile anlaşmaları için baskı yapmadığını;
aksine davalı müvekkilinin, davacı şirket ile aralarındaki iş akdi 08/01/2020 tarihinde bitmiş olmasına rağmen kendisinin davalı şirkete getirdiği müşterilerle herhangi bir irtibatı olmadığını onları başka bir firmaya yönlendirmediğini; aksine ticari ahlaka uygun hareket ederek müşteriler ile davalı şirket arasında var olan sözleşmenin bitimini beklediğini; müşterilerin davacı şirket ile sözleşmesinin bitmesinden sonra başlamak üzere, müşterilerle görüşmeler yaptığını; bu görüşmelerin de ticari usul ve ahlak çerçevesinde olduğunu; davacı şirket ile ilgili herhangi bir olumsuz görüş, düşünce ya da bilgi paylaşılmadığını;
sözleşmenin bitimini müteakip, müvekkilinin yeni çalıştığı firma ile çalışmaları konusunda müşterileri ikna etmeye çalıştığını; bu durumun ise haksız rekabet niteliğinde olmadığını; zira serbest piyasada müşterilerin çalıştıkları şirketlerin sözleşmelerinin bitiminden itibaren diledikleri gibi değiştirme hak ve yetkisi bulunduğunu ve dolayısıyla müvekkili tarafından müşterilere alternatif teşkil etmek üzere sunulan teklifin yasa ve ticari ahlaka uygun olduğunu; davalı müvekkilin yukarıda bahsi geçen e-mailden müşterilerinden biri aracılığı ile 29 Aralık 2020 tarihinde haberdar olduğunu;
müvekkili hakkındaki bu e-maile istinaden 30 Aralık 2020 tarihinde haksız isnatlar nedeniyle cevabı beyanda bulunduğunu; bu e-maili alan davalı müvekkilinin görüşme yaptığı müşterilerden bazılarının daha öncesinde müvekkili ile ----------- şirketinde devam etmeyi kabul etmelerine rağmen bu e-mail ardından kararlarını değiştirdiklerini ve kendi şirketlerinin politikaları gereği müvekkili ile devam edemeyeceklerini e-mail ile bildirdiklerini; davacı şirketin bu şekilde asılsız iddialarda bulunarak davalı müvekkilinin potansiyel müşterilerinin davalı ile sözleşme imzalamalarına engel olarak haksız rekabete neden olduğunu;
zira davacı tarafın şirketlerinin kişisel verilerinin paylaşıldığı yönünde asılsız ve soyut beyanlarda bulunduğunu.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında yalnızca gerçek kişilerin verilerinin korunduğunu; bu nedenle, Kanunda kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi ifade etmek için “ilgili kişi” ifadesi kullanıldığını; korunması gereken kişinin, düzenlemenin tanımlar kısmında açıkça belirtildiği üzere “gerçek kişi” olduğunu; kanunda, tüzel kişilere ait verilerin korunmasını hiçbir şekilde düzenlemediğini.
Bu nedenle davacı karşı davalı şirketin bu yasa kapsamında kişisel verisi bulunamayacağından sadece müşterileri korkutmak ve baskı kurmak suretiyle kendi şirketlerinde tutmaya çalışma amacıyla bahse konu mailleri attığını; bu nedenle davalı şirketin haksız rekabette bulunduğunun tespiti amacıyla karşı dava açma zorunluluklarının hasıl olduğunu ileri sürerek davacının haksız ve hukuka aykırı olarak açmış davasının reddine, davacı karşı davalının davranışının haksız olduğunun tespitine, davacı karşı davalının haksız rekabetinin önlenmesine,
müvekkili davalı karşı davacının uğrayacağı maddi zararın tespitine, mahkemece haklı bulunacak karşı davamızın kabulünden sonra kesinleşen ilamın masrafı davacı karşı davalıdan alınmak üzere yüksek tirajlı ----------- ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı firma yetkilisi ----------- ile Nisan-2018 yılı sonunda imzaladığı sözleşme ile ---------- teşvikleri alanında teşvik danışmanlığı görevi yaptığını, müvekkilinin 2018 Mayıs-Kasım ayları arasında çok sayıda alt bayiyi ve geniş bir müşteri portföyünü davalı şirketten hizmet almasını sağladığını, müvekkilinin davalı şirkete getirdiği müşterilerden elde edilen gelirin %25'ini hak ediş olarak aldığını, alt bayi olarak davalı şirkete kazandırdığı kişilerin getirdiği müşterilerden de elde edilen gelirin %10'unun müvekkiline hak ediş olarak ödendiğini,
davalı şirketin müvekkiline %22 gelir vergisi stopajını yaptıktan sonra kalan kısmın ödemesini yapmadığını, müvekkili ile getirdiği alt bayiler bir kısım görüşmelere davalı şirketin eski ortağı ------------ ile katıldığını, müvekkilinin alt bayisi olan ----------- kazandırdığı portföy olan ---------- hak ediş listelerine ----------- müşterisi olarak kaydedildiğini, yapılan hak ediş incelemelerinde ----------- müşteri kaçırdığının ortaya çıktığını, müvekkilinin müşterilerini kendi müşterisi olarak --------- adına sözleşme imzalattığının ortaya çıktığını, bu sürecin sonunda dava açıldığını,
müvekkilinin alt bayisinin müşterisi olan ------------ çalışanı ----------- isimli şahsın davalı şirkete danışman bayi olarak sözleşme imzalandığını ve müvekkilin müşterisi olan şirketten kaynaklanan hak edişinin engellendiğini, müvekkilinin davalı firmaya getirdiği müşterilerden dava dışı --------- Şti'nin geçmiş dönem teşvik hesaplamasında eksiklikler olduğunun müşterisi tarafından tespit edilmesi üzerine müşterinin davalı şirket ile sözleşmesini fesh ettiğini, bu durumda müvekkili ile müşterisinin gelir kaybına sebep olduğunu,
müvekkilin davalı ile iş ilişkisi bittikten sonra ----------- sahibi olduğu ------------ ile de çalışmadığını ve daha kurumsal bir firma olan ----------- firmasında çalışmaya başladığını, müvekkilinin portföyünde bulunan ve davalı şirketle sözleşmeleri 31.12.2020 tarihinde bitecek olan müşterilerine ---------- adına sözleşme bitimine yakın tarihlerde davalı şirketle sözleşmelerinin bitmesinden sonra 01.01.2021 tarihinden itibaren başlamak üzere tekliflerde bulunduğunu, müvekkilinin müşterisi ----------- yetkilisi ---------,
davalı taraf çalışanlarından---------- sözleşmelerinin süresinin bittiğini ve bundan sonra davalı şirketle değil ------------- ile davacı müvekkilinin aracılığı ile çalışılacağını söylediklerini, davalının asılsız iddialarda bulunarak davacı müvekkilinin müşterilerinin davacı ile sözleşme imzalamalarına engel olarak haksız rekabete neden olduğunu, müvekkilinin davalının haksız rekabet eylemleri neticesinde sözleşme aşamasına getirdiği müşteriler sözleşme yapmaktan vazgeçtiğini ve böylece davacı maddi zarara uğradığını, bu zarara davalı şirket kusurlu eylemleri ile sebebiyet verdiğini oluşan maddi zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu,
bu nedenle maddi tazminat taleplerinin bulunduğunu, zararın tespiti amacıyla --------ŞTİ'ne müzekkere yazılarak 2021 yılı için ne kadar ------------ teşviği aldığının sorularak tespit edilmesi taleplerinin bulunduğunu iddia ederek; haksız rekabetinin önlenmesini, müvekkili davalı karşı davacının uğradığı maddi zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, müvekkilinin haksız rekabete ilişkin mailler nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabına karşılık 10,000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine,
manevi tazminata hükmedilmesini, karşı davanın kabulünden sonra kesinleşen ilamın masrafı davacı karşı davalıdan alınmak üzere yüksek tirajlı ----------- ilanına karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ----------- Esas numaralı dosyası ile haksız rekabetin tespiti ve müdahalenin meni talepli dava açtığını, açılan davanın işbu davanın konusu ile tazminat talebi hariç aynı olduğunu, bu nedenle------------Asliye Ticaret Mahkemesinde bulunan dosyanın mahkemede görülmekte olan dosyaya bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında yazılı olmayan bir anlaşma mevcut olduğunu, bu anlaşmaya göre davacının davalı müvekkiline portföyünü açacağını,
portföyden anlaşma yapılan ve para kazanılan firmalar için kazanılan para tahsil edildikten sonra davacı tarafa net tutar üzerinden anlaşma oranında komisyon ödeneceğini, davacının anlaşma sağlanan firmalarla ilgili süreçleri takip edeceğini, dava dilekçesinde adı geçen ----------- ile davacının süreçleri takip etmediğini, buna rağmen davalı müvekkil davacıya ---------- komisyon vermeye devam ettiğini, dava dilekçesinde ise davacı yan ------------ ile ilgili müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunmadığını,,
sözde müvekkili şirket eski ortağı ---------- kendisine haksız kazanç elde ettiğini ve ----------- ile müvekkil şirket yetkilisinin mahkemelik olduğunu iddia ettiğini, müvekkil şirket yetkilisi ------- ile --------- arasında herhangi bir mahkemelik süreç yaşanmadığını, davacının iddiasının karşı tarafı ---------- olduğunu, davacının süreci takip etmediği için Kasım 2019 da taraflar arasında yapılan toplantıda kendisine bu durum bildirildiğini, toplantıda davacı ile karşılıklı olarak mutabık kalınarak bayilerinden veya kendisinden gelecek olan yeni sözleşmelerin kabul edilmeyeceği kararlaştırıldığını,
alt bayisi olan ---------- ile --------- özelinde bayilik ve alt bayilikler iptal edildiğini, davacının dava dilekçesinde adı geçen ---------- ile yapılan sözleşme ------- Okulları ve sektörel firmaları kapsayan (teşvik, isg, KVKK , vd Danışmanlık) hizmetleri için olduğunu, müvekkilinin ödemelerini zamanında yaptığını, ----------- şirketinin hesaplamalarında yanlış olmadığını, teşvik hesaplamalarının yapılması için ---------- Şti. ile çalışıldığını, ----------- Esas numaralı dosyası ile haksız rekabetin önlenmesi ve tecavüzün meni davasının açıldığını savunarak;
----------- Esas numaralı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davacı yanın açmış olsun kötü niyetli ve mesnetsiz davanın reddini, kesinleşen ilamın masrafı davalı karşı davacıdan alınmak üzere yüksek tirajlı ------------- ilanına karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Asıl dava haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, birleşen dava ise haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, bilirkişi raporu, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.Dosya kapsamında sunulu olan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirmekle dosya haksız rekabet alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, 29/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Asıl davada davacı, davalı tarafından davalı şirkete kazandırılan firmaların sözleşmelerinin 31.12.2020 tarihinde bitecek olmasına rağmen (taraflar arasında olan sözleşme gereği danışmanlık hizmeti verilen teşviklerin sürelerinin uzatılması durumunda taraflar arasındaki sözleşmenin yenilenebileceğinin kararlaştırıldığını), davalı yan tarafından bu firmalarla iletişime geçilip (gerek yüz yüze, gerek mail, gerekse telefon ortamında) firmaların müvekkili şirketle yapmış oldukları sözleşmeden dönmelerini ve başka bir danışmanlık firmasıyla anlaşmaları için baskı yaptığını;
bahse konu durumun TTK 55. madde de belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davranışlardan olduğunu; davalı yanın, müvekkili şirketle iş yapmasını sağladığı firmalarla görüşerek TTK 55b/1 maddesine aykırı olduğunu; davacı şirketin sözleşmesinin devam ettiği, ---------- Şti., -----------Ş., ------------- Şti ve diğer davacının sözleşmesinin devam ettiği firmalarla görüşme sağlayarak, firmaların müvekkili şirketle olan sözleşmelerini feshetmelerine veya sözleşmeyi yenilememeye yönlendirdiğini ileri sürdüğü, davacının bu iddiasına karşın davalı tarafın, davacı ile iş ilişkisi bittikten sonra ---------- firmasında çalışmaya başladığı;
bu ilişki çerçevesinde müvekkilinin portföyünde bulunan ve davacı şirketle sözleşmeleri 31.12.2020 tarihinde bitecek olan müşterilerine --------- adına teklifte bulunduğu, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususlar ile müşterilere gönderdiği maillere bakıldığında davacının iddia ettiği gibi bir haksız rekabet olmadığını aksine davacı tarafından yapılan bir haksız rekabet olduğunun anlaşılacağı; davacının dilekçesinde iddia ettiği gibi müşterilere sözleşmeden dönmeleri ve başka bir danışmanlık firması ile anlaşmaları için baskı yapmadığı;
davacı şirket ile aralarındaki iş akdi 08/01/2020 tarihinde bitmiş olmasına rağmen kendisinin davalı şirkete getirdiği müşterilerle herhangi bir irtibatı olmadığı ve onları başka bir firmaya yönlendirmediği; aksine ticari ahlaka uygun hareket ederek müşteriler ile davalı şirket arasında var olan sözleşmenin bitimini beklediği; müşterilerin davacı şirket ile sözleşmesinin bitmesinden sonra başlamak üzere, müşterilerle görüşmeler yaptığı; bu görüşmelerin de ticari usul ve ahlak çerçevesinde olduğu; davacı şirket ile ilgili herhangi bir olumsuz görüş, düşünce ya da bilgi paylaşılmadığı;
sözleşmenin bitimini müteakip, müvekkilinin yeni çalıştığı firma ile çalışmaları konusunda müşterileri ikna etmeye çalıştığı; bu durumun ise haksız rekabet niteliğinde olmadığı; zira serbest piyasada müşterilerin çalıştıkları şirketlerin sözleşmelerinin bitiminden itibaren diledikleri gibi değiştirme hak ve yetkisi bulunduğu ve dolayısıyla müvekkili tarafından müşterilere alternatif teşkil etmek üzere sunulan teklifin yasa ve ticari ahlaka uygun olduğunu savunduğu,
TTK m. 55/1.b’de “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye” yöneltmek eylemi haksız rekabet olarak nitelendirilmiş ve “özellikle” ibaresiyle sözleşmeyi ihlale veya sona erdiremeye yöneltmek (ayartmak) eylemine örnek olarak - sınırlı sayıda olmayan bir şekilde - dört durum sayıldığı, Bu dört durumdan bir tanesi de TTK m. 55/1b.1’de düzenlenen “Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek” eylemidir.
Bu eylemin haksız rekabet oluşturması için müşterileri kendisiyle sözleşme yapmak için sözleşmeye aykırı davranmak konusunda ayartması gerekir.
Maddenin gerekçesindeki “üçüncü kişinin sözleşmenin tarafını, yani müşteriyi kendisiyle sözleşme yapsın diye sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmesi haksız rekabettir” şeklindeki açıklamadan, sözleşmenin tarafının sözleşmeyi ihlal etmesinin veya hukuka uygun olmayan şekilde sona erdirmesinin değil, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin, sözleşmenin tarafını sözleşmeye ihlale veya sona erdirmeye yöneltmenin haksız rekabet olduğunun vurgulandığı, Öncelikle belirtmek gerekir ki, “herkes serbestçe ticari faaliyette bulunma özgürlüğüne sahiptir.
Bu faaliyet sırasında daha fazla kişi ile ticari ilişki kurmak doğaldır. Bu kişilerin bir kısmının da ticari faaliyette bulunan başkaca piyasa aktörleriyle sözleşme ilişkisi içerisinde olmaları kaçınılmazdır. Burada önemli olan nokta müşteri kapma yarışında müşteriler üzerinde icra edilen etkinin niteliğidir. Eğer müşteriye sözleşmesel şartlar sunulup, onun bunları objektif olarak değerlendirmesine imkan tanınıyorsa haksız rekabetten bahsedilemez”.
Yukarıda da belirtildiği üzere haksız rekabet teşkil eden husus, müşterinin kendisiyle sözleşme yapmak amacıyla bağlı olduğu sözleşmeyi ihlale yöneltmek eylemidir. Yöneltme bir sözleşmenin tarafı üzerinde sözleşmeyi sonlandırıp, kışkırtanın bizzat kendisi veya üçüncü kişi ile bir sözleşme yapması amacıyla kurulan baskıdır.
Bir kimse kendi iradesi veya insiyatifiyle sözleşmeyi ihlal etmiyor ve fakat bir diğer kimsenin yönlendirme faaliyeti sonucunda sözleşmeyi ihlal ediyorsa TTK m. 55/1b.1 anlamında bir haksız rekabetten bahsedilebilir.
Dolayısıyla yöneltme faaliyetinin esası olan teklifin çekiciliğini artıran bir miktar paranın ödenmesi, ihlal sonucu ortaya çıkacak olan tazminatın üstlenileceği vaadi, tüm şartların kabul edilerek sözleşme imzalanacağı vaadi gibi yönlendirilenin iradesini baskı altına almaya elverişli unsurların varlığı halinde somut olayın diğer özellikleri de dikkate alınmak şartıyla yönlendirme eylemi somutlaştırılabilecektir. Burada kritik olan nokta, iradenin baskı altına alınmasıdır.
Yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi, baskı unsurunu içermeyen, objektif olarak değerlendirilmesine imkan tanınan bir teklifin haksız rekabet teşkil ettiğinden bahsetmenin mümkün olmadığı, buna karşılık teklifte bulunan, müşterinin iradesini ihlale yönelik baskı altına alacak araçlar kullanıyorsa veya sözleşmenin ihlali doğrultusunda bilinçli bir çaba içindeyse bu durumda yürüttüğü faaliyet dürüst rekabetin kırmızı çizgilerinin ötesine geçmiş olur.
Bu yoğunlukta olmayan yöneltme faaliyetleri sonrası yöneltilen yine de sözleşmeyi ihlal ettiyse bu durumda, yöneltenin eylemi genel hüküm kapsamında haksız görülebilir. Yukarıdaki genel açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde davalının, davacı ile sözleşmesi sona eren müşterilerine sözleşme yapmak amacıyla teklif sunması eylemini sözleşmeyi ihlale yöneltme eylemi olarak nitelendirmek kanaatimizce mümkün değildir.
Zira, sözleşme ihlalinden bahsedebilmek için sözleşmeden doğan borcun veya yükümlülüğün hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi yahut vaktinde ifada bulunulmaması, sözleşmenin haksız feshedilmesi gibi sözleşmeler hukuku prensipleri çerçevesinde borca aykırılık unsurunun gerçekleşmesi gerekmektedir.
Dava dosyasında davacının müşterileriyle yaptığı sözleşme örneği bulunmaması sebebiyle incelenememekle birlikte, süresi dolan sözleşmenin yenilenmesinin bir borç veya yükümlülük olmadığı Sayın Mahkemenizin takdirindedir.
Bunun yanısıra, yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere sözleşmeyi ihlale yöneltme eyleminde esaslı unsur , müşterinin iradesini ihlale yönelik baskı altına almaya elverişli araçlar kullanılması olduğunu, nitekim davacı da davalının müşterileri üzerinde baskı kurduğunu dava dilekçesinde ifade ettiğini, ancak davalının hangi araçlarla veya ne şekilde davacının müşterilerinin iradelerini etkileyecek şekilde baskı kurduğuna ilişkin dava dilekçesinde bir açıklama bulunmadığı gibi dava dosyasında da bu yönde bir somut delile rastlanmadığı,
yukarıda yapılan genel açıklamalarda belirtildiği üzere müşterinin iradesi üzerinde yoğun bir etki icra etmeyen teklifin haksız rekabet teşkil etmeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğunu, son olarak davacı davalının TTK m. 55/1a.5’in “Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde;
başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek” şeklinde hükmünü ihlal ettiğini ileri sürdüğünü, ancak dava dosyasında davalının TTK m. 55/1a.5’de tanımlanan eylemleri gerçekleştirdiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını, yukarıda açıklanan bu gerekçelerle asıl davada davacının, davalıya yönelik haksız rekabete ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu, Birleşen dosya: Birleşen dosyada davacı taraf,
üzerine davalı taraf çalışanlarından davalı yetkilisi ----------kendisini müşterisi ---------- yetkilisi ----------- ile olan telefon görüşmesi çerçevesinde müşterinin artık davacı şirketle değil ---------- ile çalışacağını söylediğini; davacı şirketin bu durumun üzerine müvekkili hakkında mesnetsiz iddialara yer veren aşağıdaki e-maili paylaştığını ve bu durumun TTK m. 55/1-a1. uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ettiğini, “Değerli Müşterimiz, Müşterilerimizden gelen bilgi doğrultusunda, bayiliği sona eren ancak şirketimize karşı sorumluluğu devam eden ----------- tarafından, kişisel bilgilerimizin paylaşıldığı tespit edilmiştir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, hukuka aykırı şekilde elde ettiğiniz hukuki veriler sizler açısından da hukuki ve cezai sorumluluk teşkil etmektedir.
İşbu nedenle tarafınızla ----------- tarafından paylaşılan, şirketimiz ile ilgili bilgilerin neler olduğu, şirketimizin ve danışmanımıza ait hangi veriler olduğu, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun bilgilendirme ve aydınlatma hükmü gereği şirketimizin ---------- adresine 30 gün içerisinde yazılı bilgi vermenizi ve aynı zamanda hukuka aykırı şekilde elde edilen bu verilerin silinmesi ve bunların tarafımıza belgeli ispatı gerekmektedir.
Şirketimiz tarafından sizlere akdedilen ve sözleşmemizde yer alan tüm bilgilerin bayimiz ----------- ile veya üçüncü taraflarla paylaşılmamasını hukuki açıdan önemle rica ederiz. Saygılarımla” davalı taraf cevap dilekçesinde davacının kendi müşterileriyle görüşmeler sağlayarak firmaların müvekkil şirketle olan sözleşmelerini feshetmelerine veya sözleşmelerini yenilememeye yönlendirmeleri sebebiyle yukarıdaki e-maili gönderdiğini ikrar etmiştir.
TTK m. 55/1a.1 uyarınca “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olduğunu, somut olaya konu olan ve davalı tarafından müşterilere gönderilen e-mailde davalı, davacının kişisel bilgilerini paylaştığını ileri sürmüş ve söz konusu e-mail’in gönderildiği kişilerin hukuka aykırı şekilde elde ettikleri bu bilgiler sebebiyle hukuki ve cezai sorumluluk altında oldukları vurgulandığı,
ancak dava dosyasında ve davalının cevap dilekçesinde, davacının davalıya ait hangi bilgiyi paylaştığına dair bir açıklamaya ve davacının davalıya ait kişisel bilgileri paylaştığına ilişkin somut delile rastlanmadığı, bu durumda davalının, davacının davalının kişisel bilgilerini paylaştığı hakkındaki iddialarını kanıtlayamadığı ve bu sebeple müşterilere gönderilen e-mailde yer alan ifadelerin yanlış ve yanıltıcı nitelik taşımaları sebebiyle davalının eylemenin haksız rekabet oluşturduğu hususlarının takdirin mahkemeye ait olduğu,
Davacı taraf, davalının müşterilere gönderdiği bu e-mail sebebiyle ------------ isimli müşterinin davacıyla çalışmaktan vazgeçtiğini ileri sürdüğü, dava dosyasında dava dışı ------------ isimli firma tarafından davacıya gönderilen e-mailde anlaşma koşulları ve firma politikaları sebebiyle davacıyla çalışamayacakları bildirildiği, bu durumda davalının müşterilere gönderdiği ve yukarıda haksız rekabet teşkil ettiğinin mahkemenin takdirine sunulan e-mailde yer alan ifade ve bildirimler ile dava dışı ------------ firmasının davacıyla çalışmayacaklarına ilişkin bildirimi arasında uygun nedensellik bağı tespit etmek mümkün olamadığı,
bir diğer ifadeyle --------- isimli firmanın davacıyla çalışmaktan vazgeçmesinin sebebinin davalının göndermiş olduğu e-mail olduğu hususunu kuşku götürmez şekilde söylemek mümkün olamadığı, rapor içerisinde yapılan tespit ve değerlendirmeler uyarınca Asıl davada davacının, davalıya yönelik haksız rekabete ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı.
Birleşen davada: Davalının, davacının davalının kişisel bilgilerini paylaştığı hakkındaki iddialarını kanıtlayamadığı ve bu sebeple müşterilere gönderilen e-mailde yer alan ifadelerin yanlış ve yanıltıcı nitelik taşımaları sebebiyle davalının eylemenin TTK m. 55/1a.1 uyarınca haksız rekabet oluşturduğu hususun takdirinin Mahkemeye ait olduğu,
Davalının müşterilere gönderdiği ve yukarıda haksız rekabet teşkil ettiği Sayın Mahkemenizin takdirine sunulan e-mailde yer alan ifade ve bildirimler ile dava dışı ------------ firmasının davacıyla çalışmayacaklarına ilişkin bildirimi arasında uygun nedensellik bağı tespit etmenin mümkün olmadığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan asıl davanın haksız rekabetin tespiti ve meni , birleşen davanın ise yine haksız rekabetin tespiti, meni ve maddi manevi tazminat talepli olduğu,
mahkememizce 28/09/2024 tarihli bilirkişi raporu gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alındığı, bu doğrultuda tüm dosya kapsamında yapılan tespitler çerçevesinde asıl davada davacının davalı olan bayisi/çalışanı tarafından davacı şirkete kazandırılmış olan şirketlerin sözleşmelerinin bitimine yakın davalı ----------- tarafından mezkur şirketlerle gerek yüz yüze, gerek mail, gerekse telefon ortamında iletişime geçip davacı şirketle yapmış oldukları sözleşmeden dönmelerini ve başka bir danışmanlık firmasıyla anlaşmaları için baskı yaptığını iddia ederek eldeki davayı derdest ettiği,
birleşen dosyada ise davacının talebinin davalı taraf çalışanlarından davalı yetkilisi ----------- kendisini müşterisi -------- yetkilisi ----------- ile olan telefon görüşmesi çerçevesinde müşterinin artık davacı şirketle değil ---------- ile çalışacağını söylediğini;
davacı şirketin bu durumun üzerine müvekkili hakkında mesnetsiz iddialara yer veren aşağıdaki e-maili paylaştığını ve bu durumun 6102 sayılı TTK 55/1-a1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiğini iddia etmekle eldeki birleşen davayı derdest ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 55/1.b maddesinde “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye” yöneltmek eyleminin açık şekilde haksız rekabet olarak nitelendirildiği ve “özellikle” ibaresiyle sözleşmeyi ihlale veya sona erdiremeye yöneltmek (ayartmak) eylemine örnek olarak - sınırlı sayıda olmayan bir şekilde - dört durum sayıldığı,
bu dört durumdan bir tanesinin de somut olayımızda da değerlendirilmesi gereken 6102 sayılı TTK'nın 55/1b.1 maddesinde düzenlenen “Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek” eylemi olduğu,
bu eylemin haksız rekabet oluşturması için müşterilerin kendisiyle sözleşme yapmak için sözleşmeye aykırı davranmak konusunda ayartılmasının gerekeceği, maddenin gerekçesi incelendiğinde “üçüncü kişinin sözleşmenin tarafını, yani müşteriyi kendisiyle sözleşme yapsın diye sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmesi haksız rekabettir” şeklindeki açıklamadan ise maddede konu edilen ihlalin sözleşmenin taraflarının herhangi birinin sözleşmeyi ihlal etmesinin veya hukuka uygun olmayan şekilde sona erdirmesinin değil, sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişinin,
sözleşmenin tarafını sözleşmeye ihlale veya sona erdirmeye yöneltmenin haksız rekabet olduğunun vurgulandığı, burada hür teşebbüs ve sözleşme hürriyeti kavramı ile haksız rekabetin bir kıyasının da yapılması gerekeceği, “herkes serbestçe ticari faaliyette bulunma özgürlüğüne sahiptir. Bu faaliyet sırasında daha fazla kişi ile ticari ilişki kurmak doğaldır.
Bu kişilerin bir kısmının da ticari faaliyette bulunan başkaca piyasa aktörleriyle sözleşme ilişkisi içerisinde olmaları kaçınılmazdır. Burada önemli olan nokta müşteri kapma yarışında müşteriler üzerinde icra edilen etkinin niteliğidir.
Eğer müşteriye sözleşmesel şartlar sunulup, onun bunları objektif olarak değerlendirmesine imkan tanınıyorsa haksız rekabetten bahsedilemez” . yukarıda da belirtildiği üzere kanun koyucunun haksız rekabet teşkil eden eylem olarak belirlediği hususun müşterinin kendisiyle sözleşme yapmak amacıyla hali hazırda bağlı olduğu sözleşmeyi ihlale yöneltmek eylemi şeklinde meydana gelebileceği,
yöneltme fiilinin ise bir sözleşmenin tarafı üzerinde sözleşmeyi sonlandırması yönünde kışkırtanın bizzat kendisi veya üçüncü kişi ile bir sözleşme yapması amacıyla kurulan baskı olarak anlaşılması gerektiği tüm bu yapılan açıklamalar çerçevesinde bir kimsenin kendi iradesi ile sözleşmeyi ihlal etmiyor fakat başka bir kimsenin yönlendirme faaliyeti sonucunda sözleşmeyi ihlal ediyorsa bu durumda 6102 sayılı TTK'nın 55/1b.1 maddesi anlamında bir haksız rekabetten bahsedilebileceği, burada önemli olan hususun iradenin baskı altına alınması olduğu,
baskı unsurunu içermeyen, objektif olarak bir icap niteliğinde değerlendirilmesine imkan tanınan bir teklifin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, somut olay kapsamında davacı şirket ile eski çalışanı olan davalının sözleşmesi sona eren müşterilerine sözleşme yapmak amacıyla teklif sunması eylemininin sözleşmeyi ihlale yöneltme eylemi olarak nitelendirilemeyeceği, zira sözleşme ihlalinden bahsedebilmek için sözleşmeden doğan borcun veya yükümlülüğün hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi yahut vaktinde ifada bulunulmaması,
sözleşmenin haksız feshedilmesi gibi sözleşmeler hukuku prensipleri çerçevesinde borca aykırılık unsurunun gerçekleşmesi gerekmekle somut olayda bu tip bir husunun vaki olmadığı, süresi dolan bir sözleşmenin yenilenmesinin bir borç veya yükümlülük olmadığı, sözleşmeyi ihlale yöneltme eyleminde esaslı unsurun dava dışı 3. kişi olan müşterinin iradesini ihlale yönelik baskı niteliğinde bir icbar olduğu, somut olayda da ise asıl davada davalının dosyaya yansımış böyle bir hareketinin bulunmadığı,
her ne kadar davacı şirket vekili davalı eski çalışanın müşterileri üzerinde baskı kurduğunu iddia etse de bu baskının hangi araçlarla ve ne şekilde olduğu, davacı şirketin müşterilerinin iradelerini etkileyecek şekilde nasıl ve ne gibi bir baskı kurduğuna ilişkin somut delil bulunmadığı,
müşterinin iradesi üzerinde yoğun bir etki icra etmeyen saf icap niteliğindeki her hangi bir teklifin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, diğer yandan davacı şirketin davalının 6102 sayılı TTK'nın 55/1a.5 maddesi gereğince “Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek” şeklinde hükmünü ihlal ettiğini ileri sürdüğü,
oysa dosyada davalının 6100 sayılı TTK'nın 55/1a.5 maddesinde tanımlanan eylemleri gerçekleştirdiğine dair herhangi somut bir delil de bulunmadığı mahkememizce anlaşılmakla , asıl davada davacının, davalıya yönelik haksız rekabete ilişkin iddialarını kanıtlayamadığı kabul edilerek asıl davanın reddine karar verilmiş, birleşen dava yönünden ise davanın dayanağının büyük ölçüde mezkur e mail içeriğinde dayandığı, mezkur e-mailin “Değerli Müşterimiz, Müşterilerimizden gelen bilgi doğrultusunda, bayiliği sona eren ancak şirketimize karşı sorumluluğu devam eden ------------ tarafından, kişisel bilgilerimizin paylaşıldığı tespit edilmiştir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, hukuka aykırı şekilde elde ettiğiniz hukuki veriler sizler açısından da hukuki ve cezai sorumluluk teşkil etmektedir.
İşbu nedenle tarafınızla ----------- tarafından paylaşılan, şirketimiz ile ilgili bilgilerin neler olduğu, şirketimizin ve danışmanımıza ait hangi veriler olduğu, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun bilgilendirme ve aydınlatma hükmü gereği şirketimizin ----------- adresine 30 gün içerisinde yazılı bilgi vermenizi ve aynı zamanda hukuka aykırı şekilde elde edilen bu verilerin silinmesi ve bunların tarafımıza belgeli ispatı gerekmektedir.
Şirketimiz tarafından sizlere akdedilen ve sözleşmemizde yer alan tüm bilgilerin bayimiz ------------ ile veya üçüncü taraflarla paylaşılmamasını hukuki açıdan önemle rica ederiz.
Saygılarımla” şeklinde olduğu, birleşen dosya davalısı olan şirketin cevap dilekçesinde davacının kendi müşterileriyle görüşmeler sağlayarak dava dışı 3. kişi niteliğindeki şirketlerin davalı şirketle olan sözleşmelerini feshetmelerine veya sözleşmelerini yenilememeye yönlendirmeleri sebebiyle mezkur e-maili gönderdiğini kabul ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 55/1a.1 maddesi gereğince “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin açık olduğu,
somut olaya konu olan ve davalı tarafından müşterilere gönderilen e-mailde, davacının kişisel bilgilerini paylaştığını ileri sürmüş ve söz konusu e-mail’in gönderildiği kişilerin hukuka aykırı şekilde elde ettikleri bu bilgiler sebebiyle hukuki ve cezai sorumluluk altında olduklarının vurgulandığı, ancak dosya kapsamında davacının davalıya ait hangi bilgiyi yahut bilgileri paylaştığına dair somut bir delilin bulunmadığı,
bu durumda birleşen dosya davalısı şirketin, davacının davalının kişisel bilgilerini paylaştığı hakkındaki iddialarının ve bu sebeple müşterilere gönderilen e-mailde yer alan ifadelerin birleşen dosya davacısı yönünden yanlış ve yanıltıcı nitelik taşımaları sebebiyle davalının e-mail göndeme şeklindeki eylemenin e-mailin içeriği baz alındığında haksız rekabet teşkil ettiği, birleşen dosya davacısının, davalı şirketin müşterilerine gönderdiği e-mail sebebiyle bir kısım müşterinin kendileri ile çalışmaktan vazgeçtiğini ileri sürmekle maddi tazminat da talep ettiği,
ancak ---------- isimli firmanın birleşen dosya davacısı ile çalışmaktan vazgeçmesinin sebebinin tek başına ve münhasıran davalının göndermiş olduğu e-mail olduğu hususunun da dosya kapsamında sabit olmadığı mahkememizce kabul edilmiş ve tüm bu açıklamalar çerçevesinde kanıtlanamayan asıl davanın reddine karar verilmiş, birleşen davada ise haksız rekabet tespit edilmekle haksız rekabetin menine karar verilmiş, maddi tazminat talebi kanıtlanamamakla reddedilmiş,
manevi tazminat talebi yönünden ise haksız rekabet teşkil eden eylemin birleşen dosya davacısının manevi bütünlüğünü de ihlal edeceği anlaşılmakla koşulları oluşan manevi tazminatın takdiren 10.000,00-TL üzerinden tam kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
ASIL DOSYA BAKIMINDAN
Açılan davanın REDDİNE;
BİRLEŞEN DOSYA BAKIMINDAN
Açılan davanın kısmen KABULÜ ile;
Davalının müşterilerine göndermiş olduğu e-maillerin davacı lehine haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE ve bu haksız rekabetin ÖNLENMESİNE,
Kanıtlanamayan maddi tazminat talebinin REDDİNE
Manevi tazminat talebinin kabulü ile; takdiren 10.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilemesine
Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafı bilahare davalı şirketten alınmak üzere ------------- yayınlanan ve trajı 50.000 binin üzerinde bulunan bir gazete bir kereye mahsus İLANINA,
3-HARÇLAR
a-Asıl dava yönünden alınması gerekli 427,60-TL maktu karar harcından davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile eksik bakiye 373,20-TL'nin asıl davanın davacısından tahsili ile hazineye irat kaydına,
b-Birleşen dava yönünden alınması gerekli 683,10 TL karar harcından dava açılışı sırasında yatırılan 187,86-TL peşin harcın mahsubu ile eksik 495,24 TL'nin birleşen davanın davalısından tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-VEKALET ÜCRETİ
a-Asıl dava yönünden avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin asıl davanın davacısından alınarak asıl davanın davalısına verilmesine,
b-Birleşen davada manevi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL dava değieri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 10.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davanın davalısından alınarak birleşen davanın davacısına verilmesine,
c-Birleşen davada maddi tazminat davası yönünden 1.000,00 TL dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davanın davacısından alınarak birleşen davanın davalısına verilmesine,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
a-Asıl davada davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
b-Birleşen dava yönünden davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 187,86 TL peşin harç, 59,30-TL başvurma harcı toplamı 247,16-TL'nin birleşen davanın davalısından alınarak birleşen davanın davacısına verilmesine,
c-Birleşen dava yönünden davacı tarafından sarf edilen 2.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 25,10TL posta ücreti olmak üzere toplam 2.025,10-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre belirlenen 1.841,00 TL'nin birleşen davanın davalısından alınarak birleşen davanın davacısına verilmesine, kalan 184,10 TL'nin birleşen davanın davacısı üzerinde bırakılmasına,
d-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ------------ BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 31/10/2024
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/725, K. 2024/853, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama