KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/653
- Karar No
- 2025/877
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
Karar Metni
2.226 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/653
KARAR NO : 2025/877
DAVA
Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 29/08/2022
KARAR TARİHİ : 20/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; müvekkili şirketin------Şirketinin 100.000,00-TL’lik sermayesinin 33.000,00-TL’ye tekabül eden 1320 payının sahibi olup, şirketi temsil ve ilzam yetkisi, şirketin kuruluş aşamasında şirket ortaklarına münferiden yetki verildiğini, davalı şirket tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalanmış ve inşaat taahhüt işleri yapılmaya başlandığını, akabinde ortaklar arasında ihtilaflar oluşup müvekkilin zarara uğratıldığını, müvekkilinin keşide etmediği çeklerden kaynaklı karşılıksız çek keşide etmek suçundan dolayı birçok ceza davası ile karşı karşıya kaldığını,
diğer şirket ortakları tarafından hile ile şahsi cirosunun alınması neticesinde de davalının borcundan dolayı şahsi mal varlığını kaybetme noktasına geldiğini, bununla birlikte müvekkilinin 22/11/2019 tarihinden itibaren ------ yaşadığından şirketin hiçbir faaliyetinde etkin olmadığını, ortaklığın sadece kağıt üzerinde kaldığını, davalı şirketin ---’ inşaat projesinden satılan üç adet gayrimenkulün satış değerinin asgari rayiçten gösterilip arta kalan tutarın ---- tarafından şahsi hesaplarına geçirilmesi suretiyle şirketin zarara uğratıldığını, ------ 2018-2019 yılları arasındaki banka hesap ekstreleri incelendiğinde bunun görüleceğini,
buna ilaveten müvekkilinin şirkete ait çek, kredi kartı, malzeme tedarik, elektrik, su ve icra borçları için 2 milyon Türk Lirası değerinde ödeme yaptığını, müvekkilin bu ödemeleri şirketi borçtan kurtarmak için yaptığını, buna rağmen diğer ortakların şirketi borçlandırmaya devam ettiğini, müvekkilin bu şekilde güvenin yıkılmasına sebebiyet verildiğini, bununla birlikte şirket ortakları arasında ortak amaç ve hedefler kalmadığından,
ciddi anlaşmazlıklar yaşandığını, diğer ortakların müvekkilini icra tehdidi altında bırakıp hakkında birçok ceza davası açılmasına sebebiyet verdiğini, davaya konu şirket tarafından düzenlenen ve diğer ortaklar eski ortak ----- tarafından ciro edilip tüm ortakların çocukluk arkadaşı olan davalı ---- tarafından ------ Şubesinin 17/02/2020 tarih ve 870.650,00-TL bedelli çeke müvekkilinin cirosunun hile ile alındığını ve üzerinde değerli bir arsası bulunan müvekkilin bu arsasına haciz konularak elinden alınmak istendiğini,
müvekkili hakkında ----.İcra Dairesinin ----- dosyası başlatılan icra takibine karşı---Asliye Ticaret Mahkemesinin ----.sayılı dosyasında borçlu olmadıklarının tespiti amacıyla açılan davanın istinaf aşamasında olduğunu, müvekkilin hiçbir zaman diğer ortakları ile aralarında mal veya hizmet alışverişi olmadığını, müvekkilinin ----- yerleştikten sonra ortaya çıkarılan bahsi geçen çekin karşılıksız çıkmasına sebebiyet vermek suçu nedeniyle ---İcra Ceza Mahkemesinin ------sayılı dosyasında hakkında ceza davası açıldığını,
diğer yandan müvekkili tarafından --- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- Soruşturma dosyası ile şirket ortakları hakkında resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarından şikayette bulunulduğunu, tüm bu nedenlerle şirket ortakları arasındaki güven ilişkisi sona erip husumet oluştuğunu, TTK.245.,638/2.maddeleri hükmü gereğince müvekkilin şirket ortaklığından çıkması talebinin kabulüne ve ---- Ticaret Sicil Memurluğuna kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle.
Öncelikle davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olup, arabuluculuğa başvurulduğuna ilişkin bir belge sunulmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, şirketin ortağı olma iradesinin nasıl davacıya ait ise yurtdışında yaşama iradesinin de davacıya ait olduğunu, yurt dışında yaşanılsa dahi şirketin iş ve işlemleri takip etmek istenilmesi halinde bunun rahatlıkla yapılabileceğini, dolayısıyla davacının yurtdışında yaşamasının ortaklıktan çıkma için haklı neden teşkil etmediğini,
davacının şirketin ---- inşaat projesinden satılan üç adet gayrimenkulün satış değerinin asgari rayiçten gösterilip arta kalan tutarın -----tarafından şahsi hesaplarına geçirilmesi suretiyle şirketin zarara uğratıldığını belirtmiş ise de, buna ilişkin ne bir tapu kaydı ne de bir ödeme dekontu sunmadığını, keza davacı şirkete ait birçok borcun ödendiği iddia edilmiş ise de, bunlara ilişkin herhangi bir belge veya dekont sunulmayarak delillerin temellendirilmediğini, tüm beyanların soyut iddialardan ibaret olduğunu, davacının her ne kadar hile yoluyla ciro ettirilen çeklerden bahsetmiş ise de,
çeke ilişkin ne bir keşide numarası ne de çekin ayırt edilmesini sağlayacak bir unsurunun belirtilmediğini, kaldı ki bahsedilen suç duyurusuna ilişkin savcılıkça kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu itibarla davacının iddia ettiği şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığı,
ortakların kendisini dolandırmaya çalıştığı, aradaki güven ilişkisinin sarsıldığı yönündeki beyanlarının doğru olmadığını, davacının amacının şirkete dava açarak maddi çıkar sağlamak olduğunu, limited şirkette çıkma ve çıkarılmanın TTK.638 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde ortaklıktan çıkmasına karar verilebileceği ve bu sebeplerin varlığının Mahkemece değerlendirileceğini,
kanunda haklı sebep kavramına yönelik olarak limited şirketlere ilişkin hükümlere ve genel hükümlerde açık bir tanım bulunmasa bile haklı sebep kavramının kollektif şirketlere ilişkin olan TTK.245.madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacı taraf husumetin varlığından bahsetmiş ise de, husumete yönelik iddiasının dayanağının davayı açanın kendisi olduğunu, bu nedenle de kanunun çıkma ve çıkarılma ile ilgili maddelerine göre somut ve haklı bir sebep ortaya konulmadığını, menfi tespit istemli olarak davacının açmış olduğu davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın davacı tarafından istinaf edildiğini,
istinaf incelemesi sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararın da istinaf talebinin reddi ile sonuçlandığını, hal böyleyken davacının TTK.245.maddesi kapsamına göre haklı bir sebep ortaya koyamadığını, öte yandan Yargıtay içtihatları uyarınca da haklı sebebe dayanan ortaklıktan çıkmanın son çare ilkesi olduğunu, dolayısıyla davacının dava açmadan önce başkaca alternatif çözümlere başvurmadığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle şirket ortaklığından çıkma davasıdır. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler, bilirkişi raporu, tanık beyanları tek tek incelenmiştir.
Tanık --- 19/10/2023 tarihli 3 nolu celsede ;” …ben davacı ---- babasıyım, inşaat mühendisiyim, müteahhitlik yapıyorum, davalı -----diğer ortakları da benim kuzenlerimin oğullarıdır, aslında oğlum ---- şirket ortaklığı hakkında isteği yoktu, ancak ben teşvik ettim ve şirket kuruldu, diğer ortak ----- 870.000 TL’lik davalı çekini benim oğlum olan davacıya ciro ettiriyor, mal alımı teminatına istinaden ciro yaptığını ----- oğluma söylüyor, oğlum da imza atıyor, ciroluyor, sonra soyadı ----- olan şahsa daire satılıyor, daire satış bedelinin yarısı olan kısım şirketin resmi hesabına, diğer kısmı ise ------ şahsi hesabına yatıyor,
bu hususta mahkeme kayıtlarına geçmiş satış belgeleri de vardır, oğlum olan davacı süreç içerisinde şirket müdürlüğünden istifa etti, kendisi yurt dışında tahsil hayatına devam ediyor.
Davalı şirketin ortaklığı artık oğlum için çekilmez hale gelmiştir, ortaklar arasında güven ilişkisi kalmamıştır, onlarca dava açılmıştır, ayrıca diğer ortaklar şirketin kasasında bulunan 1.000.000 TL’yi matrah artırımı ile buharlaştırdılar, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın ve şirket ortaklığın çekilmez hale geldiğinin tanığıyım, biz 870.000 TL’lik çeki mahkemeler neticesinde 1.600.000 TL olarak ödedik, ayrıca şirketin borçlarının hepsini de oğlum olan davacı mal varlığı olduğundan kendi şahsi mal varlığından kapatmak zorunda kalmıştır, aşağı yukarı 3.500.000 TL şirket için ödeme yapmıştır,
bizim 870.000,00 TL’lik çek için açılan dava takriben 2019-2020 yıllarında olmuştur, bu işler düzelmeyip de kötüye sarınca da ortaklıktan çıkmak için işbu davayı açtık” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ------ 19/10/2023 tarihli 3 nolu celsede ;” …ben yıkım ve harfiyat işleri ile uğraşıyorum, davalı akrabam olur, davalı şirket üç ortaklıdır, ------ ve davacı ortaktır, ben her üç ortağı da yakınen tanıyorum, benim tanıdığım zamanda kendiler arasında herhangi bir ihtilaf yoktu, ancak ticari olarak da işlerin ne boyutta olduğunu da bilemem, ben çek ile alakalı yahut kendi kişisel servetinden şirket için ödeme yaptığına dair bir bilgim yoktur, benim bilgim bu şirket üç ortaklıdır, şirket ortakları kendi aralarında içlerinde uyumlu çalışmaktaydılar,
ancak benim bildiğim taşeronların alacak verecek işleri çerçevesinde ihtilaf başladı diye düşünüyorum, olayların spesifik olarak için değildim, ben ---- yapılan inşaatın harfiyatını almıştım, ancak oranın satışı ile kimin ilgilendiğini, satışını kimin yaptığını bilmiyorum, benim bildiğim ------ mahallesindeki bina bitti, son iki daire kala taraflar anlaşamamaya başladılar” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık --- 19/10/2023 tarihli ------ nolu celsede ;” …ben inşaatlarda tesisatçılık yaparım, ben dava dışı başka bir firmada tesisatçıyım, bizim firmamızda davalı inşaat şirketinin tesisat işlerini alt yüklenici olarak yapmıştır, benim bildiğim 2018-2019 yılları arasında ------ yapılan inşaat bitmeye yakınken taraflar arasında ihtilaf çıkmaya başladığını duyduk, çıkış sebebini de maddi olarak söylüyorlardı, ancak maddiyatın ne yönde olduğunu bilmiyorum, sadece şirketten alt yüklenicilik kapsamında bir kısım alacağımızı çok geç aldık, bir kısım alacağımızı halen alamadık, bilgim görgüm bundan ibarettir” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ----- 19/10/2023 tarihli --- nolu celsede ;” …ben ----- şirketinden emekliyim, ben--- işlerini takip ederdim, davalı şirket --- - amca çocukları ile beraber davacıda bulunarak kurulmuştur, ben bu şirketin kuruluşunu sonradan öğrendim, sonradan aralarında ihtilaf çıktığını duydum, ben ihtilafın sebebini tarafların taahhütlerini yerine getirmemesi olarak duydum, iki tarafta birbirini suçluyordu, taraflar birbiri ile çok zıtlaştılar, sonrasında bende---- yokken bir toplantı yaptık, toplantıda ------ ve kardeşleri vardı, ben taraflara akraba olduklarından bahisle sulhe davet etim, ---- babasını aradım,
ailenin büyüğüsün tarafların arasını bul dedim, o da bana sen bu işe karışma, hatırladığım kadarıyla bu konuşma pandemiden önce olmuştur, başkaca bilgim görgüm yoktur” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ----- 30/01/2025 tarihli ----nolu celsede ;” …ben şantiye şefi olarak çalışırım, davacının babası olan ----- şantiye şefliğini yaptım, ben davacıyı tanırım, o dönemde davacı ----- babası ------ desteği ile davacı -----bir inşaat şirketi kurdular, davacı ----- ile diğerleri büyük amca çocuklarıdır, inşaat ----- ilçesindeydi, inşaatın kaba hali devam ederken dükkan üzerinde bulunan iki dairenin normal cari satış fiyatı daire başına 1.000.000 TL-1.100.000 TL iken, ---- isimli kişi piyasada tefeci olarak bilinen ------ isimli kişiye iki daireyi daire başına 500.000’er TL’den toplam 1.000.000 TL’ye satıldığını ben duydum,
bunu kendileri de söylüyordu, bu parayı ----- almış, ancak para şirketin kasasına girmedi, ne yaptığı sorulunca inşaatın taşeronlarına ödeme yaptığını beyan etti, ancak biz oturup hesap yapıp taşeronlara da sorunca böyle bir ödemenin taşeronlara da yapılmadığı ortaya çıktı, borçlar aynen duruyordu, inşaat devam ederken 12.kattan bir daireyi ------ Üniversitesindeki bir akademisyene sattık, satışına ben aracı oldum, zira kendisi arkadaşımdı, satış bedeli 1.100.000-TL idi satışın yapılacağını duyunca ------- beni aradı ve daire bedelinin 600.000 TL’sinin kendi şahsi hesabına gönderilmesini benden istedi,
100.000 TL tapuda kaparo olarak verilmişti, geri kalan 400.000 TL şirket hesabına yatırılsın dendi, sonra bu 600.000 TL’yi ----- aradan 1 hafta 10 gün önce geçince davalı hesabına gönderdi ve sanki kendisi davalı şirkete borç vermiş gibi şirketi kendisine karşı borçlandırdı, ayrıca hatırladığım kadarıyla 800.000 TL küsürlük bir şirket çekini de ---- kendisi şahsi işleri için kullandı, yine biz taşeronlara yapıldığını iddia edince taşeronları çağırdık hesap yaptık, taşeronlar da böyle bir para almadıklarını beyan ettiler, sonrasında taşeronlar alacaklarını isteyince ve ortada para olmayınca ----- müracaat edildi,
kendisi oğlu mağdur olmasın diye 10.000.000 TL ödeme yaptı, daha sonra büyükler konuşup anlaşmaya çalıştılar, bu şekilde şirket içerisinde huzursuzluklar çıktı, sonrasında şirket ortakları ile koptu gitti, şu an da beraber bir şirket yönetimi yoktur, bilgim görgüm yoktur ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tüm deliller ve özellikle tanık beyanları dinlenilmekle uyuşmazlığın tespiti için davalı şirket defterleri üzerinde mali inceleme yapılması gerekmekle dosya nitelikli hesaplamalar uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş 17/06/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Limited şirketin bir tür sermaye şirketi olup ortaklarının kural olarak şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermaye ile sorumlu oldukları, bu sebeple davacı ortağın yurtdışında ikamet etmesi ve şirkette etkin faaliyetinin olmaması gerekçeleriyle şirketten çıkma talebinin haklı sebep teşkil etmeyeceği, her ne kadar davacı ortak dava dışı ortağın faaliyetleri neticesinde ceza davalarına maruz kaldıklarını belirtmiş olsa da dosya kapsamında yapılan incelemede karşılıksız çek düzenlemeye ilişkin icra ceza mahkemesi dosyasında düşme kararı, ceza dosyasında ise KYOK kararı verilmiş olduğunun görüldüğü,
çıkma hakkını kullanmak isteyen ortağın haklı sebepleri somut delillerle kanıtlaması gerektiği, keza limited şirket ortağı tarafından haklı sebeple şirketten çıkma hakkının kullanılmasının son çare olarak değerlendirilebileceği, somut uyuşmazlıkta davacının iddialarının haklı sebep teşkil etmediği sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı şeklinde sonuç bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın haklı sebeple şirket ortaklığından çıkma talepli olduğu, 17/06/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunun gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla mahkememizce de hükme esas alındığı, davacının ortaklığından çıkmak istediği davalı şirketin türünün limited şirket olduğu,
bu tür sermaye şirketlerinde ortaklarının kural olarak şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermaye ile sınırlı olarak sorumlu oldukları, bu sebeple davacı ortağın yurtdışında ikamet etmesi ve şirkette etkin faaliyetinin olmaması gerekçeleriyle şirketten çıkma taleplerinin mevcut durum itibari ile haklı sebep teşkil etmeyeceği, her ne kadar davacı ortak dava dışı ortağın faaliyetleri neticesinde ceza davalarına maruz kaldıklarını belirtmiş olsa da dosya kapsamında yapılan incelemede karşılıksız çek düzenlemeye ilişkin icra ceza mahkemesi dosyasında düşme kararı verildiği, ceza dosyasında ise takipsizlik kararı verildiğinin anlaşıldığı,
çıkma hakkını kullanmak isteyen ortağın haklı sebepleri somut delillerle kanıtlaması gerekeceği, ayrıca gerek öğretide gerekse içtihatlarda limited şirket ortağı tarafından haklı sebeple şirketten çıkma hakkının kullanılmasının son çare olarak değerlendirilmesi gerekeceği, davacı vekilinin belirtmiş olduğu ---- Tüketici Mahkemesi'nin------ esas sayılı dosyasının da uyap üzerinden celbedilerek incelendiği, tapu iptali ve tescil davası olduğu, davalısının dosyamız davalısı olan şirket olduğu, mahkemece davanın tam kabulüne karar verildiği ancak istinaf incelemesinde olup kesinleşmediği,
dosyamız davacısı vekilinin 18/09/2024 tarihli beyan dilekçesi çerçevesinde tüketici mahkemesine sunulan cevap dilekçesi incelendiğinde içeriğindeki davacı vekilinin müvekkili olan davacının zarara uğratıldığına ilişkin iddiaların 2019 yıllarına ait olduğu , davalı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde 05/09/2016 tarihli ---- yayınlanan---- Noterliğinin 29/08/2016 tarihli ----- yevmiyeli genel kurul kararına göre dosyamız davacısının 10 yıllığına şirket müdürü olduğu,
davacının bu görevinden 20/05/2020 tarihli ----- yayınlanan 24/02/2020 tarihli istifaname ile istifa ettiği tarihe kadar davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olduğu dolayı ile davacı vekilinin bu iddialarının da temelsiz kaldığı, davacının temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü iken yapılan iş ve işlemler sebebi ile zarara uğradığından bahisle eldeki davayı açamayacağı, ezcümle somut uyuşmazlıkta davacının iddialarının haklı sebep teşkil etmediği, çıkma şartlarının oluşmayacağı mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/653, K. 2025/877, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama