KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2026/281
- Karar No
- 2026/308
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
Karar Metni
2.665 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/281
KARAR NO : 2026/308
DAVA
Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
DAVA TARİHİ : 17/08/2021
KARAR TARİHİ : 31/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.05.2012 – 23.10.2015 tarihleri arasında davalı Müflis -----İflas İdaresi bünyesinde “şube müdürü” unvanı ile 8.332,50 TL brüt ücret ile çalışmalarını son derece başarılı ve özverili biçimde sürdürdüğünü, müvekkilinin iş akdinin 23.10.2015 tarihinde haksız ve geçersiz sebeplerle feshedilmesi üzerine ----. İş Mahkemesinin ----. sayılı
dosyası kapsamında işe iade davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde davanın
kabulüne karar verilerek müvekkilinin işe iadesine, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ile 5 aylık
işe başlatmama tazminatına hükmedildiğini, bunun üzerine davalı tarafından istinaf kanun
yoluna başvurulsa da ----- Bölge Adliye Mahkemesi ---- Hukuk Dairesi’nin -----sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar
verildiğini, bunun üzerine davalı tarafından temyize başvurulduğunu fakat Yargıtay ----. Hukuk
Dairesinin ------. sayılı kararıyla ilk derece ve bölge adliye
mahkemesinin kararlarının onandığını ve kararın kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi üzerine
---- Noterliğinin 13.11.2018 tarih ve ------- yevmiye nolu ihtarnamesiyle işe iade
başvurusunda bulunduklarını fakat müvekkilinin 1 aylık süre içerisinde işe başlatılmadığını,
bu sebeple müvekkilinin işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacağı
doğduğunu, aynı zamanda işe iade davası sürerken iş akdi askıda olduğundan müvekkilinin
işe başlatılmadığı tarih itibariyle iş akdinin feshedildiğini ve feshe bağlı olarak zamlı ücret
farklarının uygulanmamış olması sebebiyle eksik ödenen işe başlatmama tazminatı ve boşta
geçen süre alacağı, fark kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı alacağı doğduğunu, işe iade
davası derdest iken davalı işverenin 16.11.2017 tarihi itibariyle iflasına karar verildiğini, iflas
kararı üzerine davalı şirketin tasfiyesi için iflas idaresi teşekkül ettiğini ve huzurdaki davanın
iflas idaresine ihbar edilerek iflas idaresinin davaya dahil edildiğini, her ne kadar İcra ve İflas
Kanunu’nun 194. maddesi gereği müflise karşı açılan hukuk davaları durmuş olsa da iş
davaları acele hallerden sayıldığından yargılamaya devam edildiğini ve işe iade davası
kesinleşmesine rağmen müvekkilini iflas idaresi tarafından işe başlatılmadığını, iflas idaresi
tarafından müvekkilinin alacaklarının müflis şirket açısından masa borcu olarak kabul
edilerek boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatı toplamı olarak 88.553,53 TL
ödendiğini, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin ayrı ayrı kalemler halinde
belirtilmediğini ve toplanarak yekun tutar olarak belirtilmek suretiyle ödendiğini, bu sebeple kendilerince bu alacak kalemlerinin ayrı ayrı ne kadar olduğunun bilinmediğini, ayrıca iflas
idaresi tarafından alacak çeşidi gözetilmeksizin alacaklara yasal faiz işletildiğini, boşta geçen
süre ücretine mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğinden bu uygulamanın
doğru olmadığını, ayrıca müvekkilinin müflis bankadan olan fark kıdem tazminatı alacağı ile
ihbar tazminatı alacağının ise ödenmediğini, yalnızca işe başlatmama tazminatı ve boşta
geçen süre ücreti bakımından kısmi ödeme yapıldığını, 4857 sayılı İş Kanunu ve Yargıtay
uygulaması gereği işe iade davası boyunca işçinin iş sözleşmesinin askıda olduğunu ve
taraflar arasındaki iş akdinin devam ettiğini, bu sebeple işçinin işveren tarafından işe
başlatılmadığı tarihteki gerçek ücreti belirlenerek buna göre fark kıdem tazminatı, ihbar
tazminatı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ödenmesi gerektiğini fakat iflas
idaresi tarafından bu hususun gözetilmediğini ve müvekkilinin işten çıkarıldığı tarih olan
23.10.2015 tarihindeki son ücreti esas alınmak suretiyle hesaplama yapılarak 07.12.2020
tarihinde kendilerine eksik ödemede bulunulduğunu, bu sebeple 03.05.2021 tarihinde
arabuluculuğa başvurulduğunu ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını,
müvekkilinin işe başlatılmadığı tarihteki gerçek ücreti tespit edilip buna göre alacak
kalemlerinin hesaplanması ve müvekkilinin alacağının tam olarak ödenmesi gerektiğini, bu
sebeple fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla şimdilik eksik ödenen 500 TL işe
başlatmama tazminat alacağı, 50 TL boşta geçen süre ücreti alacağı, 50 TL fark kıdem
tazminatı ve 50 TL ihbar tazminatının işlemiş olan faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesi için
işbu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, işe iade davalarında işçinin iş akdinin askıda
olduğunu ve taraflar arasındaki iş akdinin devam ettiğini, bu sebeple işçinin işe başlatılmadığı
tarihte o işyerinde çalışan emsal işçilere uygulanan zam oranları esas alınarak işçiye zam
uygulanması gerektiğini ve uygulanan bu zam oranlarına göre tespit edilen brüt ücretler
üzerinden tazminat hesaplamaları yapılması gerektiğini, emsal işçilere uygulanan zam
oranları tespit edilemiyor ya da işverence bu zam oranları paylaşılmıyorsa Yargıtay’ın
müstekar kararları çerçevesinde asgari ücrete yapılan zam oranları dikkate alınarak işçinin
ücretine zam yapılması gerektiğini ve gerçek fesih tarihindeki brüt ücretler belirlenerek
tazminatların hesaplanması gerektiğini, işe iade davasının işçinin lehine sonuçlanmasının
ardından yasal sürede işverene başvuran işçi bir aylık süre içerisinde işe davet edilmez
ve/veya işe başlatılmaz ise askıda olan iş akdinin nihai olarak feshedilmiş olacağını(Yargıtay
------sayılı kararı), somut olayda müvekkilinin davalı şirket aleyhine açmış olduğu işe iade davasının kabul edilerek işe iade kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini ve kesinleşen karar akabinde davalı şirkete işe iade
başvurusunda bulunulduğunu, başvurunun davalıya 16.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini
fakat müvekkilinin 1 aylık yasal süre içerisinde işe başlatılmadığını, 07.12.2020 tarihinde bir
takım kısmi ödemelerde bulunduğunu, bu sebeple müvekkilinin iş akdinin feshedildiği tarihin
işe iade edilmediği tarih olan 16.12.2018 olduğunu, fesih tarihi 16.12.2018 olduğundan
öncelikle müvekkilinin bu tarihte alacağı brüt ücretin belirlenmesi gerektiğini ve ardından
müvekkilinin hak etmiş olduğu eksik ödenen işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre
alacağı, fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının hesaplanması gerektiğini,(Yargıtay -----.), müvekkilinin çalışmış olduğu süre içerisinde aylık 8.332,50 TL temel ücret, aylık yemek ücreti, aylık yol
ücreti, aylık AGİ ödemesi, aylık özel sağlık sigortası ödeneği ve ikramiye(işyeri uygulaması
gereği 3 ayda 1 defa olmak üzere 8.332,50 TL) olmak üzere 3.178,47 TL yan ücret karşılığı
çalışmasının sürdürdüğünü, ekte sunulan bordrolar da gözetilerek müvekkilinin brüt ücreti
olan 8.332,50 TL ücretine gerçek fesih tarihi olan 16.12.2018 tarihine kadar zam yapılarak
gerçek ücretin bulunması gerektiğini ve bu ücrete göre hesaplanacak eksik ödenen işe
başlatmama tazminatı, boşta geçen süre alacağı, fark kıdem tazminatı ve ihbar tazminatının
işlemiş olan faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek
eksik ödenen işe başlatmama tazminatının 50 TL’lik kısmının 16.12.2018 tarihinden itibaren
yasal faizi ile birlikte, eksik ödenen boşta geçen süre ücreti alacağının 50 TL’lik kısmının
16.12.2018 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte,
ödenmeyen fark kıdem tazminatı alacağının şimdilik 50 TL’lik kısmının 16.12.2018
tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, ödenmeyen
ihbar tazminatının şimdilik 50 TL’lik kısmının 16.12.2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile
birlikte ödenmesine, vekalet ücreti ile sair yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar
verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun, 29 Mayıs 2015 tarihinde ----- karar numarasıyla alınan ve 30 Mayıs 2015 tarih ve ---- sayılı ----- Gazete’de ilan edilen kararı ile -----
kontrolüne el koyduğunu ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 71’inci maddesi uyarınca
-----’nın yönetim ve denetimini Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF)
devrettiğini, 23.07.2016 tarih ve -------sayılı ---- Gazete’de yayınlanan; BDDK’nın
22.07.2016 tarih ve ---- sayılı Kararı ile TMSF’nin 21.07.2016 tarih ve 9029 sayılı yazısında
yer alan talebi üzerine, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesinin son fıkrası
hükmü çerçevesinde ----- faaliyet izninin kaldırılmasına karar
verildiğini, TMSF tarafından açılan ve ---- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin -----
sayılı dosyasıyla işlem gören iflas davasında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 106.
maddesi uyarınca ------- iflasına, iflasın 16.11.2017 tarih ve saat
15.28 itibariyle açılmasına, iflas tasfiyesinin TMSF tarafından yerine getirilmesine karar
verildiğini ve kararın temyiz incelemesi sonucunda kesinleştiğini, hâlihazırda ------ tasfiyesinin İstanbul 1 İflas Müdürlüğü'nün 2017/14 İflas sayılı dosyası
üzerinden devam ettiğini, 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu madde 106/3 düzenlemesi
doğrultusunda ----- TMSF tarafından iflas dairesi, alacaklılar
toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkileri kullanılarak tasfiye edilmekte olduğunu, ------ hakkındaki iflas kararı kesinleşmiş olduğundan tasfiyeyle sınırlı
olmak üzere faaliyetlerini sürdürdüğünü ve tüzel kişiliğinin de devam ettiğini, tasfiye
sürecinin TMSF tarafından önerilen ve İcra Mahkemesince belirlenen 3 kişilik İflas İdare
Heyeti tarafından yürütüldüğünü, şu anda görev yapan İflas İdare Heyeti üyelerinin ------olduğunu, İflas İdare Heyeti üyelerinin TMSF’nin
2020/285 karar ve 17.09.2020 tarihli kararı ile kendilerine verilen yetkiler dâhilinde tasfiye
sürecini yürüttüklerini, esas ilişkin olarak ise davacı tarafa tüm işçilik alacakları ve
alacaklarına ilişkin faizlerin eksiksiz ve tam olarak ödendiğini ve davacının hiçbir alacağı
bulunmadığını, müvekkili İflas İdaresi tarafından dava sonrası kesinleşen tüm alacak
kalemlerinin cevap dilekçesi ekinde sundukları ödeme belgelerinde görüleceği üzere;
33.330,00 TL brüt iş güvencesi tazminatı (33.077,03 TL net),
45.061,44 TL brüt boşta geçen süre tazminatı (33.904,86 TL net),
7.360,40 TL brüt kıdem tazminatı farkı (7.304,53 TL net),
1.363,71 TL brüt ihbar tazminatı farkı (985,16TL net),
87,00 TL yargılama gideri,
13.194,95 TL faiz ödemesi,
toplam 88.553,53 TL net ödeme yapıldığını, bu sebeplerle davacının tüm alacak
talepleri faizi ile birlikte tam ve eksiksiz olarak ödenmiş olduğundan huzurdaki haksız ve
mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müflis banka tasfiye sürecinde olup
tüm faaliyetleri sona erdiğinden "kapanmış iş yeri" statüsünde olup fiilen ticari faaliyetine
devam eden iş yeri olarak değerlendirilmesi ve davacının dava konusu ettiği ücret farklarına
ilişkin taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, "...İşyerinin kapanması, işyerinde
yürütülmekte olan faaliyetin işverenin iradesinden veya başka bir nedenle sürekli kesin olarak
bırakılması olarak tanımlanabilir...İşyerinde asıl işin dışında yapılmakta olan iş eğer tasfiye
işlerinden ibaretse yine kapanmadan söz edilebilir..." (------, davacının
dilekçesinde işe iade davası boyunca davacının iş sözleşmesinin askıda olduğunu ve
davacının işe başlatılmadığı tarihteki gerçek ücretinin belirlenerek eksik ödenen ödemeleri
talep ettiğini, davacının, işe başlatılmadığı tarihteki gerçek ücrete ilişkin taleplerinin normal
fiilen faaliyetine devam eden iş yeri için geçerli olduğunu, tasfiye sürecinde olan, kapanmış
iş yeri statüsünde olan müflis banka için kabul edilemeyeceğini, müflis bankanın faaliyeti
sona ermiş ve tasfiye sürecinde olduğunu, ticari faaliyetinin sona erdiğini, ticari faaliyeti
devam etmeyen ve sadece tasfiye sürecinin yürütüldüğü tasfiye ile sınırlı olmak üzere tüzel
kişiliği devam eden müflis bankanın fiilen ticari faaliyetlerine devam eden iş yeri olarak
değerlendirilmesinin haksız ve hukuka aykırı olup hakkaniyete de aykırı olduğunu, bu
sebeplerle davacının, tasfiye sürecinde olan ticari faaliyeti sona ermiş olan müflis bankadan
talep etmiş olduğu haksız ve hukuka aykırı alacak taleplerinin reddine karar verilmesi
gerektiğini, müflis banka iflas halinde olduğundan iik.m.196 gereği uygulanacak faiz oranının
açık olduğunu ve davacının talep etmiş olduğu faiz oranının kabulünün mümkün olmadığını,
İİK.m.196 gereği; "İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye
devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı
uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci
maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır.”, emsal
Yargıtay -------İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İİK'nın 195.
maddesi uyarınca iflasın açılması, müflisin tüm borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne
kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur. Yine İİK'nın 196. maddesine göre,
iflasın açılması ile birlikte iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Ancak
bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195. maddeye göre
hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır. Diğer bir deyişle iflas
masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekir. İflasın
açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacaklar muaccel hale gelir ve
iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masrafları da asıl alacağa eklenerek
masaya yazılır. "dendiğini, yasa maddesinde ve emsal içtihatta açıkça belirtildiği üzere; adi
alacaklarda iflasın açılmasından sonraki dönem için ticari olmayan işlerdeki faiz oranı
uygulanacağını, işbu sebeplerle; davacının talep ettiği faiz oranlarının İİK.m.196'ya aykırı
olup kabulü mümkün olmadığını, müvekkili iflas idaresince de; İİK.m.196 gereği davacının
dava konusu ettiği alacaklarına ilişkin olarak yasal faiz uygulandığını ve tüm alacaklarına
ilişkin hesaplanan faiz ödemesinin de yapıldığını, müflis bankanın yargı harçlarından muaf
kurum olduğunu ve bu hususun mahkemece gözetilmesini talep ettiklerini, 5411 Sayılı
Bankacılık Kanunu madde 106/3 düzenlemesinin "Yönetim ve denetimi Fona intikal eden
banka hakkında iflas kararı verilmesi hâlinde Fon, iflas masasına 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun 206 ncı maddesinde yer alan üçüncü sıradaki tüm imtiyazlı alacaklılardan önce,
ancak Devletin ve sosyal güvenlik kuruluşlarının 6183 sayılı Kanun kapsamındaki
alacaklarından sonra gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak eder. Fon, bu Kanunun
uygulanması ile sınırlı olmak üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 166 ncı, 218 inci, 219
uncu, 223 üncü, 234 üncü, 236 ncı, 249 uncu, 251 inci ve 254 üncü maddelerindeki yetki ve
görevler hariç olmak üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve
yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye eder.” şeklinde olduğunu, ilgili düzenlemeden
anlaşılacağı üzere iflas dairesi, alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerinin
TMSF tarafından kullanılmakta olduğunu ve TMSF’nin bu yetkileri kullanarak müflis
bankayı tasfiye etmekte olduğunu, bu açıklamalardan sonra müflis bankanın yargı
harçlarından muaf olduğunu açıklamak gerektiğini, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 140.
Maddesi 5. 7. ve 9. fıkralarının sırasıyla; “Fonun, Fon bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle
yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin, mahkeme ilâmını alması ve tebliğe
çıkartması işlemlerinde karşı tarafa yükletilmiş olan harcın ödenmesi ve her türlü ihtiyatî
tedbir, ihtiyatî haciz ve tehir-i icra taleplerinde teminat şartı aranmaz.", “Fonun, Fon
bankalarının ve tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin,
yukarıda belirtilen işlemler nedeniyle kendi aralarındaki ve/veya diğer gerçek ve tüzel
kişilerle aralarındaki işlemler nedeniyle düzenlenen sözleşmeler, belgeler ve sair kâğıtlar ile
bunların değiştirilmesi, yenilenmesi, uzatılması, devredilmesi ya da yeni bir itfa plânına
bağlanması, alacakların teminatlandırılması, teminatların devir alınması, tarafların sulh
ve/veya ibra olması ve/veya her ne nam altında olursa olsun herhangi bir işleme tâbi
tutulması nedeniyle düzenlenen kâğıtlar ve/veya belgeler her türlü vergi, resim ve harçlar ile
özel kanunları ile hükmolunan malî yükümlülüklerden istisnadır. Bu hüküm üçüncü kişiler
yönünden, Fonun ve/veya Fona intikal eden bir bankanın ve/veya tasfiyeleri Fon eliyle
yürütülen müflis bankaların iflas idarelerinin, tasfiyeye tâbi tutulan bankaların tasfiye
idarelerinin alacaklarının tahsili ile ilgili işlemlere taraf olmaları hâlinde uygulanır.", "Fon
bankaları, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve
tasfiye idarelerinin alacaklarının tahsilini teminen yapacakları her türlü işlem, dava ve icra
takipleri, bu dava ve takiplerin borçlularınca kabul edilmek suretiyle kesinleştirilmesi, her
türlü vergi, resim, harç ve fonlar ve 2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşası
Karşılığı Olarak Alınacak Harçlar ve Mahkûmlara Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında
Kanunun 1 inci maddesi hükmünden istisnadır." hükümlerini içerdiğini, 5411 sayılı Kanun’un
3. maddesi hükmüyle “Fon Bankası” statüsünde olan Müflis ------
her türlü vergi, resim ve harçtan istisna olduğunu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından
Adalet Bakanlığı'na gönderilen 10/09/2019 tarihli yazıda müflis bankanın 5411 Sayılı
Bankacılık Kanunu (106). ve (140). maddeleri gereğince UYAP sisteminde harçtan muaf
olarak tanımlanmasının talep edildiğini, Adalet Bakanlığı'nın 12/12/2019 tarihli cevabi yazısı
ile müflis bankanın UYAP sisteminde harçtan muaf kurum olarak tanımlandığının
belirtildiğini, müflis bankanın taraf olduğu davalarda müflis bankanın harçtan muaf tutularak
karar verildiğini, açıklanan nedenlerle hüküm kurulurken müflis bankanın yargı harçlarından
muaf olduğunun gözetilmesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri
ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep
etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Eldeki iş bu davanın -----. İş Mahkemesinin İİK'nın 235.maddesi gereğince '' Kayıt-Kabul (sıra Cetveline İtiraz) davası '' niteliğinde olduğu ve bu davalarda iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle 17/02/2026 tarih --- esas, ------karar numarası ile görevsizlik kararı verildiği, mahkememize tevzi edildiği ve yukarıdaki esası aldığı anlaşıldı. Dava, İİK.nun 235. Ve devamı maddelerinden düzenlenen kayıt kabul davasına ilişkindir.
İİK.nun 235 maddesi uyarınca, sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde dava açmaya mecburdurlar.
Kayıt kabul davaları; iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları davalar olup, genel mahkemelerdeki alacak davalarından farkı, süreye tabi olması, yetkinin kesin yetki olması, Ticaret Mahkemesinin görevli olması ve İİK.nun 235/3 maddesine göre basit yargılama usulünün uygulanmasıdır.
Diğer yandan genel mahkemelerde görülen alacak davası esnasında davalının iflasının açılması halinde dava, kendiliğinden kayıt kabul davasına dönüşür.
Eldeki dava bakımından ise; ...nin ----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas- ---- karar sayılı dosyası ile 16/11/2017 tarihinde iflasına karar verildiği, eldeki davanın iflas tarihinden sonra 17/08/2021 tarihinde açıldığı, yukarıda anılan düzenlemeye göre iflasa kararı verilen yerdeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin eldeki iş bu kayıt kabul davasına bakmakta kesin yetkili olduğu, kesin yetki halinin resen gözetilebileceği anlaşılmakla.
Mahkememizce ----- Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/281, K. 2026/308, 31 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama