KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2014/1042
- Karar No
- 2024/909
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
Karar Metni
3.368 kelime·17 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2014/1042 Esas
KARAR NO: 2024/909
DAVA
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/09/2014
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı müvekkilinin uzun yıllardır ticaretle iştigal ettiğini, --------- Mah. -------- Sk, No:------- --------- adresinde bulunan -------- Şti ünvanlı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, müvekkiline ait şirketin ticari hacmi ve büyüklüğü sektöründe güçlü bir firma olmasını sağlamış, sektörünün tanınan firmalarından biri haline geldiğini, müvekkilinin ve şirketinin herhangi bir mali sıkıntısı bulunmadığını, müvekkilinin ve ortağı olduğu şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili olarak tedarikçi firmalardan aldığı mallar dolayısıyla mevcut barçları dışında herhangi bir kişi ya da kuruluşa borcu bulunmadığını,
şirketin aile şirketi olup müvekkilinin ortaklarının kardeşleri olduğunu, 30.08.2013 tarihinde müvekkilinin --------- ---------- numaralı GSM cep telefonundan birkaç kez arayan ---------- isimli kişi müvekkili ile görüşmek istediğini söylediğini, müvekkilinin bu kişiyi --------- Mahallesi"nde oto yıkaması bulunduğundun ve müvekkili şirketin araçlarının o oto yıkamada yıkatıldığından dolayı tanıdığını ancak müvekkilinin bu kişi ile herhangi bir ticari ilişkisi ya da herhangi bir borcu bulunmadığını,
müvekkilinin herhangi bir şeyden şüphelenmediğini aynı gün şüphelinin tarif ettiği iş yeri adresi olan ----------- caddesi üzerinde bulunan ---------- kapı numaralı Binanın 3. Katındaki kapısında ataol yazısı bulunan işyerine gittiğini, işyerine girdiğinde --------- isimli kişi arka odaya geçelim dediğini, ----------, adının -------- olduğunu söyleyen kişinin ismini bilmediğikleri boynunda dövmesi bulunan genç bir kişi ile birlikte arka odaya geçtiklerini, arka odqya geçer geçmez ----------- isimli kişinin müvekkiline bir tokat attığını, müvekkilinin bunun üzerine ne olduğunu ,
neden yaptıklarını sorduğunda ----------- isimli kişinin benim ablamı nasıl ağlatırsınız , sen tefecilik yapıyormuşsun” deyip ağıza alınmayacak hakaret ve tehditlerde bulunduğunu, akabinde üç adet senedi çıkartıp “sen tefecilik yapıyormuşsun , ben de sana fatura keserim , ben tefecilere fatura keserim, imzala şunları , yoksa seni öldürürüm diyerek senetleri müvekkilinin imzalamasını istediğini, müvekkilinin itiraz etmesi üzerine müvekkilinin hemen yanında bulunan ---------- isimli kişiye bunu alıp sıkın kafasına sonra da ormana atın” dediğini,
müvekkilinin imzalamaması üzerine --------- isimli kişi bu sefer silahla müvekkilinin ayağına doğru ateş ettiğini, müvekkilinin 3 adet seneti imzalamak zorunda kaldığını açıklanan nedenlerle 08.09.2013 tarihli 65.000 TL , 09.10.2013 tarihli 45.000 TL , 09.11.2013 tarihli 65.000 TL bedelli toplam tutarı 195.000 TL olan 3 adet senetten dolayı müvekkilinin davalıya ya da başkaca kişilere 195.000 TL borçlu olmadığının tespitine, senetlerin iptal ve aynen istirdadına,
dava devam ederken senetlerin bedelinin ödenmek zorunda kalınması halinde haksızbir şekilde ödenmiş olacak senenetlerin bedellerinin ve yasal işlem neticesi ödenmesi halinde bu paranın tüm ferileri ile birlikte davalıdan ya da ödeme yapılmak zorunda kalınan kişilerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Öncelikle müvekkilinin gerek icra takibinde,gerek huzurdaki davada,gerekse davacı tarafından ----------- İcra mahkemelerinde,dava konusu senetle ilgili açılan davalarda,iyi niyetli 3 kişi ve meşru hamil konumunda olduğunu, müvekkilinin ,senetleri,aralarında uzun bir geçmişe dayanan ticaret ve borç ilişkisine dayanan ...'ten bu birikmiş alacaklarına istinaden aldığını, davacı tarafın,müvekkilini ve ticari ilişkilerini bilmeden,... ile aralarında birtakım şüpheli konulardan bahsetmesinin hukuki ve etik olmadığını,
dava dilekçesinde belirtilen ve müvekkilinin,alacağı teyit için borçlu firmayı aramadığı veyahut ... hakkında icra takibi yapmadığı için, alacağın ve takibin yasal olmadığı iddiları ise hertür yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bir alacağın varlığından bahsetmek veyahut bir bononun kambiyo senedi niteliğinde olması için,ne borçlu firmaya telefon etmek,ne de bütün senet cirantalarına karşı icra takibi yapmak,yasal bir zorunluluk olmayıp,alacaklının muhtarında olan bir konu olmadığını, senedin kambiyo senedi niteliğine haiz olmadığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını,
senedin yasal unsurlarının kambiyo senedi niteliğinde olduğunu açıklanan nedenlerle haksız davanın reddine,,mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davcıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'ın diğer müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, şirketin aile şirketi olduğnu, müvekillerinin davalılarla herhangi bir ticari ilişkisinin ve borcunun olmadığını, davalıların müvekkili ...' a silah zoruyla ve tehditle müvekkilinin hatırladığı kadarıyla 08/09/2013 tarihli 65,000,00 TL, 09/10/2013 tarihli 65.000,00 TL, 09/11/2013 tarihli 65.000,00 TL bedelli 3 adet senet imzalattıklarını, ---------- İcra müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyasından 30/08/2013 tanzim tarihli, 09/11/2013 vade tarihl, 65.000,00 TL bedelli,
3 nolu senet için örnek 10 ödeme emri geldiğini, bu olayla ilgili ---------- Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın halen devam ettiğini, taraflarınca 3 adet toplam bedelleri 195.000,00 TL olan senetlerle ilgili olarak ---------- esas sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talepli menfi tespit ve istirdat davası açtıklarını, senetler üzerindeki tanzim tarihlerinin müvekkili tarafından yazılmadığnı, davalıların yasal ve meşru hamil olmadıklarını, müvekkilinin zorla yedinden çıktığını, herhangi bir borcun karşılığı verilmediğini, takip konusu seretin kambiyo vasfında olmadığını,
takip dosyasında talep olunun faizin haksız ve faiş olduğunu beyan ederek ----------- İcra müdürlüğünün --------- esas sayılı dosyası ile yapılan takibin tedbirin durdurulmasını, müvekkillerinin davalılara borçlu olmadıklarının tespiti ile senetin iptali ile istirdatını, iş bu dava ile --------- esas sayılı dava dosyasının birleştirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Tanık ...
Beyanında," Tanığa ---------- Esas sayılı talimat yazıları ekinde gönderilen dava dilekçesi okundu soruldu: Davacı ...'ı ben yanında çalıştığım için tanırım, kendisinin yapı marketi vardı, davalı ...'ü de iş yerine gelip gitmesinden dolayı tanırım, bana okumuş olduğunuz dava dilekçesindeki olaya şahsen tanık değilim ancak bana davacı ...'ın anlattığı kadarı ile biliyorum, davalı ..., ...'a ---------- de ismini bilmediğim bir mekanda senet imzalatmak istemiş, bu mekanda ...'ün kendisine tokat attığını, hakaret ve tehditte bulunduğunu, tefecilik yaptığına dair suçlamada bulunduğunu,
davalı ...'ün yanında bulunan ----------- isimli bir kişinin bulunduğunu hatta ...'ın kardeşi olan --------- ayağına sıkın dediğini ,bunun üzerine ...'ın kardeşine zarar gelmesin diye 3 adet senete imza atmak zorunda kaldığını, kaşesinin yanında olmadığından kaşesini basamadığını, davalı ... tarafından zorla imzalanan senetlerin üzerine sahte kaşe bastığını" söylediği davacı ile davalı arasında da Ticari bir alışveriş bulunmamaktadır, ancak bu olayın neden yaşandığını bilmiyorum, davacı ...'in bana anlattıkları kadarı ile bu kadarını biliyorum, şahsen ----------- isimli kişiyi tanımıyorum, olaydan sonra da işyerine gelip gitmediğini ,
tehdit edip etmediğini bilmiyorum, abla denilen kişinin kim olduğunu bilmiyorum, ---------- isimli kişiyi tanırım, abla denen kişinin onun eşi olup olmadığını bilmiyorum, bu kişinin faiz ile para alıp sattığını bilmiyorum, davacı ... babadan deden zengin biridir, haca gitmiştir, tefecilik yapmaz, dürüst bir insandır, tanıklık ücreti talep etmiyorum" yönünde beyanda bulunmuştur.---------- Nolu Kararı:...--------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E sayılı takip dosyası getirtilerek incelenmiş ve dosya içerisine alınmıştır.İcra dosyasının incelenmesinde,
davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibe dayanak senetlerde keşideci hanesinde ...’ın adının yazılı olduğu, adres kısmının yer almadığı, aval kısmında ise ---------- Şti’nin adres içeren kaşesi bulunduğu , dayanak senetlerde keşidecinin ..., ---------- Şti’nin ise avalist olduğu, bonolarda keşide yeri bulunmadığı gibi keşideci adı yanında adres de bulunmadığı, avalist şirket kaşesinde adres bulunmasının keşide yeri eksikliğini karşılamayacağından dayanak senetlerin kambiyo vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle İİK 170/a Maddesi uyarınca takibin iptaline karar vermek sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. .."
--------Sayılı kararı; "...--------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- E sayılı takip dosyası getirtilerek incelenmiş ve dosya içerisine alınmıştır.
İcra dosyasının incelenmesinde, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibe dayanak senetlerde keşideci hanesinde ...’ın adının yazılı olduğu, adres kısmının yer almadığı, aval kısmında ise --------- Şti’nin adres içeren kaşesi bulunduğu , dayanak senetlerde keşidecinin ..., ---------- Şti’nin ise avalist olduğu, bonolarda keşide yeri bulunmadığı gibi keşideci adı yanında adres de bulunmadığı, avalist şirket kaşesinde adres bulunmasının keşide yeri eksikliğini karşılamayacağından dayanak senetlerin kambiyo vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle İİK 170/a Maddesi uyarınca takibin iptaline karar vermek sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...--------- Sayılı 07.09.2021 tarihli kararı --------- Sayılı kararı ile onanmış ve dosya kesinleşmiştir...,"...Sanıkların katılana zorla senet imzalattıklarının anlaşıldığı ve atılı yağma eylemin sübut bulduğu,
her ne kadar iddianamede sanıkların "Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Silahla Yağma" suçundan cezalandırılması talep edilmişse de, gerekçemizin yukarıdaki bölümünde izah edildiği üzere eylemin TCK'nın 148/2. maddesinde düzenlenen "Mağdurun Bir Senedi Vermeye Mevcur Edilmesi Suretiyle Birden Fazla Kişi Tarafından Gece Vakti Yağma" suçuna temas ettiği anlaşıldığından sanıkların eylemlerine uyan TCK'nın 148/2. maddesi yollamasıyla TCK'nın 149/1-a-c. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.."Dava;
hukuki niteliği itibariyle 08.09.2013 tarihli 65.000 TL bedelli , 09.10.2013 tarihli 65.000 TL bedelli ve --------- İcra Müdürlüğünün --------- E sayılı icra takibine konu 30.08.2013 tanzim tarihli 09.11.2013 vadeli 65.000 TL bedelli senetlerin davalı ... tarafından davacıdan tehdit ve baskı altında imzalatıldığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır. --------- sayılı karar ile birleştirme kararı verilerek dosya mahkememiz dosyası ile birleştirilmiştir.Birleşen Dava;
----------İcra Müdürlüğü'nün ---------- Sayılı dosyasındaki takibe konu senet ve takip dosyası nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti ile takibin ve senedin iptali ile senedin istirdadı davasıdır.
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır.
Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir.
Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır.
Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler ---------- ve -------- E., ---------- K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Menfi tespit davalarında ispat yükümlülüğü kural olarak davalı alacaklıya düşer. Ancak imzası ikrar edilmiş bono alacağın varlığını ispatlayan kesin delil niteliğinde olup bu kez borçlunun borcunun bulunmadığını, usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Bono, ödeme vaadi niteliğinde kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir.
Bonoda kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir, ispat külfeti davacı taraftadır.Senetle İspat Zorunluluğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200. maddesinde; ''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.
Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesinde ise, ''Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz.'' hükmü ile senede karşı tanıkla ispat yasağı hususuna yer verilmiştir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder.
Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır.
Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra hemen belirtelim ki, bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir.
Bu nedenle bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 691/1).Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar. “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur.
Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur.
Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu sebeple de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır.
Kişisel defi sebeplerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır. Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir.
Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir.Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu sebeple bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir.
Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir.
Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.Tüm dosya kapsamına göre. Asıl ve birleşen davada dava konusu senetlerin davalı tarafça tehdit ve silah zoruyla davacıya imzalatıldığı ileri sürülmektedir.
Dinlenen tanık ifadesi ve ---------- Sayılı 07.09.2021 tarihli kararının ----------- Sayılı kararı ile onanmış ve dosya kesinleştiği, ".. katılan ...'ın suç tarihi olan 30/08/2013 günü sanık ---------- davet etmesi üzerine ---------- İlçesi, ------------- Caddesi ------------ adresinde bulunan iş yerine gittiği, katılanı burada sanıklar ... ve ----------- beklemekte oldukları, sanıkların katılana ceza kestiklerini söyledikleri, sanık ...'nin katılana tokat attığı ve ele geçirilemeyen silahla yere doğru ateş ederek katılanı korkuttuğu, sanıkların bu şekilde 65.000 TL bedelli 3 adet senedi katılana zorla tanzim ettirip imzalattırdıkları,
iddia edilen olayda; sanıkların savunmalarında suçlamaları kabul etmediği, bozma ilamı doğrultusunda HTS kayıtlarının dosyaya celp edilerek Mahkememizce incelendiği, sanık ...'nin telefonuna ait baz bilgileri elde edilememişse de, 15/03/2021 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere, sanık --------- ile katılan ... ait telefonların suç tarihinde aynı zaman dilimi içerisinde birbirine yakın baz sinyalleri verdiği, ----------- Esas sayılı dosyasında suça konu kambiyo senedine dayanılarak katılan ... aleyhine yapılan icra takibinin iptaline karar verildiği,
kararın 23/01/2020 tarihinde kesinleştiği, diğer yandan yine dosyamız arasına bir örneği alınan ----------- Esas sayılı dosyasında katılanın sanık ... aleyhine senetlerin zorla imzalatıldığından bahisle menfi tespit ve istirdat davası açtığı ve dosyanın derdest olduğu, 23/11/2013 tarihli kolluk tutanağında "olay yerinde mermi izine rastlanılmadığı ancak yerdeki taş parkelerden ortada bir parkenin diğerlerinden farklı olduğu" hususuna yer verildiği, Mahkememizce bozma ilamı doğrultusunda --------- İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı,
bunun üzerine kollukça 23/11/2020 tarihinde düzenlenen tutanak ile binada başkaca yerde değişik bir taş parkenin bulunmadığının bildirildiği, bozma öncesi ve sonrası düzenlenen her iki tutanağın birlikte göz önüne alınması neticesinde sanıkların yere ateş ettikleri iddiasını destekler nitelikli olduğu kanaatine ulaşıldığı, Velhasıl, bu hususlar itibariyle sanıkların katılana zorla senet imzalattıklarının anlaşıldığı ve atılı yağma eylemin sübut bulduğu,
her ne kadar iddianamede sanıkların "Birden Fazla Kişi Tarafından Birlikte Silahla Yağma" suçundan cezalandırılması talep edilmişse de, gerekçemizin yukarıdaki bölümünde izah edildiği üzere eylemin TCK'nın 148/2. maddesinde düzenlenen "Mağdurun Bir Senedi Vermeye Mevcur Edilmesi Suretiyle Birden Fazla Kişi Tarafından Gece Vakti Yağma" suçuna temas ettiği anlaşıldığından sanıkların eylemlerine uyan TCK'nın 148/2. maddesi yollamasıyla TCK'nın 149/1-a-c. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilerek...
Şeklinde karar verildiği anlaşılmaktadır.Ağır Ceza Mahkemesi' nin kararında; dava konusu senetlerin davacıya zorla imzalattıklarının anlaşıldığı ve atılı yağma eylemin sübut bulduğuna karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının dava konusu senetleri iradesi dışında imzaladığı anlaşılmakla Asıl davanın kabulüne,30.08.2013 keşide, 08.09.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli, 30.08.2013 keşide, 09.10.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli ve 30.08.2013 keşide 09.11.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli üç adet bono nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, bonolar takibe konu edildiğinden istirdat talebinin reddine,
Asıl davada.
30.08.2013 tanzim , 08.09.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli, 30.08.2013 tanzim, 09.10.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli ve 30.08.2013 tanzim 09.11.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli üç adet bono nedeniyle Menfi tespit ve istirdat talep edildiği, Birleşen davada; ----------İcra Müdürlüğü'nün --------- Sayılı dosyasındaki takibe konu 30.08.2013 tanzim 09.11.2013 vadeli 65.000tl bedelli senet ve takip dosyası nedeniyle menfi tespit ve istirdat talep edildiğinin görüldüğü bu dava konusu bononun asıl davada davalı ... yönünde menfi tespit istirdat talebine konu edildiği bu davalı yönünde derdestlik oluştuğu anlaşıldığından,
Birleşen davanın Davalı ... yönünden davaya konu 09.11.2013 tarihli 65.000 TL bedelli bedelli bono için asıl davada da menfi tespit talep edildiğinden derdestlik dava şartı yokluğundan HMK 1141/ı, ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine,
Birleşen dava davalısı ...'ın iyi niyetli 3 kişi ve meşru hamil olduğu, dava konusu sendi bilerek borçlu zararına iktisap ettiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından birleşen davanın bu davalı yönünden reddine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
TASHİH ŞERHİ
Kısa kararda hüküm kısmının 1 nolu maddenin A bendinde "A- 30.08.2021 tanzim, 08.09.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli, 30.08.2023 tanzim, 09.10.2013 tarihli 65.000 TL bedelli ve 09.11.2013 tarihli 65.000 TL bedelli üç adet bono nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, bonolar takibe konu edildiğinden istirdat talebinin reddine" olarak yazılan kısımda sehven
08.09.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli bonoda tanzim tarihinin 30.08.2021 olarak yazıldığı, 09.10.2013 tarihli 65.000 TL bedelli bonoda tanzim tarihinin 30.08.2023 olarak yazıldığı, 09.11.2013 tarihli 65.000 TL bedelli bonoda keşide tarihinin yazılmadığı yine 2 nolu maddenin A bendinde,09.11.2013 tarihli 65.000 TL bedelli bonoda tanzim tarihinin yazılmadığı anlaşıldığından re'sen aşağıdaki tahsis şerhi düzenlenmiştir.
GD
1-Hüküm kısmında;
1 nolu maddenin A bendinin
"A- 30.08.2013 tanzim, 08.09.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli, 30.08.2013 tanzim, 09.10.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli ve 30.08.2013 tanzim 09.11.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli üç adet bono nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine, bonolar takibe konu edildiğinden istirdat talebinin reddine"
2 nolu maddenin A bendinin
" Davalı ... yönünden davaya konu 30.08.2013 tanzim 09.11.2013 vade tarihli 65.000 TL bedelli bono için asıl davada da menfi tespit talep edildiğinden derdestlik dava şartı yokluğundan HMK 1141/ı, ve 115/2 maddesi gereğince usulden reddine"
şeklinde yazılmak suretiyle hükmün TASHİHİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/02/2025
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2014/1042, K. 2024/909, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama