KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/530
- Karar No
- 2024/279
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2024
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/530 Esas
KARAR NO: 2024/279
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/07/2023
KARAR TARİHİ: 02/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin ile davalı şirket arasında ticari ilişki olduğunu, müvekkilinin toplamı 35.231,08 TL yi bulan faturalar düzenlediğini, davalı şirketin kısmi ödemeler yaptığını ancak kalan 8.003,88 TL bakiye borcunu ödemediğini, bu sebeple-------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, Arabuluculuk görüşmelerinde de sonuç alınamayınca huzurdaki davanın açılmak zorunda kaldığını belirterek borçlunun itirazının iptaline, takibin 8.003,88 TL üzerinden takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte devamına,
% 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı şirket tarafından müvekkili şirkete açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun olamadığını bu sebeplerle davanın reddini, yargılama masraflarının davacı tarafa yükletilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; hukuki niteliği itibariyle faturadan kaynaklı alacağa dayalı olarak --------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı icra dosyasında davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verilmiş, alınan 01/02/2024 tarihli raporun sonuç kısmında,"A- Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden:
Davacı şirketin 2021-2022-2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2021 ve 2022 yevmiye kapanışlarının zamanında yapıldığı, ------- yevmiye kapanış süresinin henüz gelmediğinden yapılmadığı, Defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu,Davalı şirketin inceleme günü ve saatinde hazır bulunmadığı defter ve belge sunmadığı için inceleme yapılamadığı,Teslim Tesellüm Ediminin ispatı ile Davacı Alacağı Yönünden: Tarafların e-fatura mükellefi olmaları ile davacı tarafından ticari senaryoda keşide edilen faturanın usulüne uygun tuttuğu defterlerinde alacak olarak kayıtlı olduğu,
davalı tarafından süresi içinde yapılan bir itirazın, iadenin/red işleminin bulunmadığından dava konusu fatura 23.12.2022 tarihinde tanzim edilen 13.377,66 TL e-fatura içeriği malın teslim ediminin gerçekleştiğinin kabulü ile davacının kendi defterlerinde davalı lehine gözüken 5.000 TL ödemenin mahsubu ile davacının 24.02.2023 takip tarihi itibariyle 8. 003,68 TL alacağını talep edebileceği,C- Verilen kesin süreye rağmen defter ve belge ibraz ibrazında bulunmayan davalıya karşı usulüne uygun defterlerinde alacaklı gözüken davacının defterlerinin HMK m.222/3 kapsamında kesin delil olup olmadığına ilişken hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye
aittirD- Faiz: Faiz Talebi Yönünden: davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirme yapılmamış,Ancak, Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde.
Tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, 24.02.2023 takip tarihinden sonra hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu"
Yönünde rapor tanzim edilmiştir.Eldeki dava, faturaya dayalı davacı tarafından açılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptaline ilişkindir.-------- İcra Müdürlüğünün-------- Esas Sayılı icra dosyası işbu dosya arasına alınmıştır.İcra takibine yapılan itirazın iptali 2004 sy. İİK md. 67'de düzenlenmiştir. Buna göre; "(1)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.İşbu davanın yasal bir yıllık süresinde açıldığı anlaşılmakla esastan incelemeye geçilmiştir.
Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır.Davaya konu takip, faturaya dayalı alacağın tahsiline ilişkindir.
Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir.
Takibe konu fatura, faturaya konu mal veya hizmetin teslim edildiğini, faturadan dolayı davacının alacaklı olduğunu göstermez.Mahkememizce ticari defterlerin incelenmesi amacıyla taraflara 28/11/2023 tarihli celsede usulüne uygun olarak kesin ve ihtaratlı süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafça ticari defterler sunulmasına rağmen davalı tarafından usulüne uygun tebliğe rağmen ticari defterler sunulmamıştır.
Davacının ticari defterleri üzerinden inceleme yapılarak tanzim olunan, usulüne uygun olarak alınmış,01/02/2024 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere davacının ticari defterleri usulüne uygun olarak tutulmuş, sahibi lehine delil vasfında olup davaya konu fatura ticari defterinde kayıtlıdır.--------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir.
Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.
Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir.
Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir.
6102 sayılı TTK’nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.
Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu’nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa’nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu’nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK’nın m. 230).
Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır.
Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur.
Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.Faturaya itiraz etmemekle birlikte davalı taraf ispat külfetini kendi üzerine almış olup aksi yönde yani faturaya konu mal ve hizmetin alınmadığına dair davalı tarafça her hangi bir kanıt ileri sürülmemiştir.
Ayrıntıları--------sayılı lamında da belirtildiği üzere ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir.
Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde;
mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmış olduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir.
İİK'nın 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Davaya konu alacak faturadan kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, davalı tarafından hesaplanabilir olduğundan alacak likittir. Bu nedenle itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/530, K. 2024/279, 2 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama