KÜNYE
T.C. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2018
- Esas no
- 2017/1399 Esas
- Karar no
- 2018/689
- Dava
- Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı
- Dava tarihi
- 15/12/2017
- Dava değeri
- 15.000,00 TL
Karar Metni
841 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların arkadaş olup ---- isimli işletmeyi devralıp işletmek üzere adi ortaklık kurduklarını, ortaklık ilişkisinin her ne kadar yazıya dökülmemiş olsa da, devir bedelinini yarısının davacı tarafından karşılanması ve davalının internetten "ortağımla yollarımızı ayırdık" şeklindeki yazısında adi ortaklığın TBK'nin 620. Maddesi hükümlerine uygun olarak kurulmuş olduğunun açıkça görüleceğini, davalının 2017 yılı başında davacıyı dışladığını, kâr payını ödememeye başladığını, bu nedenlerle TBK'nin 639/b7 uyarınca adi ortaklığın feshine, davacının kâr payının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında adi ortaklık ilişkisi kurulmadığını, davacının davalıya, davalının işletmesinin kuruluşunda destek olmak amacıyla para gönderdiğini, başkalarının da aynı şekilde davalıya para gönderdiğini, davacının ticari işletmenin ticari defterlerinde ve muhasebe kayıtlarında adının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN VE GÖREVLİ MAHKEMENİN TESPİTİ, İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi, kazanç payının davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Uyuşmazlığa konu dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 15/12/2017 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. Bu bakımdan işbu davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olup olmadığının incelenmesi gereklidir.
Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.)
Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.
Bu sözleşme türü Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu nedenle, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine ilişkin davalara bakma görevi de genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerine aittir.
Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29.12.2014 tarih ve 2014/7550 esas, 2014/17429 karar sayılı ve yüksek Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2015 tarih ve 2014/23113 esas, 2015/688 karar sayılı ilamları da bu yöndedir.
Yine Asliye Ticaret Mahkemesince görevsizlik kararı ile Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen ve Asliye Hukuk Mahkemesince bakılarak sonuçlandırılan yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 19/02/2018 tarih ve 2016/13291 esas, 2018/1260 karar sayılı, aynı yüksek Dairenin 11.12.2017 tarih, 2016/9849 esas, 2017/17383 karar sayılı ilamlarından Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca Yüksek Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2016 tarih ve 2016/2192 esas, 2016/6889 karar sayılı ilamı ve yine Yüksek Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 14/10/2015 tarih ve 2015/6858 esas, 2015/9208 karar sayılı ilamlarından anlaşıldığı üzere, adi ortaklığın tasfiyesi istemli davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakabilmesi için adi ortaklığın taraflarından en az birinin şirket olması ve istemin her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgisi olması gereklidir.
HMK 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır.
HMK.nun 115. maddesine göre Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır.
Tüm bu nedenlerle mahkememizin görevsizliğine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
11/07/2018
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/1399, K. 2018/689, 11 Temmuz 2018 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama