İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/711 K.2025/100

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas2020/711Karar2025/100Tarih5 Şubat 2025Okuma34 dk · 6.803 kelime

KÜNYE

Mercii
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/711
Karar No
2025/100
Karar tarihi
5 Şubat 2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

6.803 kelime·34 dk okuma·8 bölüm

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO

2020/711 Esas

KARAR NO: 2025/100

DAVA

Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 30/12/2020

KARAR TARİHİ: 05/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili 29/12/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle. Davacı ...'nün, 05.02.2020 günü davalı ...

Havayolları'na ait --------- sayılı --------- - --------- seferi için havayolu ile yolcu taşıma sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme için kendisine yolcu bileti verildiğini, davacının uçağa da binerek yolcu sıfatını kazandığını, kaza yaptığında 11 yaşında olan “----------” adlı ---------- seri numaralı ve ------- kuyruk numaralı ----------- uçak, 05.02.2020 günü ---------- saat 17.22'de 183 yolcusu ile havalandığını, uçağın --------- kadar sarsıntılı şekilde uçtuğunu, uçak saat 18.19'da tekerleklerini piste koymuş ise de pist üzerinde yavaşlayamadığını, uçak pistten çıkarak toprak zemine girmiş ve üç parçaya ayrıldığını,

uçağın bu şekilde kazaya uğraması sonucunda üç yolcunun maalesef hayatını kaybettiğini, müvekkilinin de dahil olduğu diğer yolcular ve mürettebat toplamda 180 kişinin yaralandığını, kaza ile ilgili olarak hazırlanan ön raporda; kulenin verdiği ilk bilgilerin yabancı uyruklu pilot tarafından anlaşılmadığı, bilgilerin --------- değil ----------- verildiği,

pilotun ise inişten sonra altı saniye gecikmeli fren yaptığının tespit edildiğini, netice olarak davalı ...Ş., hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan yolcuyu sağ ve salim olarak varma yerine ulaştırmak borcunu yerine getiremediğini, uçağını kazaya uğratmış ve bu kaza sonucu müvekkiline zarar verdiğini, müvekkilinin büyük bir buhrana girdiğini ve hayatının alt üst olduğunu, davalı şirkete ----------- Noterliği'nin 24.02.2020 gün ve ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek 40.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiş ise de bu ihtarnameye davalı tarafından cevap verilmediğini,

aşamalarda davalı şirket tarafından tüm yolculara 150.000,00 TL teklif edildiği, ısrarla bu teklifin müvekkili tarafından da kabul edilmesi gerektiği bildirilmiş ise de bedeni zarar davası gibi ileri sürülen ve yasal bir temeli de bulunmayan bu teklif kabul edilmemiş, huzurdaki davanın ikamesi zaruret teşkil ettiğini, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 120 maddesi gereğince.

Yolcunun uğradığı zarardan sorumluluk Madde 120 - Yolcunun ölümü veya herhangi bir cismani zarara uğraması halinde, bu zarara sebebiyet veren kaza hava aracında veya iniş veya biniş sırasında meydana geldiği takdirde, taşıyıcı sorumludur. Aynı Yasa'nın 106 maddesi gereğince.

Uygulanacak hükümler Madde 106 - Havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; bu Kanunda hüküm bulunmadıkça, ----------- taraf olduğu uluslararası anlaşmaların hükümleri ve bu anlaşmalarda da hüküm bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 850 maddesi taşıyıcının tanımını yapmış, A) Taşıyıcı MADDE 850- (1) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşya veya yolcu taşıma işini veya ikisini birlikte üstlenen kişidir.

2) Taşıyıcı, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi veya yolcuyu varma yerine ulaştırmayı; buna karşılık, eşya taşımada gönderen ve yolcu taşımada yolcu, taşıyıcıya, taşıma ücretini ödemeyi borçlanır. Aynı Yasa 914 maddesinde taşıyıcının sorumluluğunu belirlemiştir. Buna göre. F) Taşıyıcının sorumluluğu Madde 914 (2) Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak zararı tazmin eder.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 maddesi gereğince. 2. Kişilik hakkının zedelenmesi Madde 58- Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Davalı ...Ş., TTK md. 850 gereğince havayolu taşıyıcısı sıfatına sahip olup aynı Yasa'nın 914 maddesi gereğince yolcunun uğrayacağı zararları tazmin etmek ile yükümlüdür. Zarar, maddi zarar olabileceği gibi manevi zarar da olabilir.

Huzurdaki davanın konusu; uçağın davalı şirket tarafından düşürülmesi sonucu davacının manevi dünyasında yaratılan zararın bir nebze de olsa giderilmesine yöneliktir. ---------- Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak 05.02.2020 günü ----------- Havalimanı'nda yaşanan kaza olayı ile ilgili olarak açılan soruşturmanın bir nüshasının dosyamıza celbine, ----------- müzekkere yazılarak 05.02.2020 günü ----------- Havalimanı'nda yaşanan kaza olayı ile ilgili olarak kaza kırım raporunun dosyaya celbine karar verilmesini talep ettiklerini, kazanın,

belirli olan ve belli bir anilik içinde dışarıdan ilgili üzerinde etki yapan ve onun için beklenmezlik arzeden bir olay olarak açıklandığını, hava hukuku doktrininde genel olarak kaza yada beklenmeyen haller ile mücbir sebepler arasında ayırım yapılmakta, kaza veya beklenmeyen hal niteliği taşıyan olayların tazmini gerektiği ancak hava taşıyıcısının mücbir sebep oluşturan olaylar dolayısıyla meydana gelen zararlardan sorumlu olmayacağının kabul edildiğini, davacının yolcu olarak davalı ...Ş. tarafından işletilen uçağa bindiği,

tüm yolculuğun sarsıntılı şekilde geçtiği, yolculuk sırasında uçağa yıldırım isabet ettiği yolcular tarafından anlaşılmış olmasına rağmen uçağın inmek için ısrar ettiği, ısrarlı iniş kararı sonucu uçak iniş sırasında tekerleklerini piste koymuş ise de pist üzerinde yavaşlayamamış, pistten çıkarak toprak zemine düşmüş ve üç parçaya ayrılmıştır.

Davalı Şirket'in büyük bir acemiliği ve kusuruna işaret etmektedir ki; uçak ---------- piste değer değmez uçak içerisinde otomatik olarak anons sistemi devreye girmiş, ---------- Havalimanı'na inildiği anonsu yapılmış yolcuların rahat hareket etmesine olanak sağlanmış, bu otomatik anons rahat harekete davet eden yolcuların yaralanmaların ağır olmasına sebebiyet vermiştir.

Bu da yetmemiş uçuş personeli can derdine düşmüş, uçakta acil bir durumda uçağı çabuk ve en kısa şekilde terketmek için uçaklarda slide adı verilen ve bir kaç saniye içinde aktif duruma geçip şişerek yolcuların tahliyesini sağlayan araçlar açılmamış, insanlar kendilerini yüksek yere atmak sureti ile uçaktan çıkabilmişlerdir.

İşte bu nokta, esasen davalı şirket yetkililerinin yolculara hafif hasar ağır hasar nitelemesi yapmak yerine büyük bir üzüntü ve utanç eski ismi ile hicap duymaları gereken noktadır. Pilot hata yapar, hostes can derdine düşer ama yolcunu uçaktan yere, dikenli toprağa ve çamura kendisini atmak sureti ile tahliye ettirmek davalı şirketin esasen ruhsatının iptalini gerektiren bir durumdur. Tazminat miktarı tayin edilirken bu durumun da kuşkusuz dikkate alınması gerekir.

Neticeten bir kısmı buraya alınan diğer kısmı toplanacak deliller ile sabit olacağı üzere tüm bu olayın ulusal ve uluslararası anlamda da kaza olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı işletmenin kasta eş ağır kusurunun varlığı açık ve nettir. Uçağı bu şekilde kazaya uğratan, yolcunun manevi dünyasında zarara yol açan davalı ...Ş.'dir. Bilindiği üzere kişilik hakkı, kişisel değerlerin üzerinde geçerli olan ve herkese karşı ileri sürülebilen tekelci bir haktır.

Kişisel değerler içsel ve dışsal kişisel değerler olarak ikiye ayrılmaktadır. İçsel değerler (bedensel bütünlüğe tabi olan değerler gibi) ruhsal değerleri içerir iken dışsal kişisel değerler onur ve saygınlık, şeref ve haysiyet, mesleki durum, ekonomik güç gibi değerleri kapsar. Dava konusu kaza, davacının hem içsel hem de dışsal değerlerine zarar vermiştir.

Davanın ikamesinden önce davalı Şirket ile yapılan görüşmelerde davalı Şirket tarafından tazminat ödemelerinde bir derecelendirme yapıldığı, bu derecelendirmeye göre hafif yaralanma, ağır yaralanma ve vefat şeklinde üç barem oluşturulduğu, müvekkilinin hafif yaralı olduğu ve bu durumda 150.000,00 TL tazminat ödeneceği bildirilmiştir.

Davalı Şirket'e müzekkere yazılarak 05.02.2020 günü meydana gelen kaza sebebi ile yolculara yapılan tazminat ödemelerinin listesi ve ödeme dekontlarının dosyaya celbine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı şirketin aşamalarda olayı bir bedeni zarar dosyası gibi görmüş kendi kafasına göre hafif zarar, ağır zarar ayrımı yapmış her bir zarar görenin toplum içinde bulunduğu yer, sosyal konumu, yaşanan olay sebebi ile duymuş olduğu üzüntüyü hiç değerlendirmemiştir.

Bu aslında davalı şirketin sadece uçuş personelinin değil tazminat taleplerini karşılayacak personelinin de tecrübesiz ve yetersiz olduğu göstermektedir. Cismani ve manevi acılar, mahiyetleri itibarı ile bir takdire müsait olmamasına rağmen davalı Şirket meseleyi müvekkiliniz hafif yaralı size 150.000,00 yeter şeklinde sonuçlandırmaya çalışmıştır.

Mesela kaza sırasında müvekkilinin aklına ilk önce çocuğu gelmiş, o zifiri karanlık kaza ortamında çocuğuna bir daha ulaşıp ulaşamayacağı endişesi hayatını etkilemiştir. Bu endişe uçakta yolculuk eden ve mesela bekâr bir yolcuda mevcut değildir. Davacı yolcu, kontrol mühendisi olup iş amaçlı olarak ----------- gitmiş dönüşte bu kaza ile büyük bir şok yaşamıştır.

Bir mühendisin kaza sırasında yaşadığı travma ile mesela işsiz ve keyif amacı ile ----------- gelen bir yolcunun yaşadığı travma eşit değildir. Mesela aynı uçakta kazaya uğrayan ve tatile gelen --------- yolcunun yaşadığı travma ile iş seyahatinden dönen davacının yaşadığı travma da eşit değildir.

Davacı yolcu hafif yaralanmış ve ---------- yolcu ağır yaralanmış olmasına rağmen her bir yolcunun iç dünyasında yaşadıkları farklıdır. --------- yolcu, mesela bu da bir macera oldu diye bakarken davacı büyük travma yaşamış durumdadır. Davacı yolcu, kaza sırasında yüzünden kanama geçirmiş olup bu kanamanın iç kanamayı da içerdiğine inanmış ve bir ölüm tehlikesi hissetmiştir.

Kaza ortamında hostesler; uçağı boşaltın uçak alev alabilir, uçağı boşaltın ve kaçın şeklinde bağırmışlar büyük bir kaos yaşanmıştır. Nitekim davacı halen evde bir bardak dahi düşse büyük bir tepki vermekte bu ve benzeri olaylar kendisine kazayı hatırlatmaktadır. Kaza sebebi ile yaşananların davacı iç dünyasında yaşattıkları ile yaralanmanın hafifliği/ağırlığı iki farklı konudur.

Bir tanesi manevi tazminatın konusunu oluştururken diğeri bedeni zarar denilen maddi tazminatın konusunu oluşturmaktadır. Hosteslerin kaçın yangın çıkacak talimatı üzerine can havli ile kaçmaya çalışan ama hızlı koşamayan, hızlı koşamadığı için kendini suçlayan davacı yolcunun hissettikleri ile uçağı terkedip gayet rahat şekilde hareket eden bir yolcunun hissettikleri, hafif veya ağır yaralanmadan bağımsız olarak eşit değildir.

Yolcu taşıma sözleşmesi ile korunan yarar; yolcuya varma limanına sağ ve salim olarak ulaştırmak iken uçağı düşüren, sonra slide ları açamayıp yolcundan kendisini çamurun içine atmasını devamında yangın çıkması ihtimalinden bahis ile hızla koşmasını isteyen davalı ...Ş.'nin önce davacı yolcunun korunan yararını ihlal etmesi sonra sizin de yara hafifmiş ama demesi hukuka açık şekilde aykırıdır.

Bir kısmı burada sayılan ve kaza sırasında yaşana tüm olaylar dikkate alındığında davalı Şirket'in bu tarz bir kazayı karşılamakta yeterli tecrübesinin bulunmaması, yolcunun vücut bütünlüğüne hukuka aykırı şekilde vermiş olduğu zararın manevi boyutunu düşünmemesi, yolcuları bedeni zararına göre hafif yaralı ağır yaralı olarak ikiye ayırmak ile yetinmesi, işin kolayına kaçmak istemesi, arabuluculuk görüşmeleri de dahil ısrarla bedeni zarar ile manevi zararın ayrıştırma yapılması talep edilmesine rağmen bunun yapılmamış olması,

her bir yolcu özelinde yolcuların yaşadığı travmaların araştırılmaması gibi sebepler davalı Şirket'in kaza sonrasında da hatalı tutumuna devam ettiğini göstermektedir. Gerek kaza sırasında ve gerekse kaza sonrasında kusurlu hareketi ile yolcunun manevi dünyasında tahribata sebebiyet veren davalı ...Ş., meydana getirdiği bu manevi zararı tazmin etmek ile mükelleftir.

Manevi tazminatın gayesi, kişisel haklara tecavüz eden kimseye bir zarar tahmil etmek değil, kişisel hakları tecavüze uğrayan kimsenin mamelekinde bir çoğalma temin eylemektir.

Mesela 1999 yılında ---------- finalini izlemek amacıyla --------- uçan dört kişinin ---------- dönüş uçuşu iptal edilmiş, havayollarının önerisi üzerine --------- üzerinden ---------- gelmeye çalışılırken ----------- yeniden chek-in işlemi yapılmaması ve vizelerinin de olmaması sebebiyle yolcular kaçak muamelesi görmüş, sonuçta eğlenmek amacıyla yapılan bir yolculuğun perişan, sinirli ve son derece yorgun biçimde sona erdiği iddia edilerek ----------- uçuşunu taahhüt eden havayoluna karşı manevi tazminat davası ikame edilmiştir.

Davacılar iddialarını 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu ve ---------- Protokolü'ne dayandırmışlardır. Davalı --------- Havayolları, savunmasında uçuş iptalinin manevi eleme neden olamayacağını ve ---------- polisinin kaba davranışlarından kendilerinin sorumlu olmayacağını savunarak haksız açılan davanın reddini talep etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda ----------- Asliye Hukuk Mahkemesi, “...

Tüm dosya muhteviyatı itibarı ile dava konusu olayın oluş şekli, mevcut olaydan mütevellit davacıların elem ve ızdırabının giderilmesi ve hafifletilmesi bakımından davacı davasının kısmen kabul kısmen reddi ile her bir davacı için 200.000.000 TL olmak üzere, ...manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine...” karar vermiş, karar, --------- Hukuk Dairesi tarafından onanmıştır. (Manevi tazminatın tatmin amacı).

Türk hukukunda manevi tazminatta zenginleşme yasağı terk edilmiş ve gelişen hukukla paralel olarak manevi tazminatın caydırıcılık ilkesi esas olmuştur. Bu gerekçe ile ------------ sayılı ilamı da dikkate alınarak 501.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...Ş.'den tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine, asıl alacağa haksız fiil tarihi olan 05.02.2020 gününden itibaren reeskont oranında faiz işletilmesine karar verilmesini talep ettiğini,

2920 Sayılı Yasa'nın 132 maddesi zorunlu sigorta öngörmüştür. ----------- Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak “----------” adlı ----------- seri numaralı ve ----------- kuyruk numaralı ---------- uçak için yapılan sigorta poliçesinin dosyaya celbi ile davanın zorunlu sigortacıya ihbar edilmesine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle 05.02.2020 günü ----------- seferini yapan uçağın kazaya uğraması sonucu yaralanan bu suretle maddi zarar yanı sıra manevi acı da çeken yolcu tarafından havayolu taşıyıcısına karşı ikame edilen huzurdaki manevi tazminat davasında yukarıda izaha çalışılan gerekçeler ile; davalı ...Ş.

05.02.2020 günü meydana gelen kazadan 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun 120 maddesi, aynı Yasa'nın 106 maddesinin atfı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 914 ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 maddesi gereğince yolcunun uğradığı manevi zararı gidermek ile yükümlü olduğunun tespitine, ---------- sayılı ilamı da dikkate alınarak 501.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...Ş.'den tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine, asıl alacağa haksız fiil tarihi olan 05.02.2020 gününden itibaren reeskont oranında faiz işletilmesine,

yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı ...Ş. üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili 18/02/2021 tarihli cevap dilekçesiyle özetle; müvekkili şirket, ülkemizin uluslararası düzeyde faaliyet gösteren en önemli havayolu firmalarından biridir. Faaliyete başladığı 1990 yılından bugüne dek yolcularının emniyet ve can güvenliğini hizmet anlayışının merkezine oturtan müvekkili Şirket'in faaliyetleri, halen aynı hassas yaklaşım ile sürdürülmektedir.

Ancak davacının da içinde bulunduğu 05.02.2020 tarihli ----------- sefer sayılı --------- Havalimanı - ----------- Havalimanı uçuşunu gerçekleştiren -------- tescil işaretli --------- uçak, --------- Havalimanına inişi sonrasında pistten çıkmıştır. Uçakta 177 yolcu ve altı kokpit ve kabin mürettebatı yer almaktadır.

Kazazedeler, kaza sonrasında --------- taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, Türk Sivil Havacılık mevzuatı ve başta -------- Talimatı olmak üzere Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü düzenlemeleri doğrultusunda --------- Havalimanı Mülki İdare Amirliği koordinasyonunda, havalimanı acil durum tahliye ve arama-kurtarma prosedürleri doğrultusunda uçak enkazından tahliye edilmiştir.

Kazada üç yolcu hayatını kaybetmiş, uçaktan tahliye edilen tüm yolcular ve personel yetkili sağlık görevlilerince sevk edildikleri hastanelerde gözlem altına alınmış, taburcu olması mümkün olmayan yolcuların tedavisine kaldırıldıkları hastanede devam edilmiştir.

Müvekkili şirket olay üzerine kriz yönetim merkezini, havalimanı saha ekiplerini ve kazazedeler ile yakınlarına destek olmakla görevli aile destek ekiplerini seferber ederek mümkün olan en kısa sürede yolcular ve yakınları ile temas kurmuş ve ilk temas anından itibaren tüm yolcuların tedavi, aileleri ile iletişim, ulaşım, evlerine dönüş, ilaç, bakım, psikolojik destek, uçak enkazında kalan eşyalarının iadesi, kaybolan veya bozulan eşyaların yenilerinin temini ve benzeri ihtiyaçlarının karşılanması için gereken her türlü çalışmayı yürütmüştür.

Kazanın nedenleri ile ilgili araştırma ve inceleme --------- bağlı --------- tarafından yürütülmektedir ve konu hakkında 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu hükümleri gereği nihai rapor henüz düzenlenmemiştir. Bu raporun amacı 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu Madde 12’de “Kazanın nedenlerini ve oluş şeklini açıklığa kavuşturmak ve sivil havacılıkta can ve mal güvenliğinin sağlanması bakımından tekrara engel olmak” şeklinde ifade edilmektedir.

Bu doğrultuda nihai rapor --------- tarafından yayımlanmadan ve kazanın nedenleri ve oluş şekli hakkında yetkili merci değerlendirmesi oluşmadan Müvekkili şirket veya başka bir kişi veya kurum hakkında sorumluluk iddialarının kabulü söz konusu olamaz. Şirket, --------- tarafından yürütülen inceleme için gerekli tüm iş birliği ve desteği sağlamaktadır. Kazada yolcular arasında farklı derece ve şiddette yaralanma meydana gelmiştir.

Kaza sonrasında tüm yolcuların mağduriyetinin giderilmesi amacıyla davacı ve vekiliyle de iletişime geçilmiş ve yolcunun durumu değerlendirilmiştir. Müvekkili şirkete bildirildiği itibarıyla, davacının tamamen iyileşebilir nitelikte olmayan, doku veya uzuv kaybı veya kısıtlamasına veya kalıcı ize yol açacak veya herhangi bir maluliyete sebebiyet verecek şekilde yaralanmadığı davacı tarafça kabul edilmiştir.

Müvekkili tarafından uyuşmazlığın sulh suretiyle çözülmek için her türlü girişimde bulunulmasına rağmen davacı, sebepsiz zenginleşme saikiyle huzurdaki davayı ikame etmiş ve 501.000,00-TL gibi fahiş bir manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak müvekkili şirket adına herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına, huzurdaki davaya karşı cevaplarımızı sunmak ve davanın reddine karar verilmesini talep etmek zarureti hasıl olmuştur. Şöyle ki.

Esasa İlişkin Cevaplarımız 1 - Davacı Taraf, Dava Dilekçesinde Ağırlıklı Olarak --------- Konvansiyonuna İlişkin Kararlardan Bahisle Talebinin Haklı Olduğunu İleri Sürmektedir. Ancak Atıf Yapılan Konvansiyon Hükümlerinin Somut Olaya Uygulanabilme İmkanı Bulunmamaktadır. Zira Huzurdaki Uyuşmazlığın, 2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'na Göre Çözümlenmesi Gerekmektedir.

Dava dilekçesinde sıklıkla --------- Konvansiyonu'ndan ve ilgili konvansiyonun dönemine ait kararlardan bahsedildiği görülmektedir. Ancak ilgili konvansiyonun, huzurdaki uyuşmazlığa uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira Yargıtay. "Dava, hava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece somut olaya Varşova Konvansiyonu uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, 14/04/2009 tarihli ------- yayınlanan ve 5866 sayılı Kanun ile onaylanan 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu'na ---------, 26/03/2011 tarihinde taraf olmuştur. Yani bu tarihten önce meydana gelen vakıalara ilişkin ihtilaflar --------- Konvansiyonu ve 4 sayılı Montreal Protokolü çerçevesinde ele alınırken, bu tarihten sonra meydana gelen vakıalara ilişkin ihtilafların 1999 tarihli Montreal Konvansiyonu'na göre çözüme kavuşturulması gerekecektir.

Dava konusu olayın tarihi 23/11/2012 olup, somut olaya uygulanacak olan mevzuat Montreal Konvansiyonu'dur. Bu itibarla mahkemece somut uyuşmazlığın bu konvansiyon çerçevesinde değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. demek suretiyle, 26.03.2011 tarihinden sonraki ihtilaflarda -------- Konvansiyonu hükümlerinin uygulanamayacağını hüküm altına almıştır.

Anılan tarihten sonra taraf olunan Montreal Konvansiyonu ise, somut uyuşmazlığın niteliği itibariyle uygulanabilir bir mevzuat değildir. Nitekim Montreal Konvansiyonu'nun birinci maddesinde açıkça. "Genel Koşullar Madde 1 - Uygulamanın Kapsamı 1. Bu Sözleşme ücret karşılığında hava aracı ile yapılan bütün uluslararası yolcu, bagaj ya da kargo taşımacılığı için geçerlidir.

Bir hava nakliyesi tarafından üstelenilmiş ücretsiz olarak hava aracı ile yapılan taşımalar içinde aynı şekilde geçerlidir.

2. Bu Sözleşmenin amacına uygun olarak, uluslararası taşımacılık ifadesi, taraflar arasındaki anlaşmaya bağlı olarak, kalkış ve varış yerlerinin, nakliye ya da aktarmada duraklama olsun ya da olmasın, iki Taraf Devletin sınırları dahilinde ya da, Taraf Devlet olmasa dahi, şayet başka bir devletin sınırları dahilinde durulacak anlaşmalı bir yer varsa anılan yerlerin tek bir Taraf Devletin sınırları dahilinde bulunduğu herhangi taşımacılık faaliyeti anlamına gelmektedir.

Başka bir devlette durulacak anlaşmalı bir yerin olmadığı tek bir Taraf Devletin sınırları dahilindeki iki nokta arasında yapılan taşıma bu Sözleşmenin amacına yönelik olarak uluslararası taşımacılık değildir." denilmektedir.

İşbu düzenleme doğrultusunda somut olay incelendiğinde; kazaya konu seferin -------- Havalimanı ile ------- Havalimanı arasında yapıldığı, davacı tarafın iç hat uçuşu için bilete sahip olduğu ve ilgili taşımanın davacı yan için bir iç hat uçuşu olduğu görülecektir. Hal böyleyken; konvansiyonun uygulanabilmesi için ön şart olarak gerekli olan "uluslararası taşımacılık" kavramının, somut olayda mevcut olmadığı izahtan varestedir.

Kaldı ki, aynı maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinde de taraf devletin sınırları dahilindeki iki nokta arasında yapılan taşımanın, konvansiyon kapsamında "uluslararası taşımacılık" sayılamayacağı da hüküm altına alınmıştır.

2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu Madde 106 uyarınca havayolu ile yurt içinde yapılacak taşımalarda; öncelikle Türk Sivil Havacılık Kanunu hükümleri uygulanmalı, Kanunda hüküm bu-lunmayan hallerde --------- taraf olduğu uluslararası antlaşmaların hükümleri ve sonrasında Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. Dolayısıyla dava dilekçesinde yer alan, konvansiyondan doğan kusursuz sorumluluk iddiaları, huzurdaki dava yönünden dikkate alınamaz.

Uyuşmazlık konusu olay, bir iç hat uçuşuna ilişkindir. Bu sebeple de uyuşmazlığın, 2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu hükümleri uyarınca çözümlenmesi gerekecektir. Bu yöndeki beyanlarımız baki kalmakla birlikte, davacı vekili Av. Dr. ...'ın internet sitesinde yayınlanan ve yine kendisi tarafından kaleme alınmış bir makalesinde de aynen. “Öğretide hakim görüş taşıyıcının sorumluluğunun kural olarak kusur sorumluluğu olduğu yönündedir.

Sözleşmenin 20. maddesinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulabilmesi, zararın doğmasına engel olmak için dikkatli ve basiretli bir taşıyıcıdan beklenebilecek biçimde tüm tedbirleri almış olduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Getirilen bu düzenleme sebebiyle taşıycının sorumluluğunun 'özen gösterme borcu ile ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu' biçiminde ortaya çıktığı belirtilmektedir. Taşıyıcının bu sorumluluğu kural olarak kusur sorumluluğudur.

Bu sebeple sorumluluktan kurtulmak isteyen taşıyan, zararın meydana gelmesinde kendisinin veya adamlarının herhangi bir kusuru bulunmadığını ispat etmesi gerekmektedir. Sözleşmenin 20. maddesi gereğince taşıyan ancak kendisinin ve adamlarının zararı önleme için gerekli bütün tedbirleri almış olduklarını veya bunları almalarına imkan olmadığını ispat etmek sureti ile sorumluluktan kurtulma imkanına sahiptir. Burada sorumluluk özen borcunun ihlalinden doğmaktadır.

Bu özenin ölçüsü ise gerekli olan özendir. Eş deyişle sorumluluktan kurtulmak isteyen taşıyıcının -------- sistemi uyarınca, kusursuzluğunu ispat etmesi yeterli olmamakta 20. madde gereğince ispat külfetini de yerine getirmesi gerekmektedir.

Bu durumda kusur sorumluluğu esası içinde kalınmakla beraber herhangi bir borçlunun vecibelerini yerine getirirken mutaden göstermekle yükümlü tutulduğu dikkat ve özene oranla daha fazla bir özen ve titizlik göstermesi öngörülen borçlunun tabii tutulduğu rejime doktrinde özen gösterme borcu ile ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu ismi verilmektedir.

Sonuç olarak Varşova Sözleşmesi ile Lahey Protokolü bakımından da taşıyanın sorumluluğunun özen gösterme borcu ile ağırlaştırılmış kusur sorumluluğu olduğunu söyleyebiliriz.” denilmekle, taşıyıcının sorumluluğunun esasında kusur sorumluluğu olduğu ve gerekli önlemlerin alındığının ispatı halinde taşıyıcının sorumlu tutulamayacağı ifade edilmiştir.

Türk Sivil Havacılık Kanunu'nda da benzer düzenlemeler yer aldığından, davacı vekilinin tarafından kaleme alınan bu hukuki görüşün yargılama sırasında dikkate alınması gerekmektedir. 2 - Türk Sivil Havacılık Kanunu Hükümleri, Taşıyıcı Müvekkil Şirket Yönünden -------- Öngörmüştür. Yukarıdaki Açıklamalarımız Doğrultusunda Türk Sivil Havacılık Kanunu Hükümlerinin Tatbik Edileceği Ve Bu Beyyine Uyarınca Müvekkil Şirket'in Sorumlu Tutulamayacağı İzahtan Varestedir.

Uyuşmazlığın, iç hatlarda yaşanan bir kazadan kaynaklanmış olması sebebiyle Türk Sivil Havacılık Kanunu sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiği sabittir. Türk Sivil Havacılık Kanunu'nda, taşıyıcının kusursuz sorumluluğu öngörülmemiştir. Bilakis, taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasına ilişkin olarak 123. Maddede açıkça.

"Taşıyıcının sorumluluktan kurtulması Madde 123 – Taşıyıcı, kendisinin ve adamlarının zararı önlemek için gerekli olan bütün tedbirleri aldıklarını veya bu tedbirleri alma olanağı bulunmadığını ispatlarsa sorumlu değildir." denilmekle,--------düzenlenmiştir. Dolayısıyla meydana gelen kazada Müvekkil Şirket'in gereken bütün tedbirleri aldığını ispatlayabilme imkanı tanınması gerekmektedir. Bu meyanda aşağıda açıklanacağı üzere bekletici mesele talebimiz bulunmaktadır.

3 - Yaşanan Kazaya İlişkin Olarak -------- Başkanlığı'nın Hava Aracı Kazası Araştırma Ve İnceleme Ön Raporu (kaza Kırım Ön Raporu) İncelendiğinde. Müvekkil Şirket'e Yahut Çalışanlarına Kusur İzafe Edilemeyeceğini Gösteren Tespitlerin Bulunduğu Görülecektir.

2920 sayılı Kanunun 12 vd. maddeleri uyarınca olayın nedenlerini ve oluş şeklini açıklığa kavuşturmak ve sivil havacılıkta can ve mal güvenliğinin sağlanması bakımından tekrara engel olmak amacına yönelik olarak her sivil hava aracı kazası ile ilgili olarak teknik bakımdan araştırma ve inceleme yapılır.

Bu doğrultuda, kanun hükümleri uyarınca ---------- seçilecek havacılık alanında uzman kişilerce oluşturulacak -------- tarafından olaya ilişkin bir rapor hazırlanması öngörülmüştür.

Olayın sivil havacılık gibi yüksek uzmanlık gerektiren, teknik bir faaliyete ilişkin olarak meydana gelmesi nedeniyle özel yetkili bir inceleme kurulunun görevlendirilmiş olduğu gözetildiğinde, olayın meydana gelmesinde etkisi olan tüm hususların tespitinin -------- tarafından düzenlenecek nihai rapor ile belirleneceği açıktır.

Ancak henüz --------- tarafından düzenlenen bir nihai rapor bulunmadığından; müvekkili şirket yönünden herhangi bir hak kaybı yaşanmaması adına ön rapordaki birtakım hususlara değinilerek müvekkili şirketin ve adamlarının kusurunun bulunmadığına dikkat çekilecektir. Nitekim Hava Aracı Kazası Araştırma ve İnceleme Ön Raporu tanzim edilmiştir.

Ön rapordaki tespitler, özellikle kaza sonrasında basına yansıyan şirket ve uçuş ekibi aleyhine bir çok iddianın yanlış olduğunu ve bu açıdan kusur atfedilemeyeceğini ortaya koymaktadır; "-------- tescil işaretli -------- tipi hava aracına ait bakım belgelerinin incelenmesinde açık ve bekleyen bakımının olmadığı tespit edilmiştir." "Elverişlilik Sertifikası ve 10.05.2019 tarihinde düzenlenmiş 15.05.2020 tarihine kadar geçerli ------- numaralı Uçuşa Elverişlilik Gözden Geçirme Sertifikası mevcuttur." "İniş ağırlığının Maksimum İniş Ağırlık limitini aşmadığı tespit edilmiştir." "Yedek meydan olarak meteorolojik şartların en uygun olduğu

--------- Havalimanı’nın alındığı ve herhangi bir yakıt problemi yaşamamak için ayrıca 1500 kg yakıt alındığı tespit edilmiş olup, hazırlanmış bu yakıt planlamasının uçuş için uygun olduğu değerlendirilmiştir." "15.10-15.20 ------- saatleri arasında 6-10 knot civarında seyreden rüzgâr hızının 15.16 - 15.19 arasında hızlı bir artış gösterdiği ve 15.19’da ortalamasının 29, hamlesinin 37 knota ulaştığı, rüzgâr yönünde de bu zaman zarfında bir değişim olduğu.

020-030 dereceler arasından esmekte iken daha batıya dönerek 15.19’da 287 dereceye kadar döndüğü görülmektedir." --------- tescilli hava aracı, --------- uçuşunda --------- Yaklaşma ve -------- ile gerekli temasları yaparak 06 pisti için iniş müsaadesini almış, iniş hazırlıkları yapıldıktan sonra 06 pisti için yaklaşma ve iniş prosedürleri uygulanarak ---------- göre alçalış hattında sapmalar görülmüş, ancak uygun şekilde iniş gerçekleştirilmiştir.” Kaza kırım ön raporu uyarınca müvekkili şirkete ve adamlarına atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, görülmektedir.

Bununla birlikte yaşanan kaza öncesinde uçak havadayken uçağa yıldırım isabet ettiği de dava dilekçesinde de ifade edilmiş olduğundan, davacının kabulündedir. Dolayısıyla burada bir "mücbir sebep" olgusunun varlığına dair kuvvetli emareler bulunmaktadır. İşbu durumun da müvekkili şirketin kusur sorumluluğunu ortadan kaldırabilecek bir hal olduğu açık olup, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması durumunda bu hususun da dikkate alınarak rapor tanzim edilmesi gerekmektedir.

Ön rapor incelemesi sadece uçak kayıtları ve pilotlar veya hava yolu ile sınırlı olmamakta, iniş yapılan havalimanının altyapı ve pist yüzey durumu, meteorolojik şartlar ve yaklaşma ve inişte görevli hava trafik kontrol yönetimini de kapsamalıdır ve dolayısıyla zarara yol açan bir duruma etken eden tüm unsurların dikkate alınması gerekir. 4 - Yukarıda Da İfade Etmiş Olduğumuz Üzere, Nihai Kaza Kırım Raporu Henüz Tanzim Edilmemiştir.

Her Ne Kadar Ön Raporda Yer Alan Tespitler, Müvekkili Şirket'in Kusursuz Olduğuna İşaret Etse De Nihai Rapor Tanzim Edilmeden Kusur Oranlarının Belirlenmesi Mümkün Olmayacaktır. Bu Nedenle Nihai Kaza Kırım Raporunun Tanzim Edilmesinin, Mahkemece Bekletici Mesele Yapılması Gerekmektedir.

HMKnın "Bekletici Sorun" başlıklı 165. maddesi uyarınca: "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir". İzah edildiği üzere davaya konu olay Sivil Havacılık Alanında en yetkili makam olan -------- doğrudan tetkik edilmektedir.

Bakanlıkça oluşturulan "------ - -------" tarafından düzenlenecek nihai rapor neticesinde hadisenin meydana geliş şekli ve tarafların kusuru en sağlıklı şekilde tespit edilecektir. Mahkemece--------- tarafından yürütülen inceleme sonucunun bekletici mesele yapılması huzurdaki dava neticesinde verilecek kararın sıhhatini de olumlu yönde etkileyecektir.

İncelemenin neticelenmesinden önce yapılan herhangi bir geçici tespitle hüküm tesis edilemeyeceği de açık olduğundan; her halükarda nihai raporun düzenlenmesi beklenilmelidir. Zira tarafların kusur oranının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi ancak ---------- tarafından yapılacak değerlendirme neticesinde mümkün olacaktır.

Kaldı ki uçak kazası yaşanması halinde nihai kaza kırım raporunun beklenmesi gerektiği ve bu rapor gelmeden hüküm tesis edilemeyeceği, Yargıtay tarafından da kabul edilmiştir. İlgili kararda aynen. "Somut olayda; söz konusu uçak kazası nedeniyle kaza kırım raporu açıklanmadan kusur raporu aldırıldığı ve mahkemece, bu yetersiz kusur raporu hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Şu halde.

Mahkemece, dava konusu uçak kazası nedeniyle açıklanan kaza kırım raporu, ilgili resmi merciilerden istenmeli, ayrıca, aynı uçak kazası nedeniyle açılan tazminat davalarındaki bilgi ve belgelerde temin edilerek, iş kazasının gerçekleştiği iş kolu ile,

işçi sağlığı ve işgüvenliği alanında uzman kişilerden seçilecek bilirkişi kurulundan yeniden kusur raporu aldırılmalı, oluşan kazaya karşı, hangi önlemlerin alınması gerektiği, davalılarca alınması gerekli önlemlerin neler olduğu bunların alınıp alınmadığı ve alınmış tedbirlere sigortalı ve diğer ilgililerin uyup uymadığı hususları ortaya konulmalı, maddi oluşa ve kanuna uygun olarak kusur oran ve aidiyetleri belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yapılarak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." denilmekle, kaza kırım raporunun beklenilmesi gerektiği, aksi yöndeki bütün değerlendirmelerin eksik olacağı ifade edilmiştir. Bu nedenle nihai kaza kırım raporunun bekletici mesele yapılmasını talep ederiz.

Bu bakımdan HMKnın 165. maddesi doğrultusunda verilecek hüküm için "Kaza Kırım Raporunun" bekletici mesele yapılmasını talep ederiz. ---------- olaya ilişkin yapacakları araştırma ve incelemeler, Müvekkil Şirketin kusur durumu açısından yardımcı olabilecek niteliktedir. Diğer yandan bilineceği üzere kaza kapsamında taksirle ölüme sebebiyet verme suçu kapsamında bir soruşturma halen devam etmektedir.

Bu noktada soruşturmanın da bekletici mesele yapılması gerektiği Yargıtay uygulamasının bir gereğidir:--------. 11.2.2014: "Dava, trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Aynı olay ile ilgili olarak---------E. Sayılı dosyası ile davalı hakkında taksirle ölüme neden olma suçu nedeniyle ceza davası açılmış, yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.

Ceza mahkemesi tarafından davalı hakkında taksirle ölüme neden olma suçu nedeniyle verilecek mahkumiyet kararı BK.53. maddesi gereğince fiilin hukuka aykırılığı bakımından hukuk hâkimini bağlayacağından mahkemece ceza davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir".

Her ne kadar müvekkilimiz tarafından uçuş öncesinde gerekli tüm tedbirler alınmış ve havacılık mevzuatından kaynaklanan tüm kurallara riayet edilmiş olsa da, müvekkilimize yöneltilecek talepler bakımından müvekkilimizin kusur oranı ancak başlatılmış olan soruşturmanın neticesinin beklenilmesi ile açıklığa kavuşturulabilecektir.

5 - Müvekkil Şirket'in Gerek İlgili Uçuşta Görevli Kabin Personelleri Gerekse Kazanın Ardından Kazazede Yolcularla İlgilenen Çalışanları, Azami Bir Özen Göstererek Ve Mesai Harcayarak Yolcularla İlgilenmişlerdir. Tüm Bu Gayretlere Rağmen Dava Dilekçesinde Müvekkili Şirket'in İlgisiz Ve Umursamaz Davrandığına Dair İddiaların Kabulü Mümkün Değildir.

Dava dilekçesinde; kazanın ardından kabin personelinin can derdine düştüğünü, krizi yönetemediğini, Müvekkili Şirket'in ve diğer çalışanların da tedavi ve iyileşme sürecinde davacıyı yalnız bıraktığı iddia edilmiştir. Ancak bu iddialar gerçeği yansıtmamaktadır.

Zira bizzat davacı asilin yapmış olduğu bir röportajda davacı ...; kabin personellerinin çıkış kapılarını açtığını, kendisinin hastaneye sevkinin ardından tüm eşyalarının kendisine oldukça sistematik bir şekilde ve temizce poşetlenerek ulaştırıldığını beyan etmiştir. Kaldı ki kazanın ardından Müvekkili Şirket'in yalnızca saha çalışanları değil, genel müdürlük çalışanları da adeta kazazedelere özgülenmek suretiyle gecelerini gündüzlerine katarak yolcularımızla ilgilenmişlerdir.

Bu meyanda Müvekkil Şirket, kazazede yolcuların tüm tedavi masraflarını üstlenmiş, yalnızca bedensel değil aynı zamanda psikolojik olarak zarar gören yolcular için psikolog ve psikiyatr desteği sağlamıştır. Bununla birlikte yine dava dilekçesinde; uçağın otomatik anonsu sebebiyle yolcuların rahat hareket ettiği ve bu nedenle zararın arttığı iddia edilmiştir. Ancak bu iddia gerçek dışıdır.

Zira bir kez dahi uçak seyahati yapmış birinin de bileceği üzere; uçağın yere iniş anonsuyla birlikte. "Bayanlar, Baylar ve Sevgili çocuklar, Emniyetiniz için ikaz ışıkları sönünceye kadar kemerlerinizi çözmeyiniz ve yerlerinizden kalkmayınız. Cep telefonlarınızı şu andan itibaren kullanabilirsiniz. Lütfen uçaktan inerken kişisel eşyalarinizi yanınıza almayı, bebek can yeleklerini kabin ekibine teslim etmeyi unutmayınız.

Başüstü dolaplarını açarken ve eşyalarınızı alırken lütfen dikkatli olunuz. -------- Ailesi olarak bizimle seyahat ettiğiniz için teşekkür ederiz." anonsu yapılmakta ve uçağın park manevraları tamamlanıp uçak tamamen durana dek kemer ikaz ışıkları yanmaktadır. Kaza geçiren uçağın piste iniş gerçekleştirdiği ve iniş sonrasında kaza geçirdiği --------- ön raporunda da tespit edilmiş bir vakıadır.

Bu nedenle kabin görevlileri tarafından yayımlanan iniş anonsunun herhangi bir şekilde yanlış veya yanıltıcı ifade içermediği açıktır. Bilakis, yolcuların bu ikaza rağmen kemerlerini çözmüş ve koltuğundan ayrılmış olduğu ihtimalinde Türk Borçlar Kanunu Madde 52 anlamında zararın doğmasında veya artmasında etkili bir durum söz konusu olacaktır.

6 - Herhangi Bir Maluliyet İddiası Olmayan Ve Buna Bağlı Olarak Maddi Tazminat Talebinde Dahi Bulunmayadan Davacı Tarafından Talep Edilen Manevi Tazminatın, Miktar İtibariyle Sebepsiz Zenginleşme Amacı Gütmektedir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacı lehine manevi tazminata hükmedilse dahi talep edilen manevi tazminat miktarı açıkça zenginleşme amacı gütmekte olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

Manevi tazminatın amacı zarar vereni cezalandırmak değil, kişilik hakları saldırıya uğrayanın veya cismani bütünlüğü zarar görenin zararını bir nebze olsun telafi etmektir. Bu bakımdan manevi tazminat, kişiye bir menfaat sağlama aracı olmaktan ziyade maruz kalınan manevi ızdırabı dindirme görevi üstlenmelidir. Davacı tarafından manevi tazminat talep edilirken zenginleşme amacı güdüldüğü açıkça anlaşılmaktadır.

İstikrar kazanmış Yargıtay uygulaması irdelendiğinde görüleceği üzere birinci derece yakınları vefat eden kişiler için dahi sınırlı miktarda manevi tazminata hükmedilmektedir. Dava konusu olayın ardından davacı, tıbbi açıdan gerekçelendirilen herhangi bir fiziksel ve ruhsal olarak problem yaşamamıştır. Manevi tazminat taleplerine dayanak olarak yaşadıkları korku ve bu vesileyle yaşadıkları elem gösterilmektedir.

Kişinin 1. derece yakınının (çocuk, anne, baba, kardeş) vefatı halinde dahi çok sınırlı miktarda manevi tazminata hükmedilirken, hayatın olağan akışı içerisinde kişide daha az olumsuz etki yaratması beklenen bir olay neticesinde bundan daha yüksek miktarda manevi tazminata hükmedilmesi yargı uygulamasındaki birliği de olumsuz yönde etkileyecektir.

Davacının talepleri arasında maddi tazminat talebi olmamasından da anlaşıldığı üzere davacının herhangi maluliyet veya kalıcı yaralanması söz konusu değildir. Ayrıca maddi veya manevi zarara ilişkin özellikli bir durum belirten hiçbir somut talep veya vakıa ortaya koymamıştır. Bu nedenle davacı, daha yüksek bir tazminat (501.000 TL) elde etmek ve nihayetinde zenginleşmek amacı gütmektedir.

Yargıtay'ın konuya ilişkin olarak verdiği kararlar; --------: "Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse, manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.

Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.

O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır". "Öte yandan manevi tazminatların takdirine dair temyiz incelemesinde Gerek mülga B.K'nın 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 Sayılı ...K'nın 56. maddesi hükmüne göre Hakim, ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir.

Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna dair zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.

Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 tarihli ve------------Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.

Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de; hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması,

bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.

Bu İlkeler Gözetildiğinde, Davacı Kardeşlerin Her Biri İçin Takdir Edilen 25.000 Tl Manevi Tazminatın Fazla Olduğu Açıktır". şeklinde olup, fahiş miktardaki manevi tazminat taleplerinin hiçbir surette kabul görmediği sabittir.

Dolayısıyla huzurdaki davada da açıkça zenginleşme amacı güden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekmekte ve talep edildiğinden bahisle öncelikle nihai kaza kırım raporunun bekletici mesele yapılmasına, her halükarda huzurdaki davanın reddine, tüm yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacının ------------ Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı/Kliniği'nden alınan 04.11.2021 tarih ve ----------- sayılı raporunda özetle. "SONUÇ: 05.02.2020 tarihinde uçak kazası geçirdiği bildirilen ... T.C. Kimlik No'lu ----------- doğum tarihli, ------------ kızı davacı ... hakkında düzenlenen belgelerin tetkikinde saptanan “Post Travmatik Stres Bozukluğu” arızasının.

1. 03.08.2013 tarih ve ------------ sayılı ------------ yayımlanan ve “Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği”ne ve bu yönetmelikte bahsi geçen 11.10.2008 tarih ve ---------- sayılı ------------ yayımlanan “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” eklerindeki tablolara göre hesaplandığında.

Meslek Grup no 1 kabul olunarak, Post Travmatik Stres Bozukluğuarızası için Grl I(16Aa---------45) = 49, E cetveline göre olay tarihindeki yaşına göre 45(kırkbeş) halihazırda %51 (yüzdeellibir) meslekte kazanma gücünde kayıp oranına sahip olduğu, 2. 20.02.2019 tarihli “Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre hesaplandığında.

Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar, Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan Ruhsal Hastalıklar, IV. Anksiyete Bozuklukları, c) Travma Sonrası Stres Bozukluğu, 2. Tedavi ile işlevselliği kısmen düzelen bölümünden, kişinin engel oranının “%40 (yüzdekırk) olduğu, 3. Başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı, 4. Geçici iş göremezlik süresinin (tıbbi şifa) 3 (üç) hafta olarak kabulü gerektiği kanaatini bildirir rapordur." şeklinde olduğu görülmüştür.

20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar için Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet raporu alınması gerekmekte olduğundan ve bu yönetmeliğin 6. Maddesi uyarınca birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren engel durumlarının tespitinde kurulun en az iç hastalıkları uzmanı, göz hastalıkları uzmanı, kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı, genel cerrahi uzmanı, nöroloji uzmanı,

ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanından oluşması gerektiği ve gerektiğinde diğer branşlardan da uzman davet edilebileceği hükmü yer aldığından davacının ATK'ye sevki ile ilgili yönetmelik hükümlerine göre geçici iş gücü kaybı ve kalıcı iş gücü kaybı ile ilgili rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiştir. ---------- Kurulu'ndan alınan 30/01/2023 tarih ve ------------ Karar numaralı raporda özetle.

"SONUÇ: Mevcut belgelere göre; ----------- oğlu -----------doğumlu ...’nün 06.02.2020 tarihinde geçirmiş olduğu uçak kazasına bağlı yaralanması 20.02.2019 tarihli --------- sayılı ------------ Yayınlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre.

1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, 2. İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 6 (altı) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur" şeklinde olduğu görülmüştür.

Dosyanın Hava yolu taşımacılığı konusunda uzman Bilirkişiler Harekat memuru ----------, Akademisyen ---------, Uçak Mühendisi ---------, Pilot ---------- ve Sivil Havacılık ---------- oluşan heyete tevdi ile davacı tarafın müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı tarafın kusurunun bulunup bulunmadığı ve taşıyıcının sorumluluğunu kaldıran bir durum olup olmadığı hususları ile tarafların iddia ve savunmaları göz önünde bulundurularak rapor hazırlanmasının istenilmesine karar verilmiştir.

Bilirkişiler kaptan pilot ----------, Dr. Öğretim Üyesi Havacılık Uzmanı -------------, İş Sağlığı Ve Güvenliği ------------ ve Havacılık Uzmanı ----------- tarafından sunulan 08.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle. "SONUÇLAR Davalı Taşıyıcı, ---------- Konvansiyonunun 17. Maddesine göre.

Davacının yaralanması veya herhangi bir bedeni zarara uğramasına sebep olan kaza, Davalının uçaktaki faaliyeti sırasında meydana geldiği için Davalı, Davacının gördüğü zarardan sorumludur. Mücbir Sebebin Varlığı. Zararı önleyecek tedbirleri almanın imkânsız olduğunu ispatlanmasıdır. Eğer muhtemel sebeplerden birinin bile önlenmesi mümkün ve onu önlemeye yönelik tedbirler alınmamışsa, taşıyıcı sorumlu olacaktır. Davalının kazanın nedeni olabilecek kusurları vardır.

Bununla birlikte taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için mücbir sebebin varlığını ispatlaması gerekmektedir. Manevi tazminat talebi, mahkemenin takdirindedir. Sayın Mahkemenin takdirlerine saygıyla sunulur." şeklinde olduğu görülmüştür.

Davalı vekilinin rapora karşı beyanda bulunduğu vakit veyahut beyan süresi dolduğunda dosyanın tekrar bilirkişilere tevdi ile davacı tarafın meydana gelen kazada yaralanmasını arttırıcı veyahut başkaca müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve bulunması halinde davalı tarafın itirazları konusunda da ek rapor alınmasına karar verilmiştir.

Bilirkişiler kaptan pilot -----------, Dr. Öğretim Üyesi Havacılık Uzmanı ---------- ve Havacılık Uzmanı ---------- tarafından sunulan 30.12.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle. "B.

SONUÇLAR * Pilot ve Şirketin Kusuru: Kazanın meydana gelmesinde pilotların iniş kararındaki hataları ve havayolu şirketinin eksik prosedürleri önemli bir rol oynamıştır. * Hava Trafik Kontrolörlerinin Kusuru: Kritik bilgilerin ------------ verilmesi ve pist değişimi koordinasyonundaki gecikmeler, kazaya katkıda bulunmuştur. * Yolcunun Kusuru: Mevcut dosyada yolcu kusuruna dair herhangi bir delil bulunmadığından, bu yönelim geçersizdir.

Sayın Mahkemenin takdirlerine saygıyla sunulur." şeklinde olduğu görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Dava, hava yolu taşımacılığı sırasında meydana gelen kazada yolcunun yaralanması nedeniyle oluşan manevi zararın taşıyıcıdan tahsili istemine ilişkindir.

2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu'nun Taşıma Sözleşmesinden Doğan Sorumluluk Sorumluluk Halleri Yolcunun uğradığı zarardan sorumluluk başlıklı 120 nci maddesi " Yolcunun ölümü veya herhangi bir cismani zarara uğraması halinde, bu zarara sebebiyet veren kaza hava aracında veya iniş veya biniş sırasında meydana geldiği takdirde, taşıyıcı sorumludur." hükmünü düzenlemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun F) Taşıyıcının sorumluluğu 914 üncü maddesi "(1) Taşıyıcı, yolcuları rahat bir yolculukla ve sağlıklı olarak gidecekleri yere ulaştırmakla, özellikle hava, ses, yer ve çevre kirliliğine meydan vermemek için gerekli düzeni kurmakla,

gerekli diğer tüm önlemleri almak ve mevzuatta öngörülen kurallara uymakla yükümlüdür. (2) Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak zararı tazmin eder. Yolcunun kaza sonucunda ölmesi hâlinde, onun yardımından yoksun kalanlar uğradıkları zararın tazminini taşıyıcıdan isteyebilirler.

Ancak, taşıyıcı, kazanın kendisinin veya yardımcılarının en yüksek özeni göstermelerine rağmen, kaçınamayacakları ve sonuçlarını önleyemeyecekleri bir sebepten ileri geldiğini ispat ederse tazminattan kurtulur.

(3) Taşıyıcı, bilette belirtilen yerin başka bir kişiye verilmesi, bilette gösterilen araç yerine onunla aynı düzeyde olmayan başka bir aracın sefere konulması, aracın belli saatten önce hareketi nedeniyle yolcunun yetişememesi, taşıma aracında durumun gerektirdiği ilk yardım malzemelerinin ve ilaçlarının bulundurulmaması veya bunlardan derhâl yararlanma imkânının sağlanmamış olması sebebiyle de, ikinci fıkraya göre sorumludur; herhangi bir zarar ispat edilmese bile taşıyıcı bilet parasının üç katını tazminat olarak öder.

(4) Üçüncü fıkrada gösterilen hareketleri yapan araç şoförleri, araçları emri altında bulunduran kişiler ile araçları taşıma işinde kullanılanlar, şikâyet üzerine, kolluk görevlileri tarafından yüz Türk Lirasından binbeşyüz Türk Lirasına kadar idari para cezasıyla cezalandırılır." hükmünü düzenlemiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Manevi tazminat başlıklı 56 ncı maddesi "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmünü düzenlemiştir.

05.02.2020 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu uçağın iniş esnasında duramayarak kaza kırıma uğradığı, kaza sonucu davacının yaralandığı, kazaya davalı taşıyıcı şirketin çalışanları olan pilotların iniş kararındaki hataları ve davalı havayolu şirketinin eksik prosedürlerinin önemli bir rol oynadığı, kritik bilgilerin ------------ verilmesi ve pist değişimi koordinasyonundaki gecikmeler sebebiyle hava trafik kontrolörlerininde kazaya katkıda bulundukları, kazanın sadece üçüncü kişilerin ağır kusurundan kaynaklandığına ilişkin bir delil bulunmadığı, yaralanma ile kaza arasındaki illiyet bağının kesilmediği,

davalının işletenliğinin yanı sıra adam çalıştıran olarak da sorumlu olacağı, davacının kaza ve yaralanmada dahlinin olmadığı ve müterafik kusurunun tespit edilemediği, zararın tazmini hakkının hem taşıma sözleşmesine aykırılık hem de haksız fiilden doğduğu anlaşılmakla davacının zararına karşılık uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu para tutarı adalete uygun olmalıdır.

Manevi tazminat, davacıda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Davacının zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

22.06.1976 günlü ve --------- sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Yukarıda anlatılan ölçütler göz önüne alınarak davacının duyduğu acı ve elem, kazanın vehameti ve duyulan ölüm korkusu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davacının yaşı ve işi ile davalı taşıyıcının kusur oranı göz önünde tutularak olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun olarak, davacının talebinin kısmen kabulü ile takdiren 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜ K Ü M

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın KISMEN KABULÜ ile,

1-a)300.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 05.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,

b) Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 20.493,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 8.555,83 TL harçtan mahsubu ile bakiye 11.937,17 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan 8.555,83 TL peşin harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,

4-Davacı tarafça yapılan 54,40 TL başvurma harcı ile posta masrafı ve ATK ile bilirkişi ücreti toplamı 8.578,00 TL olmak üzere genel toplam 8.632,40 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 5.169,10 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı tarafça yapılan 6.596,25 TL bilirkişi ve posta masrafının kabul ret oranına göre TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre 2.646,39 TL'sinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, bakiyesinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına,

6- Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 48.000,00 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,

7- Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 32.160,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,

8- Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 790,42 TL'sinin davalı taraftan, 529,58 TL'sinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,

9-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,

Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 05/02/2025

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/711, K. 2025/100, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Esas No
  4. Karar No: 2025/100
  5. Dava
  6. Dava Tarihi: 30/12/2020
  7. Karar Tarihi: 05/02/2025
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Hukuki Değerlendirme Ve Gerekçe
  10. Hü K Ü M

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/711
Karar No
2025/100
Tarih
5 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/736 K.2025/105
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/747 K.2025/116
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2020/747 K.2025/161
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/758 K.2025/212
  • İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/782 K.2025/135
  • İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/858 K.2025/102

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.