KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/735
- Karar No
- 2024/723
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2024
Karar Metni
4.055 kelime·20 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2023/735 Esas
KARAR NO: 2024/723
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/10/2023
KARAR TARİHİ: 02/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 17/10/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; alacaklı taraf oldukları --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı icra takip dosyasında borçlu tarafça gerçekleştirilen itirazın haksız ve hukuka aykırı olup salt borçtan kurtulmaya yönelik olduğunu, davalı borçlunun borca ve fer'ilerine itirazının iptal edilerek icra takibinin devamına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, cari hesap şeklinde yürütülen ticari münasebette davalı şirketin fason kumaş örme işini yaptığını,
yapılan işbu fason işçiliklere ilişkin davalı şirkete kesilen faturaların hiç bir surette itiraza uğramadığını ve teslim alınan ürünlere dair her hangi bir ayıp ihbarında da bulunulmadığını, müvekkili firmanın davalı şirketten alacaklarını talep ettiğinde ise davalı şirket tamamen kötü niyetli olarak cari hesap alacağını sıfırlamak amacıyla fason işçiliğin ayıplı olduğundan bahisle müvekkili şirkete 21.06.2023 tarihli ve --------- no'lu reklamasyon faturası düzenlediğini, tanzim olunan işbu faturanın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle müvekkili şirketçe kabul edilmediğini,
22.06.2023 tarih --------- no'lu iade faturası kesildiğini ve aynı zamanda 23.06.2023 tarihinde keşide ettikleri ---------- Noterliği'nin ---------- yevmiye sayılı ihtarname ile anılan reklamasyon faturasına açıkça itiraz edildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin cari hesap alacaklarını sıfırlamak amacıyla sergilediği işbu tutum ve davranışlar neticesinde alacaklarının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine --------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını,
davalı aleyhine başlatmış oldukları icra dosyasında ödeme emrinin davalı tarafa 14.07.2023 tarihinde tebliğ olduğunu ve davalı tarafın süresi içerisinde itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlu itirazında haksız olup kötü niyetli olduğunu, bu nedenle borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına çarptırılması ve borçlunun mallarını kaçırma kastının olması sebebiyle borçlunun malları üzerine ihtiyatı tedbir konulması için mahkemenize müracaat etmek zorunda kaldıklarını,
müvekkili firmanın işbu davaya dayanak olan icra dosyasındaki alacağını tahsil edememesi sebebiyle ekonomik müzayakaya düştüğünü, müvekkili firmanın bir kez de yargı eliyle mağdur edilmemesi adına öncelikle teminatsız olarak ihtiyat-i tedbire karar verilmesini aksi kanaat halinde ise, en alt miktardan teminat istenmesini arz ve talep ettiklerinden bahisle öncelikle davalının taşınmazları ve araçları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına,
akabinde yapılacak yargılama neticesinde haklı iddiaları doğrultusunda davanın kabulüne, itirazın iptaline ve tüm alacak kalemleri ve fer'ileri yönünden davalı borçlunun kötü niyetli itirazı üzerine durdurulan -------- İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı icra takibinin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 27/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle;
müvekkili şirketin sadece yurt dışındaki aynı müşterilere, müşterilerin belirlediği standartlarda ve müşterinin iş yerlerinde yaptırdığı oditler çerçevesinde ihracat yapan ülkenin önde gelen tekstil ihracat şirketlerinden bir tanesi olduğunu, müvekkili şirketin, sezonlarda koleksiyon hazırlayarak müşterilerine bu koleksiyonu sunduğu,
müşterilerinin seçtiği ürünleri üretip, paketler ve ihraç ettiğini, bu ürünlerin üretilmesinden sonra müşterilerinin ----------- temsilcileri belirlenmiş olan üretim standartları çerçevesinde ürünleri denetlediği ve kabul edip, etmeyeceklerine karar verdiklerini, bu standartlar ve sapmaların yıllardır aynı olup bunları gerek üretim yapan müvekkili şirketin gerekse de arada fason yaptırdığı şirketler tarafından bilindiğini, müvekkili şirketin ana fabrikasının ------------ olup yüzyılın felaketi olarak tanımlanan deprem başına geldiğini, deprem nedeniyle ----------- üretmeyi planladığı siparişleri üretmek için çareler aradığını,
yıllardır küçük miktarda ürünler için fasoncu olarak çalıştığı davacı Şirketin binasında yaptırılmaya karar verildiğini, lakin müşterinin oditinden geçemediği için, ---------- merkez binasının bir bölümünü kiralayarak hızlıca üretim yaptırmaya karar verdiğini, bu şekilde oditin içine işlendiğini, ----------- üretim yapılmak için alınan kumaşların yılların getirdiği güven çerçevesinde davacı Şirkete teslim edildiğini, davacı Şirketin de bildiği yıllara sari olmuş müvekkili şirket müşterilerinin standartları çerçevesinde ürünlerin üretilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu,
müvekkili Şirket müşterisinin --------- temsilcileri ürünlerin standartlara uygun olup olmadığını denetlediğini, davacı yanın da katıldığı denetimlere girildiğini, maalesef ürünlerin denetimlerden geçemediği için ihraç edilemediğini, müvekkili Şirketin elinde kaldığını, davacı yanın ise dava dilekçesinde özetle;
cari hesap şeklinde yürütülen ticari münasebette Müvekkili Şirketin fason kumaş örme işini yaptığını, işbu fason işçiliklere ilişkin kesilen faturaların itiraza uğramadığını ve herhangi bir ayıp ihbarı da yapılmadığını, Cari hesap alacağını sıfırlamak amacıyla Müvekkili Şirketçe reklamasyon faturası düzenlendiğini, ----------- Noterliği'nin ----------- yevmiye sayılı ihtarnamesi aracılığıyla faturaya itiraz edilerek iade edildiğini ve alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattıklarını, Müvekkili Şirketçe takibe itiraz edildiğini, ancak itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu,
Ayrıca alacağını tahsil edememesi nedeniyle ekonomik müzayakaya düştüğünü iddia ve beyan ederek Müvekkil Şirket aleyhine ---------- İcra Müdürlüğü'nün----------- Esas sayılı icra dosyası nezdinde başlatmış olduğu icra takibine yapılan haklı ve hukuka uygun itirazımızın iptaline, takibin devamına ve Müvekkil Şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiğini,
ancak davacı tarafın işbu iddia ve talepleri haksız ve mesnetsiz olduğundan aşağıda detaylı şekilde açıklanacağı üzere mahkemece davanın reddine ve kötü niyetli davacı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, Müvekkili Şirket aleyhine ---------- İcra Müdürlüğü ----------- Esas sayılı dosya nezdinde 1.483.478,45-TL (Cari Hesap Alacağı) tutarlı icra takip işlemlerine girişmiş olup işbu haksız icra takibine taraflarınca 14.07.2023 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, huzurdaki davada savunmalarına geçmeden evvel öncelikle ve önemle;
müvekkili şirketin alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını belirtmek ve yukarıda kısaca izah ettikleri müvekkili Şirket ile davacı Şirket arasındaki ticari ilişkiyi aşağıda ayrıntılı açıklamak istediklerini, müvekkili Şirket ---------Ş.
23.08.2001 yılında kurulmuş olup ----------- belirli saygın markalarına kadın, erkek ve çocuk örme tekstil ürünleri ihracatı yaparak kurulduğu günden bugüne dek tekstil sektöründe ülkemizde büyük başarılara imza atan ve bu alanda öncülük eden bir firma olduğunu, sosyal uygunluk, pazarlama, tasarım, aksesuar ve modelhane birimleri olmak üzere merkez binası -----------, üretim tesisi olarak oditlenmiş ana fabrikası ise ----------- bulunduğunu,
06.02.2023 tarihinde ------------- merkezli yaşanan ve yüzyılın felaketi olan depremlerin ------------ ilini de etkilemesi sonucunda,----------fabrikada 300'ü aşkın personelinin önemli bir kısmının işine devam edememesi nedeniyle davacı Şirket ile yurt dışı siparişlerinin yetiştirilmesi amacıyla tekstil ve konfeksiyon işlerinin bir bölümü davacı Şirkete yaptırtıldığını, ancak taraflar arasındaki ticari ilişki ilk olarak bununla kurulmadığını,
davacı Şirket ile Müvekkili Şirketin ticari münasebeti geçmiş yıllara da dayanmakta olup davacı Şirketin Müvekkili Şirketin müşterilerinin standartlarını bildiği gibi taraflar arasında uzun yıllardır süregelen ticari ilişki çerçevesinde tekstil sektörünün genelinde de uygulanan teamül haline gelmiş fiili uygulamaları ve ---------- esaslarını bildiğini, ayrıca davacı Şirketin fason işlerini yapmak için 16.03.2023 başlangıç tarihli Kira Sözleşmesi ile Müvekkili Şirketin merkez ------------- binasının 1.katında 700 m2'lik alan kiraladığını,
müvekkili Şirketin merkez binasında fason işlerini üstlenen davacı Şirketin işbu üretim yerinin de ihracat ürünleri olduğundan Müvekkili Şirket tarafından oditlettirildiğini, bir Şirketin ---------- ülkelerine ihracat yapabilmesi için belirli uluslararası standartlar ve kurallar çerçevesinde gerekli belgelerin tümüne sahip olması zorunluluk olup yurt dışı müşterileri tarafından başta ürün kalitesi standartları, çalışma koşulları, doğa ve çevre temizliği olmak üzere bir çok alanda belirli denetimlere müşterilerin oditleri aracılığıyla tabi tutulduğunu,
müvekkili Şirketin sektör içinde ---------- standartlarını yakalamış şirketlerden biri olup haliyle fason yaptırdığı firmaların da bu denetimlerden geçtiğini, bu çerçevede Müvekkili Şirketin fason işinin yapılması amacıyla davacı Şirketin kendi binası üretim yapılacak ---------- firmasının standardına uymadığından tarafların karşılıklı anlaşmasıyla, Müvekkili Şirketin merkez binasındaki boş alanın davacı Şirkete hazır edildiğini, yine fason işleri için gerekli kumaş ve tekstil malzemelerinin tamamının da Müvekkili Şirket tarafından sağlandığını, yani davacı tarafça Müvekkili Şirket için yapılmakta olan fason işlerinin.
Müvekkili Şirketin yurt dışı siparişlerinden oluştuğunu, yukarıda da belirtildiği üzere.
Avrupa'da her ticari alım ve satımlarda olduğu gibi Müvekkili Şirketin ----------- gelen siparişleri de müşteri nezdinde kalite kontrol denetimlerine tabi tutulmakta ve olumlu gelmesi halinde onaylanmadığını, olumsuz olması halinde ise ürünlerin üretimden kaynaklı ayıplı olduğu anlamına gelmekte ve bu halde müşteri tarafından siparişler iade edilerek ya ek ücret alınmadan yeniden üretim yapılmakta ya da müşteriye ücret iadesi yapılarak siparişin tamamı iptal edildiğini, davacının da dahil olmak üzere her tekstil firması tarafından da bu hususlar,
yani yapılan fason üretimin ----------- üçüncü kişi müşteriler tarafından belirli kalite kontrol-denetim aşamalarına tabi tutulduğu ve onaylanmadığı sürece siparişlerin iade edileceği çok iyi bilindiğini, kaldı ki, söz konusu ürünlerin üretim standartları için bir el kitabının da mevcut olup, bu davacı tarafından bilindiğini, açıkladıkları üzere müşteri nezdinde bu denetimler yapılmakta ve üretimden kaynaklı ayıplar bu şekilde tespit edildiğini, buna ilişkin malların ayıplı olduğunun ayrıntılı tespit raporları dosyaya sunulduğunu,
bu nedenle de davacı şirketin ileri sürdüğünün aksine ----------- ihracat yapan herhangi bir firmanın TTK'da öngörülen süre içerisinde fason üretime dair fatura iadesi yapması hayatın olağan akışı çerçevesinde mümkün olmadığını, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkinin teamül haline gelmiş işbu fiili uygulamalar çerçevesinde ele alınması ve davanın alelade bir fatura ve/veya cari hesap ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlık olarak görülmemesi gerektiğini, esasen tüm bu fiili uygulamalar davacı tarafın da kabulünde olduğunu, sunmuş oldukları ayrıntılı nihai denetim raporları, oditler,
yazışmalar vs. delillerden ve taraf ticari defter ve kayıtlarından da bu hususlar anlaşılacağını, dolayısıyla taraflar arasındaki ilişkide ve tekstil sektöründe teamül haline gelmiş uygulamaların dikkate alınması huzurdaki uyuşmazlığın hukuka uygun şekilde çözüme kavuşturulması için büyük önem arz ettiğini, dahası bu hususlara dair açıklamalarının Başkanlıkça yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde de aydınlığa kavuşacağını, bu nedenle bilirkişi incelemesi sırasında bilirkişi heyetine tekstil sektörüne ve bu sektörde --------- pazarına hakim bir bilirkişinin de eklenmesini ve bu yönde ---------- müzekkere yazılmasını talep ettiklerini,
nitekim izahatlı olarak açıklamış oldukları üzere gerek tekstil sektörünün genelinde gerekse de Müvekkili Şirket ile davacı taraf arasındaki ilişkide teamül haline gelmiş uygulamalardan yola çıkıldığında ürünlerin yurt dışı müşterileri tarafından kontrol edildiği ve yapılan kontroller neticesinde ayıp tespit edilmesi halinde ise iade edildiği davacının da bilgisi ve kabulünde olduğunu, dolayısıyla fason olarak davacı tarafça yapılan işlerden ayıplı olan dava konusu reklamasyon faturasına konu siparişler yurt dışı raporlarından da görüleceği üzere ayıplı imal edilmiş,
bu durum (ayıp ihbarı) aynı binada yer alan ve denetimlere de katılan davacı Şirkete de hemen bildirildiğini, akabinde fason dikim işine dair kumaşlar da Müvekkili Şirketçe temin edildiğinden buna ilişkin maliyetler de hesaba katılarak davacı tarafa reklamasyon faturası kesildiğini, Başkanlıkça da bilindiği üzere reklamasyon faturası satışı gerçekleştirilen mal veya hizmetin yeterli özellik, nitelik, kalite ve belirlenen standarda uygun olmaması nedeniyle alıcı tarafından satıcıya kesilen fatura anlamına geldiğini,
----------- / ----------- / ---------- order numaralı siparişlerin standartları order formları ve müşteri standart el kitabı ile davacı tarafa gösterilmiş olup tüm bunlara (oditler, teamüller, order formları) rağmen davacı tarafça ayıplı imal edildiğinden iade edildiğini, ---------- order numaralı sipariş gecikme nedeniyle üretim aşamasında iptal edilmiş olup işbu sipariş ise Müvekkili Şirketin iyi niyetiyle karşı tarafa yansıtılmamış, bu ürünlerle ilgili iade faturası kesilmediğini, ---------- order numaralı siparişlerde ise hatalar olması nedeniyle 4 kez açılıp kapatılmış, tekrar tekrar kolilenmiş, siparişte ciddi anlamda gecikme yaşanmış,
bu gecikme işbu siparişlerin sezon ürünü olması nedeniyle zamanında yetişememesine yol açmış ve hatta sezon kaçırıldığını, davacı tarafça; ---------- / ----------- / ---------- order numaralı siparişlere istinaden 2.090.289,77-TL, ---------- order numaralı siparişe istinaden 450.068,48-TL, ----------- order numaralı siparişlere istinaden 990.045,51-TL fatura kesildiğini,
bu siparişlerden ciddi anlamda zarar etmesine ve kumaşları dahi kendisi temin etmesine rağmen Müvekkili Şirket davacı taraf ile olan ticari ilişkisine zarar gelmemesi amacıyla iyi niyet çerçevesinde davacı tarafın işçilik maliyetlerini ve yapmış olduğu emek ve mesaisin göz önüne almış, davacının zarara uğramasını azaltmak için kendi uğradığı zararları, kar kaybını hiçe sayarak davacı tarafça kesilen fatura bedelinde değil 1.451.048,89-TL bedelli reklamasyon faturası kestiğini, kaldı ki, Müvekkili Şirket bu siparişlerle ilgili kumaş almış, bunun da tamamını davacıya yansıtmamış, ayrıca yapmış olduğu ek masraflara (aksesuar, etiket,
koli vb. masrafları) da Müvekkili Şirketin kendisi katlandığını, yani davacının iddialarının aksine müvekkili şirketçe 21.06.2023 tarih ve ----------- nolu 1.451.048,89-TL tutarlı Reklamasyon Faturası cari hesabı sıfırlamak amacıyla değil, yukarıda belirtilen yurt dışı siparişlerinin ayıplı olması,
sezon kaçırılması ve gecikmesi nedeniyle iade olması akabinde teamül haline gelmiş fiili uygulama doğrultusunda kesilmiş, ancak bu da tüm zararlar, kâr kayıpları, ek masrafların üzerinden değil, hakkaniyet çerçevesinde orantılanarak kesildiğini, nitekim Müvekkili Şirketin ---------- müşterileri arasında ------------ menşeli moda markası ----------- firması bulunmakta olup davacı Şirkete yaptırılan fason işlerinin arasında işbu marka tarafından verilen siparişler de yer aldığını,
yurt dışı müşterilerinin denetçileri (odit) tarafından da siparişler denetlenmekte ve bu denetim esnasında davacı tarafın da zaten aynı binada olmaları hasebiyle bulunduğunu, dolayısıyla söz konusu raporlardan (ayıp ihbarı) davacı şirketin haberdar olmadığı gibi bir durum asla söz konusu olmadığını, kaldı ki aynı binada yer aldıkları düşünüldüğünde böyle bir ihtimal somut gerçeğe ve hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil edeceğini, bu halde davacı iddialarının aksine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereğince süresinde ayıp ihbarının yapıldığı da kuşkusuz ortada olduğunu,
davacı denetimleri beraber geçirmiş olduğundan ayıp ihbarı yapıldığı tartışmasız olduğunu, kaldı ki raporlarda ayıp olarak iğne deliği hatası, asimetrik dikim, kir lekesi, kumaş kaçağı, imalat hatası, işçilik deliği, dikiş aşımı, kalem tebeşir izi vs. gibi tespitler yapıldığını, kaldı ki bu hususların tamamı davacı tarafça gönderilen ----------- Noterliği ----------- yevmiye numaralı İhtarnameye cevaben tarafımızca ------------ Noterliği 03.07.2023 tarih ve ------------ yevmiye numaralı İhtarnamesi aracılığıyla bir kez daha bildirilmiş ve iade faturasına taraflarınca itiraz edilerek alacak kaydının yapılması talep edildiğini,
diğer yandan tüm bu hususlar ve fiili uygulamalar yüksek Yargı kararlarına da konu olduğunu, taraflar arasında fason üretim bulunmasının eser sözleşmesi niteliğinde olduğu ve eserin ayıplı olması nedeniyle iş sahibinin TBK 475.maddesinden tanınan haklardan yararlanabileceği belirtilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475.maddesi ile de iş sahibine sözleşmeden dönme hakkını kullanabileceği açıkça düzenlendiğini, MADDE 475- Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi,
aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. nitekim reklamasyon faturasına konu siparişlerin ayıplı olması nedeniyle fason üretime dair sözleşmeden dönme hakkı kullanılmış ve müşteriden iade edilen davacının fason üretimlerine dair reklamasyon faturası düzenlendiğini, kaldı ki fason üretime dair kumaş temini de davacı şirkete müvekkili şirket tarafından sağlandığını,
dahası bugüne dek davacı taraf ile olan ticari ilişkilerimize zarar gelmemesi adına iyi niyet çerçevesinde bir çok siparişe dair fason üretimin ayıplı olması nedeniyle Müvekkili Şirket büyük zararlar etmiş, ancak bu zararların hiçbirisi davacı tarafa yansıtılmadığını, müvekkili şirketin her durumda borçlu değil, siparişlerini yerine getiremediğinden dolayı büyük zarara uğramış olduğundan aslında davacı taraftan alacaklı konumda olduğunu, bu nedenle uğradıkları zararların, kâr kaybı vs nedeniyle dava açma haklarını saklı tuttuklarını, anılan tüm bu nedenlerle Müvekkili Şirketin fazlaya ilişkin her türlü hak,
talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, Müvekkili Şirketin borçlu değil, aksine davacı taraftan alacaklı olduğu göz önüne alınarak huzurda açılan işbu haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle huzurda ikame edilen haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı aleyhine takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya bilirkişilere tevdi edilerek, tarafların iddia ve savunmaları ile dava konusu ürünler ve taraf ticari defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak suretiyle rapor hazırlanması istenilmiştir.
Bilirkişiler Bağımsız Denetçi SMMM ----------, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ---------- ve Tekstil Mühendisi ----------- tarafından sunulan 24/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle. "V- GENEL DEĞERLENDİRME.
Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle TBK Madde 219 vd. hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında TTK Madde 23/1-c de düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise TBK md. 219 vd. hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Satış sözleşmesi bakımından satıcının maldaki ayıplardan sorumlu tutulabilmesi için alıcının gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş olması gerekir. Gözden geçirme ve bildirim alıcı bakımından bir yükümlülük niteliğinde olup alıcı bu yükümlülükleri yerine getirmezse malı ayıplı hali ile kabul etmiş sayılır ve ayıp nedeniyle sahip olduğu hakları kaybeder.
Alıcının muayene yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için satın aldığı mal üzerinde doğrudan tasarruf edebilmesi gerekir, diğer bir ifade ile malın alıcıya sözleşmeyi ifa etme iradesiyle fiilen teslim edilmiş olması gerekir. Satış konusu mal, alıcıya teslim edilmeden önce alıcı malın ayıplı olduğunu bir şekilde öğrenmiş olsa bile ayıp ihbar süresinin başlangıcı yine de malın fiilen teslimidir. Borçlar Kanununda 223.
Maddede alıcının “gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğü düzenlenmiştir: Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve imde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.
Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılmayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Türk Borçlar Kanunu'nun 223.
Maddesine göre, adi satımda, olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılabilecek ayıplarda satıcının sorumlu tutulabilmesi için alıcının işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz malı muayene etmesi, ayıbın varlığı halinde, ayıbı uygun bir süre içinde satıcıya bildirmesi gerekir. Olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkacak bir ayıp yoksa satıcının sorumluluğuna gidilebilmesi için ayıp ortaya çıkar çıkmaz derhal, ayıp satıcıya bildirilmelidir.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin olarak ise özel bir düzenleme getirilmiştir. Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.
Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. (TTK Madde 23/1-c) a. Açıkça Belli Ayıplar: Satılanın teslimi sırasında, onun muayene edilmesine gerek olmaksızın belli olan ayıplar: Bu tür ayıplar malın teslimi sırasında açık bir şekilde görülebilecek ayıplardır. Bu tür ayıbın varlığı halinde alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. b.
Açıkça belli Olmayan Ayıplar: Satılanın teslimi sırasında açıkça belli olmayan fakat olağan bir muayene ile meydana çıkacak ayıplar (adi ayıplar) : Bu tür ayıplar olağan bir muayene ile görülebilecek ayıplardır. c. Gizli Ayıplar: Maddi ve olağan bir muayene ile meydana çıkmayan ayıplar ise gizli ayıplardır. Örneğin, satılan aracın motorunda bulunan bir ayıp nedeniyle aracın birkaç ay kullanılması sonucu motorunun arızalanması.
Bu tür ayıbın varlığı halinde alıcı, TTK Madde 23'ün TBK Madde 223” e yaptığı atıf gereğince, ayıp ortaya çıkar çıkmaz ayıbı hemen satıcıya ihbar etmelidir. Teknik Bilirkişi yapılan tespitler kapsamında davacı tarafından davalıya teslim edilen ürünlerin olağan muayene ile meydana çıkacak nitelikte olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bunun yanında dava dosyası kapsamında davalı tarafından ayıp ihbarı yapıldığında dair TTK.m. 18.f.3 kapsamında bilgi ve belge bulunamamıştır.
Davalı tarafından ayıbın yasal süresinde yapılıp yapılmadığı hususu Sayın Mahkeme takdirlerinde olmak üzere eğer ayıbın yasal süresinde yapıldığı kabul edilmesi halinde.
Davacı tarafından teslim edilen ürünlerin yaklaşık 010 oranında ayıplı olduğu Teknik bilirkişi tarafından hesaplanan 8.038.810,00 TL üzerinden davalının 803.881,00-TL zararı olduğu bu bedelin davacı alacağından mahsubu ile davacının davalıdan (1.451.048,89-(803.881,00-TL zarar bedeli * 42.570,44-TL cari alacak)) 604.597,45-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır.
VI. SONUÇ : Sonuç olarak tarafımıza iletilen, tüm dosya münderecatı ve yukarıda paylaşılan bilgiler ışığında nihai karar Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere.
Davacı / Davalı tarafından düzenlenen faturaların Davacı / Davalı tarafın Yasal Defterlerinde yer aldığı, defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, Faturalarla ilgili Mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, Açılış ve kapanış kayıtlarının Kanun öngördüğü süreler içinde yapıldığı, Davacı /Davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu,
Mali inceleme kısmında yer aldığı üzere, detay paylaşılmış olup Davaya konu edilen 21.06.2023 tarihli ve ----------- no'lu fatura KDV Dahil (%8) 1.451.048,89 TL tutarındaki Fatura HARİCİNDE tarafların 42.570,44 TL'a Davalı Alacağı olacağı ve tarafların Cari Hesaptan Kaynaklı MUTABIK olacakları, Sektörel inceleme sonrasında Teknik bilirkişi, Davaya konu 6 Çeşit 3 Tür ürünlerin örnekleme alınan numunelerdeki hata sayılarının kabul edilebilir hata sayısından fazla olması nedeni ile -----------, ---------- ve ----------- sipariş numaralı ürünlerin bütününün hata toleransı yönünden uygun özellikleri karşılamadıkları,
yapılan kıymet takdirinin toplam 8.038.810,00 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı tarafından teslim edilen ürünlerin Açıkça belli Olmayan Ayıp olduğu, Ayıp ihbarının yasal süresinde yapıldığı Sayın Mahkemece kabulü halinde; davacının davalıdan ----------- İcra Müdürlüğü ------------ Esas sayılı dosyası ile 26.06.2023 takip tarihi itibariyle 604.597,45-TL talep edebileceği, Ayıp ihbarının yasal süresinde yapılmadığı Sayın Mahkemece kabul edilmesi halinde;
----------- İcra Müdürlüğü'nün ------------ Esas sayılı dosyası ile 26.06.2023 takip tarihi itibariyle 1.408.478,45-TL talep edebileceği, Tespit, değerlendirme ve Kanaatine varılmış olmakla birlikte, Yapılan değerlendirmeler sadece usul ekonomisine hizmet etme amacı taşımaktadır, herhangi bir şekilde hukuki görüş beyanı içermemektedir.
Bilcümle hukuki tavsif ve değerlendirme münhasıran Sayın Mahkeme'nize ait olmak üzere, işbu inceleme ve tespitlerimizi Sayın Mahkeme'nizin yüksek takdirlerine sunarız. Saygılarımızla" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, cari hesap alacağına dayalı yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici olup, davalı iş sahibidir. Davacı dava dilekçesinde cari hesaba dayalı alacağını talep etmektedir. Dava itirazın iptali davasıdır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 4. Ayıp sebebiyle sorumluluk a.
Ayıbın belirlenmesi başlıklı 474 üncü maddesi "İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir." hükmünü düzenlemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun C) Tacir olmanın hükümleri I - Genel olarak başlıklı 18 inci maddesi "(1) Tacir, her türlü borcu için iflasa tabidir; ayrıca kanuna uygun bir ticaret unvanı seçmek, ticari işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek ve bu Kanun hükümleri uyarınca gerekli ticari defterleri tutmakla da yükümlüdür.
(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. (3) Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. (4) Tacir sıfatına bağlı olan diğer hükümler saklıdır." hükmünü düzenlemiştir.
Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta olup davacı taraf davalı tarafa fason iş yaptığını bedelinin bir kısmının ödenmediğini iddia etmekte, davalı taraf ise yapılan üretimin ayıplı olduğunu savunmaktadır. Taraflar tacir olup basiretli iş adamı gibi hareket etmek zorundadırlar. Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğu sabit olup ayıbın olağan bir muayene ile ortaya çıkacak mahiyette olduğu anlaşılmıştır.
Davalı taraf, ayıp tespitinin davacı taraf ile birlikte yapıldığını savunmakta, tanık, keşif ve benzeri yolla savunmasını ispatlamak istese de ayıp ihbarının ancak usulüne uygun yazılı bir belge ile ispat edilmesi gerektiği, davalı tarafta bu ispatı yerine getiremediğinden ürün bedelini ödemekle yükümlüdür.
Davacı taraf ticari defterlerine göre davalı taraftan cari hesap alacağının 1.378.978,25 TL olarak gözüktüğü anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalı taraf likit ve bilinebilir borca ödeme yapmadığı halde haksız olarak itiraz ettiğinden icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/735, K. 2024/723, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama