KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/22
- Karar No
- 2024/382
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
Karar Metni
885 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/22 Esas
KARAR NO: 2024/382
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 10/01/2024
KARAR TARİHİ: 16/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket nezdinde Kasko Sigortası Müvekkil şirket nezdinde --------- poliçe numaralı Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı -------- Şirketi'nin maliki olduğu ---------- plakalı araç, 24.04.2023 tarihinde davalı ---------- maliki ve sevk ve idaresinde olduğu --------- plakalı çekici ve --------- plakalı dorsenin çarpıp kaçması sonucunda hasarlandığını, meydana gelen kazada davalı ---------- asli ve tam kusurlu olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde oluşan hasara istinaden müvekkili şirket tarafından 06.06.2023 tarihinde 12.634,99 TL ödeme yapıldığını,
meydana gelen zararın miktarının ve kusur durumunun ekspertiz raporu ile tespit edildiğini,--------- Sayılı kararında "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 22/17. maddesinde "...eksperler tarafından düzenlenen raporlar delil niteliğindedir" düzenlemesi yapılmış olup, davacının delil olarak dayandığı 23.03.2014 tarihli eksper raporundaki tespitlerin, sigortalının beyanlarına ve olaydan hemen sonra mahallinde yapılan gözlemlere dayandığı da raporda kayıtlıdır.
Olaydan hemen sonra düzenlenen ve kanun gereği delil niteliği taşıyan bu rapordaki tespitlerin aksini ispat davalılara düşmekte olup, raporda tespit edilen hasar sebebi dışında bir sebeple hasarın gerçekleştiği de davalı yanca ispat edilmiş değildir." şeklinde hüküm tesis edildiğini, müvekkili şirket tarafından ödenen tazminat bedelinin sorumlu olan davalı taraftan rücuen tazmin etme zorunluluğunun doğduğunu, taraflar arasındaki alacak likit olduğunu, zarar neticesinde ödenen tazminatın ekspertiz raporu ile tespit edildiğini, bu nedenle alacağın likit olup,
davalının haksız ve mesnetsiz itirazları sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulüyle, davaya konu icra dosyasına yapılan itirazının iptaline, takibin 13.011,96.-TL (Takip Çıkış Miktarı) üzerinden aynen devamı ile sigorta tazminatının ödeme tarihinden itibaren ( 06.06.2023) işleyecek faiziyle (ticari temerrüt faizi) birlikte tahsiline, asıl alacak tutarının %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE. Dava dava dışı sigortalıya ödenen bedelin tahsili amacıyla girişilen icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı hakkında tacir araştırması yapılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5. maddesinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.
Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira.
Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Mahkemenin görevli olması, HMK 114/1-c maddeye göre dava şartıdır. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir (HMK 1. md.). “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.Somut olayda Davalı hakkında yapılan araştırmada tacir olmadığı, davanın davacı sigorta şirketince dava dışı sigortalısına ödediği bedelin davalıdan rücuen tahsil talebine ilişkin olduğu, dava dışı sigortalı tacir olsa da davalının tacir olmadığı, davanın mutlak yada nisbi ticari dava olmadığı anlaşılmakla mahkememizin görevsiz olduğuna Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/22, K. 2024/382, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama