KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/230
- Karar No
- 2025/82
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
Karar Metni
1.362 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/230 Esas
KARAR NO: 2025/82
DAVA
Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz)
DAVA TARİHİ: 26/03/2024
KARAR TARİHİ: 30/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İcra Yoluyla Takipten Kaynaklanan Sıra Cetveline İtiraz) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi özetle. Borçlu şirket adına kayıtlı ----------- plakalı araç hakkında rehin takibi yapan davalı banka takip talebinde.
"Borçlular müvekkil bankadan aldıkları çek karnesine istinaden çek yapraklarının tamamını müvekkil bankaya iade etmelidirler yada 78.000,00-TL Çek taahhütlerinden kaynaklanan banka sorumluluk riskinden kaynaklı gayri nakdi kredi riskinin ise tahsil edilerek müvekkilim banka nezdinde faiz getirmeyen bir hesaba bu riskin %50 fazlası olan 117.000,00-TL olarak bloke edilmesini, takip tarihinden sonra taahhüt bedellerinin müvekkil banka tarafından çek hamillerine ödenmesi halinde ise, tazmin tarihinden itibaren işleyecek ve % 78,75 üzerinden temerrüt faizi,
BSMV ile icra masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile borçlulardan tahsili talebidir." şeklinde 117.000-TL. Alacak kalemi ekleyerek takip başlatıldığı, İşbu 117.000-TL.
Meblağ açıklamadan anlaşılacağı üzere borçlu şirkete verilen çek karnelerinde mevcut banka sorumluluğu miktarlarından kaynaklı risklerin %50 fazlası olarak tahsili talebi olduğu, öncelikle davalı bankanın borçlu şirkete kaç adet çek yaprağı teslim ettiği belli olmadığı, Yine bu çeklerin ibraz edilip edilmediğinin ve bankanın sorumlu olduğu miktarların ödenip ödenmediğini araştırılması ve var ise ödemeler bu meblağların banka tarafından dosyaya bildirilmesi gerektiği, ancak bu hususta davalı banka sorumlulukları yerine getirmemiş ve bildirimlerde bulunmamış ve belge ve bilgileri dosyaya sunmadığı,
davalı banka kayıtlarının incelenerek kaç adet çek yaprağının davalı banka tarafından borçlu şirkete teslim edildiğinin araştırılması ve tespiti gerektiğini, yine bu çeklerden kaç tanesinin ibraz edildiği ve karşılıksız çıktığı ve bankanın sorumlu olduğu miktarların tespitini talep edildiği,
bu hususlar tespit edildikten sonra yine banka tarafından çek yaprak bedellerine ilişkin ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılarak varsa bu ödemeler göz önüne alınarak gerçekleşen risk uyarınca muaccel alacaklar ve miktarların tespit edilerek talep edilen miktardan düşülmesi gerektiğini, Diğer taraftan davalı bankanın risk miktarının 78.000-TL olduğunu bildirmesi ve ikrarına rağmen bu bedelleri %50 fazlası ile talep etmesinin hukuki dayanağı bulunduğunu, fazla talep edilen ve dosya borcu olarak davalı bankanın alacağı olarak sıra cetvelinde kendisine ödenmesine karar verilen bu miktarın düzeltilmesi kanun gereği olduğu,
Öncelikle, davalı bankanın ilk rehin takibinde zaten riskler açısından başlatılan bir takip var iken ikinci defa oluşturulan takip ile ikinci kere faiz, feriler tahakkuk ettirilmiş haksız yere ikinci takip ile de fazladan davalı bankanın satıştan para almasına imkan tanınmıştır.
İşbu nedenle davalı banka, olmayan alacaklar ve faiz talepleri ile haksız bir şekilde fazladan pay ayrıldığından --------- Banka Alacakları İcra Dairesi ----------- Esas sayılı dosyasında hazırlanan 15/03/2024 tarihli sıra cetveli ile davalı bankanın alacağının sıra cetvelindeki miktardan daha düşük olduğundan davalı bankanın alacağına itiraz ediyoruz. Davalı banka kayıtlarında yapılacak incelemede de iş bu durum ortaya çıkacaktır.
Açıkladığımız üzere; davalı bankanın borçlu şirketten alacakları 117.000-TL.
Gerçekleşmeyen muaccel olmayan ve şarta bağlı ve fazladan talep edilen alacağı bulunmakta olup davalı bankaca fazladan bildirilen ve talep edilen hatalı alacak miktarı üzerinden sıra cetveli yapılması, davalı bankanın rehin takibi var iken ikinci kere rehin takip yapmak suretiyle faiz ve vekalet ücretinİ kendisine tahakkuk ettirmiş olması, ilk rehin takibinde olmayan alacağa faiz işletilmesi gibi tüm durumlardan kaynaklı olarak müvekkil şirkete eksik pay ayrılması nedeniyle sıra cetveline itiraz etme gereği doğmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; davalı banka ile borçlu ---------- Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi, taşıt rehin sözleşmesi imzalamış ve borçluya krediler, kredili mevduat hesabı, kredi kartı kullandırılmış ve çek hesabı açıldığı, ancak borçlu tarafından kredi sözleşmelerine göre belirlenen yükümlülükler yerine getirilmemiş ve bu sebeple ihtarname gönderildiği, işbu ihtarnamelerde mevcut borçların yasal süresi içinde ödenmesi ve aksi takdirde tüm alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağı bildirilmiştir.
İhtarnameye herhangi bir itirazda bulunmayan ve borçları da ödemeyen borçluya karşı---------- Banka Alacakları İcra Dairesi ----------- E. sayılı dosyasından taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiği, Takipte talep edilen alacak bakiyeleri aşağıdaki gibidir.
Takibe herhangi bir itiraz yapılmamış ve alacak kesinleştiği, onrasında rehin konusu araç satılarak paraya çevrilmiş ve sıra cetveli düzenlendiği, Sıra cetvelinde dosya alacağımız rehin takibi olmasından dolayı birinci sıraya yazıldığı, davalı tarafından borçluya kullandırılan çeklere ilişkin ibraz edilmeyen çekler nezdinde depo tazmin bedeline ilişkin depo talebinde bulunmasında hukuka aykırı bir durum söz konusu olmadığı, borçların farklı tarihlerde muaccel olması ve bu sebeple farklı takiplere konu edilmesi olduğu,
KMH ve çek riskleri için takip açılması rehin hakkımızı sona erdirmeyeceği, zira borçlunun davalı kuruma başka borçları da bulunduğu, Tüm borçlar ödenmeden rehin hakkımızın sonlanmayacağı, borçlunun her iki takipte de rehin hakkımıza herhangi bir itirazda bulunmadığı, Tüm bu sebeplerle davacının davasının reddini talep ettiği anlaşıldı.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Davanın ---------- Banka Alacakları Dairesi ----------- Esas sayılı icra dosyasından 15/03/2024 tarihli sıra cetvelinde Banka'ya ayrılan fazla payın iptali ile davacıya ödenmesi sıra cetveline itiraza ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır.
Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda dava sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.İİK'nın 142/1 maddesinde "Cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlenmiştir.
Bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflas davaları için Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu yolundaki düzenleme gibi açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Sıra cetveline itiraz davalarında taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davacı ve dava dışı borçlu arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır.
Bu açıklamalara göre, sıra cetvelinin haczedilen malların satışı üzerine düzenlenmesi, uyuşmazlığın İİK'nın 142. maddesi kapsamında kalması, uyuşmazlığa konu davanın ticari davalardan olmaması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu değerlendirilmekle mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/230, K. 2025/82, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama