KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/888
- Karar No
- 2024/948
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2024
Karar Metni
3.783 kelime·19 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/888 ESAS
KARAR NO: 2024/948
DAVA
Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25.12.2021
KARAR TARİHİ: 12.11.2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacı-------- davalı arasında ------------- akdedildiğini, işbu sözleşmenin 2.maddesine göre davacı “Sirkülerde yer alan Bağımsız Bölümlerin satışı hususunda Madde 4 ve 5'de sayılan hizmetleri davalıya eksiksiz sağlanması” hususunu taahhüt ettiğini ve buna göre davalı yan “Madde 6'da belirtilen Hizmet bedellerini” taahhüt ettiğini, sözleşmenin 4. maddesinin D fıkrasıyla “ Aracı ------- nam ve hesabına tek yetkili aracı ve satıcı olarak karşılıklı mutabakatı yapılmış pazarlama planlaması ile satmayı işbu sözleşme ile kabul etmiştir...” şeklindeki hükümden de anlaşıldığı üzere,
------ait projenin satış öncesi, satış ve sonrasındaki bütün sorumluluk ve bundan doğan hak edişler davacı lehine kabul ve taahhüt edildiğini, işbu sözleşmenin imza altına alınmasından sonra davacı yanın özverili bir şekilde çalıştığını ve taahhüt ettiğinden fazlasını yaptığını, sözleşmenin 4.maddesinin A fıkrasında, her ne kadar haftanın altı günü bir satış müdürü ve bir satış uzmanıyla çalışılacağı taahhüt edilse de, görgü tanıklarıyla da ispat edileceği üzere davacı ------, müdür sıfatıyla haftanın yedi günü çalıştığını, dönem dönem çalışan sayısını beş kişiye kadar çıkarttığını, davacı çalışılan dönem aralığında,
davalı yanın kendi şirketinin reklamı için her ne kadar ------- adlı şirket ile çalışmış olsa da çok kısa bir müddet sonra ilgili şirketle çalışmayı bıraktığını, davalı şirketin reklam ve çağrı merkezi işini yapmayı da davacıdan talep ettiğini, davacının işbu yükümlülüğü de üzerine aldıktan sonra,
defalarca dile getirmesine rağmen hiçbir şekilde ücret iyileştirilmesini alamadığını veya hizmet faturası düzenleyemediğini, geçiştirerek yalnızca %0,2 komisyon verildiğini, ---- tarihinde kesilen komisyon faturasından görüleceği üzere --------- isimli şahsa, davacının emeği vasıtasıyla yapılan satışın akabinde davacının otuz yedi gün geç bir ödeme aldığını, davalı tarafından,
işbu müşteriye yapılan satışa dair hiçbir şerh düşülmemesi veya sözleşmenin iptal edilmemesi durumundan da anlaşılacağı üzere yapılan geç ödeme cezai şart kapsamında kabul edileceğini ve dava kesinleşinceye kadar sözleşmedeki cezai şart maddesine uygun bir temerrüt alacağı hesaplanmasının yapılmasını miktarın belirlenebilir olmaması sebebiyle bilirkişi marifetiyle yapılacak hesaplama akabinde harca esas değerin çıkmasının akabinde ilgili harcı yatıracaklarını, davacı yanın, sözleşmenin 4.maddesinin 1. fıkrasının d bendinde açıkça belirtildiği üzere tek yetkili olduğunu, başkaca aracı kurumlar satış gerçekleştirmiş olsa da,
sözleşmenin iptal edildiği -------- tarihine kadar bütün prim/komisyon ödemelerinin davacı lehine sonuç doğurmuş kabul edildiğini,------ itibariyle ilgili projenin satışı için sözleşmeye aykırı olarak davalı tarafça proje sorumlusu yapılan ----yapmış olduğu satışların ---- kadar davacı tarafın yapmış olduğu satışlar olarak kabul edildiğini ve bu nedenle bir hesaplama yapılması gerektiğini, ticari hayat teamüllerinin de açıkça belirttiği üzere, sözleşmeye bağlılığın kanunlarca da esas kabul edildiği ortadayken, davalı ya da davacı tarafından sözleşmenin feshi sağlanmadan,
başkaca bir firmaya satış yetkisi verilmesinin sözleşme ihlali neticesini doğuracağını ve taraflarınca sözleşmenin iptal edildiği -------- tarihine kadar yapılan satışların tamamından hak ediş hakkı doğduğunu, işbu sebepten ------ tarihinden sözleşme fesih tarihine kadar olan satışlar açısından ilgili kişilerin satın almış olduğu konut bilgilerinin de davalı taraftan alınarak sözleşmeye uygun şekilde ciro ve hak edişlerin bilirkişi marifetiyle hesaplanmasını ve dava kesinleşinceye kadar sözleşmedeki cezai şart maddesine uygun bir temerrüt alacağı hesaplanmasının yapılmasını,
miktarın belirlenebilir olmaması sebebiyle bilirkişi marifetiyle yapılacak hesaplama akabinde harca esas değerin çıkmasının akabinde ilgili harcı yatırılacağını, davacı işbu alacaklarının kendisine dava yoluna girilmeden ödenmesi için-------- yevmiye no.lu ihtarnameyi gönderdiğini fakat olumlu bir sonuç alamadığını, işbu sebepten hesaplanacak alacakların, temerrüt faizi eklenerek hesaplanmasını, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ---- tarihli sözleşmeden doğan alacakları için, açmış oldukları belirsiz alacak davasına göre şimdilik;
temerrüde düşmüş oldukları ---- tarihinden itibaren işletilecek en yüksek temerrüt faizi de hesaba katılarak, ----tarihli hizmet sözleşmesinden kaynaklanan aylık sabit hizmet bedeli için şimdilik ----- tarihli hizmet sözleşmesinden kaynaklanan komisyon bedeli için şimdilik --- bedelin, ---- tarihli hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve sair alacaklar için --- bedelin, davalıdan tahsilini, yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde bütün olayları birbiri içerisine karıştırarak hangi sebeple ve hangi hukuki dayanak ile neleri talep ettiğini anlaşılamaz hale getirdiğini, HMK.nun 119. Maddesi uyarınca dava dilekçesi içeriğinde bulunması gereken zorunlu unsurlar bulunmakta olduğunu, bu unsurlardan bir kısmının dava dilekçesinde eksik olduğunu, bunların.
HMK.nun 119/1/f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, davacıların sözde zararı belirsiz alacak davası açmak suretiyle talep ettiğini, belirsiz alacak davası alacağının miktarının dava açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenemediği hallerde açılabilen bir dava olduğunu, davacıları varsa zararları hesaplanabilir olduğundan belirsiz alacak davası açmak suretiyle talep edilemeyeceğini, bu nedenle HMK.nun 107.
Maddesinin koşullarına uygun olmayan davanın usulden reddi gerektiğini, davacıların dava dilekçesi ile aylık sabit hizmet bedelinden kaynaklı olarak 39.000,00-TL, komisyon bedeli olarak 10.000,00-TL ve cezai şarttan kaynaklı olarak 5.000,00-TL bedel ile belirsiz alacak davası ikame ettiğini, davacıların dava dilekçesi okunduğunda bu alacaklarını özel bir teknik veya hesaplamaya gerek duymaksızın hesaplayabileceklerinin açık olduğunu, aylık sabit hizmet bedeline ilişkin zaten 39.000,00-TL bakiye alacağı olduğu iddiası ile 39.000,00-TL talep ettiğini,
komisyon bedeline ilişkin olarak aracılık ettikleri satışların KDV hariç %0,2'si oranında komisyon bedeli alacağı olduğu iddiasında iseler, sözde aracılık ettikleri ve kendileri taahhüt edildiği iddia edilen komisyon alacağı için KDV hariç toplam satış bedelini 500'e bölmek sureti ile bu alacağın hesaplanılabileceğini, cezai şart alacağı için ise cezai şart koşulunun gerçekleştiği gün ile dava tarihi arasındaki gün farkını bulup 1000 ile çarparak hesaplanılabileceğini, bu nedenle işbu davada davacıların belirsiz alacak davasını açmasında hukuki yararı olmadığını,
dava dilekçesi ile davacıların hangisi adına hangi alacak taleplerinde bulunulduğunun anlaşılamadığını, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında alacak talepleri bir yekun halinde talep edildiğini ancak hangi taraf için hangi alacak taleplerinde bulunulduğu bildirilmediğini, öncelikle davacılardan hangisi adına hangi alacak kalemlerinin talep edildiğinin açıklattırılması gerektiğini, bu taleplerin her iki davacı adına bir bütün halinde istenilmesi mümkün olmadığından,
hukuken talepte bulunması mümkün olmayan davacı adına davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesini, huzurda bulunan davada taleplerin ancak bir davacı adına talep edilebilir nitelikte olduğunu, davacılar bu taleplerin hangi davacı adına talep edildiğini açıklaması ve talep etmesi mümkün olmayan diğer davacı adına davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ile davacılardan ----arasında ------ akdedildiğini, işbu sözleşme ile;
sözleşme ---- tarihinde yürürlüğe girecek ve taraflarca yazılı süre uzatım kararı alınmadıkça ----tarihinde kendiliğinden sona erecektir." denilerek ------ tarihinden sonra yazılı olarak süre uzatım kararı alınmadıkça sözleşmenin kendiliğinden sona ereceğine karar verildiğini ve taraflar arasında ---- tarihinde davanın ikame edilmiş olduğu tarihe kadar hiçbir şekilde yazılı veya sözlü olarak sözleşmenin devamına ilişkin anlaşma sağlanmadığını, -----adlı şirketin kurulması ile birlikte davalı şirketten iş bazlı çalışma yapılması talep edildiğini,
özellikle ------ olmak üzere başkaca hiçbir sözleşmeye bağlı olmaksızın --- iş bazlı çalışma yürütüldüğünü, ------ akdedilmiş olan sözleşmenin ------tarihinde kendiliğinden sona ermiş olması akabinde kurulan ----- alacağının temlik edilmiş olması hiçbir şekilde sözleşmenin temliki olarak da yorumlanamayacağını, --- alacağının diğer Davacı -------virmanlanmış olması davacılar tarafından kötü niyet ile sözleşmenin temliki şeklinde yorumlanarak ----------- tarihinde kendiliğinden sona ermiş sözleşmeye dayanılarak hak talebinde bulunulduğunu, Sözleşme'nin 4.1/c maddesinde bu hususun şu şekilde ifade edildiğini, "Aracı,
işbu sözleşmeden kaynaklanan yetkili satıcılığını bir başka gerçek ve tüzel kişiye veya herhangi bir ortaklığa devredemez..." işbu hükümden de anlaşılacağı üzere -------- sözleşmeyi devir yetkisinin de bulunmadığını, davalı şirket projesinde sadece --- diğer davacı ----- yetkili acente olarak da yetkilendirilmediğini, davalı şirketin dilediği zaman dilediği acente ile çalıştığını, bu hususun ------ şu şekilde izah edildiğini,
---------- sözleşme ekinde belirtilmiş olan ----------- ait listede belirtilen dairelerin satışına yönelik satış ve pazarlama hizmetleri vermesi için aracı---------olarak tayin edilmemiştir. -------- dilediği gerçek veya tüzel kişi ile sirkülerde yer alan bağımsız bölümlerin satışı hususunda anlaşma sağlayabilir." ancak davacıların dava dilekçesinde bu hususa hiç değinmeyerek---- projesinde tek yetkili acente ------ göstermeye çalıştığın------ sonra sözleşmeye göre --------- ile devam edilmiş gibi göstermek istenildiğini,----- şirketinin ------ iş bazlı olarak çalışan diğer acentelerden farklı olmadığını ve ---- akdedilmiş sözleşmenin devamı
niteliğinde iş yapmadığını, ----- sözlü olarak anlaşma sağlandığı iddia edilse dahi Türk Borçlar Kanunu'nun 520. Maddesi gereğince simsarlık sözleşmesinin yazılı şekil şartı sağlanmadığını, "Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır.
Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz." olduğunu, ---- davalı şirket arasındaki sözleşmenin ------- itibari ile kendiliğinden sona erdiğini, sözleşmenin sona ermiş olduğu tarih itibari ile sözleşmeye dayalı talepte bulunmanın mümkün olmayacağını, ---davalı şirket arasında hiçbir sözleşme bulunmadığını, davacı ----- alacağının ------ temlik edilmiş olmasının sözleşmenin devri niteliğinde yorumlanamayacağını ve kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte ------- ile sözlü olarak dahi sözleşme yapılmış olsa bile bu hususun TBK.nun 520.
Maddesi uyarınca nitelikli şekil şartına uymaması sebebi ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı------- tarihleri arasında yaptığı işlere yönelik dava tarihi itibariyle hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, diğer davacı -----ise davalı şirket ile hiçbir sözleşmesi bulunmadığından ---- tarihi itibari ile kendiliğinden sona ermiş olan ve tarafı bulunmadığı sözleşmeye istinaden taleplerde bulunması mümkün olmadığından davacı -------- yönünden davanın reddine karar verilmesini, tüm bu nedenlerle;
davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava değerinin bildirilmesi eksik harcın tamamlatılması için davacılara süre verilmesine taleplerin hangi davacı için istenildiğinin açıklattırılmasını, dvanın öncelikle usulden reddini, davanın usulden reddinin kabul edilmemesi halinde esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; hizmet sözleşmesine dayalı açılan alacak davasıdır.Davacı vekili özetle; davacı --- davalı arasında --- tarihli aracılık sözleşmesinin yapıldığını, bir süre sonra ----- diğer davacı olan ---- kurduğunu, bu şirket üzerinden davalıya hizmet vermeye devam ettiğini, bu sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı olduklarını beyan ederek, hizmet sözleşmesinden kaynaklı aylık hizmet bedeli, komisyon bedeli ve cezai şart alacağının davalıdan tahsilini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise özetle;
sözleşmenin sadece ------ arasında yürürlükte olduğunu, üç ayın sonunda yenilenmediğini ve sona erdiğini, bu tarihten sonra davacılar ile herhangi bir sözleşme yapılmadığını, iş bazlı çalışıldığını, sözleşme yazılı olmadığından geçerli olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,
tanık dinlenmiş, bilirkişi raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ---- dayalı olarak davacıların davalı şirketten ------ aylarına ilişkin aylık sabit hizmet bedeli, komisyon alacağı, cezai şart ve işlemiş faiz yönünden dava tarihi itibariyle bir alacağının bulunup bulunmadığı, bu kapsamda anılan sözleşmenin davalının savunması doğrultusunda ----- tarihinde kendiliğinden sona erip ermediği, taraflar arasında sözleşmenin devamına ilişkin yazılı süre uzatım kararı olup olmadığı, davacı şirketin davalı şirket ile anılan sözleşme kapsamında bir ticari ilişkisi bulunup bulunmadığı,
diğer bir deyişle sözleşmenin davacı şirket ile davalı şirket arasında devam edip etmediği, davacı şirketin sözleşmenin tarafı olup olmadığı, davalının savunması doğrultusunda davacı şirketin kurulmasından sonra davalı ile davacı arasında yalnızca iş bazlı çalışma yapılması hususunda anlaşma sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmış ise bu çalışmaların karşılığı bedeller arasında taraflarca mutabakat sağlanıp sağlanmadığı, bedellerinin davalı tarafından ödenip ödenmediği, davacının sözleşme ile tek yetkili acente olarak yetkilendirilip yetkilendirilmediği,
sözleşmede yer alan yönetim satışlarına dayalı olarak davacının talebinin yerinde olup olmadığı, davacıların bir alacağı var ise temerrüt tarihinin ne olduğu hususlarında toplandığı görülmüştür.Tanık ------- tarihleri arasında davacının yapacağı işlere yardımcı olmak adına davalı şirket beni görevlendirdi, ben davalı şirkette satış uzmanı olarak çalışıyordum, ben söylediğim tarihte -------hanıma yardım için görevlendirildim, yaklaşık 6 ay 15 gün kadar beraber çalıştık, bildiğim kadarıyla sözleşme Ekim 2020 sonunda bitecekti ancak davalı taraf ------hanımı devamındaki satış işlerini de takip etmek için ikna etti,
kendisi de çalışmaya devam etti, sanırım 25-26 Şubat 2021 gibi istifa etti, tam net sayısını bilmiyorum ancak davacı bu süreçte 30 küsür satış yaptı, bunların ücretlerini alıp almadığını bilmiyorum, ben de maaşıma ek olarak satış başına prim şeklinde çalışıyordum, bu satışlardan 9.300 TL gibi miktar bir prim aldım, satış başına her şey dahil 3.000 TL gibi bir para alıyordum, dolayısıyla sadece bir kaç satıştan prim aldım, davacı --- ne miktar alıp almadığını bilmiyorum, --- hanım çalışmaya devam ederken Ekim 2020 gibi başka bir firma daha geldi, onlar da satış yapmaya başladı, benim şirketim o satışlardan da bana prim ödeyeceğini söyledi,
benim aldığım 9.000 küsur TL'lik prim ikinci şirketin satışlarından kaynaklanıyordu. Davacı ------- firmasının yetkilisiydi, satışın öncesi, satış esnası ve sonrasındaki tüm iş ve işlemleri kendisi yürütüyordu, ikinci firmaya da davalı satış yönlendiriyordu, yine satışa aracılık için gelen ikinci firmaya da satışları yönlendiriyordu.
Davacı-------- hanımın gelen ikinci firmadaki görevi reklam ve p azarlama işlerini yönlendirmekti, çünkü ikinci firma evrak işlerini bilmiyordu, bu işlerin tamamını yine ---hanım yapmaya devam ediyordu, davacı------ yaptığı 30 küsur satışın tamamı sadece kendi dönemine ait değildir, kendi dönemiyle birlikte ikinci firma geldikten sonraki dönemi de kapsar" şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık---.
"Ben davalı ------ hem iç işlerine bakıyorum hem de dışarıdan danışmanlık veriyorum, aynı zamanda ----- hanımın mali müşavirliğini de yaptım, ------- almadığı ücret yoktur, kendisi satışını yapardı, bana bildirirdi, netleştikten sonra ben faturasını keserdim, bu şekilde ödemesi yapılırdı, satış satış ilerledik, bu nedenle ödenmeyen bir şey kalmadı, yaklaşık 1-1.5 yıl davalı şirkete hizmet verdi, kendisini ilk önce şahıs şirketi vardı, daha sonra bunu -----dönüştürdü ancak o dönemde çok fazla satış olmuyordu, bu nedenle davalı ikinci firmayla anlaştı, ------ hanım o süreçte sadece sözleşme hazırlamakla görevlendirildi, satış yapmıyordu,
sadece yaptığı bu iş için kendisi ile anlaşıldı, faturası kesilip ücreti ödendi, kendisinin bizzat yaptığı satış olup olmadığının listesini avukata vermiştim, şu anda aklımda değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık ----- yılında ----- yanında satışçı olarak işe başladım. Aralık ayında davalı şirkete grafiker olarak girdim. ----birlikte hazırlayıp çıkarıyorduk.
Dolayısı ile grafik düzenlerken de kendisi destek oluyordu. ---- bizi çıkartana kadar davalı ---- çalışmaya devam ettik. Ben davalı şirkete girdiğimde maaşımı da davalıdan almaya başladım. Ben ---- sadece maaş karşılığı çalışıyordum. Pirim almıyordum. ---- pirim yüzdesi ile ilgili bilgim yoktur. Ben ----- satışlarından pirim alamadığını biliyorum.
Bunu yönetim satışı olarak yansıttılar. ----- şirketini kurduktan sonra -----üzerinden çalışmaya devam etti, davalı şirket --- başka bir acente getirdi. Önce hafta içi 3 gün geliyorlardı. Sonra Hafta sonu da gelmeye başladılar. Onların satışlarındaki evrak işlerini ve iş kapanışlarını ------- Hanım yapıyordu. Ben bir çizelge tuttuğum için orada çalıştığım sürede toplamda 30 civarı satış yapıldı. Bunun için de ------ da yaptıkları da vardı. Acentenin yaptıkları da vardı.
Ancak satış kapanışlarını -------yapıyordu. Ben reklam işleri ile ilgilendiğim için satışı yapılan dairelerin tekrar tanıtılmaması amacıyla çizelge tutuyordum. Yine ofis ortamındaki konuşmalardan 2020'nin 7 ve 8. Ayındaki satışların yönetim satışı olarak yazıldığını ve ----- bundan pirim almadığını duyuyordum. Bu satışlarda yönetimin arkadaşları da daire aldılar. Ancak bunlara yine proje tanıtımını --- yaptı.
Ve satış işlemlerini de ---- gerçekleştirdi" şeklinde beyanda bulunmuştur.Dosyanın mahkememizce resen seçilecek Mali Müşavir bilirkişi, Simsarlık konusunda uzman ve Sözleşmesi Yorum-Denetim ve Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişilerden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinin 21/07/2023 tarihli raporunda özetle; ----- yılında işletme defteri tutan mükellef olduğu, işletme defterinin noter onayına tabi defter olmadığı, ----- defter beyan sisteminden alınan hesap özetlerinin usulüne uygun alınmış olduğu,
diğer davacı ------ raporun 4.a.2 bölümünde incelenen -------- de Defter-i kebir noter açılış/kapanış onaylarının süresinde yapıldığı, envanter defterlerinin incelemede ibraz edilemediği, davacı şirketin incelenen kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, T.T.K ve V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu görülmüştür.
Raporun 4.a.3. bölümünde incelenen davalı ------yıllarına ilişkin ticari defterlerinin noter açılış/kapanış onaylarının süresinde yapıldığı, davalı şirketin incelenen kendi defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, T.T.K ve V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu görülmüştür.
Raporun 4.b.3. bölümünde davalı ---- kendi defterlerinde davacı ------- yıllarına ilişkin hesap hareketleri detaylı olarak incelenmiş olup, davalı şirketin davacın açık hesabına toplamda ---- borç ve alacak kaydetmek suretiyle---- tarihi itibariyle herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı,
diğer davacı -----yıllarına ilişkin hesap hareketleri incelendiğinde davalı şirketin davacının açık hesabına toplamda 248.320,21-TL borç ve alacak kaydetmek suretiyle 01.03.2021 tarihi itibariyle herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı görülmüştür..." şeklinde kanaat belirtmişlerdir.Tarafların hesap hareketlerindeki farklılığın hangi tarihli faturadan kaynaklandığının ---- kayıtları ile karşılaştırılarak açıklanması açısından ek rapor alınmak üzere dosyanın aynı heyete tevdiine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinin 06/12/2023 tarihli ek raporunda özetle;
"...Ticari defterler/ faturalar yönünden itirazlara ilişkin incelemelerin işbu ek raporda yapıldığı ve yukarıda detaylandırıldığı, davacılar vekilince ibraz edilen ----- içerisindeki evrakların sadece başlıklarının raporda listelenebildiği, heyetimizde bu hususta uzman teknik bir bilirkişi bulunmadığından, çok sayıda ve farklı formatlardaki evraklara rapor içerisinde yer verilmesinin mümkün olamadığı,
işbu ------ dökümünün yapılması halinde de öncelikle davacının hangi belge için ne kadarlık bir talebinin olduğunun net bir şekilde gösterilmesi gerektiği, bu haliyle hesaplama yapmanın mümkün olmadığı..." şeklinde kanaat belirtmişlerdir.Bilirkişi heyetinin ek raporlarında belirttikleri ------ tam dökümünün sunulması için davacıya süre verilmiş, döküm sunulduğunda yeniden ek rapor için aynı heyete verilmiştir.Bilirkişi heyetinin -----tarihli 2.ek raporunda özetle; --------Davacı vekilinin işbu davadaki talebi, sözleşmede hizmet bedeli olarak kararlaştırılan 10.000,00-TL ücretin, daha sonra 3.000,00-TL artırıldığını;
fakat 2020-Ocak- 2021 Şubat arası bu ücretin 10.000,00-TL üzerinden ödenmeye devam ettiği; bu nedenle 39.000,00-TL ücret farkı talep ettiği görülmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin hükümleri takdir sayın mahkemede olmak üzere kök raporda ayrıntılı olarak izah edilmiştir. Taraflar arasında hizmet bedelinin 3.000,00-TL artırılarak aylık 13.000,00-TL olacağına dair bir sözleşme mevcut değildir.
Sayın mahkemenizce tarafların bu hususta mutabık kaldığının kabul edilecek olması halinde. 13 ay x 3.000,00-TL = 39.000,00-TL hizmet farkı bedeli hesaplaması yapılmıştır. Davacının bir diğer talebi; yapılan satışların bir kısmının yönetim satışı olarak değerlendirildiği; satışların prim havuzuna dahil edilmediği ileri sürülerek komisyon alacağı talebinde bulunulmuştur.
Kök raporda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davalı ile davacı -----tarihinde sözleşme imzalanmış; sözleşmede her ne kadar davacı şirketin kaşesi var ise de, sözleşme tarihinde şirketin henüz ticaret siciline tescil edilmediği anlaşılmıştır. Bu hususlarda takdir sayınmahkemenizdedir. Davacı ---- davalı arasında imzalanan sözleşmede sözleşme süresi 15.04.2019-15.07.2019 olarak belirlenmiş; sözleşmenin uzaması için yazılı süre uzatım kararının gerektiği belirtilmiştir.
Dosya içerisinde süre uzatımına dair herhangi bir belge bulunmamaktadır. Bu kapsamda da nihai takdir sayın mahkemenizdedir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, Ekim ------- aralığına ilişkin komisyon talebinde bulunmuştur. Yukarıda, davacı vekilince sunulan satış belgeleri listelenmiştir.
Davacının talep ettiği tarih aralığına ilişkin satışlar (%1 KDV dahil) ve e-posta yazışmalarının bulunduğu ve davacı ----dahil olduğu satışlar ile ilgili %2; yönetim satışı olduğu anlaşılan satış ile ilgili %,0,2 oranından komisyon (satış bedelindeki KDV hariç) alacağı hesaplaması şu şekildedir:Davacı vekili ------- tarihinde kesilen komisyon faturasından görüleceği üzere ---- isimli şahsa, davacının emeği vasıtasıyla yapılan satışın akabinde, davacı 37 gün geç bir ödeme almıştır.
Davalı tarafından, işbu müşteriye yapılan satışa dair hiçbir şerh düşülmemesi veya sözleşmenin iptal edilmemesi durumundan da anlaşılacağı üzere yapılan geç ödeme cezai şart kapsamında kabul edilecektir ve dava kesinleşinceye kadar sözleşmedeki cezai şart maddesine uygun bir temerrüt alacağı hesaplanmasının yapılmasını” talep etmiştir. Davacı ----- davalı arasındaki sözleşmenin 6.c.maddesi.
“Faturanın --- tebliği tarihinden itibaren 15 gün içerisinde fatura tutarının yarısı, 45 gün içerisinde ise kalan yarısı aracıya ödenecektir. Bu hükme aykırı olarak ---- ödeme yapmadığı herbir gün için ---ifaya eklenecek şekilde 1.000-TL cezai şart ödenecektir.” şeklindedir. Sözleşmeye göre ödemenin 45 gün içerisinde tamamlanacağıkararlaştırılmış; davacı vekilince, 37 gün
geç ödeme iddiasında bulunulmuştur. Tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, ticari ilişkinin 2019- 2020- 2021 yıllarını kapsadığı; fatura ve ödeme kayıtlarının açık hesap işleyişi şeklinde devam ettiği, ödemelerinin hiç birinin birebir fatura bedelini kapatmaya yönelik olmadığı; kısmi ödemeler şeklinde olduğu, ödemelerin bir kısmının 10 gün; bir kısmının 30 gün ve daha fazla sürelerde de ödendiği, bu şekilde mahsuplaştığı anlaşılmaktadır.
Bu haliyle davacının bu yöndeki iddiasını tespite ve hesaplama yapmaya elverişli somut bir delil dosyada bulunmamaktadır..." şeklinde kanaat belirtmişlerdir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 520. Maddesine göre.
"Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır.Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz." Kanun’un 521 ve devamı düzenlemelerine göre, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:
a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterli olup ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekmez. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren 6098 sayılı Kanun madde 521/1 hükmü, emredici nitelik taşımaz. Taraflar, asıl sözleşme kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi hâlinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler.
b)Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. 6098 sayılı Kanun'un 521 inci maddenin birinci fıkrasında bu şart, “yaptığı faaliyet sonucunda” sözleriyle ifade edilmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.
c) Kanun’un 523 üncü maddesinde düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir.
Kanun'un "Ücretin belirlenmesi" başlıklı 522 nci maddesine göre, "Ücret, belirlenmemişse tarifeye, tarife yoksa teamüle göre ödenir." Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukukî ilişkilerini şekillendirebileceklerdir. ------Tüm dosya kapsamına göre; davaya konu --- davalı -----arasında imzalandığı, sözleşme ---- tarihinde yürürlüğe gireceğinin ve taraflarca yazılı süre uzatım kararı alınmadıkça ---- tarihinde kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığı,
davacı tarafından --- içerisinde sunulan sözleşmede davacı ----- kaşesi de yer almakta ise de, ---- göre davacı ---- ana sözleşme tescil tarihinin ----- olup, sözleşme tarihinde henüz kurulmamış olduğu, bu nedenlerle sözleşmenin tarafının davacı ------ olduğu, taraflarca yazılı olarak süre uzatımı yapıldığına dair bir delilin sunulmadığından, sözleşmenin --- tarihinde sona erdiği, sözleşmenin 4.1.b maddesine göre, davacı ----- acente olarak tayin edilmediği, davacı tarafların yönetim satışları iddiasının ----- tarihine ilişkin olup, bu tarih itibariyle sözleşmenin süresinin sona ermiş olduğu;
davacı-----yılında işletme defteri tutan mükellef olduğu, işletme defterinin özelliği gereği açık/cari hesap takibi yapılamadığı, gelir ve gider kaydı yapılmak suretiyle hesap özetlerinin ---- defter beyan sistemine nakledildiği, bu sebeple davacının ----işletme defterinde davalı tarafla olan ticari ilişkiye ait kayıtların tespit edilemediği, diğer davacı ---- yıllarına ilişkin incelenen kendi ticari defter kayıtlarında davalı ---- hesap hareketleri incelendiğinde 2020 yılında davalı açık hesabına 40.135,58 TL tutarında alacaklı gözüktüğü, 2021 yılında davacının davalı tarafa KDV DAHİL 11.800,00 TL tutarında fatura düzenlendiği,
fatura bedelinin 21.01.021 tarihinde tahsil edildiği ve 2021 yılından davalı şirketten herhangi bir alacak bakiyesinin bulunmadığı; davalı ---- kendi defterlerinde davacı-------yıllarına ilişkin hesap hareketlerine göre, davalı şirketin davacı açık hesabına toplamda 280.688,42-TL borç ve alacak kaydetmek suretiyle 31.02.2020 tarihi itibariyle herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı, diğer davacı ---------yıllarına ilişkin hesap hareketleri incelendiğinde davalı şirketin davacının açık hesabına toplamda 248.320,21-TL borç ve alacak kaydetmek suretiyle 01.03.2021 tarihi itibariyle herhangi bir borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı;
tarafların-------- kayıtlarının da uyumlu olduğu, davalı ile davacı şirket arasında yazılı sözleşme bulunmamasına rağmen ticari ilişki bulunduğu anlaşılmakla, iş bazlı çalıştıklarının değerlendirilebileceği, yine davacı ------ de sözleşmenin bittiği -------- sonra iş bazlı çalıştığının değerlendirildiği, davacıların aracılık yaptığı satışları ispat etmesi, hangi taşınmazlar için satış işlemi yapıldığını ortaya koyması gerektiği, davacıların alacak talebinin ve cezai şart isteminin bu şekilde değerlendirilebileceği, ancak davacılar tarafından bu yönde bir delil sunulmadığı,
hangi taşınmaz için, hangi tarihte, kime yer gösterme yapıldığının, yer gösterme sonunda taşınmaz satışının yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/888, K. 2024/948, 12 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama