KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/780
- Karar No
- 2024/834
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
Karar Metni
1.810 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/780 ESAS
KARAR NO:2024/834
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03.10.2022
KARAR TARİHİ: 08.10.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ----araç ile davalı sigortalı tarafından sigortalı olan ----- plakalı aracın sebep olduğu --- tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, ------plakalı aracın kusurlu olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin 31.05.2021 tarihinde davalı-borçlu sigorta şirketine başvuru yapılmış olmasına rağmen sigorta şirketi Kanunun emrettiği sekiz iş günü içerisinde ödemekle zorunda olduğu tazminatı ödemediğini, müvekkilinin haklarını (tazminatını) sebepsiz yere ödemeyerek ihlal ettiğini, ödemekle zorunlu olduğu tazminatı sürümceme de bırakarak sebepsiz zenginleşmeye gittiğini,
alacağın zamanında tahsil edilememesinden ve faizini aşan zararın ortaya çıkmış olması sebebiyle aşkın zarar talepli işbu davanın açıldığını, -------- müvekkilinin başvurusunun kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin borcu tahsil etmek amacıyla borçluyu temerrüde düşürdüğünü ancak borcunu 24.12.2021 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini müvekkilinin davalıdan talep ettiği hasar bedeli talebinin temerrüde düşürdüğü tarihteki alım gücü ile tahsil edeceği tarihteki alım gücünün aynı olmayacağını beyan ederek,
dilekçede alıntılanan Yargıtay kararında ayrıntılı anlatıldığı üzere ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak müvekkil yararına aşkın zarar olduğuna ve davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Talep Artırım Dilekçesi: Davacı vekili 20.08.2024 tarihli dilekçesi ile.
HMK M.107 uyarınca anılan bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerinin artırımı yoluna gidilerek, dava dilekçesindeki 500,00-TL talep edilen aşkın zararı 1.060,25-TL'ye arttırdıklarını beyan etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında talep edilen aşkın zarar şartlarının oluşmadığını, ----- sayılı dosyası kapsamında hasar dosyası açılarak, gerekli araştırmalar yapılmış ancak sigortalı araç kusursuz olduğu için ödeme yapılmadığını, ------- dosyası kapsamında, 4.990,00-TL asıl alacak üzerinden ödeme ilgili icra dairesi hesabına gerçekleştirildiğini, bakiye hasar başvurusu kapsamında ayrıca davacıya 151.85-TL ödeme yapıldığını, hasar bedelinin tespiti hususunda kusuru durumu da dahil olmak üzere (KDV,
iskonto oranı vs) taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan söz konusu husus yargılamaya taşınmış olup bu sebeple munzam zarar oluşacağı iddiasının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,------ ------ kesin kararı sonucu icraya ödeme yapıldığını, paranın geç ödenmesinden bahsedilemeyeceği gibi kabul edilmesi halinde dahi müvekkili şirkete kusur atfedilemeyecek olup aşkın zarar şartlarının oluşmadığını, aşkın zarar bakımından enflasyonu tek başına zararın gerçekleştiği konusunda karine almak, Kanunla belirlenen temerrüt faizinin enflasyon oranına çekilmesi anlamına geleceğini,
Türk Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun karşısında mümkün olmadığını, zararın somut delillerle ispatı gerektiğini, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşunun davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağını, alacaklının, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacının kanıtlaması gereken hususun enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyeti olduğunu, tüm bu nedenlerle;
davanın reddi ile yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; munzam zarar iddiasına dayalı alacak davasıdır.Davacı vekili; davacıya ait ------plakalı araç ile davalı tarafından sigortalanan --- plakalı aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle davacının aracının hasarlandığını, davacının alacağını ancak 24/12/2021 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebildiğini beyan ederek munzam zararının tahsilini dava ve talep etmiş;
davalı vekili ise zararın somut delillerle ispatı gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş, bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar arasındaki ihtilafın; davacının alacağını geç tahsil edip etmediği, geç tahsil etmiş ise bundan kaynaklı munzam zararı oluşup oluşmadığı,
oluşmuş ise talep edilen tazminat kaleminden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise hangi miktarda ve ne şekilde sorumlu olduğu, faizin başlangıcının ve türünün ne olduğu noktalarında toplandığı görülmüştür.Bilirkişinin 29/07/2024 tarihli raporunda özetle; "...Davacı tarafından aşkın zararın varlığının somut ispat yöntemine göre ispatlanamadığı, soyut ispat yönteminin uyuşmazlığa uygulanması ihtimalinde aşkın zararın hesaplanabileceği, ----daireleri arasında ispat yöntemleri konusunda görüş birliği olmaması sebebiyle sayın mahkemece soyut ispat yönetiminin varlığının yeterli olması durumunda;
aşkın zarar hesabına Yargıtay ilke kararları gereğince esas alınması gereken tarihin, temerrüt tarihi ile fiili ödeme süresi arasında geçen zaman dilimi olduğu, davalı tarafından icra müdürlüğüne 22.12.2021 tarihinde ödeme yapıldığı,
aşkın zarar hesabında davalı tarafından yapılan ödemede hakem heyetince maddi tazminat olarak hükmedilen 4.990,00 TL’nin esas alınması gerektiği, davalının uyuşmazlık hakem heyeti kararı gereğince aşkın zarara sebep olduğu iddia edilen 4.990,00 TL maddi tazminat yönünden 17.06.2021 tarihinde temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı ve aşkın zarar konusunda davalının dava değeri yönünden temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında ihtarname bulunmadığı,
bu nedenle arabuluculuk son tutanak tarihi itibariye (21.06.2022) dava değeri açısından temerrüde düştüğü hususlarının sayın mahkemenin takdirinde olduğuna, davalının temerrüt tarihi ile davacıya ödeme yapılan tarih arasındaki enflasyon verilerini gösterir altın ve döviz kurları, TÜFE-ÜFE oranları, banka vadeli mevzuat faiz oranları, asgari ücrete ilişkin değişim verileri dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucu.
6.433,42-TL hesaplandığı, bu tutardan davacı tarafından icra dosyasından tahsil edilmiş 231,32 TL. işlemiş faiz tutarının ve tahsil edilen maddi tazminat tutarı 4.990,00 TL ile haricen tahsil edilen 151,85 TL’nin düşülmesi neticesinde davacının talep edebileceği aşkın zarar tutarının 1.060,25 TL olarak hesaplandığına ilişkin ..." şeklinde kanaat belirttiği görülmüştür.Aşkın (munzam) zarar, alacaklının temerrüt faizini aşan zararlarını ifade eder.
Başka bir deyişle, aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. ------------Doktrinde aşkın zararın ispatı hususunda soyut veya somut olmak üzere iki tane yönteminin olduğu kabul edilmektedir.
Somut yöntemde, davacı aşkın zararının açık bir şekilde ispat etmesi gerekirken, soyut yöntemde enflasyon, develüasyon vb hususlardan yararlanarak paradaki alım gücü düşüklüğü sebebiyle aşkın zararının ispat edilebileceği belirtilmektedir. Soyut yöntem ile alacaklıya ispat kolaylığı sağlanmaktadır. Bu yöntemde belli ekonomik göstergeler dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Alacaklı bu yöntemde uğradığı zararı somut vakıalarla ispat etmek zorunda değildir.
Yargıtayın süre gelen uygulamasında aşkın zarar talebi için kişinin somut zararının bulunmasını ve aşkın zararın davacı tarafça somut olarak ispat edilmesi gerektiği hususunu katı bir biçimde uygulamaktaydı.
Ancak ---------- aşkın zararla ilgili vermiş olduğu kararında TBK 122. maddesinde düzenlenen “Aşkın Zarar” müessesi ile paradaki alım gücü düşüşüne (enflasyon vb.) bağlı taleplerin değerlendirilebileceğini açıkça beyan edilmiştir. --- bu kararından sonra ----- arasında görüş farklılığı ortaya çıkmıştır. Ancak ---- içtihatlarına bakıldığında, aşkın zararın ispatı için alacaklının mevcut olan zararını açık ve somut bir biçimde ispat edilmesi gerektiği yönündedir.
Başka bir deyişle, ---ihlal kararından sonra somut ispata ilişkin katı tutumunu biraz yumuşatmış ise de son kararlarında tekrar somut ispat hususunu katı bir şekilde aradığı görülmektedir.----Şunu ifade etmek gerekir ki aşkın zararın ispatında salt bir yöntemin seçilmesi hukuken mümkün değildir.
Gerçekten de, Yargıtay Dairelerinin paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi sebebiyle ilgili aşkın zarar talebine ilişkin içtihatlarda açık farklılığın bulunması sebebiyle içtihatların birleştirilmesi için -------- gündemine gelmiş, kurul somut olayın özellikleri dikkate alınarak maddi olguların kanıtlanması hususunun hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, kaynağı çok ve çeşitli olan maddi olguların tek bir ispat vasıtasına bağlanmasının hakimin delilleri serbestçe takdir etmesi ve vicdani kanaate göre hüküm kurması kuralını sınırlayacağını,
aşkın zararda ispatın tek bir koşula bağlanmasının hukukun zaman içinde gelişimini de önleyeceğini belirterek içtihatların birleştirilmesine yer olmadığına karar vermiştir. ------O halde aşkın zararın ispatı bakımından her somut olayda borcun kaynağı, kanunun emredici hükümleri vb. hususlar dikkate alınarak kendi özelinde değerlendirme yapılmalıdır.
Ayrıca ------geçmişten günümüze kararları incelendiğinde uyuşmazlığın bir tarafının bireylere göre güçlü konumda olan devlet veya kamu tüzel kişisi olması halinde paranın satın alma gücünün azalmasına ilişkin aşkın zarar taleplerini genellikle olumlu karşılamakta, devlete bu konuda pozitif yükümlülükler yüklemekte ve başvurucuların aşkın zarar taleplerini kabul etmektedir.
Örneğin kamulaştırma kanununda yapılan kanuni düzenlemelerin ve değişikliklerin çoğu----- bu yönde vermiş olduğu iptal ve hak ihlali kararlarına daynmaktadır. -----Yukarıda zikredilen------- kararları gereğince borcun kaynağına ilişkin aşkın zarar talepleri yönünden iradi şekilde oluşturulan borç ilişkileri (araç satış sözleşmesi vb.) ile iradi olmaksızın (trafik kazasına bağlı haksız fiil, kamulaştırma vb,) oluşan borç ilişkileri bakımından ikili bir ayrım yapılması gerekmektedir.
Hukukumuzda hakim olan sözleşme serbestliği ilkesi gereğince iradi borç ilişkilerinde kural olarak somut ispat yöntemi esas alınmalı, iradi olmayan borç ilişkilerinde ise soyut ispat yönteminin kabul edilmesi adalet duygusuna ve hakkaniyete daha uygun olacaktır.
Çünkü trafik kazası gibi haksız fiil sebebiyle kendi iradesi olmaksızın zarar gören kişiye, enflasyon, develüasyon vb. sebeplerden kaynaklı paranın alım gücünün düşmesi sebebiyle oluşacak aşkın zararını ayrıca somut olarak ispat etmesini istemek (beklemek) TBK haksız fiil hükümleri gereği kazanın gerçekleştiği anda oluşan zarar tazmin edilmesi ilkesine aykırılık teşkil etmekte,---- tabiriyle zarar görene aşırı külfet yüklemektedir. ----kararlarının özü dikkate alındığında kanaatimizce iradi olmayan borç ilişkilerinde, bir tarafı kamu, devlet veya banka,
sigorta şirketi gibi güven kuruluşları yönünden diğer şartların mevcut olması halinde aşkın zarar bakımından soyut ispat yönteminin kabul edilmesi gerekmektedir. ----- sayılı güncel kararı, ----- sayılı ilamı da benzer yöndedir.Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında; dava, haksız fiil hükümlerine dayamakta olup iradi olmayan bir borç ilişkisi mevcuttur.
Davalı sigorta şirketi kanun emredici hükümlerine göre kurulan, devlet tarafından sürekli denetime tabi tutulan bir kurum olup güven kuruluşu olduğu hususunda şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca davalı taraf ----sigortacısı olup ----- koyucu tarafından zorunlu tutulan bir sorumluluk sigortasıdır.
KTK 99. maddesi gereğince trafik sigortacısı zarar görenin başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olup aksi halde aynı kanunun 99/3 fıkrası gereğince para cezası yaptırımına tabi tutulmuştur.
Aynı şekilde 5684 sayılı SK m. 32/3 maddesi ile sigorta şirketlerinin sigorta tazminatının ödenmesinin geciktiremeyeceğini hükme bağlamış, aksi halde aynı kanunun 35/27 maddesi gereğince adli para para cezasına hükmedileceği öngörülmüştür. Bu kapsamda KTK 99 maddesi ve SK 32/3 maddesi gereğince zorunlu trafik sigortası yönünden kanun koyucunun zarar görenin bir an önce tazminatına kavuşması amacında olduğu anlaşılmaktadır.------- Sigortasında Aşkın Zarar ve İspat
) Davalı sigorta şirketi tarafından KTK 99 ve SK 32/3 maddesi gereğince bir an önce tazminat ödenmesi yükümlülüğünün yerine getirilmediğine ilişkin kanundan kaynaklı ------- herhangi bir defi ileri sürülmemiştir. Bu itibarla davacı-zarar görenin soyut ispat yöntemine dayanan aşkın zarar talebinin yerinde olduğu, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yönteminin Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına uygun olduğu ve davacının bilirkişi raporu tespitlerini aşan taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılmış, davacının aşkın zarar talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/780, K. 2024/834, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama