KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/908
- Karar No
- 2024/918
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
Karar Metni
3.067 kelime·15 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/908 ESAS
KARAR NO:2024/918
DAVA
Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10.11.2022
KARAR TARİHİ:05.11.2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ----ile davalı -----arasında imzalanan---- tarihli satış sözleşmesi neticesinde------------ nakliye dahil alım-satım hususunda anlaştıklarını, işbu sözleşme gereğince müvekkilinin tüm ödeme yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen (üç adet sıralı çek) davalının üzerine düşen teslim borcundan sadece 663,405m3'ün teslimini yaptığını, geri kalan 336,595m3 ytong'u hiçbir neden göstermeden yerine getirmediğini, son çek tarihi olan---- tarihinden bu yana teslim etmediğini,
buna rağmen davacının asli edim borcu olan ödemelerini yerine getirdiğini ve verilmiş olan sıralı çeklerin ödemesini yaparak cari defterlerine derç etmiş olduğunu, ----- davalı şirkete ihtarname çekilerek borçluya edim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için makul bir süre verildiğini ancak sürenin geçmesiyle davalının temerrüde düştüğünü ayrıca davalı şirketin 15.04.2022 tarihinde hiçbir açıklamada bulunmaksızın davacıya 98.488,23-TL'yi iade ettiğini, yapılan bu iade sonucunda davacı şirkette mezkur malların teslim edilmeyeceği kanaati oluştuğunu,
akabinde ihtarda bulunarak haksız iade ve teslim edilmeyen mallar nedeniyle davalı borçlu şirkete ihtarname çekilerek söz konusu malların tesliminin istendiğini, davacının-------- blokları zamanında teslim alamaması nedeniyle zor durumda kaldığını, bu sebeple ytong blokların aynen teslimini, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise teslim edilmeyen ytong blok bedelinin tespit edilerek günümüz fiyatlarıyla denkleştirme yapılarak davalıdan tahsili zorunluluğu hasıl olduğunu, tüm bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı tarafından 31.07.2021 tarihli satış sözleşmesi ile satın alınan (60x25--) cm ölçü, m3 birimli,
eksik kalan 336,595 metreküp ---------------- aynen teslimini ve gecikmeden doğan zarar için şimdilik 1.000,00-TL zararın temerrüt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesini, aynen ifanın mümkün olmaması halinde ise teslim edilmeyen --------------- blok bedelinin tespit edilerek günümüz fiyatlarıyla denkleştirilerek (iade edilen bedelin tenziliyle) şimdilik 1.000,00-TL olan denkleştirme bedeline, temerrüt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesini,
davalının tam kusurlu olması ve davacının yaşadığı ticari itibar kaybından dolayı 5.000,00-TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan ve kabul edilen 31.07.2021 tarihli fiyat teklif yazısında görüleceği üzere dava konusu malların son çekim tarihinin 31.12.2021 olduğunu, bu hususun bizzat dava dilekçesinde ve davacı tarafından keşide edilen ihtarnamede "mezkur malları sözleşmenin son çekim tarihi olan 31.12.2021 tarihinden bu yana hazır ve teslim etmemiştir" şeklinde kabul ve beyan edildiğini, davacı şirketin en geç 31.12.2021 tarihinde çekmesi gereken mallar için avans mahiyetindeki çekleri davalı şirkete 12.11.2021 tarihinde teslim ettiğini,
çeklerin karşılığı olan malları en geç 31.12.2021 tarihine kadar çekmiş olması gerektiğini, davacı dava konusu malları 31.12.2021 tarihine kadar çekmediği için davalı şirkette bulunan bakiye 98.488,23-TL'sinin 15.04.2022 tarihinde banka kanalı ile davacıya iade edildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre hesap bakiyesi "0 TL" olup davacının müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, hiçbir akdi veya hukuki dayanağı olmayan haksız, mesnetsiz ve tamamen kötü niyetli davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle;
haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava.
TBK'nın 125 vd.maddeleri gereği, alıcı tarafından temerrüde düştüğü iddia edilen satıcıya karşı açılan, aynen ifa+gecikme tazminatı, aksi halde teslim edilmediği iddia edilen malların rayiç bedeli üzerinden denkleştirme yapılarak fazla ödenen bedelin tahsili ve manevi tazminat davasıdır.Davacı vekili; taraflar arasında yapılan 31/07/2021 tarihli satış sözleşmesi gereğince, tüm ödeme yükümlülüklerini yerine getirmelerine rağmen, davalının sadece 663,405m3 ytong teslimini yaptığını, geri kalan 336,595m3 ----- hiçbir neden göstermeden teslim etmediğini beyan ederek,
borcun aynen ifası ile birlikte gecikmeden kaynaklanan zararın tahsilini, aksi halde teslim edilmediği iddia edilen malların rayiç bedeli üzerinden denkleştirme yapılarak fazla ödenen bedelin iadesini ve manevi zararın tahsilini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise;
davacı şirketin en geç 31.12.2021 tarihinde çekmesi gereken malları çekmediği için, davalı şirkette bulunan bakiye 98.488,23-TL'sinin 15.04.2022 tarihinde banka kanalı ile davacıya iade edildiğini, davacının başkaca bir talepte bulunamayacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş,
tarafların ------------ kayıtları getirtilmiş,----- yevmiye nolu ihtarnamenin tebliğ şerhli örneği getirtilmiş, ---- yazı yazılarak üç adet çekin ödenip ödenmediği sorulmuş, --- çeklerin ibraz bilgileri sorulmuş, bilirkişi raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar arasında 31/07/2021 tarihli satış teklifinin bulunduğu, davacı tarafından davalıya avans mahiyetinde çekle ödeme yapıldığı, davacıya kısmi mal teslimi yapıldığı, sonrasında davalının ---------banka kanalı ile iade ettiği hususlarında ihtilaf bulunmadığı.
HMK 320.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ------- tarihli satış teklifine istinaden, davacı tarafından avans mahiyetinde ödeme yapılmış olması, davalı tarafından da kısmi teslimin yapılmış olması karşısında; teslimi yapılmayan kısım için alacaklı temerrüdünün mü, borçlu temerrürdünün mü oluştuğu, davalının temerrüde düşmüş olması halinde davacının gecikmeden kaynaklı zararı bulunup bulunmadığı, teslim edilmeyen kısmın ihtarname tarihindeki rayiç bedeli ile son çekim tarihi rayiç bedeli arasında fark olup olmadığı,
fark varsa davacının bunu talep etmesinde yasal koşulların oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.------tarihli cevaba göre; ----- seri numaralı, ----- keşide tarihli, ------ tarihinde bankaya takas aracılığı ile---- tarafından ibraz edildiği ve çek karşılığının ödendiği; ---- keşide tarihli, ---bedelli çekin ----tarihinde bankaya takas aracılığı ile ------- tarafından ibraz edildiği ve çek karşılığının ödendiği; ----- tarihinde bankaya takas aracılığı ile---- tarafından ibraz edildiği ve çek karşılığının ödendiği anlaşılmıştır.----- tarihli cevaba göre; ----- tarafından ibraz edildiği;
----- no.lu çekin -------tarafından ibraz edildiği, çekte davalı ----cirosunun bulunduğu; ----- no.lu çekin ------tarafından ibraz edildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi heyetinin 13/01/2023 tarihli raporlarında özetle; "...Davanın TBK m. 125 vd. hükümleri gereğince alıcı tarafından temerrüde düştüğü iddia edilen satıcıya karşı açılan aynen ifa ile gecikme tazminatı, aksi halde teslim edilmediği iddia edilen malların rayiç bedeli üzerinden denkleştirme yapılarak fazla ödenen bedelin tahsili ve manevi tazminat davası olduğu; taraflar arasında -------- tarihli satış teklifininbulunduğu,
davacı tarafından davalıya avans mahiyetinde çekle ödeme yapıldığı, davacıya
kısmi mal tesliminin yapıldığı, sonrasında davalının -----davacıya banka yoluyla iade ettiği hususlarında ihtilaf bulunmadığı; ----- Tarihli satış teklifine istinaden davacı tarafından avans mahiyetinde ödeme yapılmış olması, davalı tarafından da kısmi teslimin yapılmış olması karşısında teslimi yapılmayan kısım için alacaklı temerrüdünün mü, yoksa borçlu temerrüdünün mü oluştuğu” hususunda; A. Taraflar arasında taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının alıcı, davalının ise satıcı sıfatını haiz olduğu,
B. Davacı tarafından davalının borcunu eksik ifa etmesi sebebiyle davalının temerrüde düştüğü iddia edilmiş olup ------ tarafından dosyaya sunulan ------ tarihli tek sayfalık belgede - ---- seri numaralı, ----- bedelli çekin ------- tarihinde ödendiği; - ------seri numaralı, ----- bedelli çekin ---- tarihinde ödendiği; ------ keşide tarihli, --- bedelli çekin ------ tarihinde ödendiği hususunun beyan edildiği;
işbu yazıda çekleri ibraz eden kişinin tespit edilemediği beyan edilmiş olup Sayın Mahkemece tahsilatın davalı tarafından yapıldığı kabul edilir .ise 130.000.-TL+130.000.-TL+144.268.-TL= 404.268.-TL’nin ödendiği ve davacının borcunu ifa ettiği kanaatine varılacağı. C.
Dosyaya sunulan dekonttan anlaşıldığı üzere davalı tarafından 15.04.2022 tarihinde davacıya 98.488,23.-TL!nin ödendiği ve açıklamada “ürün çekim süresi geçtiği için süresinde sipariş talebi verilmediği için avans bakiyesinin iadesidir” yazdığı, D.
Davacı tarafından ------- tarihinde davalıya gönderilen ------ yevmiye numaralı ihtarnamede özetle davalının borcunu yerine getirmesinin istendiği, davalının temerrüde düştüğünün beyan edildiği, TBK m. 187 ve 212 hükmünce işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde teslim edilmeyen kısmıntesliminin talep edildiği, işbu ihtarnamenin davalıya 22.04.2022 tarihinde tebliğ edildiğinin görüldüğü.
E. Davacının dosyaya sunduğu 31.07.2021 tarihli “Fiyat Teklifi” belgesinde son çekim süresinin 31.12.2021 olarak belirlendiği, ancak dosya kapsamı borçlar mevzuatı yönünden incelendiğinde; - Davalı tarafından satılan şeylerden bazıları hazır edilmediği için mi, yoksa davacı teslim almadığı için mi teslimin yapılamadığı hususunun açıkça anlaşılamadığı,
- Dolayısıyla satılan şeylerin kısmen teslim alınmaması nedeniyle TBK m. 106/I hükmünce alıcı davacının alacaklının temerrüdüne düştüğü ya da satılan şeylerin davacıya teslim edilmemesi nedeniyle satıcı davalının TBK m. 117 vd. hükümlerince borçlunun temerrüdüne düştüğü hususunun açık bir şekilde tespit edilemediği,
-Buna ilişkin takdirin elbette Sayın Mahkeme’ye ait olduğu; 3. “Davalının temerrüde düşmüş olması halinde davacının gecikmeden kaynaklı zararının bulunup bulunmadığı” hususunda: A. Manevi tazminat talebi hakkında: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapılığında: Davacı, sözleşmenin ihlali nedeniyle ticari itibarının kaybolduğunu iddia ederek 5.000TL.lik manevi tazminatın ödenmesini talep etmiş olup borcun ifa edilmemesi halinde manevi tazminat talebine ilişkin TBK m. 114/II hükmünün “Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanır.”
şeklinde olduğu ve sorumluluk için kusurun derecesinin önemli olmadığı; bu hükmün atfı dolayısıyla “kıyasen” uygulama alanı bulacak düzenlemenin ise TBK m. 58/I hükmü olduğu ve hükmün “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” şeklinde olduğu; manevi zararın talep edilebilmesi için bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı bir tecavüz (saldırı) bulunması gerektiği; açık bir kanun hükmü bulunmadıkça kişilik hakkı tecavüze uğrayan ile zarar gören kişinin aynı kişi olması gerektiği (yansıma yoluyla zarar olmamalıdır);
bir manevi zararın bulunması gerektiği; kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle manevi zarar arasında illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerektiği; davalının sorumlu olmasını gerektiren kusuru veya bir kusursuz sorumluluk halinin mevcut olması gerektiği; borcun ifaedilememesi/sözleşmeye aykırılık halinde TBK m. 114/II hükmünün TBK m. 58/I hükmüne atfı dolayısıyla manevi zararın tazmini talebinde bulunulabilecekse de Yargıtay kararlarında da kabul edildiği üzere durumun, manevi tazminatıgerektirebilmesi için “kişilik hakkının ihlali sonucunda” oluşması gerektiği;
dolayısıyla TBK m. 58/I hükmünde sayılan manevi tazminat koşullarının olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesi gerektiği; manevi tazminatın talep edilebilmesi için kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüzle, yani borca aykırı bir davranışla manevi zarar (kişilik hakkına vaki tecavüzden duyulan acı, elem ve ızdırap) arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerektiği; hal böyle olmakla HMK m. 194(1) ve TMK m. 6 hükümlerince manevi zarara uğradığını iddia eden davacının “sözleşmenin ihlali” nedeniyle (TBK m. 114/II hükmünün atfıyla TBK m. 58/I hükmünce) manevi zarara uğrayıp uğramadığını somutlaştırıp somutlaştırmadığı;
yukarıda sayılan kanuni şartların oluşup oluşmadığı yünündeki değerlendirmenin TMK m. 4 hükmü gereğince münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, B.
Aynen ifa ile gecikme tazminatı talebi hakkında: Borçlar mevzuatına yönelik değerlendirme yapılığında: Borçlunun temerrüdü halinde seçimlik hakların düzenlendiği TBK m. 125/I hükmünün “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.” şeklinde olduğu;
davacı tarafından davalının borcunu eksik ifa etmesi sebebiyle davalının temerrüde düştüğü iddia edilmiş olup yukarıdaki değerlendirme uyarınca eğer Sayın Mahkemece satıcı davalının eksik ifa nedeniyle borçlunun temerrüdüne düştüğü ve bu halde davacının TBK m. 125/I hükmünce seçimlik hakkını kullandığı kabul edilir ise bu halde alıcı davacının aynen ifa ile birlikte gecikme tazminatını isteyebileceği; (varsa) gecikme tazminatının hesaplanmasının mali ve teknik uzmanlık gerektirdiği,
kaldı ki dosya kapsamında bu hususun hesaplanmasına ilişkin olarak HMK m. 194(1) hükmünce davacı tarafından somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğini takdirin, Sayın Mahkeme’ye ait olduğu. C. Denkleştirme bedeli talebi ile “teslim edilmeyen kısmın ihtarname tarihindeki rayiç bedeli ile son çekim tarihindeki rayiç bedeli arasında fark olup olmadığı; fark varsa davacının bunu talep etmesinde yasal koşulların oluşup oluşmadığı” hususunda: a.
Yukarıdaki değerlendirme uyarınca eğer Sayın Mahkemece satıcı davalının borçlunun temerrüdüne düştüğü ve bu halde davacının uğradığı zararın günümüzdeki karşılığının istenebileceği kabul edilir ise bu halde teknik inceleme neticesinde davalının teslim almadığını beyan ettiği malzemenin fiyatlarının
- Son çekim tarihi olan ---------itibarıyla; (Fiyat artışı olmamıştır) 336,595 m3 x (342,60.-TL - 342,60.-TL) = 0.-TL x 1.18 = 0.-TL - İhtarname tarihi olan 20.04.2022 itibarıyla; 336,595 m3 x (860,00.-TL - 342,60.-TL) = 174.154.-TL x 1.18 = 205.502.-TL olduğu,
b. Bununla birlikte yukarıdaki hesaplamaya ilişkin olarak: Dosyaya sunulan dekonttan anlaşıldığı üzere davalı tarafından 15.04.2022 tarihinde davacıya 98.488,23.-TL’nin ödendiği ve açıklamada “ürün çekim süresi geçtiği için süresinde sipariş talebi verilmediği için avans bakiyesinin iadesidir” yazdığı;
buna göre davalı tarafından iade edilen kısmın yukarıdaki hesaplamalardan mahsup edilip edilmeyeceği hususunu takdirin, Sayın Mahkeme’ye ait olduğu..." şeklinde kanaat belirttikleri görülmüştür.Kısmi teslimin yapıldığı tarihin irsaliyeli faturalara göre tespit edilmesi ve cari hesap bakiyesinin değerlendirilmesi için TTK 83-85.maddeleri ile HMK 222.maddesi uyarınca tarafların 2021-2022 yılına ilişkin tüm yasal ticari defterleri (defteri kebir, yevmiye,
envanter defterleri ile ve var ise muavin kayıtları ve dayanak belgeleri) üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişi eşliğinde bilirkişi incelemesi yapılması için dosya bilirkişiye verilmiştir.
Bilirkişinin 03/05/2024 tarihli raporlarında özetle; "...Sayın Mahkemece verilen görev kapsamında incelenen davalının ticari defterleri incelenmiş olup yapılan inceleme neticesinde.
2022 dönemi Envanter defterinin açılış tasdiklerinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221 maddesine göre; süresinde yaptırıldığı, davalının 2021-2022 döneminde e-defter kullanan mükellef olduğu 2021-2022 yılı Defteri Kebir ile Yevmiye defterlerinin GİB onaylı açılış ve kapanış beratlarının süresinde alınmış olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davalı şirketin ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür.
Davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre dava tarihi (10.11.2022) itibariyle davalıdan 35.337,24-TL alacaklı gözüktüğü, davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre -------- hesabının bakiyesinin 0,03 TL olduğu, dava tarihi (10.11.2022) itibariyle davacıya borcunun bulunmadığı; taraflar arasındaki hesapmutabakatsızlığının sebebinin davacı kayıtlarında yer almayan ancak davalıda kayıtlı olan Ticari fatura senaryosu ile düzenlenen ------- seri numaralı KDV dahil 35.337,87 TL tutarlı fiyat farkı faturasından kaynaklandığı,
bu faturaya ilişkin davacı tarafından reddedildiği gerekçesi ile kayıtlara alınmadığının belirtildiği ancak raporun 4.b.4- Genel Değerlendirme bölümünde detaylıca açıklandığı üzere davacının iş bu faturaya usulüne uygun süresi içerisinde “Ret Uygulama Yanıtı” uygulayıp uygulamadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, davacı yanca da buna ilişkin dosya içeriğine sunulmuş bir belge ve bilgi bulunmadığı.
Sayın Mahkemece tarafıma verilen “2-a-Kısmi teslimin yapıldığı tarihin irsaliyeli faturalara göre tespit edilmesi” hususu ile ilgili yapılan incelemede ise; davalının en son -----seri numaralı e-irsaliye ile ----- teslim ettiği bu teslim sonrasında dava tarihine kadar dava konusu ürünle ilgili düzenlenmiş bir fatura ve irsaliye bulunmadığı, bu teslimler sonrasında her iki taraf kayıtlarına göre davacının 133.826 TL alacağının bulunduğu, davalı yanca bu alacağın 35.337,87 TL’lik kısmı için fiyat farkı faturası düzenlendiği,
geriye kalan 98.488,23 TL'nin ise 15.04.2022 tarihinde banka kanalı ile davacıya iade edildiği ve işlemler sonucunda hesap bakiyesinin sıfırlandığı tespit edilmiştir..." şeklinde kanaat belirttiği görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 207 ve devamı maddelerinde düzenlenen taşınır satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı alıcı, davalı satıcıdır.Satış sözleşmesi; satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
Sözleşmede borcun ifa edilmemesinin sonuçları genel olarak TBK'nın 112.vd.maddelerinde düzenlenmiştir.TBK'nın 112. maddesine göre, borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.
TBK'nın 117/1. maddesinde muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği, ancak borcun ifa edileceği günün, birlikte belirlenmesi halinde bu sürenin geçmesi ile temerrüdün gerçekleşeceği düzenlenmiştir. Şayet ifanın belirli süre içinde yapılması kararlaştırılmış ise, sürenin sonuncu günü dahi borç ifa edilmiş değilse, ihtara gerek bulunmaksızın borçlu temerrüde düşer -----TBK'nın 106.maddesi gereği.
Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur.TBK 107.
Maddesi uyarınca da Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir.TBK'nın 125/3. maddesinde; sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler.
Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. TBK'nın 234/1. maddesinde ise. "Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur." hükmü yer almaktadır. Menkul satışlarında alıcı ile borçlu aynı anda ifa ile yükümlü olup, bir başka deyişle satılan alıcıya teslim edildiği takdirde satıcı bedele hak kazanır.
Ancak, TBK'nın 234. maddesinde belirtildiği üzere, aksine sözleşme yapılması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasındaki --------- tarihli sipariş teklif formuna göre; nakliye dahil 1000m3 -------- g3 için birim fiyat 342,60-TL+KDV üzerinden 342.600,00-TL+KDV fiyat teklifi verildiği, teslim yerinin ---- olduğu, teslim tarihinin istenen zamana göre planlanacağının, ödeme süresinin 90 gün ve son çekim tarihinin 31/12/2021 olduğunun kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacı tarafından davalıya avans mahiyetinde, -----seri numaralı, ---- seri numaralı, ----bedelli çek olmak üzere toplam 344.268,00-TL'lik üç adet çek ile ödeme yaptığı, çek karşılıklarının davalı tarafça tahsil edildiği, davalının davacıya kısmi mal teslimi yaptığı ve teslim edilmeyen mal bedeli olarak ------banka kanalı ile davacıya iade edildiği konularında uyuşmazlık yoktur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; teslimi yapılmayan kısım için alacaklı temerrüdünün mü, borçlu temerrürdünün mü oluştuğu, davalının temerrüde düşmüş olması halinde davacının taleplerinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davalı taraf cevap dilekçesinde ve aşamalarda sunuğu yazılı beyanlarında; son çekim tarihinde hazır olan malların davacı tarafça teslim alınmaması nedeniyle alacaklı temerrüdünün oluştuğunu iddia etmiş ise de; sevk irsaliyelerinden anlaşıldığı üzere davalı tarafından -----tarihinde son teslimin yapıldığı,
yine ---------- gelen cevaba göre son çek tahsilatının 21/03/2022 tarihinde yapıldığı görülmüştür. Satış teklif formu, taraflar arasındaki fiili uygulama ile birlikte değerlendirildiğinde, davalının teklif formunda yazan 31/12/2021 tarihinden sonra da itiraz etmeksizin teslim yaptığı ve çek karşılığını tahsil ettiği bellidir.
Bu halde mahkememizce davalının alacaklı temerrüdü oluştuğuna dair iddiaları yerinde görülmemiş ve teslim borcunu tam olarak yerine getirmeyen davalı satıcının temerrüde düştüğü; satıcının temerrüdü halinde TBK'nın 212/1.maddesi gereğince borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği değerlendirilmiştir.Tüm dosya kapsamına göre; davalı satıcının, teslim etmediği kısmın karşılığını 15/04/2022 tarihinde davacı alıcıya iade ettiği, davacı alıcının ihtarnamesinin 22/04/2022'de davalı satıcıya tebliğ edildiği,
ihtarnamedeki iki haftalık sürenin bitiminde, yani 09/05/2022'de davalının temerrüde düştüğü, bu durumda davacı alıcının aynen ifa+gecikme tazminatı isteyemeyeceği ancak TBK'nın 213/2.maddesi gereğince denkleştirme tazminatı isteyebileceği, teknik bilirkişi raporuna göre; teslim edilmeyen kısmın (336,595 m3), ihtarname tarihindeki rayiç bedeli ile son çekim tarihindeki rayiç bedeli arasında 205.502,00-TL fark olduğu, ancak davacının davasını ıslah etmediği anlaşılmakla, maddi talebi gibi 1.000,00-TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş;
davacının manevi zararına dair bir delil sunmadığı anlaşılmakla, manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/908, K. 2024/918, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama