KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/40
- Karar No
- 2023/832
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2023
Karar Metni
1.329 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/40
KARAR NO : 2023/832
DAVA
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/03/2022
KARAR TARİHİ : 25/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili alacaklı şirket tarafından davalı borçlu aleyhine-----.
İcra Müdürlüğü'nün -----Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını ve davalı borçlu tarafından takibe, borca, faize, tüm ferilerine ve icra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilmesi üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğunu, davalı borçlu borca itiraz dilekçesinde adreslerinin ekli vekaletnameden ve mersis kayıtlarından da anlaşılacağı üzere yetkili icra müdürlüğünün----- İcra Müdürlüğü yetki sınırları içinde olduğunu iddia ettiğini,
ancak gerek icra dosyasında mevcut vekaletname incelendiğinde gerek davalı tarafın borca itiraz dilekçesi gerek vergi dairesi kayıtları ve gerekse de takip tarihi itibari ile davalı borçlu şirketin ticari sicil kayıtları incelendiğinde adresinin ---- İç Kapı No:----- ----- adresi olduğunu, bu nedenle davalı borçlunun yetki itirazının yerinde olmadığını, icra takibi usule uygun olarak davalı borçlunun ikametgahının bulunduğu yer icra müdürlüğünde açıldığını,
davalı borçlu tarafından müvekkili aleyhine ------Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ------Esas sayılı dosyasından 13/01/2022 tarihinde menfi tespit davası açılmış olup davanın derdest olduğunu, iş bu davanın tarafları ve dava konusu alacak ile davalı borçlu tarafından açılan menfi tespit davasının tarafları ve konusu alacağın aynı olması nedeni ile ve bu davayı açmada müvekkilinin hukuki menfaatinin olması nedeni ile iki dosyanın bağlantılı olması ve usul ekonomisi açısından birleştirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket ile davalı taraf arasında 20/03/2021 tarihinde Taşeron/Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını,
iş bu sözleşmenin konusu sözleşme kapsamında ve sözleşmenin ekinde yer alan iş takip formlarında detayları belirtilen inşaat işlerinin tamamlanarak davalı tarafa teslim ettiğini, davalı taraf, müvekkili tarafından eksiksiz olarak tamamlanarak kendisine teslim edilen 4 adet şube mağazasını kesin kabullerle teslim alıp dava tarihi itibarı ile işletmeye devam ettiğini, müvekkili alacaklı şirketin sözleşme gereği yapılıp davalı tarafa teslim edilen şube mağazalarının yapım işlerinden kaynaklanan işler nedeni ile davalı borçludan KDV dahil 838.227,40-TL alacağı bulunduğunu,
söz konusu alacağın faturaları düzenlenerek davalı borçluya gönderildiğini, ancak davalı borçlu tarafından faturalara itiraz edilerek söz konusu alacak müvekkil şirkete ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı borçlu aleyhine-----.
İcra Müdürlüğü’ nün -----Esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, davalı borçlunun icra takibine yaptığı itiraz hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi kötü niyetle yapılmış ve haksız itiraz olduğunu, bu nedenle öncelikle huzurdaki davanın----- Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ----Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine karar verilmesini, akabinde davalı borçlunun ----İcra Müdürlüğü’nün -------Esas sayılı dosyasında icra takibine yönelik haksız ve kötüniyetli itirazlarının iptaline ve takibin devamına,
davalı borçlu şirketin alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğunu, taraflarınca açılan davanın ise, aynı konudaki alacağın mükerrer takip yapılarak kesinleştirilmesi sonucu oluşan hukuki duruma ilişkin açılmış olduğundan ispat yükü ve içeriklerinin farklı olduğunu, bu nedenle davaların birleştirmesine muvafakat etmediklerini,----- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyasında alacaklı görünen davalı tarafça iki faturaya işletilen toplam 55.776,57 TL'nin faizi ile birlikte takibe konu edildiğini,
aynı faturaların ----İcra Müdürlüğü'nün----- Esas sayılı dosyasından müvekkiline gönderilen ödeme emri ile mezkur takibe konu edildiğini, ödeme emrinde fatura tarihleri, seri numaraları, tarafları ve bedellerin bire bir örtüştüğünü, ------Müdürlüğü'nün -----Esas sayılı takip dosyasından gönderilen 18.08.2021 tarihli ödeme emri müvekkiline 04.09.2021 tarihinde tebliğ olduğunu ve takibe 08.09.2021 tarihinde yapılan itirazı ile takibin durduğunu,
iki takibinde konusunu teşkil eden faturalara müvekkili tarafından ----- Noterliği'nin 05 Ağustos 2021 tarih ve ----- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile takiplerden önce TTK hükümleri doğrultusunda faturalar eklenerek ihtarname ile itiraz edildiğini, icra takibi açısından derdestlik bir takip şartı olduğunu, ilk takipten feragat etmeksizin açılan ikinci takibin mükerrer nitelikte olduğunu ve ikinci takipte geçerli bir borçtan söz edilemeyeceğini, ilk yapılan takipte süresinde itiraz ile takibin durduğunu, sonrasında ki takipte usulsüz yapılan tebliğ sonrasında itiraz süresi kaçırıldığını ve takibin şeklen kesinleştiğini,
şeklen kesinleşen dosyaya ilişkin 13.01.2022 tarihinde -----.
Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde------ Esas sayılı menfi tespit davası açılmak zorunda kalındığını ve bu dava ve takiplerde toplam 1.182.101,00 TL teminat yatırılmak zorunda kalındığını, müvekkili şirketin-----TC kimlik numaralı ---- ve ----- TC kimlik numaralı ----- tarafından müştereken kullanılan çift imza ile temsil edilebildiğini, davacı tarafça sunulan sözleşmenin tek imzalı olduğunu ve imzanın müvekkili şirket yetkililerinden hiçbirine ait olmadığını, aynı sahte sözleşme huzurdaki itirazın iptali davası dosyasına davacı tarafça 29.03.2022 tarihli delil dilekçesi ekinde de sunulduğunu,
davacının delili olan sözleşmenin sahteliğine ilişkin olarak -----Cumhuriyet Başsavcılığında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının iş yaptığını iddia ettiği-----bulunan 4 adet işyeri müvekkili şirkete ait olmadığını, -- işletmeleri olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine konu edilen faturaların içerik ve bedelleri aynen müvekkilin ----- firması olan ----- vergi numaralı----- Şirketi'ne de ihdas edildiğini, davacının aynı bedelleri müvekkilin ---- firmasından da istemesinin müvekkilinin bu tarz bir sözleşmede taraf olamayacağının da kanıtı niteliğinde olduğunu,
bu nedenlerle davacı tarafın hukuki ve pratik fayda içermeyen birleştirme talebinin mezkur davalarındaki talep ve konuların farklı olmaları nedeniyle reddine, dosyaya sunulan sahte sözleşmedeki müvekkili şirket yetkililerinin imzasının bulunmaması ve dolayısıyla iddia edilen yetki sözleşmesinin de geçersiz olması ve müvekkili şirket adresinin de -----Adliyesi yetki sınırlarında bulunması nedeniyle davanın öncelikle yetkisizlik nedeniyle reddine ve dosyanın yetkili ----- Adliyesi Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine,
aksi kabul halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedildiği iddia edilen 20/03/2021 tarihli "Taşeron/Yüklenici Sözleşmesi" kapsamında davacı tarafından üzerine düşen edinimlerin eksik olarak yerine getirilip getirilmediği, düzenlenen faturalar gereği alacağının olup olmadığı, başlatılan takibin haklı olup olmadığı ve taşeronluk sözleşmesinin 12. Maddesi gereği ----- İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili kılınması nedeniyle mahkememizin yetkili olup olmadığı hususlarıdır.
Dosyanın geçirdiği safahat incelendiğinde; ilk olarak açıldığı ----Asliye Ticaret Mahkemesince 06/10/2022 gün ve ------sayılı ilamıyla yetkisizlik kararı verildiği, dosyanın Mahkememize gönderildiği ve yargılama Mahkememizin----- Esas sayılı dosyası üzerinden sonuçlandırılmıştır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun uyuşmazlıkla ilgili “Sözleşmeden doğan davalarda yetki “başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, “yetki sözleşmesi” başlıklı 17. maddesi ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü ihtiva etmektedir.
HMK m. 17’nin ikinci cümlesine göre, “taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır”. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir.
Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar.
Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır.
Her ne kadar-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/10/2022 gün ve -----sayılı karar ilamı ile yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ise de iki tarafın dahil olduğu sözleşme incelendiğinde bu sözleşmenin 12. maddesinde yetkili mahkemenin----- Mahkemeleri olduğu hüküm altına alınmış olduğundan ve 6100 Sayılı HMK'nın 17/1. maddesine göre usulüne uygun yetki sözleşmesi düzenlenmesi durumunda davanın sadece sözleşmede öngörülen mahkemede açılabileceği hüküm altına alındığından davanın yetki yönünden reddine karar karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/40, K. 2023/832, 25 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama