KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/488
- Karar No
- 2026/192
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2026
Karar Metni
1.510 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/488
KARAR NO : 2026/192
DAVA
İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 09.07.2023
KARAR TARİHİ : 17.02.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası alanda tekstil üzerine ticaret yaptığını, davalı ------ davacı şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası olmadan bir süre para transferi yapıldığını, şirket muhasebecisinin davacı şirketi dolandırmak maksadı ile anlaşmalı olduğu şirket kasalarına yapmış olduğu para transferleri cari hesapların incelenmesi sonucu ortaya çıktığını ve Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, ----- Cumhuriyet Başsavcılığının ------soruşturma numarası ile şüpheliler hakkında soruşturma başlatıldığını,
davalı şirket yetkilisi Savcılık İfadesinde suçtan kurtulmak için davacı şirket ile ticari faaliyet sürdürdüğünü iddia etse de dosya ekine sundukları ticari defterlerin de görüleceği üzere davacı şirketin davalı şirket ile hiçbir ticari faaliyeti bulunmadığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında yapılan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, davacı şirket kasasından gönderilen paraların haksız bir şekilde zimmete geçirildiğini, gönderilen para karşılığı, konusu tekstil olan şirkete nasıl bir ürün satıldığı dahi yapılan arabulucu görüşmelerinde açıklanamadığını,
ne bir sözleşmeleri ne bir ürün teslimine ilişkin tutanakları ne de şirket yetkilileri ile gerçekleştirilmiş anlaşmaları bulunmadığını, işbu sebeple dürüstlük ilkesi gereği haksız yere elde edilen paraların iadesi gerekirken davalı borçlu şirketin icra dairesinde borca itiraz ederek işbu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, takip konusu tutarın davalı tarafça bilindiğini, aynı zamanda likit bir alacak olduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle;
davanın kabulünü, itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davada; ----.
İcra Dairesinin ------ esas sayılı dosyaya yapılan itiraza ilişkin olarak itirazın iptalini konu etse de söz konusu icra dosyasının konusunun "Haksız Kazancın İadesi" olarak belirtildiğini ancak ortada bir haksız fiilin varlığından söz edilemediğini, dava dilekçesinde davalıya ithaf edilen "dolandırıcılık" suçlamasına ilişkin şikayet hakları saklı kalmak kaydı ile kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için davacı şirketin muhasebecisinin faaliyetleri sebebiyle zarara uğradığı iddiasında muhatap, davalı şirketin değil muhasebeci olmalıdır ki zararın tazmininin ondan yapılması gerektiğini,
ortada bir haksız fiilin varlığı bulunmamakla birlikte davalı şirkete yapılmış bütün ödemelerin, davalı şirketin kayıtlarında mevcut olduğunu, bu ödemeler karşılığında davalı şirket tarafından üzerine düşen ifa yükümlülüklerinin yerine getirildiğini, bu durumun davacı tarafa düzenlenen e-faturalar ile de sabit olduğunu, davacı tarafa düzenlenen e-faturalara da davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, dava dilekçesinde herhangi bir teslimin yapılmadığı belirtilmiş olsa da bu iddiaların dinlenilebilmesi için öncelikle düzenlenmiş olan faturalara süresi içinde itiraz edilmesi gerektiğini,
e-fatura mükellefi bir şirketin kendisine düzenlenen faturadan haberinin olmaması hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, bu durumun davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olmasından anlaşılacağı üzere söz konusu ilişkide davalının usulüne uygun olarak basiretli bir tacir gibi hareket ettiğini, alınan ödemelerin ve düzenlenen faturalara ilişkin olarak ödenmesi gereken vergiler dahi ödendiğini, davalı şirketin BA-BS formlarında da bu durumun sabit olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin ve düzenlenen faturaların kendi ticari defterlerine işlenmemiş olmasının davacı tarafın kendi sorumluluğunda olmakla birlikte,
bu işlemlerin eksik yapılmış olmasının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinin de göstergesi olduğunu, tüm bu nedenler ve davalı şirketin ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda, davanın reddini, alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, her türlü harç ve yargılama gideri ile karşı vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davacının banka hesabından haksız şekilde davalıya ödendiği belirtilen 678.000,00 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı tarafından davalı aleyhine ----- İcra Dairesi'nin --- esas sayılı icra dosyasında 678.000,00 TL asıl alacak üzerinden icra takibine geçildiği, davalının borca ve ferilere itiraz ettiği, icra dairesinin yetkili olmadığını, yetkili icra dairesinin ------ İcra Müdürlüğü olduğunu beyan ettiği görülmüştür.
Davalının yetki itirazının kabulüne karar verildiği, dosyanın ---- İcra Dairesi'nin ----- esasına kaydedildiği, ödeme emrinin davalıya tebliğ edildiği, davalının borca ve faize itirazı ile takibin durduğu, davacı tarafça itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep edildiği anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1).
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1).
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Faturanın delil olarak kullanılabilmesi için taraflar arasında sözleşmenin bulunması gerekir. Fatura sözleşmenin ifası yönelik belge hükmündedir. Sözleşmenin kurulmasına yönelik fatura ispat külfeti açısından sonuç doğurmaz. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunun ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı sözleşmenin bulduğunu ve faturaya konu malın davalıya teslim edildiğini ispat etmesi gerekir.
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa fatura ispat külfeti açısından sonuç doğurmaz. Ayrıca faturanın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği davacı tarafça ispatlanması gerekir. Davanın taraflarının ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmuş, davalı taraf ise sunmamıştır.
Hazırlanan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacıya ait ticari defterlerin kanuna uygun şekilde tutulduğu, davacı lehine delil teşkil ettiği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 678.000,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Davacı taraf esasen, davalı hesabına gönderilen paralar karşılığı davacının davalıdan bir hizmet ya da mal almadığını iddia etmektedir.
Dosya arasına gelen Ba/Bs formlarına göre, davacının davalıdan KDV hariç 617.287,12 TL alım yaptığı, yine davalının davacıya KDV hariç 617.287,12 TL satım yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından yapılan alıma ilişkin resmi bildirim dikkate alındığında, davacının davalıdan mal ve hizmet almadığına dair iddiasına itibar edilmemiştir.
Davacı taraf, kendi şirket personelinin yaptığı hileli işlemler ile davalıya kazanç sağladığını iddia etmiş ise de davacının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü dikkate alındığında bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir. Kaldı ki dava konusu olayla ilgili davalı şirketin yetkilisi olan ---- hakkında ----- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ------ soruşturma sayılı dosyasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ve karar kesinleşmiştir.
Davacı şirketin muhasebecisi ----- sanık, davacı şirket yetkilisi ----- müşteki olarak yer aldığı -----.
Asliye Ceza Mahkemesi'nin ------- esas sayılı dosyasında, davalı şirket yetkilisinin sanık sıfatının bulunmadığı, yargılamanın davalı şirketle ilgili olmadığı, davacı şirket muhasebecisinin davacı şirketi suç teşkil eden eylemlerle zarara uğrattığı iddiasıyla yargılama yapıldığı, davalı şirket yetkilisi ------ tanık sıfatıyla mahkemedeki ifadesinde, davacı şirket muhasebecisini tanımadığını, kendisinin ihalelere girdiğini, kendisinden peynir ve süt ürünü alındığını, satış bedelinin ödendiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Davalı şirket yetkilisi hakkında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
tarafların Ba/Bs formlarının uyumlu olması, davacı şirketin davalıdan mal aldığına dair bizzat bildirimde bulunması, basiretli tacirin almadığı bir ürün ya da hizmet karşılığında bildirimde bulunmasının beklenemeyecek olması birlikte değerlendirildiğinde davacının iddiasını ispat edemediği anlaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/488, K. 2026/192, 17 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama