KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/545
- Karar No
- 2024/860
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2024
Karar Metni
1.532 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/545
KARAR NO : 2024/860
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 31/07/2023
KARAR TARİHİ : 15/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete çeşitli zamanlarda gıda malzemesi satıldığını ve bu satışlara ilişkin olarak müvekkili şirketçe davalı şirkete faturalar düzenlendiğini, düzenlenen faturalara davalı tarafından herhangi bir itiraz söz konusu olmadığını, iş bu faturalardan kaynaklı olarak davalı şirketten 9.256,65 TL bakiye alacak defaatle talep edilmesine rağmen müvekkili şirkete ödenmemiş olduğunu, fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine,
müvekkili şirketçe davalı şirket aleyhine ---- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı icra dosyasıyla başlattıkları icra takibine, davalı borçlu şirket tarafından haksız ve kötüniyetli itiraz edilmiş olduğunu, müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde davalı borçlunun itirazında haksız ve kötüniyetli olduğunun ortaya çıkacağını, davalı borçlu şirket itirazında haksız ve kötü niyetli olup, akabinde taraflarınca arabuluculuğa başvurulmuşsa da bu süreçte davalının müzakereler esnasında borcunu kabul ettiğini fakat ödemeyeceğini belirtmiş olduğunu,
sonucunda taraflar arasında anlaşma sağlanamaması nedeniyle anlaşamama tutanağının tutulduğunu ileri sürerek borçlu şirketin taşınır, taşınmaz malvarlığı değerleri üzerine ve üçüncü kişilerle bulunan hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20' den az olmamak üzere hakkında icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap sunmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, faturaya dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd. maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, -----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı İcra Dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş,
---- Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edimiş, ----- tarafların ticaret sicil kayıtları dosya arasına alınmış, 24.07.2024 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali istemine konu, ----İcra Müdürlüğünün----- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde.
04.05.2023 tarihinde başlatılan takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin 9.256,65-TL toplam alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 15.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 17.05.2023 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçeleri sundukları, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 31.07.2023 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 9.256,65-TL alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi tarafından düzenlenen 24.07.2024 tarihli raporunda özetle, "Davacı Şirketin 9.256,65 TL asıl alacak talebi üzerinden harçlandırmak suretiyle, itirazın iptali istemli olarak davalı şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu itirazın iptali davasında; davacı şirketin, davalı şirketten, takip/dava tarihi itibarıyla içeriğinde takip dayanağı yapılan üç adet faturanın da yer aldığı faturalara dayalı açık cari hesaptan kaynaklanan talebi gibi 9.256,65 TL asıl alacak bakiyesinin bulunduğu" yönünde görüşlerini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
davacı şirketin davalı şirkete gıda malzemesi satışı yaptığı, bu satışlara ilişkin takibe konu faturaları düzenlediği, davacının ticari defterlerinde davalıdan 9.256,65 TL asıl alacağının bulunduğunun tespit edildiği, davalının davaya cevap vermediği, usulüne uygun ihtara rağmen ticari defterlerini incelemeye sunmadığı anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre.
Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1).
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1).
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür.
Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir.
Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur.
Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir.
Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir.
Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir.
Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Yukarıdaki açıklamalar kapsamında davacının ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra inkar tazminatı yönünden.
İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır.
Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir.
Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.Eldeki davada, alacak satım sözleşmesinden kaynaklanmakta olup likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 9.256,00-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/545, K. 2024/860, 15 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama