KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/861
- Karar No
- 2025/381
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
Karar Metni
1.187 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
2024/861 Esas
KARAR NO:2025/381
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/11/2024
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu ile müvekkili arasında davacı müvekkilin emlak komisyonculuğu hizmetini yerine getirmesi ile hak etmiş olduğu hizmet bedelinin davalı tarafından ödenmemesi sonucunda hizmet bedelinin tahsili için ------ sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, taraflarınca icra takibi başlatıldıktan sonra davalı yan müvekkilinin banka hesabına yalnızca hizmet bedeli ödenmiş akabinde borcu ödendiği beyan edilerek faize ve ferilerine itiraz edildiğini, her ne kadar arabuluculuk kanun yoluna başvurulmuş ve görüşme sağlanmışsa da görüşmelerde anlaşma sağlanamadığını,
icra takibi başlatılan işbu takibe itirazın icra vekalet ücreti ve icra masrafları yönünden iptali ve takibe bu yönden devam edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dosyaya ilişkin ödeme emri ve dayanak belgelerinden alacaklı tarafından --------- açıklamasıyla faiziyle birlikte 246.465,21-TL’'nin talep edildiği anlaşıldığını, zaman aşımı itirazımız da dahil Diğer tüm itiraz sebeplerimiz saklı kalmak kaydıyla, takip konusu alacak ödeme emri tarafımıza tebliğ edilmeden önce 21.08.2024 tarihinde ödendiğini, borcu kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili şirketin işlettiği ----adresindeki ------ satış mağazasında borcu karşılar değerde gıda maddesi bulunmakta olduğunu, takip konusu borcun tümüne ve bu borca ilişkin faiz, masraf,
harç ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere tüm ferilere yapmış olduğumuz itiraz çerçevesinde, İİK 66 gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesini ve İİK 62. maddesi çerçevesinde itirazının bir suretinin alacaklı vekiline tebliğini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67. vd maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Davacı, davalı ile aralarındaki ticari ilişki bulunduğunu, ticari ilişki kapsamında davalıya faturanın gönderildiğini, davalının bakiye fatura alacağını ödemediğini, fatura alacağı için icra takibine geçildiğini, takip tarihinden sonra asıl alacağın ödenmesine rağmen icra takip dosyası ferilerinin ödenmediğini, takibin icra ferileri yönünden devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı,
tüm borcun ödendiğini beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış,---------- sayılı İcra Dosyası ---- üzerinden dosya içerisine alınıp incelenmiş, -----tarafların --- kayıtları dosya arasına alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.İtirazın iptali davası,
müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır.İtirazın iptali davalarında alacak borç durumu takip tarihi itibariyle hesaplanır.
Borçlunun takipten önce yaptığı ödemenin varlığı anlaşılırsa ödenen miktar yönünden davanın esastan, takip ile dava tarihi arasındaki ödemenin varlığı anlaşılırsa bu miktar yönünden itirazın iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. ---------İcra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir.
Dolayısıyla takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır.
Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse -veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa- bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.
Nitekim aynı ilke ------------sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Takip tarihinden sonra yapılan ödemenin alacağın hangi bölümünden mahsubu gerektiği kanusunda TBK 100/1. madde hükmü gözetilmelidir. TBK 100/1. maddeye göre borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir.
Bunun karşı anlamına göre borçlu faiz ve masrafları ödemede gecikmiş ve özellikle vadesinde borcu ödemediğinden temerrüt faizi işlemeye başlamış ise yapılan ödemelerin öncelikle masraf ve faizlerden mahsubu gerekir.Somut olayda, davalı tarafından dava tarihinden önce takip tarihinden sonra yapılan ödemeler yönünden TBK 100 md gereği işleyecek faiz hesabı yapılarak yapılan ödemelerin öncelikle işleyecek faizden bakiye kalanın asıl alacaktan düşülmesi gerekmektedir.
Dava konusu alacak fatura alacağına ilişkin olup davacının işlemiş faiz talep edebilmesi için davalının icra takibinden önce ayrıca temerrüte düşürülmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bu yönde sunulmuş bir delil olmuş bulunmadığından davacının işlemiş faiz talebi yerinde değildir.
Davacı tarafça icra takibinde TBK 100 uygulanması talep edilmiş ise de iş bu dava da davacının bu yönde bir talebi bulunmamakta, sadece icra takibinden sonra dava tarihinden önce yapılan ödemeler sebebiyle icra vekalet ücreti, icra harç ve masrafları yönünden takibin devamı talep edilmektedir. Bu sebeple davacının alacağı yönünden TBK 100 gereği hesaplama yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Davalı tarafından takip tarihinden sonra dava tarihinden önce asıl alacak tutarını ödemiş ise de haklı olan icra takibine ilişkin icra vekalet ücreti, takip sonrası işlemiş faiz,harç ve masrafların tamamından da sorumludur.
Tahsil harcı ise zaten devlete ödenecek bir tutar olduğundan iş bu davaya konu edilmesi mümkün değildir.-----------Ayrıca davalının cevap dilekçesinde belirttiği gibi ödeme emrinin tebliğinden önce yapılan ödemelerde tahsil harcının alınmaması ve vekalet ücretinin 3/4 üzerinden hesaplanması gerekmekte olup bu husus infaz aşamasında icra müdürlüğü tarafından resen ele alınacaktır.
Öte yandan icra vekalet ücreti, takip sonrası işlemiş faiz, başvuru ve vekalet harcı ile sair takip masraflarına ilişkin hesap icra müdürlüğünce yapılacağından, mahkememizce bu kalemlere ilişkin hesap yapılmamıştır.
Az yukarıda belirtildiği üzere davacının işlemiş faiz talebinde bulunmayacağı nazara alınarak davanın kabulüne, davalının ---------- esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı tarafından takip tarihinden sonra dava tarihinden önce kısmi ödeme yapılması dikkate alınarak tahsilat tarihi itibariyle bakiye kalan (davacının işlemiş faiz talebi dışlanmak suretiyle yalnız asıl alacak nazara alınarak) icra vekalet ücreti, takip sonrası işlemiş faiz,
başvuru ve vekalet harcı ile sair takip masrafları yönünden takibin devamına karar verilmiştir. ----------İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. ---------- Dosyaya konu asıl alacağın dava tarihinden önce ödenmesi sebebiyle icra inkar tazminatı talep edilemeyeceğinden davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından dava konusu asıl alacağın dava tarihinden önce ödenmesi sebebiyle bakiye kalan icra vekalet ücreti, takip sonrası işlemiş faiz, başvuru ve vekalet harcı ile sair takip masrafların icra dairesi tarafından ödeme anında tespit edileceği nazara alınarak davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına kanaat getirilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/861, K. 2025/381, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama