KÜNYE
- Mercii
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/688
- Karar No
- 2026/46
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2026
Karar Metni
1.292 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/688
KARAR NO : 2026/46
DAVA
İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01.08.2025
KARAR TARİHİ : 13.01.2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili----- arasında ticari bir ilişki olduğunu, söz konusu ilişki kapsamında,---- Şubesi tarafından keşide edilen ve lehtarı müvekkili olan, ------ seri numaralı, 550.000,00-TL tutarındaki tacir çeki müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin, bu çeki henüz herhangi bir kişiye ciro etmemiş, hazır olarak muhafaza etmekteyken, çekin kaybolduğunu/çalındığını fark ettiğini, ---- Cumhuriyet Başsavcılığının ----- soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu ve ---- Ticaret Mahkemesinin ------ esas sayılı dosyası nezdinde çek iptali davası açıldığını, söz konusu iptal davasında,
mahkeme tarafından verilen ara karara istinaden taraflarına teminat yatırıldığını ve ödememe konusunda ihtiyati tedbir kararı alındığını, davaya konu çekin iptali hususu ilan aşamasına geldiğinde ---- isimli bir şahsın, davaya müdahil olarak katıldığını, çeki elinde bulundurduğunu ve kendisine çeki ---- isimli kişinin verdiğini beyan ettiğini ancak ----- isimli şahsın beyanındaki ---- müvekkili ile bir hukuki-ticari-şahsi ilişkisinin olmadığı açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin ------ şekilde tanımadığını, aralarında herhangi bir ticari veya şahsi ilişki bulunmadığını,
müvekkilinin çeki ciro ettiği iddia edilen ---- adını ilk kez davalı ----- iddiası ile duyduğunu, taraflar arasındaki tüm banka kayıtları, vergisel muhasebesel kayıtlar, banka kayıtları vs incelendiğinde de hiçbir ilişki bulunmadığının açıkça ortaya çıkacağını, tüm bu nedenlerle; tüm talep ve dava hakları ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;
müvekkiline ait olup rızası dışında elinden çıkan ---- seri numaralı, 550.000,00-TL bedelli çekin davalı ------ alınıp müvekkiline iadesini, dava süresince ilgili çekin tahsil veya ödemesinin önlenmesi amacıyla çek hakkında ödeme yasağı kararının devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ------ vekili cevap dilekçesinde özetle; istirdat davasının İcra İflas Kanunu’nun 72. Maddesi ile düzenlendiğini, borçlu olmadığı halde icra takibi sonucu borçlu konuma düşen kişinin, icra takibinin kesinleşmesiyle, cebri icra tehdidi altında ödemiş olduğu paranın iadesi amacıyla açmış olduğu dava olduğunu, icra takibinde borçlu görünen kişinin, çeşitli nedenlerle takibe itiraz etmediğini veya edememiş olabileceğini ya da yapmış olduğu itirazın, ilgili mercii tarafından kaldırılmış olabileceğini, bu gibi durumlarda borçlu görünen kişinin takibin kesinleşmesi ile birlikte haciz tehdidi altında bulunduğunu,
borçlu görünen kişinin menkul ve gayrimenkullerine haciz konulmuş olmasının kişi açısından telafisi mümkün olmayan zararlara yol açabileceğini, bu durumda kişinin, gerçekte borçlu olduğunu kabul etmediği bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını ve ödemiş olduğu paranın iadesi için ise istirdat davası açtığını, bu anlamda istirdat davasının amacının, icra takip konusu olan borcu ödemeye zorlanan kişinin, esasında borçlu olmadığının tespiti ile ödenen paranın iadesi hakkında mahkemece hüküm verilmesi olduğunu,
istirdat davasının nedeninin gerçekte borçlu olmayan kişinin cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı paranın iadesi olduğunu, bu nedenle hakkında haksız ve hukuka aykırı şekilde başlatılan ve kesinleşmiş bir icra takibi bulunan kişinin ödemek zorunda kaldığı paranın verilecek hükümle iadesi ve aynı zamanda kişinin borçlu olmadığının tespitinin amaçlandığını, davacının, davaya konu çek ile ilgili herhangi bir ödeme durumu ve icra baskısı yaşamaması,
davaya konu çekin ödeme yükümlülüğünün davacıda değil ilgili çek keşidecisinde olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davaya konu çekin arka yüzü dosyada mevcut olmadığından detaylı savunmalarını yapamadıklarını, müvekkilini ilgili çekte cirosu olmaması halinde pasif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davaya konu çeke istinaden yapılan bir ödeme söz konusu ise ilgili ödemeyi yapması gereken çek keşidecisi olacağından, mevcut dava açma hakkının da çek keşidecisinde olacağından, aktif husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacının,
her ne kadar müvekkili ile bir tanışıklığı ve ticareti olmadığını beyan etse de cevap dilekçesi ekinde sunulan yazışmalar ve ödeme dekontlarından anlaşılacağı üzere açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, tüm bu nedenler ve Mahkemece re’sen dikkate alınacak nedenlerle; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, davacının, davaya konu çek miktarı üzerinden %20 oranından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu konusu----- Şubesi 17.07.2025 keşide tarihli ------ seri numaralı, 550.000,00-TL tutarındaki çek alacağı karşılığında diğer davalı ------ tarafından müvekkiliNe ciro edildiğini, ciro silsilesinin düzgün bir biçimde gerçekleştiğini ve çeki elinde bulunduran kişinin müvekkili olduğunu, davacının diğer davalıya karşı borcu olmadığı yönündeki iddialarını yazılı delille ispat etmek zorunda olduğunu, Türk Ticaret Kanunu uyarınca çek, poliçe ve bono gibi kıymetli evrakların “illetten mücerrettir.” olduğunu, çekin, düzenlenme sebebinden bağımsız, soyut bir borç ikrarı olduğunu,
çekin devriyle birlikte hamil lehine bağımsız bir alacak hakkı doğacağını, Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin, ---- esas, ------ Karar sayılı ilamında:“Çek, illetten mücerret bir kıymetli evrak olup, hamilin çeki iktisap ederken kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı sürece, temel ilişkiden doğan def’iler hamile karşı ileri sürülemez.” şeklinde olduğunu, bu nedenle davacının ileri sürdüğü,
çeki rızası dışında elinden çıktığı ve müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddialarının, müvekkili yönünden bağlayıcı olmadığını, davacı tarafın her ne kadar çeki keşide eden------ ile aralarında yalnızca ticari ilişki olduğunu belirtmişse de söz konusu şirketin tek yetkili ve sahibinin de yine davacı ----- olduğunu, söz konusu çekin davacının kendi el ürünü olan imzası ile ---- ciro edildiğini ve ---- da çeki müvekkiline ciro edildiğini, söz konusu iddiaların tamamen çeki sürüncemede bırakmak ve alacağın ödenmesini geciktirmeye yönelik olduğunu,
çek aslının müvekkili ------ elinde olup davacı tarafından çekine karşılıksızdır ibaresi vurulmaması ve borcunu ödemek için zaman kazanmak adına böyle bir yola başvurduğunu ancak söz konusu çeke itibar eden müvekkilinin huzurdaki dava ve tedbir nedeniyle alacağına kavuşamadığını, tüm bu nedenlerle; davacı tarafından ikame edilen mesnetsiz davanın müvekkili yönünden reddini, ----- Şubesi 17.07.2025 keşide tarihli ------ seri numaralı çekin tahsil edilebilmesi için üzerindeki ödeme yasağının kaldırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE
Dava; çek sebebiyle istirdat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesi uyarınca;" Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, dava konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır."
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı kanunun 31. maddesi ile yapılan değişiklik ile. 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.
7445 sayılı Kanunun 31. maddesi ile TTK'nın 5/A-1 maddesinde yapılan değişiklik ile menfi tesbit ve istirdat davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış ve aynı yasanın geçici 1. maddesine göre.
6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hükmün, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir.Somut olayda dava, ticari nitelikli bir istirdat davası olup 01.08.2025 tarihinde açılmıştır. Bu bakımdan dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk kapsamındadır.
Davacı tarafça dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğu sabittir. Davacı vekilinin duruşmadaki beyanı da bu yöndedir. Anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenleme ise mevcut değildir.Açıklanan sebeplerle dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/688, K. 2026/46, 13 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama